Arşivden: Stereo Total “Do the Bambi”yi anlatıyor, sene 2005

Ezberbozan pop şarkılarına tutkun olduğumuz Berlinli ikili Stereo Total ile 2005 yılında, Do the Bambi albümünü yayımlamaları vesilesiyle sohbete oturmuştuk. İkilinin yolu (en azından konser için) henüz Türkiye’ye düşmemişti.

Röportaj: Ekin Sanaç

Bant No: 7 / Mart 2005

“Konvansiyonel olmayan, Antipapacı, feminist anarşistleriz”

Françoise Cactus ve Brezel Göring on sene önce tanıştıklarında yalnızca birbirlerine âşık olmakla kalmaz, Momus’a göre dünyanın en iyi pop müzik projesi olan Stereo Total’i başlatırlar. Stereo Total, chanson’dan electronica’ya, salt pop’tan garage rock’a alakasız tınıları bir araya getirmesine rağmen hiç de karmaşık olmayan, deneysel, kitsch, pozitif, anarşist, hümanist, popülist ve fenomen bir müzik icra ediyor. Françoise’nın davulunun başında söylediği İngilizce, Almanca, İtalyanca, Japonca hatta Türkçe (Türkiye bağlantısı yarı Türkiyeli yarı Finlandiyalı prodüktör Cem Oral’dan geliyor) şarkıların bünyede eşsiz bir etki bıraktığı kesin. Musique Automatique ile dünya çapında tanınırlık kazanan grup, altıncı albümü Do the Bambi’yle yeniden aramızda. Fırsattan istifade, ikiliyle sohbete koyulduk.

Bir önceki albümünüz Musique Automatique’den sonra Do The Bambi’nin yayınlanmasının arasında neredeyse dört yıl var. Neden bu kadar beklettiniz?

Françoise: Temel sebep sürekli turnede olmamızdı. Hatta bu yüzden çiçeklerimiz soldu.

Brezel: Her sene yeni bir albüm yapma modunda değildik zaten. Farklı şeyler denemek istedik. O yüzden uzun zaman aldı şarkıları toparlamak.

Do the Bambi’nin sözleri fazlasıyla filmlerle ilgili…

F: Film izlemeyi çok seviyoruz, görüntülere bayılıyoruz. Genel olarak nouvelle vague, deneysel filmler ve b sınıfı filmler izlemeyi seviyoruz. Bir de ben Hollywood müzikallerini çok seviyorum.

B: Ben Françoise kadar film insanı değilim. Ama bir Stereo Total üyesi olarak en azından önemli filmleri görmüşümdür.

Do the Bambi’yi diğer albümlerinizden farklı kılan en önemli etkileşimler nedir?

F: Sinema olduğunu düşünüyorum.

B: Gotik, etno, rockabilly ve araba kazaları. Etkilendiğimiz filmlerin başında ise Christiane F var. 70’lerden bri film bu, Berlin’de geçiyor ve 14 yaşında Avrupa’nın en modern diskosuna takılan gençleri konu alıyor. Ayrıca Jean Luc Godard’ın Weekend’i, Jacques Tati, Chelsea Girls ve müziklerini yaptığımız Cinemania da var. Clockwork Orange’dan da bahsetmek gerek tabii. Françoise albümü yapma süreci içerisinde geçirdiği feminist transformasyon sonucu vahşi karakter Alex’e dönüştü de.

İki sevgili olarak müzik yapmak nasıl bir şey? Çok eğleniyor gibi görünüyorsunuz.

F: Müzisyenler için (eğer pislik değillerse) en büyük problem turne sırasında partnerlerini görememeleri, özlemeleridir. Düşünüyorum da Brezel hiç bu sıkıntıyı çekmedi, bu sorundan haberi bile yok.

B: İtalyan mafyası gibiyiz; her şey aile içinde kalıyor. Çift olarak müzik yapmak on sene boyunca bir sürü herifle iyi geçinmeye çalışmaktan çok daha kolay geliyor bana.

Prodüktör olarak Cem Oral’la çalışıyorsunuz. Türkçeye ilginiz; “Für Immer 16”in “Hep Onaltı’da” versiyonunu yapmanızın sebebi Cem Oral mı?

F: Cem Oral dünyanın en iyi prodüktörü bize göre. Ona güvenimiz sonsuz. “Hep Onaltıda” bizim için çok eğlenceli oldu. Şarkının Türkçe çevirisini bizim için Cem’in babası Volkan Oral yaptı.

Türkiye’den başka müzisyenler tanıyor musunuz?

F: Cem’in kardeşi Can Oral’ın da büyük hayranlarıyız doğal olarak. Captain Comatose isimli harika bir grubu var onun. Ayrıca karışık mezdeke albümleri topluyoruz. Onlar da çok eğlenceli.

Bu arada God Is My Co-Pilot isimli grubu biliyorsunuzdur… Onlar da sizin gibi bir ikili ve müziklerinizin de birbirini andırdığını düşünüyorum. Onlar da Yonca Evcimik isimli popçunun “Kendine Gel” şarkısını Türkçe olarak yorumlamışlardı.

F: Evet. God Is My Co-Pilot’ı çok seviyorum. Onlar da bizim gibi farklı dillerde şarkılar söylüyorlar. Bizim gibi ülkeler arası sınırları indirmeye çalışıyorlar. Bu çok önemli bir şey bence. Ama maalesef o şarkıyı dinlemedim. Bana yollayacağını umuyorum.

Elbette! Stereo Total fazlasıyla garage rock etkileri taşıyor. The Strokes, Black Rebel Motorcycle Club, White Stripes vs. gibi yeni dönem “garage” etkileşimli gruplarla ilgili ne düşünüyorsunuz? Hatta The Strokes’la turneye çıktınız siz.

F: 80’lerde Lolitas isimli bir garage grubunda çalıyordum bildiğin gibi. O yüzden yaptıkları müzikler bana pek de yeni gelmiyor. Ama sempatik sempatik ve güzel güzel çalıp söylemeleri hoşuma gidiyor. Özellikle The Strokes ve White Stripes’ı çok seviyorum. The Strokes’la turneye çıkmıştık, evet. Gerçek birer centilmenler ve mükemmel Fransızca konuşuyorlar.

Momus’la nasıl tanıştınız? Onunla bir şeyler kaydetmeyi düşünüyor musunuz?

F: Momus’la Berlin’de tanıştık. Bizim eski plak şirketimiz Bungalow’dan bir albümü çıkmak üzereydi. Sonra o İngiltere’de Best of Stereo Total gibi bir şey yayınladı. İsmi de Total Pop’du. Ardından birlikte iki kere turneye çıktık. Biri İngiltere’de, biri Amerika’daydı. Bu adam o kadar zeki ve eğlenceli biri ki turneler inanılmazdı. Onun şarkı yazma yeteneğine de hayranım. Bir gün bana da bir şarkı yazacağını ümit ediyorum.

Müziğinizi dinlemek, dinlerken dans etmek çok keyifli, ancak en önemlisi size yakın tarzlardaki çoğu gruptan farklı olarak politik bir tutumunuz var.

F: Evet, biz konvansiyonel olmayan, Antipapacı, feminist anarşistleriz.

B: Evet, “Party anti-conformiste!”

Web sitenizde en çok dikkat çeken şeylerden biri de gittiğiniz yerlerde yediğiniz yemeklerin fotoğraflarını çekip koymanız. Hanginiz daha iyi yemek yapıyor? Bizim mutfakla aranız nasıl?

F: Berlin’de muhteşem Türk restoranları var. Hatta imam bayıldıdan bile haberdarım. Çok iyi yemek yaparım ama söz konusu pasta ya da kek olunca Brezel’ın eline kimse su dökemez. En sevdiğimiz yemeğin kuşkonmazlı herhangi bir şey olduğunu söyleyebilirim. Bu arada Brezel Roma’ya gittiğinde nutella ile pizza yiyordu.

Türkiye’ye geldiniz mi hiç?

F: Evet. Tatil için İstanbul’a gelmiştik. Gerçekten çok güzel bir şehir. Oradan da Antalya’ya geçmiştik denize girmek için. Antalya’da kumsalda otururken bir hayranımız gelip imzalı resmimizi istemişti, epey şaşırmıştık buna.

Bugünlerde neler dinliyorsunuz en çok?

F: Japonya’dan Petty Booka ve Berlin’den Cobra Killer.

B: Francois de Roubaix ve Yakokoiak.

Stereo Total’in sevdiği karanlık müzikler var mı?

F: Gençken sıkı bir Black Sabbath hayranıydım.

B: Ben Psychic Tv, Joy Division ve Syd Barrett çok severim.

Yükleniyor...