3 soruda Mercanev Ayvalık ve hikâyesi
Röportaj: Metin Akdemir
Mercan (Ömercan Şamlı, 1989-2024) ile hiç yüzyüze tanışma fırsatım olmadı. Ancak tadilatına başlayıp yaşayamadığı, sonrasında arkadaşlarının ve ailesinin dayanışmasıyla anısına hazırlanmış ve 17 Eylül’de kapılarını açan Mercanev’de onu tanıyanlarla bir araya gelme fırsatım oldu.
Mercan (Ömercan Şamlı, 1989-2024) kimdir?
Mercan (Ömercan Şamlı, 1989–2024), İstanbul doğumlu fotoğraf sanatçısı ve belgeselci. Koç Üniversitesi Siyaset Bilimi mezuniyetinin ardından 2013’te İz TV’de çalışmaya başladı. Tarlabaşı’nın kentsel dönüşümü ve Almanya’daki göç konularını konu alan uluslararası projelerde bulundu. Berlin’de video kurgu eğitimi aldı, Leftvision Video Kolektifi ve Artıkişler ile çalıştı, bak.ma arşivlerini Amsterdam Sosyal Tarih Enstitüsü’nde katalogladı.
2018 sonrası Ayvalık, Berlin, Midilli ve İstanbul’da fotoğraf ve video üretimini sürdürdü; işlerinde kurgu, arşiv ve belgesel pratiğini buluntu görüntüler ve siyasal hafıza üzerine geliştirdi. Öne çıkan videoları arasında Benjamin’in Bavulları, Yüzlerle Konuşmak, Hiç Yoktan İyidir ve Koronadan Kaçış Manifestosu var. 2020’de Berlin Senatosu “Weltoffenes” Sanatçı Bursu’na layık görüldü; aynı yıllarda analog siyah-beyaz fotoğrafa yöneldi.
Mercan, sade ve etik bir anlatımı tercih ederek görsel hafıza ve kolektif mücadeleye odaklanmış; Aralık 2024’te, Tayland’da yaşamını yitirmiştir.


Ayvalık’ın bu güzel taş evinde Mercan’ın yakın arkadaşları Turgay ve Özgül ile konuştuk; duygulandık, onlara sarıldık. Mercanev’in hayata geçirilme yolculuğunun; Mercan’ın değerlerinin yaşatıldığı bir araya gelme ve üretim mekânı olarak tasarlanan bu sosyal evin detaylarını dinledik. Mercan’la tanışamamış olsam da Mercanev’in kararlılığı, huzuru ve arkadaşlarının güzelliği ona yakın hissetmeyi mümkün kıldı.

Mercanev’i açma fikrini ve “yaşayan ev” kavramını somutlaştırırken aranızda neler konuşup tartıştınız? En çok hangi detaylar (mekânsal, duyusal, görsel vb.) üzerinde durdunuz?
Mercan’ın arkadaşı olan video-belgesel işçisi Oktay İnce’nin “Yıkılmışı Tedarik” adlı bir çalışması var. Bu isimden hareketle, yaşanmamış olanı, yarıda kalmış olanı yaşatmaya ve biriktirmeye dönük bir sürecin başlangıcındayız.
Mercan, tadilatına başladığı fakat yaşayamadığı bu evi, bir sosyal ev projesi olarak hayal ediyordu. İnsanların atölyeler yaptığı, bir araya geldiği, okuyup tartıştığı, sanat ürettiği bir mekânı düşlüyordu burada. O nedenle bizlere onun hayalini kaldığı yerden devam ettirip, yaşatmak düşüyor. Ona dair yeni anılar biriktirmek, yaşanmışlıklar eklemek, çekmek istediği videoları, belgeselleri, fotoğrafları çekmek, yazmak istediği yazıları yazmak ve Mercan için yeni “Anıları Tedarik” etmek görevi düşüyor. Mercanev, çalışmalarıyla, eserleriyle onu yaşatacak olanlarla, yaşayan ev olarak yolculuğuna 17 Eylül’de başladı.
Bu yolculukta “Mercan yaşasaydı neler yapardı?” fikri sürekli dönüp baktığımız bir referans oluyor. Mercan, uzun yıllar Berlin ve Ayvalık’ta yaşadı, burası onun için dinlenme, üretme, buluşma ve yeniden hareket etme noktası oldu. Mercan, aşırı tüketimi sevmeyen biriydi; az eşyası vardı, hem giysi hem de ev eşyası olarak kullanılmış olanı almaktan çekinmezdi. Mercanev’i oluştururken mümkün olduğunca buna da dikkat ettik.
“Bu ev bir yas evi olarak düşünülmedi. Her yere Mercan’nın kişisel fotoğrafları ve anılarını doldurarak duygusal bir mekân yaratmak yerine, başkalarına faydalı olma, şifa olma meselesi üzerinden gitmenin daha doğru olacağını düşündük.”
Mercan, kütüphaneleri çok severdi. O nedenle, salonda küçük bir kütüphane kurarak, herkesin kullanımına açmayı uygun gördük. Tabii yine bağış yapılan ikinci el kitaplar ile.
Belgesel, video-aktivizm ve fotoğrafçılık ile olan uğraşından kaynaklı, Mercanev’de öncelikli olarak bu çalışmalara yer vermeyi düşündük. Diğer sanat dallarına da imkân dahilinde kapımızı açık.
Evin koridorları, mahzen, avlu ve bazı odaları galeri olarak sergilere ev sahipliği yapacak. Mahzen ve salon bölümleri istenildiğinde atölye mekânı olarak kullanılacak. Mercanev, belirli dönemlerde farklı alanlarda atölyeler açarak sanat üretimine destek olacak.
Onun kalmayı düşündüğü oda, şu an bir anı odası oldu fakat bu oda ve bu ev bir yas evi olarak düşünülmedi. Her yere Mercan’nın kişisel fotoğrafları ve anılarını doldurarak duygusal bir mekân yaratmak yerine, başkalarına faydalı olma, şifa olma meselesi üzerinden gitmenin daha doğru olacağını düşündük.
Mercan, yaşadığı dönemde etrafındakilere faydalı olmaya çalışan biriydi ve bu özelliğin burada yaşaması bizim için önemli. O nedenle, galeri, kitaplık ve atölyelerimizle tüm ziyaretçilere, okurlara ve katılımcılara faydalı olmaya çalışacağız.
Mercan’ın sanatsal dilinin ve tavrının —özellikle analog ve dokusal yaklaşımı ile kolektif üreticiliği— bu mekânda nasıl sürdürüleceğini biraz daha açabilir misiniz? Ziyaretçiler nelerle karşılaşacak, katılımcılar nasıl tanımlanacak? Kimler üretim yapacak?
Mercan, uzun yıllar video aktivizm ile uğraştı; sokak eylemleri, hak arama mücadeleleri, solun, emekçilerin, azınlıkların, Kürtlerin, göçmenlerin, kadınların ve queer grupların eylemleri başlıca ilgi alanları arasındaydı.
Mercan, pratiklerinde, ana akım sanat işlerinden ve görünür olma hevesinden uzak durmaya özen gösterirdi. İlgi alanları ve yaptığı işler de bu anlayışın üzerinde şekilleniyordu. Haklı bulduğu, sevdiği, insanlara faydası olduğunu düşündüğü, yeni şeyler denediği ana akımdan uzak işler üretmek, sanat yapmaktan, görünür olmaktan daha önemliydi onun için. Uzun yıllar video kolektiflerinde video aktivist olarak çalıştı, buluntu görüntülerle yeni işler denedi, hak alma mücadelesi veren grupların fikirlerini video ile kayıt altına almaya, yaymaya, yaşatmaya çalıştı.
Hayatının son dönemlerinde analog fotoğrafçılığa ilgi duymaya ve Sirkeci’de film banyosu yapan bir işyerinde çalışmaya başladı. Bu dönemde çekmiş olduğu kareler ise açılıştaki sergiyi oluşturdu. Açılışı, Mercan’ın Yorgunlar adlı fotoğraf çalışmasıyla yaptık. İlk bakışta sosyal belgesel gibi algılanabilecek olan bu çalışma aslında onun hayata bakışını anlatan bireysel bir iş diyebiliriz. Hayatta en çok sevdiği şeylerden biri zaten uyumaktı. George Perec’in Uyuyan Adam, Melville’nin Katip Bartleby kitaplarındaki felsefeye yakın durmaya çalışırdı Mercan. Fotoğraflarında kentin yorgunlarına, yolda, parkta, işte uyuyanlarına yer verdi. İnsanların hayattaki varolma yarışına karşı cevap olarak yapılabilecek bir eylem biçimi olarak uyumayı savunuyordu bu fotoğraflarla.
“Ayvalık’ta bir video kolektifinin oluşturulması uzun vadeli amaçlarımızdan biri. Bu kolektifin, açık çağrı ve adayların elenmesi gibi yöntemlerle değil; süreç içerisinde fikir birlikteliğiyle oluşacağına inanıyoruz.”
Kitaplık, galeri, atölye ve cafe olarak hizmet sunacak olan Mercanev’de, ona ait yazılı ve görsel hatıralar sergilenecek ve her yıl yapılacak anma etkinlikleri kapsamında analog fotoğraf etkinliği düzenlenecek. Mercanev, özellikle belgesel, kısa film, deneysel ve video çalışmalarına mekân açacak, film ve video eğitimleri, gösterimler ve bu alanda üretimlere destek olacak. Süreli sergiler, film ve fotoğraf günleri , söyleşiler, film ve fotoğraf atölyeleri yapacak, üretilen işlerin izlenmesi, duyulması için çaba harcayacak.
Ayvalık yavaş bir kasaba. Dolayısıyla video aktivizm için yoğun bir sosyal hareketlilik mevcut değil. Fakat Mercanev, Ayvalık’taki sosyal ve çevresel problemlerin yer aldığı videolar, belgeseller üretebilir, buna olanak sunabilir.
Ayvalık’ta bir video kolektifinin oluşturulması ise uzun vadeli amaçlarımızdan biri, bu kolektifin, açık çağrı ve adayların elenmesi gibi yöntemlerle değil, süreç içerisinde fikir birlikteliğiyle oluşacağına inanıyoruz. Mercanev, dışarıdan gelecek atölye, fikir ve üretimlere açık olacak, sanatsal üretimler için mekân arayan sanatçılara alan yaratacak, kolektif çalışmalara imkân yaratacak, farklı kurumlarla beraber ortaklaşa işler için çabalayacak.
“Film festivallerinde hak ettiği değeri bulamayan filmlerin insanlara ulaşması için yıl boyunca açık çağrılar ve gösterimler gerçekleştireceğiz.”
Fotoğrafçılıkta ise dijital ve karanlık oda atölyeleri gerçekleştirilerek, katılımcıların nitelikli fotoğraflar üretmesi hedeflenecek. Karanlık oda ekipmanlarıyla birlikte analog fotoğraf çalışanlara hizmet verecek. Galeri olarak kullandığımız alanda ise öncelikle fotoğraf olmak üzere, davet ve açık çağrı ile gelen sanatçıların eserleri sergilenecek.
Edebiyat, fotoğraf, sinema, sanat, tarih kitaplarının olduğu ve kitap bağışlarıyla sürekli zenginleşen kitaplığımız açık olduğumuz saatlerde tüm ziyaretçilerin kullanımına açık olacak.
Daha uzun vadede Mercanev’in “etki alanı” nasıl olmalı sizce? Yerel izleyici, sanat çevreleri, genç üreticiler açısından nasıl bir katkı sunmasını umuyorsunuz?
İlgi alanı, belgesel, video, kısa film, deneysel film ve fotoğrafçılık olan bir kurumuz. Film festivallerinde hak ettiği değeri bulamayan bu kategorilerdeki filmlerin insanlara ulaşması için yıl boyunca açık çağrılar ve gösterimler gerçekleştireceğiz. Başlangıçta yerel ölçekte yapacağımız etkinlikleri uzun vadede farklı coğrafyalardan yapımlarla genişletmeye çalışacağız. Gelecekte bu çabamızın, belgesel, kısa film ve deneysellerin yer aldığı bir festivale dönüşmesini umuyoruz.
Mercanev’de, yapılacak film atölyeleri ise bu alandaki üretimimizi destekler nitelikte olup, yerelde oluşturulacak video kolektifi için zemin hazırlayacağını düşünüyoruz. Söz konusu kolektifin, hem böylesi bir festivali yapmayı kolaylaştıracağını, hem de film üretimini arttıracağını düşünüyoruz.
Fotoğrafçılık alanında, eğitimler ve atölyeler ile başlayıp, ilerleyen süreçte sergiler, söyleşi ve panellerin olacağı fotoğraf günlerine varmayı hedefliyoruz. Ayvalık son yıllarda çok sayıda sanat etkinliğinin yapıldığı bir ilçe hâline geldi. Sanatçısı ve sanat severi çok olan bir yerde olduğumuz için şanslıyız. Ayvalık’taki küçük ve birbirine yakın sanat mekânlarının izleyici kitlesine kısa vadede ulaştık. Önümüzdeki süreçte gençlere, emekçilere ve farklı kimliklere ulaşmayı, toplumun bu katmanlarının sanat izlemesine ve üretmesine yardımcı olmayı istiyoruz. Özellikle gençlerin Mercanev’in olanaklarından yararlanarak sanatsal üretimlerde bulunmasını, kendi izleyicileriyle buluşmasını umuyoruz.


