Gerçekten daha gerçek: Çizgi roman sanatçısı Rutu Modan İstanbul’da

Gerçekten daha gerçek: Çizgi roman sanatçısı Rutu Modan İstanbul’da

Tel Aviv doğumlu çizgi roman sanatçısı Rutu Modan, Eisner Ödülü kazanan Exit Wounds ve The Property, kendi hayatından kesitleri hikâyeleştirdiği Mixed Emotions ve The New York Times Magazine’de yayımlanan 17 bölümlük serisi The Murder of the Terminal Patient ile tanınıyor. BAU İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü tarafından ikinci kez organize edilen Animist Festivali’nin konuğu olarak İstanbul’a gelen Modan, bugün BAU Idea’da gerçekleşecek panelde kendi çizgi roman geçmişi üzerine konuşacak ve ardından da Saint Benoit lisesinde profesör olduğu Bezalel Academy’den bir kısa animasyon seçkisi gösterecek.

Katılımın ücretsiz olduğu etkinliklere yerinizi ayırtmak için buraya tıklamanız yeterli.

rutu modan

Modan’la İstanbul ziyareti öncesinde kısa bir sohbet ettik. Çizgi dünyasına nasıl girdiğini ve yakında yayımlanacak projesini anlattırdık.

Röportaj: Cem Kayıran

“Bir hikâye anlatırken, gerçekleri yansıtmaya ve bunu ilgi uyandırıcı bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Bunun bana vakit ayırma cömertliğini gösteren okuyucuya karşı bir sorumluluğum olduğunu düşünüyorum.”

İki doktorun kızı olarak bir hastanede yetiştiğini söyleyebiliriz. Çizim yapmaya ve çizgi romanlara olan ilgin nasıl gelişti?

Üç yaşında yuvadakilerden başlayarak yaptığım tüm çizimlere ufak hikâyeler eşlik etti. Anneme ya da öğretmene anlattığım hikâyeler… Anladığım kadarıyla resimlerle hikâye anlatmaya oldum olası ilgi duymuşum. Okul hayatım boyunca bunu yapmayı sürdürdüm ve hiç ara vermedim. İsrail’de bir hastanede büyümenin sanıyorum ki bu hikâyelerin içerikleri üzerinde bir etkisi oldu; hikâyelerim daima içlerinde kara mizah unsurları barındırıyor.

Üretimlerin ve hikâyecilik yaklaşımın üzerinden doğrudan etkisi olan kitaplar ya da eserler aklına geliyor mu?

Annemin Amerikan karikatürüne dair geniş bir kitap koleksiyonu vardı. Aralarında Charles Addams, Shell Silverstein, VIP, Jules Feiffer kitapları yer alıyordu. Bu kitapları resmen hatmettim. Onları tekrar tekrar inceledim, resimleri kopyaladım, espirileri anlamaya çalıştım… Bu kitaplardan geriye çok değerli bir hazine gibi sakladığım buruşuk kâğıtlardan oluşan ufak bir yığın var.

rutu modan the property rutu modan property rutu modan property

Mixed Emotions ve The Property genel olarak senin kendi deneyimlerine ve ailene odaklanan işlerdi. Gençlik yıllarının tesiri altında çıkardığın işleri göz önünde bulundurarak bugünkü işlerin ve geçmişin arasında nasıl bir bağ kuruyorsun?

İşlerimde hayat deneyimlerimden yararlanmayı öğrenmek uzun yıllarımı aldı. Ama o zaman bile hayatı olduğu gibi anlatmak ilgimi çekmezdi. Mixed Emotions dışındaki hikâyelerim otobiyografik değil. Benim ve başkalarının hayatından yola çıkan, kurmaca öyküler hepsi. Yalnızca yaşananlarla sınırlı kalmaksızın yaşanabilecek olayları da hikâyelerime dahil etmenin (ki onlar da daha az gerçek sayılmaz) ve her türlü malzemeyi kullanabilmenin sözümü söylemek için bana daha çok alan açtığını düşünüyorum. Eğer bir hikâye bir insanın deneyimini aktarıyorsa gerçekten farksızdır. Hatta bazen gerçekten daha gerçekçi bile olabilir.

Bir okuyucu olarak hikâye anlatıcılığındaki belgeselci yaklaşımıyla tanınan Joe Sacco ve Joe Kubert gibi isimlerin izinden gittiğini düşünüyorum. Farklı coğrafyalardaki insanların yaşadıkları farklı durumları anlatmak bugün özellikle çok anlamlı. Bir dönemi ya da belirli bir olayı belgeleyen bir hikâye anlatırken birçok duygu kayıp gidebiliyor. Gerçek olaylara dayanan çizgi hikâyeler üzerinde çalışırken objektif olmak ve bir “denge” kurmak adına kendi duygularını filtrelemeye çalışıyor musun? Yoksa bu formatta birinci elden duyguları mı yakalamak istiyorsun?

Bir hikâye anlatırken, gerçekleri yansıtmaya ve bunu ilgi uyandırıcı bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Bunun bana vakit ayırma cömertliğini gösteren okuyucuya karşı bir sorumluluğum olduğunu düşünüyorum. Gerçekleri yansıtmak derken anlattığım her şeyin gerçekte yaşanmasını kastetmiyorum. Karakterlerin ve hikâyenin akışı için gerçekçi olmalarından ve bir gündeme bağlı kalmamaktan bahsediyorum. Tıpkı hayatta olduğu gibi, sanatta da dürüst davrandığınız takdirde izleyicide de içten duygular uyandırabilirsiniz. Aslında bu kadar basit (ve bir o kadar da zor).

rutu modan exit wounds

İlham verici Drawn & Quarterly ailesinin bir parçası olmak sana ne hissettiriyor?

Harika bir şey. Benim kitaplarımı yayımlamaya başlamalarından çok öncesinden beri bir Drawn & Quarterly hayranıyım. 15 yıl geçmiş olmasına rağmen benim için hâlâ inanması güç ve heyecan verici bir durum.

İşleriyle seni en çok heyecanlandıran, yeni yükselen genç sanatçılar kimler?

O kadar fazla harika genç sanatçı var ki her hafta yeni birilerini keşfediyorum. Son zamanlarda Anna Haifisch, Noah van Sciver, Simon Hanselmann, Olivier Schrauwen ve İsrail’den de Teddy Goldenberg’i beğeniyorum.

Slanted’a verdiğin röportajda 2019 boyunca “çok kötü bir adama” odaklanan yeni bir kitap üzerine çalışacağını belirtmişsin. Yeni projene dair biraz daha detay alabilir miyiz?

Bir macera hikâyesi! Bir definecilik macerası. Bir grup İsrailli, antik Juda Krallığı’ndan kalma hazineleri bulmak için yasa dışı bir şekilde Batı Yakası’na doğru duvarın altını kazıyor. Indiana Jones-vari bir hikâye ama bugünün İsrail’inin siyasi ortamında geçiyor. “Çok kötü adam”, projeye dahil olan çok sayıda karakterden yalnızca biri. Diğer karakterler arasında bir albay ya da bir üniversitenin arkeoloji bölümü başkanı da var. Hikâyede işler git gide karmaşıklaşıyor. Özellikle de yerin altında tünel kazan bir grup Filistinliyle karşılaşmalarıyla… Bugüne kadarki en uzun, en politik, en karmaşık ve umarım ki en eğlenceli işim olacak.

View this post on Instagram

Another day at the office

A post shared by Rutu Modan (@rutumodan) on

View this post on Instagram

Actors modeling for my next comics

A post shared by Rutu Modan (@rutumodan) on

Benzer yazılar