2021: En iyi 40 yabancı belgesel / belgesel serisi

Müzik ve pandemi belgesellerinin bolluğuyla dikkat çeken bir senenin ardından hatırımızda kalanlar. Farklı coğrafyalara kamerayı çevirirken sorgulatan, ilham veren, gündem belirleyen veya sadece iyi vakit geçirten 40 belgeseli masaya yatırdık.

Advertisement

1971: The Year That Music Changed Everything

Müziğin her şeyi değiştirdiği o seneye, 1971’e ışınlanıyor; The Rolling Stones, Aretha Franklin, Bob Marley, Marvin Gaye, The Who, Joni Mitchell, Lou Reed gibi efsaneleri yanımıza alıp, arşiv görüntüleri ve röportajlarla çevrili, sürükleyici bir anlatıya dalıyoruz. Umut, değişim ve ilham için müziğin gücünü kullanan ikonik isimlerin tesir alanlarını keşfederken, tarihin akışındaki etkilerine de tanık oluyoruz. Elif Yılmaz

A Glitch in The Matrix

Yaşadığımız dünyanın, evrenin bir simülasyon olup olmadığı 21. yüzyılın en hararetli tartışma konuları arasında. Zihnin karmaşık yapısı ve evrenin kendi kuralları içerisinde işleyişinin simülasyon teorisi ışığında boyutlandırıldığı A Glitch in The Matrix’in yönetmen koltuğunda, hayran kitlesini gittikçe genişleten Rodney Ascher var. Asena Büyük

A River Runs, Turns, Erases, Replaces

Aynı güvenlik kamerası aracılığıyla, Wuhan’ın bir sessizliğe bürünüp bir insan seliyle dolup taşan sokaklarının yansımasını karşımıza getiren Zhu Shengze, post-COVID kavramını allak bullak eden bir belgesele imza atıyor. Önce-sonra ile kurduğu ilişkide sınırlara izin vermeyen, bir kentin izdüşümünü dünya sahnesindeki performatif gösteriler ile kutsayan yapım, elbette “geçiş”e dair. Esin Çalışkan

Adrienne

Hal Hartley’nin 90’larda çektiği The Unbelievable Truth ve Trust filmleriyle üne kavuşan, yönetmen ve senarist kimliğiyle de dikkatleri üzerine çeken Adrienne Shelly’yi hatırlar mısınız? Henüz 40 yaşındayken bir hayranının saldırısıyla hayatını kaybeden sanatçının öyküsüne ve bıraktığı kültürel mirasa tanık olurken; sevgi dolu, tutkulu bir yeteneği kaybettiğimiz gerçeği yürek burkuyor. Zeynep Kıymacı

All Light, Everywhere

Subject to Review ve Rat Film gibi dikkat çeken yapımların yaratıcısı Theo Anthony’nin son belgeseli. Teknolojinin durmaksızın gelişmesi, iktidarın yaşam alanlarımızı gözetlemek için kullandığı yöntemlerin çeşitliliği ve üzerimizdeki tüm bu baskının çevremizi nasıl gördüğümüze, bakış açılarımıza etkileri üzerine. Asena Büyük

Allen v. Farrow

Yılın en konuşulan belgesellerinden biri, Woody Allen ve Mia Farrow ilişkisinin tarihini mercek altına alırken, Allen hakkındaki cinsel istismar suçlamalarını derinlemesine işlemişti. Çocuk yaştaki Dylan Farrow’un istismarı birinci ağzından anlattığı arşiv görüntülerinden, Allen’ın Soon-Yi ile reşit olmadan cinsel ilişki kurmasına kadar, uzun yıllardır devam eden soruşturmalara kanıt teşkil eden materyaller gün yüzüne çıkıyor Allen v. Farrow’da. Peki adalet yerini bulabilecek mi? Elif Yılmaz

Animal

Seslendirmenleri arasında Bryan Cranston, Rashida Jones ve Pedro Pascal gibi ünlüleri barındıran Netflix yapımı doğa belgeseli serisi Animal, dört bölümlük eğlenceli bir yapım. BBC’nin Planet Earth külliyatıyla aşık atıp atmadığı, içinde yaşadığımız ekolojik krizler silsilesine dair ne gibi somut mesajlar verdiği tartışılır ama soğuk bir kış öğleden sonrasında iyi gider sanki. Mehmet Ekinci

Attica

1971’de onlarca kişinin ölümüne yol açmış, ABD tarihinin en büyük hapishane ayaklanmasını ele alan Attica, sistem içinde kök salmış ırkçılık ve adaletsizliği gözler önüne seriyor. Eski mahkûmlar, gazeteciler, gardiyanlarla yapılan röportajlar ve arşiv kayıtları; yaşanan şiddetin boyutunu anlamada yol gösterici oluyor. Ezgi Oğraş

The Beatles: Get Back

Peter Jackson’ın tozlu raflardan çıkan 56 saatlik materyalden yararlandığı ve yenilikçi bir restorasyon teknolojisiyle, titizlikle hayata geçirdiği The Beatles: Get Back; yılın televizyon olaylarından. The Beatles hayranı olsun olmasın, grubun üretim serüveninin perde arkasını incelemek isteyenler için keyifli bir zaman yolculuğu da denebilir. 1970 tarihli Michael Lindsay-Hogg filmi Let It Be’nin aksine aralarındaki sıkıntılar ve dağılma süreci değil; mutlu ve üretken günler gözler önünde. Ezgi Oğraş

Billie Eilish: The World’s a Little Blurry

Billie Eilish’in henüz 18 yaşında kazandığı Grammy ödülünden, tema parçasını yaptığı James Bond filmi No Time to Die’a kadar uzanan kariyerinin perde arkasına tanık oluyoruz The World’s a Little Blurry’de. Yetmiyor; rekorlar kıran ilk albümü When We All Fall Asleep, Where Do We Go?’nun yapım sürecini dinleyip hayranlarıyla olan iletişimine, günlük yaşamına, aile üyelerine, çocukluk yıllarına da yakından bakıyoruz. Yiğitcan Genç

Bo Burnham: Inside

Kendine has hayran kitlesi yıllar geçtikçe daha da büyüyen Bo Burnham, stand-up ve kara komedideki maharetlerini Make Happy‘nin ardından bu kez Inside ile daha derin sularda, tuhaf ve bulanık tonlarda gösteriyor. Depresyon kıyılarında dolanan şovuna, bir hortumun içine çekilmeden, sakince, içinde bulunduğumuz ortak hâllerin meta versiyonu gözüyle yaklaşılabildiğinde göğüs kafesleri biraz olsun rahatlayabilir. Esin Çalışkan

Cinema Toast

Hakları kamuya açık eski sinema filmlerden alınan görüntülerin montajlanması ve yeniden seslendirilmesiyle özgün ve yeni hikâyelerin yaratıldığı bir Showtime projesi Cinema Toast. Duplass Kardeşler imzası bulunan seri, pandemi döneminin en yaratıcı ve deneysel işlerinden biri olmasının yanı sıra iddialı seslendirmen kadrosuyla da dikkat çekmişti. Zeynep Kıymacı

Cow

Birbirinden başarılı kurmaca filmleriyle kendisine dünya sinemasında hatırı sayılır bir yer edinmiş olan bol ödüllü yönetmen Andrea Arnold’ın, Birleşik Devletler’de bulunan bir çiftlikte hayata gözlerini açan bir ineğin tüm hayatını kameraya aldığı bu etkileyici belgeseli; doğa, insan ve makineler arasındaki ilişkiyi sade ama vurucu bir dille ameliyat masasına yatırıyor. Çiftlik hayvanlarına dinletilen pop şarkıları eşliğinde izleyicisini tıpkı o hayvanlar gibi boğucu bir mekânın içine sıkıştırıp, doğanın küçük bir simülasyonuna hapseden Arnold, tek kelimeyle benzersiz bir seyir tecrübesine imzasını atmış. Melikşah Altuntaş

Dying to Divorce

Patriyarkanın ürettiği sistematik erkek şiddetine karşı örgütlenen güçlü bir kadın hareketine rağmen Türkiyeli her üç kadından biri aile içi şiddete maruz kalıyor, kadın cinayetlerinin sayısı her geçen gün artıyor. İngiltere’nin Oscar temsilcisi olan Dying to Divorce, cevabı Türkiye’de yaşanan son siyasi olaylar üzerinden arıyor; toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin kalbinin, demokratik özgürlüklerin tahribatı olduğunu söylüyor. Elif Yılmaz

Exterminate All the Brutes

Avrupa devletlerinin uygarlaştırma adı altında, kimi zaman soykırım derecesine varan sömürgeleştirme pratikleri ve günümüze dek uzanan etkileri, deneysel belgesel tekniklerinin genişletildiği çekimler ve arşivlerin yanı sıra dinamik animasyon ve canlandırma sahneleriyle bir arada. Yönetmen Raoul Peck, kişisel yolculuğu aracılığıyla sömürgeciliği incelerken, tarih yazımını sorgulatmayı da amaçlıyor. Duru Uslu

The First Wave

Pandeminin yansımalarını hayatımızın her köşesinde hissettiğimiz seneden, bir başka pandemi belgeseli. COVID-19 salgınının ilk dört ayına dönerek, sürecin yıkıcı etkileriyle ön saflarda mücadele etmek zorunda kalanların yaşamlarını izliyoruz. Adaptasyon sürecinde hastanede olmanın nasıl bir his olduğuna dair empati uyandıran The First Wave, geride bırakmak için hâlâ çaba verdiğimiz anıların da duygusal bir hatırlatıcısı oluyor. Ezgi Oğraş

Flugt / Flee

Taliban’ın ülkeyi ele geçirmesinin ardından ailesiyle Afganistan’dan kaçan, refakatsiz bir çocuk olarak Danimarka’ya yerleşen Amin bugün erkek arkadaşıyla evli, başarılı bir akademisyen ama 20 yılı aşkın süredir sakladıkları hayatını tehlikeye sokabilir. Mahremiyeti korumak adına animasyonu anlatım aracı olarak seçen bu çarpıcı belgesel, riskli sırlara ve yerinden edilmenin kalıcı travmalarına dair yürek burkan bir kimlik ve mücadele öyküsü. Merdan Çaba Geçer

Framing Britney Spears

Britney’nin babasına karşı zaferle sonuçlanan hukuki mücadelesinde yaşananları detaylandıran New York Times belgeseli; paparazzilerin, eski partneri Justin Timberlake’in ya da kamuoyunun hiç tınmadan iş birlikçilik ettiği sistematik şiddete bir bakış sunuyor. ABD toplumunun ve medyasının 90’lar sonu ve 2000’lerdeki toksik tutumuna baktırıyor; misojininin norm olduğu, akıl sağlığı konusunun bahsinin bile geçmediği bugünlerde kadın+’lara nasıl davranıldığına dair genel bir yüzleşme çağrısı yapıyor. Ekin Sanaç

Herr Bachmann und seine Klasse / Mr. Bachmann and His Class

Maria Speth’in 217 dakikalık belgeseli, Almanya’nın Stadtallendorf şehrindeki, 12 farklı milletten öğrencinin bir araya geldiği bir sınıfta geçiyor. Her zaman doğru ve yerinde bir mesafeyle Avrupa’nın ve Almanya’nın eğitim sistemini inceleyen film, problemlere kör göze parmak bir şekilde değil; umut ve ilham vererek dikkat çekmeye çalışıyor. Emre Eminoğlu

In the Same Breath

COVID-19 salgının ilk zamanlarında, süreci şeffaf yürütmeyen Çin hükümetinin kamuoyundan sakladığı gerçekler ve -ABD başta- diğer hükümetlerin yanlış bilgilendirme krizine bulunduğu katkılar göz önünde. Kamuoyununun endişelerine ve sahadaki insanların sesini duyurma çabalarına rağmen iki ülkenin ısrarla yürüttüğü yanlış politikalar; gelecekte yaşanabilecek başka küresel krizlere dair de iç açıcı olmayan bir tablo ortaya koyuyor. Merdan Çaba Geçer

McCartney 3,2,1

The Beatles, Wings ve solo projeleriyle kariyerinde 51 yılı deviren Paul McCartney’nin, müzik tutkusu ve kayıt deneyimleriyle geçtiğimiz 30 yılın en önemli prodüktörlerinden biri olarak kabul gören Rick Rubin ile derinlemesine sohbetlerinden, altı bölümlük bir seri. İkilinin McCartney eli değmiş hitleri yapıbozumcu bir tavırla ele aldığı yapım, Hulu’nun dünya tarihindeki etkili figürleri incelediği belgesel içerikleri arasında yer alıyor. İlayda Güler

Miguel’s War

İç savaş, muhafazakâr aile, toplum baskısı arasında sıkışarak yeni keşfettiği cinsel kimliğini ve arzularını bastırmak zorunda kalan Miguel; yıllar sonra kendini yeniden var eder ve özgürleşme sürecine girer. Animasyon, tiyatro performansları, röportajlar ve arşiv görüntülerini harmanlayarak oluşturulan belgesel; seçemediğimiz yaşam şartlarının, kimlik bulma sancısındaki etkisini ortaya çıkarıyor. Ezgi Oğraş

The Most Beautiful Boy in the World

Genç yaşta inanılmaz bir şöhrete kavuşmanın geri döndürülemeyecek bazı etkileri olabilir. Björn Andrésen’in henüz 16 yaşındayken Luchino Visconti’nin Morte a Venezia / Death in Venice filmindeki rolüyle hazırlıksız yakalandığı şöhrete ve kariyer yolculuğuna 50 yılın ardından yeniden bakma fırsatı, rıza ve nesneleştirme üzerine bir yüzleşme. Asena Büyük

My Name is Pauli Murray

Avukat, sivil haklar aktivisti ve şair Pauli Murray; ileri görüşlü fikirleriyle Ruth Bader Ginsburg’ün cinsiyet eşitliği mücadelesine ve Thurgood Marshall’ın dönüm noktası niteliğindeki sivil haklar argümanlarına ilham vermiş, öncü bir isimdi. My Name is Pauli Murray’yi izlerken onun bıraktığı köklü mirastan, ikili cinsiyet sınıflandırmasını reddedişinden, adaletin sağlanması yönündeki kararlı taleplerinden ilham almamak güç. Merdan Çaba Geçer

Naomi Osaka

ABD’nin ırkçı toplumsal dinamiklerine ve adalet arayışındaki öznelerine odaklanan belgeselleriyle bildiğimiz yönetmen Garrett Bradley, bu sefer merceğini yeni nesil tenis yıldızlarından Naomi Osaka’nın hayatına doğrultuyor. Osaka, 2021 Tokyo Olimpiyat Oyunları açılış töreninde olimpiyat meşalesini yakmıştı; isminin verildiği belgeselde ise spor kariyeri boyunca yaşadığı zorlukları, atlayarak içinden geçtiği ateşten çemberlerini izliyoruz. Mehmet Ekinci

Night Stalker: The Hunt For a Serial Killer

“True crime” takipçilerinin aşina olduğu sularda yüzen Night Stalker, ABD’nin en korkunç seri katillerinden birinin davasını -tür geleneğinin aksine- katilin iç dünyasını tamamen dışarıda bırakarak, dedektiflerin bakış açısından ele alıyor. İzleyicinin diziyi polislerin ipuçlarını takip etmesiyle paralel deneyimlemesi; sonda katilin kimliğinin ortaya çıkışı ve davanın akıbetiyle ilgili yaşananları bir o kadar şaşırtıcı ve çarpıcı kılıyor. Esra Hiçyılmaz

Painting With John

Sözde resim sanatını odağına alan bu altı bölümlük şahanelikte, yaratıcı ve spiritüel bir yolculuğa çıkarıp hikâye anlatıcısı olarak tüm maharetlerini gözler önüne seriyor Lurie. Hem sanatın üretim sürecini kutsuyor hem de yaşamı başlı başına bir sanat formu olarak keşfediyor. “Ağaçlarım mutlu değil, sefil hâlde” demesinden de anlaşılacağı üzere Bob Ross olmaya, hatta size nasıl resim yapacağınızı öğretmeye çalışmıyor. Yalnızca büyüleyici öykülerini anlatmak için orada. Merdan Çaba Geçer

Pretend It’s a City

Yazar Fran Lebowitz’in New York sokaklarında turlayıp, geçmişin yükünü Scorsese’ye boşalttığı belgesel serisi öncesi, ikili ilk olarak Public Speaking‘de bir araya gelmişti. Yetmemiş olacak ki Lebowitz’in zihnindeki konukluğumuz eşliğinde, sanattan kapitalizme, tarihten yürüme eyleminin kendisine varan temalar; ikonik bir şehrin güzellemesi ve muzip paslaşmalar ile bolca soslanıyor. Esin Çalışkan

Pride

Altı kuir yönetmenin elinden çıkma altı bölümü ile ABD’de LGBTİ+ hakları için verilen örgütlü mücadeleyi ele alan Pride; 50’lerde başlayan sıkı FBI gözetiminden ilk onur yürüyüşüne, AIDS salgını sırasında ortaya saçılan yanlışlardan günümüzde birlikteliğin ektiği cesaret tohumlarına uzanıyor. Trans hakları ve kimlikleri ekseninde Christine Jorgensen, Ceyenne Doroshow, Kate Bornstein gibi öncülerin röportajlarını ve arşiv görüntülerini derlerken, temsil eksikliğine de işaret ediyor. Esin Çalışkan

Procession

Ses getiren belgesel projelerine Procession’la bir yenisini daha ekleyen Robert Greene, çocuk yaşlarda Katolik Kilisesi rahipleri tarafından cinsel istismara maruz kalmış altı erkeğin, bir drama terapisindeki içsel yolculuklarını ve birbirlerinden şifa bulmalarını anlatıyor bu kez. Travmalarla yüzleşme sürecini tüm çıplaklığıyla gösteren yapım için “katartik bir deneyim” denebilir. Ezgi Oğraş

The Rescue

2018’de Kuzey Tayland’daki su basmış bir mağaranın derinliklerinde küçük bir futbol takımının oyuncusu olan 12 çocuk ve antrenörleri mahsur kalmış, tüm dünyanın gözünü çevirip soluk soluğa izlediği “imkânsız” bir görevin ardından herkes tahliye edilmişti. Daha önce gün yüzüne çıkmamış görüntüler ve özel röportajlarla anlatısını zenginleşen The Rescue’yu izlerken kalp atışlarınızın hızlanmaması içten değil. Üstelik 94. Akademi Ödülleri’nin belgesel dalına sızmaya da çok yakın. Elif Yılmaz

Roadrunner: A Film About Anthony Bourdain

Roadrunner, 2018 Haziran’ında bir anda aramızdan ayrılan cool şef Anthony Bourdain’in hayatını işleyen bir belgesel. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda başka Bourdain biyografileri de izleyeceğiz. Tecrübeli yönetmen Morgan Neville’inki en çok Bourdain’in sesini yapay zekâ algoritmaları vasıtasıyla “diriltişiyle” anılacak. Mehmet Ekinci

Sabaya

Orta Doğu’daki en tehlikeli bölge olarak kabul edilen, 73 bin IŞİD destekçisinin yaşadığı, Suriye’nin kuzeydoğusundaki El Hol Kampı’ndayız. Irak’ın Sincar eyaletinden kaçırılan Ezidi kadınlar, “sabaya” adı verilen seks köleleri olarak tutsak edilmiş durumdayken; bazıları eski sabaya olan bir grup Kürt gönüllü, bir kurtarma operasyonu için harekete geçiyor. Kendinden başka hiçbir şeye tahammülü olmayan ideolojilere, cesur olduğu kadar çarpıcı bir cevap. Merdan Çaba Geçer

Summer of Soul (…Or, When the Revolution Could Not Be Televised)

Yönetmenliğini The Roots davulcusu Questlove’ın üstlendiği Summer of Soul, Black Woodstock adıyla anılan Harlem Kültür Festivali’ne dair performans görüntüleri ve röportajlar aracılığıyla 1969’un Siyah kültürüne kapsamlı bir bakış atıyor. Vietnam Savaşı, Malcolm X ve Martin Luther King suikastleri, Ay’a yolculuk gibi dönemin politik atmosferini biçimlendiren olayların müziği, insanların ruh hâlini, hatta stil tercihlerini bile nasıl etkilediğini ortaya koyan film; yıl boyunca, başta Sundance olmak üzere birçok festivalden ödüller topladı. İlayda Güler

The Sparks Brothers

Özgün şarkılarını ve müziklerini besteledikleri Annette’le hareketli bir yıl geçiren Sparks’ın on yıllara yayılan kariyerini ve tuhaf şarkılarını; Edgar Wright’ın onlara adadığı bu belgesel, müzikal filmin hemen öncesinde geniş kitlelere ulaştırmıştı. Sparks ile ilk defa tanışanları dahi ekran karşısına kitleyen The Sparks Brothers, Wright’ın oyunbaz anlatımı ve dinamik kurgusuyla öne çıkıyor. Emre Eminoğlu

Street Gang: How We Got to Sesame Street

Sundance’de prömiyer yapan belgesel; 90’larda Edi, Büdü, Kurabiye Canavarı, Elmo, Minikkuş ve arkadaşlarıyla büyüyenlerin yüzlerine kocaman birer gülümseme kondurmayı garanti ediyor. Yaş gözetmeksizin eğlendirmenin yanı sıra sosyoekonomik düzeyi düşük kentsel topluluklara ulaşarak, ırkçılığın ve yoksulluğun dezavantajlı çocuklarda yarattığı eğitim boşluğuyla mücadele etmeyi de amaçlayan Susam Sokağı’nın yaratıcı ekibiyle tanışıyor, mutfağına konuk oluyoruz. İlayda Güler

Tina

“Proud Mary”, “What’s Love Got to Do with It”, “The Best”, “I Can’t Stand The Rain”… İkon denince akla gelen ilk isimlerden Tina Turner’ın 50’lerde başlayıp günümüze uzanan müzik kariyeri, kişisel hayatından çeşitli anekdotlarla mercek altında. O öyküsünü İsviçre’deki evinde, birinci ağızdan anlatırken; görülmemiş arşiv görüntüleri, fotoğraf albümünden çıkanlar ve ses kayıtları da eşlikçi. Kalp kırıklıklarıyla, Ike Turner’ın kendisine uyguladığı fiziksel ve psikolojik şiddetle, travmalarıyla mücadelesini de izliyoruz. Elif Yılmaz

Una película de policías / A Cop Movie

Mexico City’de polis olmak için ne gerekiyor? Ruizpalacios’un Meksika sinemasından son yıllarda ortaya çıkan en büyüleyici yönetmenlerden biri olduğuna dair kanıt niteliğindeki belgesel; iki profesyonel oyuncuyu sürükleyici bir süreçten geçirip “içerideki” yolculuklarına ortak ederken, polis filmi klişelerine meydan okuyor, savunma hattını muğlaklaştırıyor ve “Sorunlarımız acil!” diyor. Esin Çalışkan

The Velvet Underground

Kariyeri boyunca çeşitli işleriyle müzik dünyasına yakın durmuş Todd Haynes imzalı belgesel, rock tarihinin en etkili topluluklarından The Velvet Underground’un 60’ların New York avangart sanat sahnesinde gelişen kariyerini ve müziğini ele alıyor. Hayattaki üyelerinin katkılarıyla oluşturulan anlatı, grubun tarihi ve külliyatı hakkında verdiği kronolojik bilginin yanında; akışı ve tasarımıyla içinde var oldukları döneme dair kaleydoskopik bir deneyim aktarmak üzere kurgulanmış. Zeynep Naz Günsal

Writing With Fire

Writing With Fire, Hindistan’ın kadınlar tarafından idare edilen tek haber ajansı olan Khabar Lahariya muhabirlerinin ilham verici mücadelelerini takip ediyor. Patriyarka, kast sistemi ve yozlaşmış siyasetin baskılarından sıyrılarak özgürlüklerinin peşinden giden kadınlara saygı duruşu niteliğindeki yapım, Sundance’den Jüri Özel Ödülü ve İzleyici Ödülü ile dönmüştü. Ezgi Oğraş