Yeni jenerasyonun sınır tanımayan çocuklarıyla tanışın: Frozen Clouds

Yaşları 14 ile 18 arasında değişen, yerel sahnenin bağımsız müzik üreticilerinden olan Frozen Clouds; bu zamana kadar 1 demo albüm, 1 EP ve 3 single çıkarıp, 10 kez de konser verdi. Arkadaşlıkları hem okul hem de kaykay sahnesine dayanan ve aranan “yeni kan”ların öncülerinden olan grup, geçtiğimiz yaz “Notorious Banana” isimli dört şarkılık EP’sini yayınladı. Yeni neslin en dikkat çekici gruplarından biri olan Frozen Clouds, sorularımızı yanıtladı.


Röp: Utr

Bilmeyenler için Frozen Clouds’un hikayesini kısaca anlatabilir misiniz?

Luca: Leon dışındaki herkes kaykay sahnesinden. İlk ateşi, 2013 yılında Facebook’a koyduğum bir gitar videosu ile verdim. Dylan da bunu görüp bateri çaldığını ve bir dahaki sefere kaymadan önce stüdyoya girip çalmak istediğini söyledi. Doğaçlama çaldık ve eğlendik. Ardından Dylan’ın adadaki evine kapanıp bir hafta çalmaya devam ettik. O sırada bir arkadaşımız bize mesaj atmıştı ve kardeşim Leon’un YouTube’a yüklediği videosunu gösterdi. Dalga geçmek için açtığımız video 11 dakikalık Beastie Boys – “Fight For Your Right” parçasının tekrar tekrar çalınmasıydı. Leon, iç çamaşırı ve güneş gözlükleriyle kameranın karşısına geçip, yanına bir gitarist bir de baterist arkadaşını alarak cover yapıyordu. Grubun ismini de Bikini koymuşlardı.

İlk başta dalga geçmek için açtığımız videoda, Leon’un şarkı söylemeye başladığından itibaren iyi söylediğini fark ettik ve Dylan’la karar verip Leon’u adaya çağırdık. İlk şarkımız “Pajama Party“i bir günde yazıp sonraki hafta kaydını aldık. Bu süreçten sonra ben ve Leon şarkıları evde çalıp, prova yapmaya başladık. Ömer de bizimle geliyordu takılmaya. Hiç bir şey çalmıyordu. Bir gün Leon’un ikinci el basını Ömer’e vererek “Smoke On The Water” parçasını öğrettik ve bir anda çaldı. Bunu fark edince kendi parçamızı verdik ve onu da hemen öğrendi. Şu an aramızda gitar çalmaya en çok zaman ayıran o hatta.

Arda: 2014’ün sonlarında girdim gruba. Ömer’in kaykaydan arkadaşıydım. Ondan bir kaç şarkı öğrenmiştim ve Lucalara sormuştu gruba katılmam için. Prova aldık hep beraber ve çok iyi geçmişti.

Grubun isminin çıkış hikayesi nedir?

Luca: Grubun ismini düşünürken Iskream ve Notorious Banana arasında kalmıştık. Son anda aklıma Frozen Clouds ismi gelmişti. Çünkü Leon bundan 5-6 sene önce herhangi bir grupla hiç bir alakamız yok iken Frozen Clouds’un çok güzel bir grup ismi olabilceğini söylemişti. Ben umursamamıştım o zaman. Sonra bu ismi seçtik.

Geçenlerde Byzantion Fest #6’da sahne aldınız. Davulcunuz yoktu sanki?

Luca: O tarihte davulcumuz Dylan yurtdışında tatilde olacağı için Burgazada’daki konserde çalmayacaktık. Tight Aggressive, yine de çalmamızı istedi. Erce ve Perham davulda bizlere eşlik etti. Dylan’a bu durumdan bahsettik ve bu konserlik sadece onsuz çalacağımızı söyledik. Zaten yakında belki taşınabileceğini ve Erce ve Perham’ın kalabileceğini söyledi. Festivalden bir kaç gün önce başkasından Endonezya’ya taşındığını öğrendik.

Konser sizin için nasıldı?

Arda: Ses sistemi daha iyi olabilirdi ama keyifli geçti. Erce ve Perham’ın enerjileri de iyidi. Bizim okulumuzdan müzikle bağlantılı ya da bağlantılı olmayan çoğu insan vardı. Onlara bunu gösterebilmek güzeldi.

Peki ya ilk zamandan bu zamana kadar olan diğer konserler?

Luca: İlk sahne alacağımız konser 2014’de XBear Organizations’ın düzenlediği Stick To Your Guns İstanbul Konseri’ydi. Organizatör çok istedi ancak mekan sahibi yaşlarımız yüzünden kabul etmedi. En küçüğümüz Leon 12 ben de 16 yaşındaydım. Bu yüzden ilk konserimizi 2015’de Stüdyo Cross’ta verdik. Stüdyoyu kapatarak insanları davet ettik.  Bu konseri vermemizin amacı insanlara canlı sahnede çalabildiğimizi göstermekti. Sonradan ise sırayla Radiofil, Taksim Dorock, Shaft, Sokak Bar, Woodstock ve en son Burgazada konseri. En kalabalık konser ise The Sinyal ile çıktığımız Woodstock’taki konserdi.

Sizi tanıyan kitle The Sinyal’i de tanıyor. Birlikte sahne aldığınız The Sinyal ile olan bağınız nedir?

Luca:  The Sinyal ile de kaykaydan tanışıyorduk. Sürekli çatışıyorduk ve Frozen Clouds’u kurduktan sonra The Sinyal’i kurdular. “Bütün Metalcorecular Orospu Çocuğudur” isimli parça bile yayınlamışlardı. Hiçbir zaman geri saldırmadık çünkü onlarla beraber bir şeyler yapmak istiyorduk. Bir müddet sonra parçayı silmişlerdi. Ses kartı aldıklarını öğrendim. Ben de tam o sıralar kayıtların nasıl yapıldığını öğreniyordum o nedenle kayıtlarını yapabilceğimi söyledim. Birkaç şarkılarını kaydettik ve beraber iki konser verdik. Onları motive etmeye çalışıyorduk. Çünkü çevremizde biz bizeyiz. Grupları dağıldı maalesef.

Sizce Frozen Clouds’un kendi çevresine etkisi nedir?

Luca: Müzik tarzı üzerine konuşmak gerekirse, bizim yaptığımız metalcore biraz farklı. Benim bildiğim lokal sahnede kurulan bütün gruplar genelde metalcore müzik yapıyorlarsa sadece metalcore; hardcore müzik yapıyorlarsa sadece hardcore yapıyorlar. Hatta bazı arkadaşlarımız grup kurarken “Hadi şu grup gibi olsun, bu adamlar gibi çalalım.” diyorlar. Biz biraz daha karışığız sanırım. Bir şey doğaçlıyoruz veya yazıyoruz. Hoşumuza gidiyorsa tamamdır. Ne tür olduğu önemli değil.

Leon: Her insan bireyseldir bana göre. Bu yüzden kolektifler insanları yanlış yönlendirebiliyorlar. Hatta bu yüzden ayrışmalara gidiyor insanlar. O yüzden ne olursa olsun din, sanat, politika ve diğer tanımların hepsi bireyseldir. Bu yüzden müzik tarzını konuşmaya gerek yok bence.

Frozen Clouds kimleri dinler? Etki altında kaldığınız var mı?

Leon: Björk’e kendimi yakın hissediyorum. Bu aralar da  Farazi V Kayra ve Burzum dinliyorum. While She Sleeps’i bulduğumda çok etkilenmiştim. Sürekli dinliyordum sonra Luca’ya gösterdim. Bir ara Londra’da iken Luca ile While She Sleeps’in konseri oldugunu öğrendik. Tam kaldığımız yerin arka sokağındaymış. O gece uyuyamadık ve beş saat erkenden gidip grupla tanışmayı bekledik.

Luca: Deez Nuts, In Flames, While She Sleeps, Gallows, Parkway Drive gibi grupları Frozen Clouds olarak çok seviyoruz. Etkinlikler öncesi bizden etkilendiğimiz grupların ve müzik tarzımızın ismini istediler açıklama yazmaları için. Biz de Gallows ve While She Sleeps yazdık. Gallows’un sizinle alakası yok diyenler oldu ama aynı tarzda olmak zorunda değiliz, sevdiğimiz ve etkilendiğimiz gruplar sonuçta.

Deniz: The Offspring hala vazgeçilmezim.

Arda: The Ousted’ı Burgazada’da çok sevdik ve hala dinliyoruz.

Yaşadığınız kişisel sıkıntıları ve toplumun sıkıntılarını parçalarınızda görebiliyoruz. Nedir bunlar?

Luca: “New Generation” parçası, son zamanlarda akıllı telefonların yayılmasıyla insanların sosyal medya aracılığıyla birbirine bağlanırken gerçek hayatta birbirinden kopmasından bahsediyor. Beraber bir kafede oturup sadece telefonuna bakan veya bütün gün bilgisayarda oturduğu için evden çıkmayan çok fazla kişi var. Biz ve çevremizdekiler buna dahil olabiliyor bazen. “Hurlyburly”nin hikayesi biraz farklı. Eski sevgilimden ayrıldıktan sonra 2 adet A4 üzerine içimi dökmüştüm. Normalde şarkı için yazmamıştım ama Leon tesadüfen bir gün okudu, kullanmak istedi ve o şekilde bir şarkıya dönüştü. “Mosh Pit In The Classroom” ise içinde bulunduğumuz ezberci eğitim sistemine nefret kusan bir şarkı.

Kapak görselleriniz de oldukça ilgi çekici. Kim yapıyor bunları?

Leon: Görsellerin çoğu Dylan’a ait. En son albümün görselini Yabancı ve Canavar yaptı. Galatasaray Lisesi’nin yanındaki Çapanoğlu Sokak’ta da görebilirsiniz.

Bir yarışmaya katılıp 1. olmuşunuz.  Nedir hikayesi?

Luca: Okuduğum İtalyan Lisesi’nde müzik yarışması düzenlenmişti. Müzik öğretmeninin isteğiyle biz de katılmıştık. Bir sürü çocuk korosu, 3 rock grubu ve biz vardık.  Sıra bize gelmeden yağmurun yağmasıyla bizim çalmamızı istemediler ama biz tüm ses sistemini toplayıp kantine taşıdık. Korolara 5-6 şarkı çalma hakkı vermişlerdi. Bize de 3 parça diye söylenmişti. İlk parçadan sonra müzik öğretmeni mikrofona geçip performansımız bitmiş gibi teşekkür etti. Biz yine de tam o sırada ikinci şarkıya girdik. 3. şarkıda vokalin sesini kestiler ama biz yine de devam ettik. Yarışmayı sonunda biz kazandık ve 2000 TL ödül olduğunu öğrendik başka bir öğretmenden. Bize bahaneler söyleyip bir türlü vermediler. Ardından okulda klip çekmek için konuşmaya gittik okulun idaresiyle. Onayı aldık ancak okul ile ilgili pozitif sözleri olan bir şarkı yaparsak bize ödülü vereceğini söylediler. Tamam dedik ama yapmadık çünkü fikirlerimizin iki yüzlü olmasını istemedik. Sınıfı dağıtarak “Mosh Pit In The Classroom” için bir klip çektik. İlerde yayınlamayı düşünüyoruz.

Kayıtları nasıl yapıyorsunuz?

Luca:  İlk EP’ye kadar bütün kayıtları, miks ve mastering’i Stüdyo Red’de yaptık. EP’nin çoğu evde kaydedildi ve ben miksledim.

Yakın geleceğe dair planlarınız neler?

Leon: Manhattan’da caz ve blues koleksiyoneri bir adamla tanışmıştık. Bana bir klavye hediye etti ve büyük ihtimalle Frozen Clouds’a bir klavye eklenecek. Çok çalmak istiyorum.

Luca: 2014’den bu zamana yazdığımız ya tamamı biten ya da yarım kalan yaklaşık 15 adet parçamız var. Şu anda 2 yeni parçanın kaydını bitirdik sayılır. Vokal ve miks kaldı.