Belle değerlendirmesi (2021, Başka Sinema)

The Girl Who Leapt Through Time (2006), Wolf Children (2012) ve animasyon dalında Oscar’a aday olmuş Mirai (2018) filmlerinin yanı sıra, Digimon serisinden de tanıdığımız anime yazar ve yönetmeni Mamoru Hosoda’nın prömiyerini yaptığı 2021 Cannes Film Festivali’nde 14 dakika boyunca ayakta alkışlanmış son uzun metrajı Belle / Ryû to sobakasu no hime, Güzel ve Çirkin masalından esinlenilerek yaratılmış bir sanal gerçeklik anlatısı. Dram ve macera elementleri taşıyan, yarı-müzikal bir bilim-kurgu da denebilir. Kochi prefektörlüğünde yaşayan lise öğrencisi Suzu’nun, U adlı uygulamanın sanal evreninde büründüğü avatarı Belle yoluyla kendini dünyaca ünlü bir şarkıcı olarak bulmasını; bu gerçeklikle hayatının birleşmesini, kesiştiği gizemli karakterle arasında gelişen bağı işleyen film, Başka Sinema kapsamında vizyona girmiş bulunmakta.



Zaman dilimi ve mekân 

Yakın gelecekte geçtiğini söyleyebileceğimiz filmde, şehirden uzak kırsal kasabayla, U’nun fantastik, rengârenk, uçsuz bucaksız sanal ortamı arasında gidip geliyoruz. Bir sahnede Tokyo’nun banliyölerine de uğruyoruz. 

Konu nedir?

17 yaşındaki Suzu, küçüklüğünde aniden annesini kaybettikten sonra şarkı söyleyemez hâle gelmiş, anlamlandıramadığı bu travmatik olaydan sonra kendini ailesinden ve çoğu arkadaşından tamamen soyutlamıştır. Dâhi ve kötümser Hiroka ile eski çocukluk arkadaşı Shinobu dışında herkesle iletişimini kesen Suzu, Hiro’nun teşvik etmesiyle U adlı sanal evren uygulamasına kaydolur. Her üyenin biyometrik yapısı temel alınarak yaratılan avatarlarla dolu bu dünyada, kendisi için tasarlanan Belle’in ardında eskisi gibi şarkı söyleyebildiğini fark eden Suzu, anonim biçimde kısa sürede büyük hit olur. Belle’in konserlerinden biri sırasında, U evreninde kötü bir üne sahip enigmatik avatar Dragon ortaya çıkar. Nedenini henüz anlayamadığı türden bir yakınlık hissettiği bu figürün kim olduğunu bulmaya karar veren Suzu, bu yüzden U evreninde büyük etkiye sahip ahlakçı Justin’le ve lideri olduğu kanunsuz grupla karşı karşıya gelir. Suzu bir yandan gerçek yaşantısı ve U arasında sıkışık kalmışken, Dragon’ı korumak ve ona yardım etmek için bu serüvenin bir parçası hâline gelir; biz de bu iki karakterin etkileşimlerine, dönüşümlerine, kendilerini geçmişlerinden, çektikleri acılardan, seçilmiş yalnızlıklarından azat etme çabalarına şahit oluruz.

İzlemeden önce bilmemiz gerekenler

Uluslararası bir yapım ekibine sahip Belle’in kamera arkasında; Wolfwalkers (2020)’la sükse yapmış İrlandalı stüdyo Cartoon Saloon’dan Tomm Moore ile Ross Stewart, U dünyasını yaratmaya yardım etmesi için Hosoda’nın bizzat irtibata geçtiği İngiliz mimar ve tasarımcı Eric Wong; ayrıca The Emperor’s New Groove (2000), Tangled (2010), Frozen (2013), Moana (2016), Zootopia (2016) gibi Disney filmlerinde çalışmış karakter tasarımcısı Jin Kim var. Üretimlerinde, kurduğu Studio Chizu ekibinin dışındaki yaratıcılarla da iş birliğinde bulunma alışkanlığı olan yönetmenin, böylesine ihtişamlı bir takımı bir araya getirmiş olması şaşırtıcı değil. 

Sanal gerçeklik sahnelerindeki derinlik ve enine uzun çerçevelerle, gerçek hayattaki VR görsellerini çağrıştırmayı hedefliyor gibi Hosoda. Belle aynı zamanda yönetmenin ilk müzikali olma özelliğine sahip, bu türe ilk kez el atıyor.

Filmin, aranjör ve besteci Taisei Iwasaki’nin prodüktörlüğünde ortaya çıkmış soundtrack albümü uzun süre revaçta olacak gibi. Sinemadaki ilk rolü olan Suzu/Belle’i seslendiren şarkıcı ve söz yazarı Kaho Nakamura’nın performansı, kesinlikle dikkate alınmalı.

Beş farklı kategoride Annie Ödülü’ne aday olmuş filmin, bu yılın Akademi Ödülleri’nin En İyi Animasyon dalına sızıp sızmayacağı henüz Belle vizyona girmeden konuşulmaya başlamıştı bile. Belle’in Oscar adaylığı çıkarması, Studio Chizu’nun Hollywood’daki elinin güçlenmesine, Studio Ghibli dışında bir yapım şirketinin daha ön plana çıkmasına sebep olabilir. Bu durum, yönetmenin eylül ayında Hayao Miyazaki’yi hedef aldığı, stüdyosunun yarattıkları dişi karakterlere cinsiyetçi biçimde yaklaştığını ima ettiği yorumlarının ışığında, iki şirket arasında ilginç bir tansiyon, hatta belki de daha çetin bir rekabet yaratabilir. 

İlk intiba?

Belle; Hosoda’nın alametifarikası olmuş ölçüde duygusal ve macera dolu bir seyir deneyimi. Güzel ve Çirkin masalının platonik bir versiyonu olarak nitelendirebileceğimiz yapım; yönetmenin diğer filmlerinde de sıkça işlediği gerçek ve seçilmiş aileler, alternatif dünyalar, kendini bulma, gerçekleştirme ya da kabul edebilme arzusu gibi temaların etrafında şekillenmiş. Dragon ve Suzu karakterleri üzerinden ebeveyn-çocuk ilişkilerini zıt eksenlerde ele almış; soyutlanmış ve yalnız karakterler ortaya koymuş Hosoda. The Girl Who Leapt Through Time’dan sonra Mirai’de zamanda yolculuk kavramını tekrar ele aldığı gibi, Summer Wars‘da (2009) keşfetmeye başladığı sanal gerçeklik konularını Belle’de yeniden ziyaret etmiş.

Kırsal kasaba betimlemeleriyle de hiç sakınmadan, ihtişamla döşenmiş sanal evren sekanslarıyla da âdeta bir harikalar diyarı yaratmış ekip; detaylarına büyük önem verilmiş bir görsel dil ortaya çıkarmış. Sosyal medyanın ve sanal dünyanın kaosunu, bunaltıcı olabilen yanlarını iyi aktaran film, beklemediğim yerden vurup bir noktada gözlerimi de doldurdu açıkçası. Iwasaki’nin ve Nakamura’nın eseri olan başarılı müzikal parçalarının da filmin hislere temas etme becerisini katladığını söyleyebilirim.

En az neyi sevdin?

Belle’in genel akışı ve tetikleyici olayları arasındaki geçişler pek pürüzsüz olmasa da filmin duygusal etkisinden bir şeyler yitirmesine sebep olmuyor.

Kimler sever? 

Hosoda’nın lafı geçmiş filmleriyle birlikte özellikle Summer Wars’u sevenlerin başka bir üretimde, aynı sanal mecralara davet edilmekten mutlu olacağını düşünüyorum. Öte yandan, sanal gerçeklik ortamında geçen sahnelerin -kadrajların detaylılığı, doldurulma biçimleri ve renkleriyle- büyük ihtimalle aramızdan epey erken ayrılmış usta anime sanatçısı Satoshi Kon’un Paprika‘sının (2006) rüya sahnelerinden ilhamla tasarlandığına, dolayısıyla Belle’i izlemekten zevk alanlara bu filmin de hitap edeceğine inanıyorum.

Formu dolduran: Zeynep Naz Günsal