Yerli çizgi romancıların peşinde bağımsız bir belgesel projesi: ''Çizgi Roman Yolculuğu''

Öner S. Biberkökü bir çizgi roman tutkunu. Bu tutkusunu yakın zamanda Çizgi Roman Yolculuğu ismini verdiği bir projeye dönüştürerek karşımıza çıktı. Çizgi Roman Yolculuğu , Youtube üzerinden yayınlanan bağımsız bir belgesel program. Yerli çizgi romancıların peşine düşen Biberkökü, şimdiye dek yayınladığı dört bölümde Yıldıray Çınar’dan İlban Ertem’e farklı disiplinlerden sanatçılarla nefis röportajlara imza attı. Bant Mag. ekibi olarak heyecanla takip ettiğimiz projeyi, Biberkökü ile masaya yatırdık!


Röp: Cem Kayıran

Çizgi Roman Yolculuğu fikri ilk nasıl ortaya çıktı? Projenin ilk canlandığı andan uygulamaya geçene kadar süreç nasıl geçti?
Çizgi roman okuru olsam da “Türkiye’de çizgi roman yapılmıyor” düşüncesi birçoğumuz gibi bende de yerleşmişti. Fikir, bir çizgi roman uyarlaması olan Mavi En Sıcak Renktir’in Altın Palmiye almasıyla ortaya çıktı fakat o zamanlar henüz yazar ve çizerlerle görüşmek fikri yoktu ortada. Bu durum öncelikle beni yerli çizgi romanları araştırmaya itti. Üretim azdı ama ‘yok’ değildi. İlk zamanlar arkadaşım Can Alkaya’yla bu araştırma ve okumalardan şimdikinden daha da kısa, sadece çizgi roman tanıtımı ve eleştirisi üzerine ufak videolar hazırlamak istedik fakat olmadı. Aslolan eserin kendisi olsa da, böyle az ürün verilen bir sektörde eseri piyasadan, üretim ilişkilerinden, yazarın kendisinden bağımsız ele almak istemedim. Bu konudaki kaynak azlığı ve buna karşılık dünya çapında işler yapan çizerlerimizin olması bir belgesel düşüncesini doğurdu. Görüşmek istediğim çizerlere e-postalar yolladım. Dönüşler olumlu olunca, video röportajlar yaparak araştırmamı sürdürdüm. Bu video röportajlar da çizerlerin üretim sürecine odaklanan bir internet serisine dönüştü.

Başlamamı geciktirmemesi için sponsor arayışına girmedim. Kendi imkanlarımla gerçekleştirdiğim için İstanbul dışında yaşayan çizerlerle internet üzerinden görüntülü röportaj yapıp, bu bölümleri böyle yapmayı düşündüm. Ekim ayında ilk internet röportajımı İban Ertem ile yaptım. Anladım ki yüzyüze görüşmek gibi olmuyor. Mart ayında atlayıp Bodrum’a yanına gidip atölyesinde çekim yaptım. İyi ki de öyle yapmışım. İmkanlar el verdiğince çizerlerle çalışma ortamlarında görüşmeye gayret ediyorum.

Geldiği noktada Çizgi Roman Yolculuğu, ana belgesel için sadece metin üzerinde değil; görüntü, kurgu, anlatım dili üzerine de çalışmamı, denemeler yapmamı sağlıyor. Aynı zamanda izleyicilerden, çizerlerden, yayınevlerinden  gelen geri dönüşler, öneriler, eleştiriler ve fikirler  de bu çalışmayı zenginleştiriyor.

Şu ana kadar yayınlanan dört bölümde İlban Ertem, Yıldıray Çınar ve Emrah Ablak gibi farklı disiplinlerden çizgi roman sanatçılarına yer verdin. Bu isimleri belirlerken nelere dikkat ediyorsun? Onlara  ulaştığın zaman nasıl tepkilerle karşılaşıyorsun?
Çizgi roman üretimi zahmetli bir süreç. Bu zahmetin en başında en azından ülkemizde ticari hesaplarla yola çıkılamaması geliyor. Tutkusu olmayan kişiler için uzak durulması gereken bir alan. Hal böyle olunca  çizerler arasında bir eleme yapma yoluna pek gitmiyorum. Zaten çizgi roman yazanlar/çizenler bir elekten doğal olarak geçmiş oluyorlar. Şu an planladığım 15 bölüm var. Çizerlerin yoğunluklarına ve bu sırada kitaplarının çıkıp çıkmamasına göre sıralama değişiyor. Mesela artık Türkiye’de yaşamayan, şu an marvel’a All New X-Men serisini çizen Mahmud Asrar, 1 haftalığına Ankara’ya gelince kendisiyle planladığımdan erken görüştüm. Bu 15 bölümde seçimleri neye göre yaptığımı sorarsan, o da aynı zamanda okuyucu da olmanın etkisiyle kişisel kimi beğenilerle şekillendi diyebilirim.

İlk bölümü yayınladığımda röportaj çekimlerini tamamladığım, içlerinde yazar,çizer, çevirmen, yayınevi sahipleri, site/blog editörleri de bulunan yaklaşık 10 kişiyle röportaj yapmıştım bile. Yani bu 10 kişi tam olarak ortaya neyin çıkacağını bilmeseler de görüşmek konusunda tereddüt etmediler, bir bakıma yardımcı oldular. Sonrası için de benzer durum söz konusu.

Programları Youtube üzerinden yayınlamay nasıl karar verdin? İlerisi için aklında DVD, uzun metraj gibi farklı format fikirleri var mı?
Youtube üzerinden yayınlamanın en büyük avantajı içerik konusunda özgür olmanız. Neye ne kadar ağırlık vereceğinize, ne kadar süreceğine tamamen siz karar veriyorsunuz. Bölümleri hazırladıkça yeni şeyler öğreniyor ve yeni fikirler buluyorum. Bunlar bölümlerin formatını her an değiştirebilir, geliştirebilir etkenlere dönüşüyor. Ne kadar izlendiğini, izleyenlerin baştan sona mı yoksa bir kısmını mı izlediklerini , ne düşündüklerini anında öğrenebiliyorsunuz.

Bölümlere koyamadığım kısımları da eklediğim DVD versiyonlarını çıkarma fikrim var. Bunu biraz da bölümlere fon oluşturabilmek ve daha hızlı üretebilmek için istiyorum. İşe yarar mı emin değilim. Artık DVD okuyucusunu kullanan kaldı mı acaba?  Aksi durumda da yavaş da olsa planladığım 15 bölümü tamamlayacağım. Ardından da bu deneyimlerin yardımıyla, yeni çekimlerle belgeseli hazırlamaya çalışacağım.

Bir bölümün oluşması ne kadarlık bir zaman diliimini kapsıyor? Birlikte çalıştığınız bir ekip var mı?
Şu an bir ekip yok. Destek olmak için seslendirmeyi Özlem Turhal de Chiara yapıyor. Dördüncü bölümde de Yekta Kopan seslendirerek destek verdi. Seslendirme dışında bölümleri baştan sona tek başıma yapıyorum. Röportaj, kurgu, animasyonlar derken 1 hafta sürüyor. Zor ama keyifli bir süreç.

Programın bölümlerinin tamamını aşağıda görebilirsiniz.