Z Raporu: Ekremcan Arslandağ

45. İstanbul Film Festivali kapsamında Türkiye prömiyerini gerçekleştiren İsimsiz Eserler Mezarlığı’nın oyuncularından Ekremcan Arslandağ; aynı zamanda yine festivalin seçkisinde yer alan kısa film Gece Mesaisi’nin başrolünde. Sinema, televizyon ve tiyatro alanlarında kariyer yolculuğunu sürdüren oyuncuyu daha önce Yaratılan, Modern Kadın veya Afife’de izlemiş olabilirsiniz.

Ekremcan Arslandağ yanıtlıyor: Küçükken bir idolün var mıydı? Finalini değiştirmek istediğin bir film? Hakkındaki en büyük yanılgı? Buyrunuz Ekremcan Arslandağ Z Raporu’na.


Şu sıralar neler izliyorsun?

Dizi izlemeyi çok seviyorum. Bu sıralar bir binge-watch durumu söz konusu benim için. Son zamanlarda da Ted Lasso, A Knight of the Seven Kingdoms ve The Day of the Jackal’ı izledim.

Gündemi en çok nerelerden takip etmeyi tercih ediyorsun?

Tüm dezenformasyon seline rağmen Twitter’la devam. Ve evet, X diyemiyorum hâlâ.

Son dönemde haberdar olduğun ve sıkı takibe aldığın hesaplar var mı?

Dr. Ömer Aygün. Her yayınını ve podcast içeriğini takip ediyorum. Felsefeyi anlaşılabilir kıldığı için ona minnettarım.

Günde kaç saat, en çok hangi platformlarda vakit geçiriyorsun?

YouTube ve HBO Max sanırım televizyonun favorileri. Evdeki arka planımız YouTube olduğu için süre belirtmeme hakkımı kullanmak istiyorum. Yemek pişirirken, temizlik ve spor yaparken, hatta uyurken bile YouTube bir çeşit yoldaşımız.

Hayatta yaptığın ilk iş neydi? Anlatır mısın?

İlk işletmemi 6 yaşındayken kurdum. Sene 1999; annemin işletmecisi olduğu bir çay bahçesinin halka açık tuvaleti vardı. Aydın Pınarbaşı Gezer Aile Çay Bahçesi’ydi. Tuvaleti hem piknik yapanlar hem de müşteriler kullanıyordu. Önüne masa koyup evden aldığım kolonya ve peçeteleri yerleştirdim üstüne. Küçük 50 bin, büyük ise 100 bin lira. O gün 10 milyon kazandım. Tabii bu rakamları söylüyorum ama yeniden hatırlatayım; yıl 1999. Yaz tatilim boyunca o işi yaptım. İşletme artık Belediye’ye ait ama o tuvalet bugün bile ücretli.

Küçükken bir idolün var mıydı?

Ronaldinho. Yaptığı bütün hareketleri kendim yapana kadar tek başıma deli gibi çalışıyordum topla. Günde 12 saat top oynuyordum ve ortaokul bitene kadar futbolcu olacağıma emindim.

Finalini değiştirmek istediğin bir film?

Blade Runner’ın finalini Ridley Scott’ın bir kez daha çekmesini isterdim. Kurgusunu da sıcağı sıcağına kendi yapsın. Ne film ama!

Son zamanlarda en çok dinlediğin müzikler?

Defansif Dizayn, Duman 1, Duman 2 albümleri ve Manifest şarkıları.

Ekranda görmeye bayıldığın biri?

Bilmiyorum, kendimi görünce bayılacak gibi oluyorum ama aynı anlamda değil.
İzlemekten hiç sıkılmayacağım isimler var ve herkesin de çok sevdiği isimler. Umarım daha çok izleriz onları.

Yeniden yaşamak isteyeceğin bir gün/an?

Çocukken, banyo sonrası anneannemin dizinde Şahane Pazar izlediğim o akşamlardan birini tekrar tekrar yaşamak isterim.

En son okuduğun kitap?

Jacques Ranciere – Cahil Hoca.

Belgesel çekecek olsan neyle ilgili olurdu?

Kumar bağımlılığı. Nedenini anlamanın yolu sanki o dünyaya girmekten geçiyor ama bir kez girince de dönüşü olmayan bir yol gibi gözüküyor dışarıdan bakıldığında.

Bu aralar sana en iyi gelen şey?

Nişanlım Tuğçe’nin bana “Hâllederiz merak etme, seni seviyorum” deyip sarılması.

Son zamanlarda seni en çok etkileyen oyunculuk performansı?

50. izleyişim olmasına rağmen her izlediğimde tekrar tekrar hayran kaldığım Serkan Keskin’in Saatleri Ayarlama Enstitüsü performansı.

En son yaptığın yolculuk nereyeydi? Birkaç cümlede özetleyebilir misin?

Ankara’ya oyun için gittik. Ankara öyle bir konumda ki arabayla gitsen yorucu olabilir, uçakla gitsen havaalanına erken gitme mevzuları yolculuğu uzatıyor. Nostalji aşkıyla treni ne zaman seçsem “Hâlâ İzmit’e gelmedik mi?” afakanlarıyla pişmanlık yaşıyorum. Hızlı trenin adı bazı beklentiler yaratıyor ve tren bunu karşılamıyor. Vardığımızda ilk işimiz ASPAVA’ya gitmek oldu. Her gariban İstanbullu gibi “Bunlar ikramsa nasıl para kazanıyorlar?” sorusu masayı esir aldı. Çalışanların maaşı, sigortası, mekân kirası, ikramları hesapladığımızda bizden eksik para aldıklarına inanmayı seçtik. Diğer ihtimallerin hepsinde büyük kazıklanıyoruz. Birileri Aspavacıları uyarsın. Eksik alıyorlar.

Hakkındaki en büyük yanılgı?

Herkes beni sosyal kelebek sanıyor. Tam tersi ben asosyalim arkadaşlar. Bir etkinliğe gidileceği zaman mecbur değilsem gitmemeyi seçiyorum.