Duffer Kardeşler’in Stranger Things sonrası planı: The Talisman

İki kısım hâlinde yayımlanan 4. Stranger Things sezonunun finali için son düzlüğe girmişken, serinin yaratıcıları Ross ve Matt Duffer da çeşitli mecralara demeçler vermeyi, hikâyenin akıbeti ve üzerinde çalıştıkları diğer projeler hakkında ipuçları paylaşmayı sürdürüyor. İkilinin sık sık dillendirdiği üzere -ve de çok da şaşırtıcı olmayan biçimde- Stranger Things’in ilham kaynakları arasında Steven Spielberg filmleri ve Stephen King romanları yer almakta. Variety’ye verdikleri son röportajda, “kahramanları” olan bu iki ismin de parçası olacağı The Talisman projesine dair yeni detayları aktardılar.


Stephen King ve Peter Straub’un ortaklaşa yazdığı epik The Talisman romanının haklarını, kitap 1984’te yayımlanmadan iki sene önce, o dönem kariyerinde ciddi bir yükseliş yaşayan Steven Spielberg elde etmişti. Uzun metrajlı bir filme dönüştürmek için birkaç girişimde bulunsa da bir türlü hayata geçmeyen bu proje, 40 yılın ardından Duffer Kardeşler’in vizyonuyla bir Netflix dizisine uyarlanıyor. Dizinin ilk bölümü için hâlihazırda ellerinde bir senaryo taslağı olduğundan ve Spielberg ile bir toplantı yaptıklarından bahsediyor ikili.

Spielberg’e dair en çok sevdikleri şeylerden biri, hikâye anlatma sanatına olan tutkusuymuş ve onun rüya projelerinden olan The Talisman için de kendisiyle benzer hisler taşıyorlarmış. Yine birçok doğaüstü ögenin yer alacağı bir anlatı tasarladıklarını fakat nihayetinde dizinin özünün bir anne ile oğlunun birbirine beslediği sevgi hakkında olduğunu anlatıyorlar. Hatta Stranger Things’te olduğu gibi The Talisman’da da bir “başka evren” detayı var. 

Bahsi geçen proje için hedeflenmiş bir prömiyer tarihi bulunmuyor fakat Stranger Things’in 1 Temmuz’da dönüş yapacağını anımsatalım. 4. sezon finali öncesi hafızasını test etmek isteyenlere bir quizimiz de var.

Türkçeye İnkılap Kitabevi ve Sayfa6 Yayınları tarafından, Tılsım adıyla kazandırılan The Talisman’in konusu şu şekilde: “Jack Sawyer 12 yaşında mutlu bir çocukken; yaşamı, babasının ani ölümü, ardından da annesinin ölümcül bir hastalığa yakalanmasıyla tepetaklak olur. Annesi, Jack’i alarak ülkenin diğer ucundaki bir otele götürür. Aslında amacı, babasının iş ortağı Morgan Sloat’tan onu uzaklaştırmaktır. Sloat ne kadar güvenilmezse, Jack’in en yakın arkadaşı olan ve bu yolculukta onu yalnız bırakmayan oğlu Richard da o kadar dürüsttür. Jack orada tanıdığı yaşlı lunapark görevlisi Hızlı Parker’dan, ‘Diyar’ diye anılan başka bir evrenden getireceği bir Tılsım ile annesini iyileştirebileceğini öğrenir. Hızlı; ona kolaylıklar sağlayacak sihirli bir gitar penası ve evrenler arası gidiş gelişi için acı bir iksir verir. Bahsi geçen Diyar, hem bir cennet hem de çok zorlu, hem de insanüstü yaratıkların tuzaklarıyla dolu bir cehennemdir.”