Authentic: Ece Haskan
Authentic serisinin ilk bölümünde; işlerinde birden fazla anlam katmanı yaratarak alternatif bir gerçekliği araştıran İstanbullu sanatçı Ece Haskan‘a hayal gücü, üretim metotları ve işlerini benzersiz kılan detaylara dair merak ettiklerimizi sorduk.
Farklı disiplinlerden sanatçı ve müzisyenlerin kapısını çaldığımız Authentic söyleşileri için takipte kal!
“Her sanatçının kendi deneyimleri işlerine yansıyor, benim işlerimde de bu kişisel izler belirgin. […] Bence otantiklik, bir sanatçının kendi zihnini üretimine dâhil etmesiyle mümkün oluyor.”

Nasıl bir çalışma ortamın var? Çalışma masanda ya da ortamında olmazsa olmazların neler?
Bir kaosun içinde çalışıyorum, ama bana ait bir kaos olduğu için neyi ne zaman nerede bulacağımı bildiğim bir düzenim var. Yıl içinde sürekli yeri değişen, giden gelen resimler atölye duvarlarında her zaman kendilerine bir yer bulabiliyorlar. Atölyeyi atölye yapan şey de bu hareketlilik aslında. Olmazsa olmazım tek bir eşya değil; hepsi bir araya geldiğinde bu dinamizmle benim üretimime özgü bir mekâna dönüştürüyorlar.
Eğer hayal gücün bir coğrafya olsaydı, orası nasıl bir yer olurdu?
Sonsuzluğa uzanan yemyeşil kırların üzerinde, pembe bulutların olduğu açık bir düzlük olabilir. Ufku göremediğimiz kadar geniş, ihtimallerle dolu kocaman bir arazi. Her yeni fikir için alan açan bir alan.
İşlerini tarif etmek zorunda kaldığında seni en çok zorlayan ne oluyor?
Sürrealizm ve sembolizm arasında olduğum yer sanırım. Resimlerdeki her imgeyi bir fikre referans verecek şekilde eklerken aslında daha sembolist yaklaşıyorum ama ortaya çıkan atmosfer, kurgunun düşselliği ve anlatım dili çoğu zaman sürrealist olarak algılanıyor. İşte tam bu kesişim noktasını anlatmak benim için en zorlayıcı şeylerden biri.

Şu anki tüm üretim metotlarını unutsan sence en baştan neyle başlardın?
Sanırım daha üç boyutlu ve mekânsal işlerle başlamayı seçerdim. Enstalasyonlar, hazır nesnelerle (ready-made) yapılan işler ya da izleyiciyle daha doğrudan temas eden deneyimlere yönelirdim. Çünkü mekânın ve objelerin kendisiyle oynamak, anlatım biçimimi çok başka bir boyuta taşıyabilirdi bence.
İşlerini senin için otantik kılan nüanslar neler?
Her sanatçının kendi deneyimleri işlerine yansıyor, benim işlerimde de bu kişisel izler belirgin. Özellikle otoportrelerim ya da kendi deneyimlerimden yola çıkarak kurguladığım sahneler bu özgünlüğü işlerime taşıyor. Bence otantiklik, aslında bir sanatçının kendi zihnini üretimine dahil etmesiyle mümkün oluyor. Benim için de otantik olan tam olarak bu, kendi hikâyelerimin, kendi bakış açımın izleyiciye görünür olması.