Authentic: Sadi Güran

Authentic* serisinin dördüncü bölümünde; bu sene Nada Kitap etiketli Sonsuzluk Dediğin 6 Gün çizgi romanını yayımlayan sanatçı Sadi Güran’a üretim süreçleri ve işlerini benzeriz kılan detaylara dair merak ettiklerimizi sorduk.

Farklı disiplinlerden sanatçı ve müzisyenlerin kapısını çaldığımız Authentic söyleşileri için takipte kal!

*VANS Authentic ürünlerine buradan ulaşabilirsiniz.


“Kişisel işlerimde ne kadar ben, o kadar doğru yol”

Üretim sürecinde kaosu mu seversin yoksa belli bir düzene mi ihtiyaç duyarsın?

Yalnızlık dışında bir ihtiyacım olmuyor genelde. Ama kaotik ortamlar daha güzel çalıştırıyor, evet. Zaten yaşadığım ortamlar hep kaotik oldu şimdiye kadar. Düzen beni geriyor genelde. Kulaklığımla insan içinde çalışmayı da seviyorum, güneyde dağ başında, orman içinde çalışmayı da. Muhabbet olmasın yeter. 

Uğurlu objelerin, totemlerin, ritüellerin var mı?

Yıllar önce Hollanda’da eskicide bulduğum bir kahve kupam var. Nedense ilhamı körüklediğine inanıyorum. Hey Jüpiter portrelerimde genelde modellerimin ellerinde de o kupa var. Bir de oyuncak figür. Etrafımda hep olmalı.

Farklı disiplinlerde üretmenin sana kazandırdığı en beklenmedik şey ne oldu?

Bilmiyorum, ne yalan söyleyeyim. Her malzemeyle, medyayla bir şeyler yapma isteği benim için çocukluğumdan beri içgüdüsel bir şey. Biraz da babamın bana armağanı sanırım. İki elimle zor kaldırdığım orta format fotoğraf makinesi ve karanlık odasıyla, ocakta ısıtıp elime verdiği balmumları, gittiğimiz tatillerde kola kutusunu delip elediği kırmızı topraklarla oynayarak büyüdüm. Dolayısıyla büyüdükçe de gördüğüm herhangi bir medyayla bir şeyler üretebilmek sanki çok kolaymış gibi gelip hemen içine dalabiliyorum. Çok da ciddiye almamak lazım sanki. 

Çalışırken sana sürekli eşlik eden sesler ya da müzikler var mı?

Lisedeki desen hocamız Kemal Bey tempolu çalışalım diye metal müzik çaldırırdı atölyede. Ondan mı kaldı bilmiyorum ama genelde tempolu müzikler güzel aktırıyor çizgileri. Dans müzikleri, drum’n’bass, özellikle konser albümleri çok iyi geliyor. 

Bir işin “fazla sen” olması seni ürkütür mü cesaretlendirir mi?

Ürkütmez de cesaretlendirmez de. İçten ve elden ne geliyorsa o zaten. Başkasına ısmarlama işlerde bazen sorun olabiliyor sadece. “Çekici bir şeyler yap ama çok da sen olmasın”a bağlanıyor çoğunlukla. Ama kişisel işlerimde ne kadar ben, o kadar doğru yol.