3 unutulmaz karakteriyle: Fatma Girik

“Dürüst, samimi, fedakâr, aşka ve gurura inanan…” Türkiye sinemasının en büyük yıldızlarından Fatma Girik, 180’den fazla yapımda hayat verdiği karakterlerin ona çağrıştırdıklarını, bu sözlerle anlatıyordu bir röportajında. “Gurur dolu, uzun bir yolculuk” dediği kariyerine Ezo Gelin (1973), Şoför Nebahat (1970), Boş Beşik (1969), İntikam Meleği (1977), Kanlı Nigar (1981), Yılanların Öcü (1985), Japon İşi (1987), Keşanlı Ali Destanı (1964) gibi ikonik filmleri sığdıran Girik’in 79 yaşında yaşamını yitirdiği haberiyle başladık 24 Ocak sabahına. Bir süredir çeşitli sağlık sorunları deneyimleyen, yakın zamanda da COVID-19’a bağlı zatürre tedavisi gören oyuncunun ölüm nedeni, çoklu organ yetmezliği olarak açıklandı.

Henüz çocuk yaşlarda, maddi yetersizlikler nedeniyle sinema dünyasına adım atan Girik, ilk başrol deneyimi Leke’nin (1957) ardından Memduh Ün’ün yönettiği Ölüm Peşimizde (1960) ile dikkatleri üzerine çekti. Bu film, daha sonra eşi olacak Ün’le yaşam boyu devam edecek yaratıcı ortaklıklarının başlangıcıydı aynı zamanda. Atıf Yılmaz’dan Metin Erksan’a, Şerif Gören’den Halit Refiğ’e Türkiye sinemasının simge rejisörlerinin hemen hepsiyle çalışan oyuncu; Altın Portakal ve Altın Koza başta çeşitli festivallerce ödüllere layık görüldü.

Girik’in bu kadar sevilmesinin, vedasının bu kadar can yakıcı olmasının nedenlerinden biri, kariyeri boyunca toplumsal gerçekçi filmlerde yer almaya, Anadolu kadınlarının yaşadığı sorunları perdeye aktarmaya dair gösterdiği hassasiyet elbette. “Problemlerini, geçim sıkıntılarını, sefaletlerini, törelerini ve geleneklerini görmezden gelirsek seyirciye ihanet etmiş oluruz. Sinema seyircisiyle var. Gerçeklerden vazgeçemeyiz.” diyordu demeçlerinde. Yaşamı boyunca hak ihlallerine sesini yükseltmekten çekinmediği gibi sık sık sinema emekçilerinin, gazetecilerin, işçilerin yanında yer aldı; eylemlerine, grevlerine, duruşmalarına katılıp desteğini gösterdi. Toplumsal sorunlara çözüm arayışında bulunduğu Söz Fato’da isimli bir programı hayata geçirdiği ve 1989-1994’de Şişli Belediyesi’nin başkanlığını üstlendiğini de hatırlatalım.

Tuttuğunu koparan, haksızlıklara karşı sesini yükseltmekten çekinmeyen, vefalı/merhametli ama aciz olmayan nice karakteri Türkiye sinemasına kazandıran Fatma Girik’in kariyeri onlarca unutulmazla örülü elbette. Aralarından zihnimizde en fazla yer etmiş üç tanesini anımsadık.

Fatma

Film: Boş Beşik (1969)
Yönetmen: Memduh Ün

Yeni doğmuş bebeği bir kartal tarafından kaçırılan Fatma’nın çığlıklarını, gözyaşlarını, trajedisini unutmak ne mümkün? Birçok sahnesiyle bir neslin kâbuslarını süslemeye devam eden Boş Beşik; yörük beyi Ali’yle evlenen, bir türlü gebe kalmadığı ve “soyu devam ettiremediği” için toplum baskısına maruz kalan Fatma’nın, çocuğunu vahşi bir kuşa kaptırması üzerinden ilerliyordu. Girik tesiri yüksek performansıyla karaktere öyle bir gerçekçilik katmıştı ki Adana Altın Koza Film Festivali’nden gelen En İyi Kadın Oyuncu ödülü de sürpriz olmadı.

Hamlet

Film: İntikam Meleği (1976)
Yönetmen: Metin Erksan

Kaan Müjdeci’nin geçtiğimiz aylarda erişime açılan Hamlet’inden (2021) yıllar yıllar önce, Metin Erksan, Shakespeare’in meşhur karakterini bir kadın olarak yeniden yorumlamış ve başrolü Fatma Girik’e emanet etmişti. Biçimsel denemeleri, gerçeküstücülüğe yakın duran üslubuyla sinemamızın az bilinen hazinelerinden olan İntikam Meleği’nde, Girik sırtındaki büyük sorumluluğun altında ezilmiyor ve babasının cinayetini aydınlatma niyetindeki karakteri nefis bir oyunculukla hayata geçiriyordu.

Şoför Nebahat

Film: Şoför Nebahat (1970)
Yönetmen: Süreyya Duru

Türkiye’nin ilk kadın dolmuş şoförü Hacer Yalçın’ın yaşadıklarından esinlenilerek yazılan Nebahat; meşin ceketi, babadan kalma kasketi, sürdüğü yeşil otomobili ve patriyarkanın ezberlerine geçit vermeyen gözüpekliliğiyle tüm zamanların unutulmazları arasında. Sezer Sezin’in başrolde yer aldığı üç filmin ardından, bayrağı Süreyya Duru filmiyle Girik devraldı ve yerli sinemanın en meşhur karakterlerinden birini layıkıyla canlandırdı.

Yazı: Merdan Çaba Geçer

İllüstrasyon: Merve Atılgan, Bant Mag. No:54 (Aralık 2016 – Ocak 2017)