Tsar B, Tortoise ve bu hafta başka ne dinlesek?
Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal
Haftanın yeni müzikleri: Tsar B, Tortoise, Little Simz, Kara-Lis Coverdale, Jens Lekman, Baxter Dury, ARKADAŞ, Guerilla Toss, Maruja, Stereolab, Parcels ve dahası…
Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.

TEKLİ: Tsar B – Amor
(Bağımsız)
Tsar B ve “gece kadar karanlık bir R&B” olarak tanımladığı parçalarına sosyal medya platformlarında milyonlarca kez izlenmiş dans videolarından aşina olabilirsiniz. 2025’te yayımladığı ilk yeni müzik olan “Amor” için ilhamı barok ustası Claudio Monteverdi’nin çarpıcı soprano solosu “Lamento della Ninfa”da bulmuş Belçikalı müzisyen. Tüm evreni kıran bir kalp kırıklığını şarkılaştıran “Amor” için eşi Lennert Madou tarafından çekilen video klip de mitolojik çağrışımları ve animatronik kuşun üzerinde yükselen Tsar B ile çarpıcı bir eşlikçi.
TEKLİ: Stereolab – Fed Up With Your Job / Constant And Uniform Movement Unknown
(Warp Records / Duophonic)
İngiltere’nin kült kraut-pop kolektifi Stereolab, geçtiğimiz ilkbaharda 15 yıl aradan sonra yayımladığı Instant Holograms on Metal Film ile dönüşünü yapmıştı. Şu sıralar ABD turnesinde olan grup, şimdi de iki yeni tekliyle karşımızda. “Fed Up With Your Job”, isminden de anlaşılacağı gibi sistem yorgunluğunu ve bitmeyen çalışma döngüsünü ironik bir neşe, motorik ritimler ve analog synthlerle örülü bir şekilde anlatmakta. “Constant And Uniform Movement Unknown” ise grubun daha deneysel tarafını öne çıkarıyor; soyut elektronik dokular ve tekrar eden melodiler, durağanlıktan pek hoşlanmıyor.

ALBÜM: Mark William Lewis – Mark William Lewis
(A24 Music)
Bağımsız film prodüksiyon ve dağıtım şirketi A24, nisan ayında A24 Music adıyla bir de plak şirketi başlattığını duyurmuştu. Anlaştıkları ilk müzisyen olan Mark William Lewis’in kendi ismini taşıyan albümü ise şirketin ilk yayını. Lewis’in bariton sesi, abartıya kaçmayan elegant aranjmanlar ve siyah beyaz kapak görseliyle sinematik bir hava yakalayan albüm, A24 için mükemmel bir giriş diyebiliriz. Müzisyenin yarattığı ses dünyası rafine, nereye gittiğini bilen ve kendini -iyi anlamda- ciddiye aldığına bir izlenimle bırakıyor dinleyeni. Özgünlüğüyle heyecanlandıran işin şüphesiz bir karanlığı olsa da şairane ve ilginç tarafını gölgede bırakmıyor.
TEKLİ: Tortoise – Layered Presence
(International Anthem / Nonesuch Records)
Geçtiğimiz haftalarda “Oganesson” adlı tekliyle sessizliğini bozan ve sihrinden bir şey kaybetmediğini gözler önüne seren Tortoise, dokuz yıllık arayı kapatacak yeni albümü için 11 Kasım’a randevu verdi. Marta Sofia Honer, Skip VonKuske, and Tucker Martine gibi konukların katkılarını da barındıran albüm üç ayrı şehirde kaydedilmiş. Tortoise denince akla gelen ses tasarımı – caz – krautrock kokteylinin en usul ve acelesiz örneklerinden biri olan “Layered Presence” da albüm için ısınma turlarının ikinci durağı. Mikel Patrick Avery imzalı klibi de yılın şu âna kadarki en iyi videolarından biri. Hemen buradan izlenebilir.

ALBÜM: Baxter Dury – Allbarone
(Heavenly / GRGDN Müzik)
İngiliz müzisyen Baxter Dury, bir punk ikonu olan babası Ian Dury’nin gölgesinden çıkalı çok oldu. 2000’lerin başlarında babasının kaybından sonra başlayan kariyeri birçok farklı türü denediği ve genelde de başarılı olduğu dikkat çekici albümlerle dolu. Son işi Allbarone, müzisyenin 2021’de Fred Again ile çıktığı turnenin etkisi ve 2024 yazını ele geçiren Charlie XCX’in Brat isimli albümü tarzında bir şeyler yapmak istemesiyle ortaya çıkmış. Sonuç ise prodüktör Paul Epworth’ün de katkılarıyla oldukça hareketli; Giorgio Moroder, Todd Terje gibileri ama en çok da John Grant’in son dönem işlerini hatırlatan bir dans – pop albümü. Enerjisi iyi başlasa da gittikçe tekdüzeleşen bir hâli olduğunu da itiraf etmeli. Yine de ev partilerinde yardımcı olacaktır.
ALBÜM: snuggle – Goodbyehouse
(Escho)
Baby In Vain’den Andrea Thuesen ve Liss’ten Vilhelm Strange’i bir araya getiren snuggle’ın ilk uzunçaları vedalar üzerine kurulmuş; insanlara, mekânlara, sabit bir “ev” fikrine… 10 şarkılık kayıtta bu vedaların ağızda kalan hüznü kadar yeni başlangıçlarla flörtleşmenin heyecanı ve zararsız kalp çarpıntısı da var. Albümün geneli, şatafatsız ve huzurlu gitar yürüyüşleri ile aynı şekilde tasvir edebileceğimiz vokallerle dolu. Goodbyehouse’un temelini melankoli oluşturuyor; vedalarla uğraşmasından olabilir, sanki albümün kendisi çoktan buradaymış ve onu yeniden hatırlamışız gibi nostaljik bir his geçiriyor dinleyene.

ALBÜM: Tomas Fujiwara – Dream Up
(Out of Your Head Records)
Brooklynli davulcunun performans mekânı Roulette Intermedium tarafından sipariş edilerek, New York Eyaleti Sanat Konseyi (NYSCA) ve Robert D. Bielecki Vakfı tarafından fonlanan Dream Up, özellikle bir perküsyon dörtlüsü için bestelenmiş. Denklem tadında desenler ve soyut izlenimler yaratmayı seven Fujiwara çağdaş, deneysel ve doğaçlama cazda farklı yorum ve güruhlardan deneyimlerini tek bir albümde birleştirirken, gizem ve merak hisleriyle örülü dokuları albüm aktıkça yerini manik ve kimi zaman düşünceli kompozisyonlara bırakıyor. Vibrafonist Patricia Brennan, perküsyoncu Tim Keiper ve taiko davulcusu Kaoru Watanabe’nin kendisine zirve formlarında eşlik ettiği koleksiyonda Fujiwara, keşifçi yaklaşımı akış süresince hiç elden bırakmadığı bir icrayla hareket ediyor.
TEKLİ: Little Simz – Don’t Leave Too Soon
(Netflix Music)
Bazı müzisyenler formlarını bulduğunda her dokundukları altın oluyor. Daha yeni pek harika altıncı albümü Lotus’u yayımlayan İngiliz rapçi Little Simz, şimdi de 3 Ekim’de Netflix kataloğuna eklenecek Cillian Murphy’li Steve filmine yaptığı tema müziğiyle karşımızda. Sosyal ve davranışsal problemli çocukların yer aldığı bir okulda geçen film üzerine şarkısı da bu dışlanmışlık hissini barındıran öz ama güçlü sözler ve şık jungle ritimlerden oluşuyor.

ALBÜM: Kara-Lis Coverdale – A Series of Actions in a Sphere of Forever
(Smalltown Supersound)
Ses tasarımı ve duygusal belirsizlik konularındaki ustalığını bir kez daha gözler önüne serdiği From Where You Came’den yalnızca dört ay sonra salıverdiği beşinci stüdyo albümünde Coverdale, kendini akustiğe vererek piyanonun rezonansını, gecikmeli çürümelerini ve sustain’i öne çıkarıyor. Notalarından öte alan tanıdığı boşluklar, duraksamalar ve mesafelerle tanımlanan albümünü “Sessizlik, var olmayan bir şey değildir.” diyerek tarif eden müzisyenin icrasında tuşları ve parmaklarını, bunların yankısını duymak, dinleyeni herhangi bir melodi tanımaya çalışma alışkanlığının ötesine geçiriyor. Mekâna ve yarattığı sese yakınlaşmak, elektronik ve senfonik olanı pürüzsüzce birbirine harmanlayabilmesiyle bilinen bir besteciyi böylesine çıplak ve olabilecek en duru hâlinde işitmek yoğun ölçüde içsel bir yolculuk. Tek başına bir gece vakti veya gözler kapalıyken dinlenmeli.
TEKLİ: ARKADAŞ – Yaz Bitti
(Bağımsız)
2024 yazında ilk teklisini yayımlayan İstanbullu electropop müzisyeni ARKADAŞ, kendi başına yazıp kaydettiği bestelerinde açık sözlü ifadelerine düşsel atmosferlerle buluşturduğu bir üslup benimsiyor. Bu yıl paylaştığı beşinci tekli olan “Yaz Bitti”, vintage tonlarıyla yaz aşklarının nostaljisini harlıyor. Bu parça aynı zamanda ARKADAŞ’ın dört parçadan oluşacak yeni EP’sinin de ilk adımı.

ALBÜM: Jens Lekman – Songs For Other People’s Weddings
(Secretly Canadian)
Jens Lekman, dinleyeni türlü duygularla sarıp sarmalayan içten şarkılarla ördüğü diskografisine tam sekiz yıllık aranın ardından yeni bir albüm ekledi. Bu kez tematik bir albümle karşımıza çıkacak İsveçli müzisyen, hayali bir düğün şarkıcısına dönüşerek yazmış yeni şarkılarını. David Levithan eşliğinde yazdığı ve albümle aynı ismi verdiği kitabı da geçtiğimiz ay yayımlayan müzisyen, Songs For Other People’s Weddings’in çıkış noktasını şöyle özetlemiş: “Bir hikâyesi olan bir konsept albüm (belki de bir rock operası?) yapma fikri yasaklı gibiydi -ki bu genelde benim için doğru yolda olduğumun işaretidir. Anlatı tabanlı tematik albümleri araştırırken, hayatım boyunca en sevdiğim albümlerden biri olan Frank Sinatra’nın Watertown’unun aslında tam da böyle bir şey olduğunu fark ettim. Bir plak süresi boyunca kronolojik bir hikâye anlatan bir albümdür. Müzikallerden ya da rock operalardan hiçbir zaman hoşlanmamış biri olarak, bu albüm bana ilham verdi.”
TEKLİ: Yumi Zouma – Drag
(Nettwerk Musik Group)
Yeni Yumi Zouma parçası baskın bir bas yürüyüşüyle grunge bir modda başlayıp akılda kalıcı nakaratına hızlıca ulaşıyor ve son düzlükte bütün sinematik havasının doruğa ulaştığı bir kapanış yapıyor. Grup yeniteklisini, “RoboCop ve The Fifth Element’in bir crossover filmi olsaydı bu parça da soundtrack albümünde yerini alırdı.” diye tanıtıyor ve bütün bu geç 90’lar ilhamları da “Drag”de hemen anlaşılıyor zaten. Yeni Zelandalı ekibin yönetmen Julian Vares ile iş birliği içinde ortaya çıkardığı video klip de bu döneme referanslrla dolu; dijitalizasyonun yeni ve heyecanlandırıcı bir akım olduğu zamandaki aksiyon filmlerinden esinlenilmiş.

ALBÜM: Maruja – Pain to Power
(Music For Nations)
Manchester çıkışlı dörtlü, öfkenin ve acının aşınan anlamlarını direnişin temeline eken, yıkıntıların içinden büyük güçlerin yaşamla iç içe geçişine dair bir uyanış ve gürültülü bir “harekete geç”hatırlatmasıyla burada. Maruja diskografisinin ilk uzunçaları Pain to Power, Joe Carroll’ın saksafonu, kuralsız gitarları, “Saoirse”, “Trenches”, “Zaytoun” gibi uğrak noktalardan geçerek bir bilinç yayıyor ve huzursuzluğu çoğaltıyor. Dünyanın içinde bulunduğu şu günler için iyi bir eşlikçi.
TEKLİ: Micah P Hinson – One Day I Will Get My Revenge
(Ponderosa Music)
Texas çıkışlı country-folk müzisyeni Micah P. Hainson’ın kariyerinde ilk iki albümünün yeri başkadır. Sonrasında bolca iş yayımlamasına karşın hep elimiz dönüp dolaşıp onlara gider. Gelgelelim müzisyen 2022’deki I Lie To You ile beraber ikinci bir kariyer baharı yaşamakta. 31 Ekim’e tarihlenen yeni işi The Tomorrow Man’in ikinci teklisi “One Day I Will Get My Revenge” tam da Hinson’a yakışacak ağırlıkta “murder ballad” usulü sözleri ve aranjmanlarıyla onu neden bu kadar sevdiğimizi kanıtlıyor. Tavizsiz külliyatına mühim bir ek daha geliyor anlaşılan.

ALBÜM: Guerilla Toss – You’re Weird Now
(Sub Pop)
New Yorklu psikedelik rock grubu Guerilla Toss’un solisti Kassie Carlson, albümün kayıt aşamasında her gün stüdyo buzdolabında ne kaldıysa ortaya çıkarıp, akla gelebilecek en rastgele malzemelerden bir sandviç yaparak grup arkadaşlarına ve Stephen Malkmus’a “punk öğle yemeği” adını verdiği ortak bir öğün hazırlamış. Bu plansız, kaotik ve yaratıcı hareket, albümün ruhunu özetlemek için en güzel örnek olabilir. Parlayan gitarlar, kıvrak synth dokunuşları ve bükülüp kıvrılan vokallerin eşlik ettiği albüm, baştan sona punk enerjisiyle kaynıyor. Şarkılar bazen parlak bir pop melodisine kayıyor, bazen de yoğun bir gitar – synth fırtınasına savruluyor. Prodüksiyon Malkmus’tan; “CEO of Personal & Pleasure” ve “Red Flag to Angry Bull” gibi parçalarda onun dokunuşları net hissediliyor. Ani kırılmalar, tuhaf melodik sürprizler ve hızlı yükselen enerjisiyle albümün, “garipliği” en büyük gücü.
ALBÜM: Fruit Bats – Baby Man
(Merge Records)
Eric D. Johnson, 2020’lerde her yıla bir albüm sığdırsa da bu seri üretim hâli derinlikli balladlar yazmak konusundaki yetkinliğini gölgelemiyor. Yeni Fruit Bats albümü Baby Man, müzisyenin spot ışıklarını kendi yaşantısına, geçmişine, kararlarına çevirdiği bir koleksiyon. İlk aşkına da kendine duyduğu öfkeden dolayı kaçan uykularına da içtenlikle değiniyor. Düzenlemeler de sözlere ve vokal icrasına gerekli alanı bırakacak şekilde yalın. Albümün prodüktörlüğünü de Johnson ve kadim dostu Thom Monahan paylaşıyor.

ALBÜM: Gruff Rhys – Dim Probs
(Rock Action Records)
Super Furry Animals’ın baş kişisi Galli müzisyen Gruff Rhys, tamamen Galce yazdığı yeni albümünü “sorun yok” anlamına gelen Dim Probs adıyla yayımladı. Akustik gitarın yalınlığıyla ince ince işlenmiş hafif elektronik dokuların buluştuğu şarkılar, Rhys’in ironik lirizmine çok yakışıyor. Yavaş yavaş açılan parçalar, beklenmedik ses oyunları ve akılda kalan nakaratlarla örülü. Hem ferahlatıcı hem de hafifçe diken üstünde bırakan bir dengeye sahip. Müzisyenin “kafası rahat” tavrı ise absürt hikâyelerinde iyice belirgin. Albümün çıkış noktasını kendisi şöyle anlatmış Gruff Rhys: “Dim Probs, son birkaç yılımı 80’lerin özel baskı Galli elektronik müzik kasetlerinden oluşan bir derleme hazırlamakla geçirmemin bir sonucu. Derlemenin kendisi belki yayımlanmayacak ama bazı dokuları bu albüme işlemiş durumda… Buna karşılık, tüm şarkıları temel enstrüman olarak İsveç’ten ucuz bir akustik gitarla yazmış olmam dengeyi sağlıyor.”
TEKLİ: Gorillaz – The Happy Dictator (feat. Sparks)
(KONG)
Her albümünde tematik bir anlatı kurgulayan Gorillaz, 20 Mart’a randevu verdiği The Mountain ile dümeni Hindistan’da geçen bir hikâyeye kırıyor. IDLES’dan Anoushka Shankar’a onlarca ilgi çekici konuk barındıran lbümden paylaşılan ilk tekli, “hiçbir kötü haberin olmadığı” ve “geceleri herkesin rahat uyuyabildiği” hayali bir yerin kapılarını aralayan “The Happy Dictator”. Önceki albümlerden aşina olduğumuz Gorillaz titreşimlerine eşlik edenler, son yıllarda uzun kariyerlerinin en parlak dönemlerinden birini geçiren Sparks üyeleri Ron ve Russell Mael.

TEKLİ: Jessy Lanza – Slapped By My Life
(Hyperdub)
Kanadalı elektronikçinin eşi ve yaratıcı ortağı Winston H. Case için, onun kanser tedavisi sırasında bestelediği acı-tatlı aşk mektubu. Case’i çok yıpratmış, çifti yaratıcılıklarından uzun süre mahrum bırakmış zorlu süreçte eşine çaktırmadan parça üstünde çalışmaya başlayan Lanza, Londralı DJ ve prodüktör Pearson Sound ile güçlerini birleştirmiş. Özlem, minnet ve belirsizlik hislerinden boyanmış “Slapped By My Life” hızlı bir bop olmakla birlikte bulutlar üzerinde süzülen huzurlu bir dans parçası. Videoda başrol olmakla birlikte reji ve kurgusu da Case’e ait drone coşkulu, otopark oturumlu klibi şuradan izlenebilir.
ALBÜM: Kassa Overall – CREAM
(Warp Records)
Kassa Overall’ın CREAM albümü, çağdaş caz ile hip hop arasındaki çizgileri bir anlamda yeniden çizme girişimi. İki türün de DNA’sına saygı duruşunda bulunuyor ama güncel estetiğe dair provokatif bir vizyon da barındırıyor. Notorious B.I.G., Wu-Tang Clan ve A Tribe Called Quest gibi isimlerin klasikleşmiş parçalarına caz enstrümantasyonuyla yeni kurgular inşa eden Kassa Overall, albüm boyunca spontanlık ve hesaplılık arasındaki gerilimi canlı tutarak odağı üzerine çekiyor.

TEKLİ: Stella Donnelly – Feel It Change
(Dot Dash Recordings)
Sonbahar gelirken ona yakışan tonlarda gezinen “Feel It Change”, müzisyen Stella Donnelly’nin 7 Kasım’da yayımlanacak; değişim, dönüşüm ve kişisel yolculuğa dair Love and Fortune albümünün hisleri akışa geçiren bir diğer parçası. “Şarkı, dağılmaya mahkûm bir ilişkinin yara bandını yavaş yavaş soymanın derin düşünceleriyle ilgili.” sözleriyle teklinin duygu çerçevesini çizen Donnelly, berrak vokaliyle ayrılık anlarına dair yalın ve samimi seslerle meydan okumuş.
TEKLİ: Jeff Tweedy – Lou Reed Was My Babysitter
(dBpm Records)
Ay sonunda Twilight Override adlı yeni albümüyle buluşacağımız Jeff Tweedy’nin çocukken bakıcısının Lou Reed olduğunu hayal etmek tebessüm ettiren bir pratik. İdollerinden birine saygı duruşu olarak kurguladığı şarkının “Lou Reed’in yaptığı bu karanlık müzikteki neşe ve bunu analiz etmeye çalıştığınızda ortaya çıkan o güzel çelişki” hakkında olduğunu söylüyor Tweedy. Austin Vesely imzalı görsel eşlikçisi de burada.

ALBÜM: Parcels – LOVED
(Because Music)
Disko ve funk unsurlarını elektronik dokularla işleyen Avustralya merkezli beşli, bu sefer büyük dans pistleri yerine tüm sevdiklerinizle iç içe olduğunuz küçük bir odaya doğru ulaşıyor. Kolektif uyumu müthiş bir şekilde yakalayan Parcels, LOVED ile armoniler içerisinde giderek derinleşiyor, genişliyor, sarmalıyor; yumuşak, şefkatli atmosferiyle birlikteliği bulaştırıyor. Sonuç, parlak gitarlar ve iki mikrofon etrafında yükselen vokallerin bir araya gelişiyle yayılan özgür, büyüleyici, sıcak ve canlı bir iş.
ALBÜM: Spinal Tap – The End Continues OST
(Interscope)
1984’te yayımlandığında komedi ve mokümanter konusuna devrim yaratmış efsane yapım This is Spinal Tap için 40 yıl sonra bir devam filmi yapılması nereden baksanız çok iyi bir fikir gibi durmuyordu. Geçtiğimiz hafta dünyada gösterime giren filmle ilgili yorumlar da çok coşkulu değil. Yine de ilk filmin yüzü suyu hürmetine bir bakılabilir. Aynı anda paylaşılan soundtrack ise ilk film döneminden dört şarkının yeniden kaydının yanı sıra bolca da yeni şarkı içeriyor. Yenilerin çoğu sıradan ve grup üyelerinin yaşları düşünüldüğünde enerjisi de düşük maalesef. Elton John’un katıldığı “Stonehenge” güzel bir kapanış olmuş. Paul McCartney ve Garth Brooks gibi konuklar da var.