Bant Mag. No: 38’den // En iyi usûl eski usûl: Popolo Press

Seyahatleriniz sırasında keşfettiğiniz “o dükkân”ı hepiniz bilirsiniz; tutku ve samimi emeklerle kurulan, ilham verici ve orijinal kalmayı becermiş o havalı mekânı… Kanada’da Montreal’e yaptığımız bir yolculuk bizi tam böyle bir cevherle tanıştırdı: Popolo Press. Popolo’nun yaratıcısı, sahibi ve çalışanı Kiva Tanya Stimac yaptığı işler ve kullandığı yöntemlerle ilgili birkaç sorumuzu yanıtladı.

Röp: Yetkin Nural

Popolo Press işlerinin tamamını “eski usûl” yöntemlerle yapıyor. Kendi deyişinle “ahşap, metal, mürekkep, bıçaklar ve terle”… Senin için bu şekilde baskı üretmeyi özel kılan nedir?
Baskı kalıbını oymanın, yazıyı dizmenin, serigrafi için kalıp kesmenin veya elle basımın içsel-bedensel özelliği hoşuma gidiyor. İşin sorun çözme kısmı. Hareketli baskıyı elle dizmenin bulmaca tarafıyla da bayağı ilgileniyorum. Bir de yeni yöntemler denemeyi ve bir şeyleri yeni ve farklı şekillerde yaratmanın zorluğunu çok seviyorum.

Popolo Press’i başlatmaya nasıl karar verdin? Bunun arkasında bir hikaye var mı?
Maurao’yla 2000 yılında Casa del Popolo’yu başlatmadan önce (Montreal’deki ilk müzik mekânımız, artık üç tane var), aşçı olarak çalışıyordum ve kitap ciltlemeyle baskıyı hobi olarak yapıp işlerimi kermeslerde satıyordum. Linol baskılar yapıyordum ve kitap ciltleyebilmek için birkaç ahşap ve metal yazı tipi toplamıştım. Sanat okuluna gitmedim ama annemle babamın sanatçıydı. Babam duvar resimleri yapıyor ve işçi sanatçısı olarak çalışıyordu; evimiz de her zaman değişik politik veya işçi protestolarına poster basmak için serigrafiye hazırdı. Annem ressam-heykeltıraş-baskıcı ve lisede resim öğretmeni olmanın yanısıra çocukluğumda bir süre aktarma baskıda çalıştı. Bunun üstüne büyük büyükbabam da şair, ciltçi ve İbranice kitaplar için küçük bir basımevi olarak çalışıyordu (o zamanlar yalnızca linotip vardı). Yani mürekkep kanımda var. 2001’de yıllık müzik festivalimiz Suoni Per Il Popolo‘yu başlattığımız zaman poster tasarlamaya başladım. Sanatçıları kendimiz davet edip konserleri kendimiz sahnelediğimiz için onları iyi temsil etmek istiyorduk. Festivalimiz her haziran üç hafta süresince devam ediyor ve bu posterleri başkasına yaptıracak para bütçemizde yok. Ben de bu yüzden bazılarını evimdeki stüdyoda kendim yapmaya başladım. İlk başta ciltçilik baskısı ve tahta kaşığın arkasıyla serigrafi, sprey boya, fotokopi ve kabartma baskılar kullanıyordum! Eğlenceliydi ama çok vakit alıyordu. Birkaç ahşap ve kurşun yazı tipiyle bir oymacılık bıçağım vardı.

Eski moda gravürler ve damgalar topluyorsun. Kaynaklarını bizlerle paylaşabilir misin? Kendi damgalarını da üretiyor musun?
Şekillerimin çoğunu elle oyuyorum, ama aynı zamanda hem eski hem de yeni yazı tipleri ve baskıları kullanıyorum. Bir ara yazı tiplerimin bir sürüsünü Toronto’daki  Don Black Linecasting‘den alıyordum, ama linotip geçtiğimiz beş yolda çok moda oldu ve onların fiyatları artık ahşap hurufat gibi şeyler için benim bütçemin dışına çıkmaya başlıyor. Linotip ekipmanıyla dolu müthiş bir depoları var ama… Linotip cenneti! İnternet dünyası da bir şeyler bulmak için olanak sağladı… Briarpress harika bir kaynak… eBay ve Etsy de. Aynı zamanda ortalıkta ahşap hurufat hazırlayan bazı harika yerler var, mesela Amerika’da Virgin Wood Type, Moore Wood Type, Skyline Type ve M&H Type ve Romanya’da Custom Wood Type.

Birçok linol ve ahşap baskıyı elimle oyuyorum ve mürekkep teknikleri, serigrafi ve kalıplarla deney yapmayı seviyorum. Bir de beni modern baskı dünyasına taşıyan foto-polimer levha makinemle Risograph’ım var. Ama eski tip kesimleri seviyorum ve arada içine dalmayı sevdiğim ufak bir koleksiyonum var.

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:38’e ulaşabilirsiniz.