A’dan Z’ye: Ennio Morricone (1928-2020)

Maestro Ennio Morricone anısına… 

Yazı: Asena Büyük, Cem Kayıran, Merdan Çaba Geçer – İllüstrasyon: Ethem Onur Bilgiç

500’den fazla film için yaptığı bestelerle hem müzik hem sinema dünyasında bir efsaneye dönüşen Ennio Morricone, ardında benzersiz bir miras bırakarak 91 yaşında hayatını kaybetti. Maestro’ya ithafen; avangart müziğe olan ilgisinden radyo yıllarına, çalışma metotlarından kariyerinin önemli dönüm noktalarına, A’dan Z’ye bir anma.

Absolute Music

Ennio Morricone, film müziklerinin dışında yaptığı besteleri “absolute music” olarak tanımlıyor. Çoğu avangart estetikte olan, sahnelenmeye hazır 150 “absolute music” bestesi olduğunu anlıyoruz. Partneri Maria Travia ile 1956’da evlenen Morricone, geçtiğimiz yıllarda bu bestelerine olan tutkusunu evliliği üzerinden bir örnek vererek açıklamıştı: “60 yıldır evliyiz. 40 yaşındayken Maria’ya artık film müziği bestelemeyi bırakıp tüm zamanımı ‘absolute music’e adamak istediğimi söyledim. Aynı şeyi 50, 60, 70 ve 80’imde de söyledim. Belki 90 olduğumda bunu bırakırım.”

Belgesel

Cinema Paradiso’dan bu yana defalarca çalışma imkânı bulduğu besteciye saygısını sunmak isteyen yönetmen Guiseppe Tornatore, Morricone’ye ithaf edeceği bir belgesel projesi için 2013’te kolları sıvar. Onun 50 yılı geride bırakan kariyeri şerefine gerçekleşen bir turne esnasında, Ennio: The Maestro ismini taşıyan yapımın çekimlerine başlar. Belgeselde John Williams, Quentin Tarantino, Dario Argento, Clint Eastwood, Bruce Springsteen ve Hans Zimmer gibi isimlerin dâhil olduğu 70’den fazla sanatçıyla gerçekleştirilen röportajlara paralel olarak; kendisinin özel hayatından detaylar, turnelerinden kayıtlar, bestelediği filmlerden klipler ve ilk defa gün yüzüne çıkacak arşiv görüntüleri yer almakta. Mayıs 2021’de İtalya’da gösterime girmesi beklenen filmin uluslararası dağıtım hakları ise, yönetmen Wong Kar-wai’nin yapım şirketi Block 2’ya ait.

Crazy

CeeLo Green ve Danger Mouse’tan oluşan, Amerikalı soul müzik ikilisi Gnarls Barkley’in evrene bıraktığı ilk parça olan “Crazy”nin dünya çapında nasıl bir hite dönüştüğünü sanıyoruz birçoğumuz deneyimledik. Gnarls Barkley’nin ilk albümü St. Elsewhere’de yer alan “Crazy”nin ilham kaynakları arasında Ennio Morricone’nin western filmleri için bestelediği müzikler var. Hatta Danger Mouse, New York Mag’e 2006’da verdiği bir röportajda, müzikle ilgilenmeye başlamasındaki temel motivasyonun Ennio Morricone olduğunu anlatıyor.

Dünya Kupası

1978’de Arjantin’de düzenlenen Dünya Kupası’nın “El Mundial” isimli tema müziğini besteliyor. Film müzikleriyle büyük bir şöhrete sahip olan Morricone’nin Dünya Kupası için beste yapması geniş bir kitleyi heyecanlandırmış olsa da “El Mundial”, kariyerinin iyi işlerinden biri olarak anılıyor desek, yalan söylemiş oluruz. Özellikle Arjantinliler tarafından “duygusuz” bir şarkı olarak tanımlanan tema müziğini, Morricone’nin otopilotta yazdığını iddia edenler bile var. Enstrümantal “El Mundial”, 78 Dünya Kupası’nın resmî müziği olsa da Arjantin’de sözleri de olan bir başka tema müziği bestelendi ve sahiplenildi. Bu arada Morricone’nin gençlik yıllarında Roma’da bir futbol takımında forma giydiğini ama müzik tutkusunun peşinden gitmek için yeşil sahalara veda ettiğini de hatırlatalım.

Erken yıllar

Faşist yönetimin altında doğan ve babasının yeteneğini fark etmesiyle altı yaşında beste yazmaya başlayan Ennio; Umberto Semproni’nin yönlendirmesiyle, trompet dersleri almak için Ulusal Saint Cecilia Akademisi’ne katıldı. Akademiyi 1940’ta, sadece 12 yaşındayken kazanmasının yanında, konservatuarın dört yıllık uyum programını altı ayda tamamlamasıyla da müzikal zekâsını ispatlamıştı. Sanatına büyük etkileri olan hocası Goffredo Petrassi’nin yanında trompet, beste, koro müziği eğitimi aldı ve o zamandan beri tüm konser parçalarını ona ithaf etti. 1946’da trompet diplomasını aldı, mezun olduktan sonra klasik kompozisyon ve aranjman çalışmalarına devam etti. Mezuniyetinin ardından caz gruplarında trompet çalacak, radyo programlarına müzikler besteleyecek, RCA Records’un stüdyo aranjörlüğünü üstlenecek ve sinema ile tiyatro alanlarında “hayalet bestekâr” (ghost writer) olarak eserler verecekti.

Forum Music Village

Önceleri Ortophonic Recording Studio olarak bilinen ve Roma’daki Sacro Cuore di Maria’nın altında bulunan Forum Music Village; Ennio Morricone, Armando Trovajoli, Luis Bacalov, Piero Piccioni ve Enrico De Melis tarafından 1969 yılında kuruluyor. Bu kapsamlı müzik stüdyosunun kurulmasında büyük katkısı olan Morricone, 40 yıl boyunca müziklerini burada üretiyor ve Forum Music Village, maestro ile çalışan Brian De Palma, Oliver Stone ve Barry Levinson gibi yönetmenleri de ağırlıyor. Stüdyo, eşsiz besteci ve yönetmenlere müzikle uğraşacakları bir kuytu yarattığı gibi Cher, Red Hot Chili Peppers ve Quincy Jones gibilerine de ev sahipliği yapıyor.

Görüntüden önce müzik

Sergio Leone’nin filmlerinde müziğin yeri tartışılmaz: sinemasının en ayırt edici, aynı zamanda en ayrılmaz unsurlardan biridir. Morricone’nin bestelerinde pek çok alışılmadık enstrüman ve silah sesi gibi ses efektlerini tercih etmesi; janrın müzikal manzarasını âdeta yeniden şekillendirdi. Maestro’nun ilerleyen zamanlardaki bir açıklaması, ortaklıklarının en parlak döneminde, yedinci sanatta benzeri -müzikaller dışında- pek görülmemiş bir metotla çalıştıklarını ortaya çıkardı: Besteler çekimler başlamadan önce hazırlanıyor, Leone bu müziklerin zamanlaması ve ritmine uyacak şekilde sahneleri çekiyordu.

Hollywood

Sergio Leone’nin western türüne yeni bir soluk getiren Dolar Üçlemesi, Morricone için Hollywood’un kapılarının sonuna kadar açtı ve dünya çapında tanınmasını sağladı. Üçleme 1967’de, James Bond’un ABD’de yakaladığı başarıdan cesaret alan United Artists şirketi tarafından dağıtıma sunuldu. Hatırı sayılır bir başarı yakaladı, müzikler kısa zamanda okyanusun diğer tarafında da popüler oldu. İlk olarak Amerikalı yönetmen John Huston, dinî öğeler taşıyan epik filmi The Bible: In the Beginning… için onunla çalışmak istedi ancak Morricone’nin anlaşmalı olduğu RCA Records geçit vermedi. Kariyerinde Brian de Palma (The Untouchables), John Carpenter (The Thing), Terrence Malick (Days of Heaven), Quentin Tarantino (The Hateful Eight) gibi Hollywood’un ünlü simalarıyla iş birliği yapsa da; Morricone hiçbir zaman Hollywood’un bir parçası olmadı. Müziklerini bestelemek için Roma’dan hiç ayrılmadı ve hiçbir zaman İngilizce öğrenmedi.

Islık

Morricone için işler her zaman kolay değildi. Ancak o tüm yaratıcılığını kullanarak önündeki engelleri aşmak niyetindeydi. Bütçe kısıtlamaları, John Ford standartlarında orkestra düzenlemelerine fırsat vermiyordu. Bu yüzden bestelediği müziklerde silah ve kırbaç sesleri, düdükler ile arp, trompet, elektro gitar gibi çeşitli enstrümanların yanında; birçok bestesiyle özdeşleşen ıslık seslerini kullanıyordu. Muhtemelen akla gelen ilk örnek The Good, The Bad and The Ugly olacaktır. Bir diğer ünlü İtalyan besteci Alessandro Alessondroni‘nin dudaklarından çıkan bu ıslık melodisi, şimdilerde bir western filme gönderme yapacağımız zaman ilk durak oluyor.

Joan Baez

1920 Amerika’sında iki ayrı suçtan yargılanan İtalyalı göçmen işçiler Sacco ile Vanzetti, politik görüşleri sebebiyle, suçları kanıtlanmadan ırkçı bir adalet sistemi yüzünden idam edilmişlerdi. Ortada delil yetersizliği gibi büyük bir boşluk varken, taraflı sorgulama yapılarak büyük insan hakları ihlallerine kurban giden Sacco ve Vanzetti’nin hayatları ve yargılanma süreçleri birçok esere konu oldu. İçlerinden belki de en çok bilinen, 1971 yapımı Sacco & Vanzetti filminin müziklerini besteleyen Morricone, “Here’s To You” parçası için Joan Baez’le iş birliği yapmıştı. Yeryüzündeki pek çok haksızlığa karşı sergilediği duruşlarla tanıdığımız Baez ile maestronun bu ortaklığı, iki masum insanın nefeslerini sonsuzluğa üfleyen bir ağıt haline geldi. 

Kediler

Son zamanlarda hemen hemen her evin sahibi konumuna gelebilen kedi dostlarımıza maestro pek de dost değilmiş. Sahiplendiği tatlı kedinin, evin içinde kendi kurallarına göre yaşaması diğer kedilere karşı da epey temkinli olmasına sebep olmuş. Kedisinin bir gün mutfaktaki hazırlanmış bütün yemeği mahvettiğini görünce büyük bir rahatsızlık yaşayan Morricone, yaramaz ufaklığı kasabada yaşayan bir arkadaşına emanet etmiş. Yine de diğer hayvanlarla arasının o kadar da limoni olmadığını; özellikle atları ve maymunları, bazen de köpekleri sevdiğini ekleyelim. 

Leo Nichols

İlk bestelediği film müziklerinde takma adlar kullanmak durumunda kalan Morricone’nin mahlaslarından biri. 1954’te mezun olmasının ardından Armando Trovajoli, Alessandro Cicognini, Mario Nascimbene, Carlo Savina gibi mühim bestecilerle çalıştı ve onlara Dan Savio ve Leo Nichols mahlaslarıyla hayalet bestekâr olarak katkıda bulundu. Morricone’nin A Fistful of Dollars’ta dahi kendi ismini kullanmadığı bilinmekte. İtalyan ağırlıklı film ekibinin neredeyse tamamının isimleri jenerikte değiştirildi, öyle ki bazı ülkelerde yönetmen Sergio Leone için Bob Robertson mahlası kullanıldı. Morricone bu kararın nedenini 1984’te, Cinema Papers’a verdiği bir röportajda açıklıyor: “Yapımcılar, filmlerinin Amerika’da üretildiği izlenimini vermek istediler. Ve benim adım pek Amerikan tınlamıyor.”

Mina

İtalyan bestecinin kariyeri çoğunlukla film, televizyon ve radyo için yaptığı işlerle tanımlansa da pop dünyası için de birçok üretimi var. 1960’larda İtalya’nın toplumsal değişim dalgasının ön saflarında yer alan müzisyen Mina’nın belki de en bilindik şarkısı olan “Se telefonando”, bir Morricone bestesi. 1966’da kaydedilen parça, aslında bir televizyon programının tema müziği olacakmış. İlk başta sözleri yazılan bu parçanın bestesinde, Morricone’nin Marsilya’da duyduğu polis sireninin üç notası başlıca ilham kaynağı.

Nuova Consonanza

Ennio Morricone hemen hemen tüm eserlerinde deneysel ve avangart müzik tekniklerinden ilham almıştı. Sinema dünyasında iz bırakan birçok eserinin ardında müzikal yeniliklere ve alışılmışın dışında ifade biçimlerine olan merakı rol oynuyor. 1960’larda Roma’da çağdaş müziği desteklemek için kurulan Nuova Consonanza oluşumuna katılan Morricone, 1964-1980 yıllarında Gruppo di Improvvisazione Nuova Consonanza isimli avangart orkestranın serbest doğaçlama performansları ve kayıtlarında yer aldı.

Oscar

Akademi tarafından ödüllendirilmemesi, Morricone’nin uzun yıllar hakkının yendiği yönündeki tartışmaları da beraberinde getirmişti. 1984’te aday gösterilmemesinin sebebinin, Leone’nin Once Upon a Time In America filminin ABD dağıtımcısının kimi başvuru belgelerinde hata yapması olduğu biliniyor. Fakat Days of Heaven, The Untouchables, The Mission, Bugsy ve Malèna besteleriyle aday gösterilse de törenlerden eli boş ayrıldı. Kariyerinin ilk Oscar heykelciğine 2007’deki Onur Ödülü’yle kavuşsa da bir eseriyle kazanacağı ilk Oscar için dokuz yıl daha beklemesi gerekecekti. Quentin Tarantino imzalı The Hateful Eight, 2016 Oscar Ödül Töreni’nde Morricone’ye En İyi Orijinal Film Müziği kategorisinde zafer getirdi.

Pet Shop Boys

Morricone kendini tekrarlamaktan olabildiğince kaçınan, ürettiği her şeyde taze dokunuşlar arayan bir müzisyendi. Yeni şeyler denemekten asla vazgeçmeyen maestro, synth-pop ikonu Pet Shop Boys ile birlikte de müzik üretti. 1987 çıkışlı Actually’de yer alan “It Couldn’t Happen Here” şarkısı, bir Pet Shop Boys – Morricone ortaklığının ürünü. Grup aslında “Jealousy” parçasında Morricone ile çalışmak istemişti ama maestro tercihini birlikte yeni bir parça şekillendirmekten yana kullandı. Üstelik şarkıda ekibe Angelo Badalamenti de eşlik ediyor.

Radyo

1953’te Lelio Luttazzi ile Gorni Kramer, bir dizi radyo programı için Morricone’den Amerikan-vari tematik medleyler yapmasını istedi. Morricone, kimi popüler şarkıları aranje etti ve uzunca bir süre kendini radyo çalışmalarına adadı. Radyo tiyatroları için bestelediği fon müzikleri sayesinde çok geçmeden popülerlik kazandı, hızlı bir şekilde film endüstrisine de eserler vermeye başladı. Ulusal bir yayın servisi olan RAI (İtalyan Radyo ve Televizyou) için 1956’den itibaren şarkılar düzenledi, 1958’te kurum tarafından işe alındı ancak şirket kurallarının çalışanların besteledikleri müzikleri yayımlamasına geçit vermediğini öğrenmesiyle, ilk gününde işten ayrıldı. Pek çok oda müziği ve orkestra besteleri, 1954-1959 arasındaki radyo döneminden kalmıştır.

Sergio Leone

Morricone’nin Sergio Leone’yle tanışması, Dolar Üçlemesi’nden uzun yıllar öncesine dayanır esasen. İki isim de Roma’nın işçi sınıfı bölgelerinden Trastevere’de büyüdüler ve tesadüf eseri aynı ilkokulda eğitim aldılar. Neredeyse 30 yıl sonra, ilk işbirlikleri olan A Fistful of Dollars için bir araya geldiklerinde fark edildi bu rastlantı. Öyle ki 1937’de çekilen, yan yana yer aldıkları bir yıllık fotoğrafı bile mevcut. Leone, Morricone’nin kariyerinin dönüm noktası sayılabilecek son filmi Once Upon a Time in America’ya kadar maestrodan vazgeçmedi. Morricone mükemmel uyumlarının karşılıklı güvenlerinden geldiğini söyler; Leone ise kendisi için önemini “Her zaman en iyi senaristimin Ennio Morricone olduğunu söylemişimdir” sözleriyle ifade eder.

Tür sineması

Oldukça geniş bir yelpazede eserler ortaya koyan Morricone’nin komediden dramaya, korkudan gerilime birçok janrda çalışmaları mevcut. 1970’lerin İtalyan politik sinemasında, önemli arthouse yapımlarda, hatta B sınıfı filmlerde bile müziklerini duymak mümkün. Lakin uluslararası ününü Sergio Leone filmleriyle kazandığından, sık sık “spaghetti western bestecisi” olarak anılmakta. Külliyatını tek bir türe kısıtlayan bu tanımlamaya elbette tahammülü yoktu, zira sinema ve televizyon için ürettiği 500’den fazla eserle çok yönlülüğünü kanıtlamıştı. Birçok röportajında bu konunun üzerinde durur ve üretimlerinin asla tek bir janrla sınırlandırılamayacağının altını çizerdi.

Universal yangını

2008’de Hollywood’da çıkan ve yaklaşık 12 saat boyunca söndürülemeyen büyük Universal Stüdyoları yangını, yaklaşık 50 bin dijital video ve film arşivini küle döndürmüştü. Yangında kimsenin hayatını kaybetmediği bilinse de, dünyaca ünlü birçok sanatçının eseri bu sebeple yitirildi. New York Times’a göre, aynı zamanda Universal Music Group’a ait yaklaşık 175 bin kayıt da duman olmuştu. Maalesef gökyüzüne uçan kayıtlar arasında, Morricone’nin arşivleri de bulunuyordu. 

Video oyunları

Maestro hiçbir video oyunu için beste yapmadıysa da klasikleşmiş birçok şarkısını çeşitli oyunlarda duymak mümkün. Örneğin meşhur Metal Gear Solid serisinin dördüncü oyunu Guns of the Patriots’ın fragmanında “Here’s To You” parçasını orijinal hâliyle, oyun akışında ise yeniden düzenlenmiş bir versiyonuyla duyuyoruz. Endless Ocean: Blue World, Alfa Romeo Racing Italiano ve The Crazed Chicken gibi video oyunlarında, Morricone’nin ünlü bestelerine denk gelmek mümkün.

Yo-Yo Ma

Morricone’nin müziğinin ilham verdiği sayısız sanatçı olduğu gibi, maestronun dünyaca ünlü birçok sanatçıyla da iş birliği vardı. Müziğinin sınırları gökyüzüne dek uzandığından; synth-pop’dan western müziğe, klasik kilise orglarıyla nefes alan parçalardan Portekiz’in geleneksel fado müziğine dek her yerde melodilerinin izlerini bulmak mümkündü. 2003’te Portekizli sanatçı Dulce Pontes’le Focus albümünde birlikte çalışan Morricone, bir yıl sonra ünlü viyolonsel sanatçısı Yo-Yo Ma ile birlikte, kendisinin yönettiği Roma Senfoni Orkestrası eşliğinde Yo-Yo Ma Plays Ennio Morricone isimli bir albüm kaydetti. İsminden de anlaşılacağı üzere, albümde Ennio Morricone klasikleri çalınıyor. 

Zaman

91 yıllık ömrünün 85’inde üretim yapan Morricone’nin hayatını müziğe adadığını söylemek yanlış olmaz. Küçük yaşta fark edilen yetenekleri sebebiyle bu alana teşvik edildi ve ilk bestesini henüz altı yaşındayken yazdı. İlk öğretmeni, ona müzik okumayı ve aynı zamanda birkaç enstrüman çalmayı öğreten babası Mario Morricone’ydi. Sinema, televizyon, tiyatro ve radyo için ürettiği çalışmaların yanı sıra; orkestra şefi kimliği ve avangart üretimleriyle de bilinmekteydi. 6 Temmuz 2020’de, düşme nedeniyle meydana gelen yaralanmaların bir sonucu olarak, Roma’daki Università Campus Bio-Medico’da hayata gözlerini yumdu. Geriye imrenilesi bir kariyer, dev bir külliyat ve uluslararası bir ün bırakarak, doğduğu topraklarda aramızdan ayrıldı.

Yükleniyor...