Vans sunar: Sedef Sebüktekin'le şarkıları ve anlaşılma arzusu üzerine

Geçtiğimiz ocak ayında Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu ve Canozan ile beraber kaydettikleri kolektif albüm Evde’yi ardından da “Çıplak” isimli yepyeni teklisini yayımlayan Sedef Sebüktekin; çalışmalarına, alışkanlıklarına, pandemiyle gelenlere ve şarkılarına dair sorularımızı yanıtladı.

Röportaj:İpek Temizkan

Klasik senin için ne demek?

Klasiğin bende çağrıştırdıkları; “yalın”, “uzun ömürlü”, “geçerliliğini yitirmeyen” gibi
şeyler.

Evde kendinle ve kedilerinle beraber kalmayı, ev ortamında üretmeyi sevdiğini sık sık dile getiriyorsun. Son bir yılda herkes gibi bol bol evde kalabilmişken zamanını nasıl geçirdin? Besteler, fikirler birikti mi?

Ev benim için huzurlu, rahat bir yer; kendimle baş başa kalmayı da seviyorum. Bu yüzden karantina bana yaradı bence. Sakinledim, sakinleyince daha iyi anladığım şeyler oldu. Şarkılar yazdım, ama başka şekillerde çıkmaya başladılar. Yani bir kabuğumu kırmışım gibi hissediyorum. Güzel bir duygu bu.

Dinleyicilerin akustik beklentilerinin tersine bol deneyli, elektronik ve tarzlar arasında geçişlerle dolu Evde albümüyle 2020’nin ilk günlerinde buluştuk. Albümle ilgili aldığınız geri dönüşlerden en ilginci hangisiydi?

En iyi yorumları genelde Canozan’ın annesi, canım Nuran Teyze yazar YouTube’a. Yine albüme gelen yorumlarda en hoşuma giden onun yazdıklarıydı. Ful destek verir her zaman, olumsuz yorum yazanlara da ağzının payını verir bazen.

Hem söz yazıp hem söyleme halinden, şarkılarının çok kişisel bir yerde durduğunu, her birinin senin için çok biricik olduğunu tahmin ediyorum. Tüm üretimini dört müzisyen beraber üstlendiğiniz Evde albümü, özellikle yaratım süreciyle seni konfor alanının dışına çıkardı mı? Sence bu kolektif deneyim gelecekteki bireysel üretimlerine dair bir şeyler değiştirir mi?

Çok güzel bir soru bu. Albüm sürecinin kesinlikle benim için en zorlayıcı yanlarından biri bu tekil konfor alanının dışına çıkarak, beraber müzik üretmek için bir grup insanla ortak frekansa uyumlanmak oldu. Tesadüf değildir ki en mükafatlandıran kısmı da buydu; kolektif deneyimlerden nasıl da besleniyormuş insan, bunu gördüm. Müzik bir iletişim şekli ise, konuştuğun kadar dinleyip uyumlanmanın da ne denli önemi varmış. Utanarak söylüyorum ki yeni keşfettim. Müzikten geri sıçrayıp insan ilişkilerine bakışıma bile yansıdı diyebilirim.

Bir zamanlar çizim yapmayı sevdiğine dair duyumlar almıştık. Bu aralar ne sıklıkla çiziyorsun? Neler çiziyorsun?

O kadar çok çizim yaptım ki karantina zamanında. Genelde kâğıdın küçük bi yerine odaklanıp, işleye işleye geri kalanına açılıyorum. Dağınık şeyler çıkıyor. Birkaç tanesini gösterebilirim.

Bugün müzik dünyasının, varlığını hiç olmadığı kadar dijitale yönlendirmesi hakkında ne düşündüğünü sormak istiyorum. Çevrimiçi konserleri takip ediyor musun? Sen dijital dünyayı nasıl deneyimliyorsun?

Stream platformlarının doğası gereği çeşitliliği desteklemesi çok güzel. Her türlü hikâye, ses, kendini ortaya koyabiliyor. Derdini anlatmak için desteğe muhtaç değilsin yani, bu güzel bir şey. Öte yandan, özgür üretimi mümkün kılan böylesi bir ortamda, kendimizi aşma sorumluluğumuzun ağırlığını hissediyorum. Kendi gerçeğimi, en kendi yolumla söylemekten başka bir seçeneğim yok gibi geliyor. Bu da kendi içinde, sonu gelmeyen bir arayışı doğuran bir denklem aslında. 

Bazı şarkılarının orijinallerinin yanında; neredeyse orijinaller kadar dinlenen remiksleri ve farklı versiyonları da var. leride remikslerin toplanacağı bir albüm söz konusu olabilir mi?

Aslında bir albüm gibi düşünerek aynı anda yayınladığımız, 4 remiks var. Educatedear, kerkayas, Fatih Başoğlu, ve Moawk’ın remiksleri ve hepsini ayrı ayrı çok seviyorum çünkü şarkıları bambaşka yerlere taşıdılar. Şimdilik önceliklerim arasında remiksler olmasa bile, bir noktada kesin yine olur.

Son olarak, şarkılarının sözleri; kişisel ve samimi olduğu kadar, sosyal medyadan anladığım kadarıyla, hayranların için de senin müziğinin en bağlayıcı yeri. Yazdığın sözlerin aslında hissedip, düşünüp, her zaman söyleyemediklerinden oluştuğunu eski bir söyleşinde belirtmiştin. İçinde biriktirdiklerinin ortak hislere dönüştüğünü görmek / bilmek seni hangi duygulara sevk ediyor?

Müzik benim kendimi anlamaya çalışma şeklim sanırım. İmkânsız bir görev, hisleri deştikçe bir şeyler çıkıyor altından. Bu şarkıların dinlenmesi, bana anlaşıldığımı hissettiriyor. Anlaşılmak hepimizin içindeki bir arzu bence. Şarkılarda, itiraflarda buluşabiliyorsak ne mutlu bize. Çok değerli bir duygu bu. Anlaşıldığını hissettikçe insana bir cesaret geliyor.

Yükleniyor...