Brian Eno & Beatie Wolfe, Dilhan Şeşen ve bu hafta başka ne dinlesek?

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, J. Hakan Dedeoğlu, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal

Haftanın yeni müzikleri: Brian Eno & Beatie Wolfe, Dilhan Şeşen, Sessa, Hollie Cook, Cemiyette Pişiyorum, SOHN, Hav Hav!, Don Was and the Pan-Detroit Ensemble ve dahası…

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


ALBÜM: Brian Eno & Beatie Wolfe – Liminal
(Verve Records)

Brian Eno ve Beatie Wolfe’un “karanlık madde müziği” olarak bahsettikleri Liminal, yolculuklarının önceki iki durağı Luminal ve Lateral albümlerinin kesişimi: “Lateral bir tür manzara resmi, sesli bir mekan ve Luminal rüya gibi bir uyanışsa; Liminal ikisinin bir karışımıdır. Gizemli mekânlarda yaşayan ve yolunu bulan bir insanın yaşadığı tuhaf, yeni bir evren.” Bu koleksiyonda ses meditatif ve büyüleyici. Ayrıca sesin özne olarak varlığını açığa çıkaran 11 parça, hem birlikte dolaşıyor hem de dinleyicinin kendisine karışıyor.

TEKLİ: Sedef Sebüktekin – Ah Yoluna!
(Mümkün İşler)

Sedef Sebüktekin, bu yıl yayımladığı ikinci solo teklisinde, her geçen gün daha da düğümlenen toplumsal iç sıkışmalarına ses oluyor: “Meştulaştırdın en çirkin hâlleri, vicdanı sustur yormasın seni.” Sürükleyici gitar arpejleri, akışı her köşesinde diri tutan senkoplar, harika vokal armonileri ve üslup çeşitliliği ile tekrar tekrar dinledikçe başka bir detayına kendinizi kaptıracağınızı garanti edebiliriz. Damla Topçu’nun çizimleriyle hazırlanan görsel eşlikçisi de burada.

ALBÜM: Madi Diaz – Fatal Optimist
(ANTI-)

Peru asıllı müzisyen ve besteci Madi Diaz’ın yedinci albümü Fatal Optimist, 2021’de başladığı “ayrılık” albümlerinin üçüncüsü. Joni Mitchell, Judee Sill gibi 70’ler kadın folk müizsyenlerinin, daha yenilerden de Laura Veirs’in ekseninde bir sound benimseyen müzisyen, bunu yaparken vokalini her şeyin üstünde tutmayı tercih ediyor. Özellikle ince notalardaki kontrolü takdire şayan. Ancak şarkıların akor dizileri sıradanlık kurtulamıyor çoklukla. Ses güzel ama müzik dünkü haber. Baharat istiyor biraz.

TEKLİ: Sessa – Nome de Deus
(Mexican Summer)

Başlar başlamaz sonbaharın kasvetini, griliğini unutturuyor yeni Sessa teklisi. Brezilyalı müzisyen Sergio Sayeg’in yarattığı hafifliğe kendinizi bırakmamak işten değil. “Nome de Deus” ânında dinleyeni harekete geçiren perküsyonların üstüne eklenen klavyeyle caz dokunuşlarıyla süslenen ama minimalist doğasını da kaybetmeyen bir güzellik. Piyanist Marcelo Maita’nin eşlik ettiği parçayla ilgili Sessa “Maita müziğime daha önce hiç katmadığım bir piyano unsurunu getirdi; bu da klasik bir samba caz sound’u arayışımı tamamladı” diyor. Yeni albüm Pequena Vertigem de Amor, 24 Kasım’da yayında.

TEKLİ: Dilhan Şeşen – YERLE BİR
(Contrapol Records)

Yeni EP’si Kaçak Elektrik’in ilk teklisi “YERLE BİR”, Dilhan Şeşen’in hikâye anlatıcılığı ile birleşen Özdemir Asaf’ın ‘İyi Misin’ başlıklı şiirinden çıkmış sözleriyle hüznü, öfkeyi, karanlığı elektronik seslerin kendisine kaynaştırıp, kutluyor. Ve gerçekten, bazen her şey biraz bulanık, nereye adım atacağını bilemezken bu büyük ışıltılı şehirde biraz dans etmeli, saçları savura savura. Berk Kuruçay imzalı klibinden bu duyguları yakalayın deriz.

ALBÜM: Jay Som – Belong
(Lucky Number Music)

Los Angeles çıkışlı Melina Duterte, namıdiğer Jay Som’un on parmağında on marifet: Besteci, multienstrümentalist, prodüktör şapkasını takan müzisyen aynı zamanda kendi mikslerini de yapıyor. Altı yıl sonra ilk uzunçalarını paylaşan Duterte’ye bu projesinde Mini Trees, Soft Glas ve Hayley Williams gibi alternatif sahnenin sevilen vokalistleri de eşlik ediyor. Belong genelinde 11 şarkı boyunca bütünlüklü ve dream pop sularında yüzen bir kayıt. Müzisyenin çeşitli güçlü yanlarını spot ışığına alan albümde yer yer singer-songwriter tadında narin parçaları yer yer daha büyük bir band ve daha komplike besteleri dinliyoruz. 

ALBÜM: Niia – V
(Candid Records)

Niia Bertino, beşinci stüdyo albümünde Bill Evans ilhamlı piyano pasajları ve film müziği atmosferi arasında gidip geliyor. V koleksiyonundaki parçaların sözleri genellikle farkındalık ve çelişkileri kurcalıyor. Müzisyen bu dengeye “aynı dizede hem suçlu hem mağdur olmak mümkün” diyerek dikkat çekiyor. Spencer Zahn ve Lawrence Rothman’ın prodüksiyonunu üstlendiği albüm çağdaş caz sahnesinde gizemli ve mesafeli olma eğilimi taşıyan nadir işlerden biri. Bas yürüyüşüyle kaygan bir zeminde volta attığınızı hissetiren “Ronny Cammareri” de Nicolas Cage’in 1987 tarihli Moonstruck’taki karakterine selam çakıyor.  

TEKLİ: Hakan Kurşun – Kulak Misafiri
(Pb Music)

“Yarının sonsuzluğunda yıllar geçirdim. Kulak misafiri oldum kendi kendime.” Yeni şarkısının çıkış noktasını anlatırken ““Akıcı, sürekleyici ve net bir tını duyuyordum kafamın içinde” diyor Hakan Kurşun. Gitar ve davulları müzisyen ve Ediz Hafızoğlu tarafından canlı kaydedilen parça, özellikle son düzlüğünde sözlerdeki paranoyayı kabartıyor. 90’ların kalıp dışı, avangart rock tınılarını anımsatan bir havası var. Kurşun’un Almanya’nın Hanau şehrindeki Regeneration Klangweg Hanau (Ses Yolu Hanau) adlı kalıcı ses sergisinden kayıtları albümleştirdiği Klangweg Hanau albümünü henüz dinlememiş olanları da buraya alalım.

ALBÜM: Don Was and the Pan-Detroit Ensemble – Groove in the Face of Adversity
(Mack Avenue Records)

Detroitli seçkin müzik insanı Don Was ve herkesin hemşehri olduğu caz ekürisinin canlı ve ilk resmî kaydı. Coşkun groove’larla bezeli renk paletinde dub ve funk’ın yanında şehrin DNA’sında yatan motown ve soul’un da baskın olduğu topluluk, Detroit’e hürmet niteliğinde bir oluşum olarak bu estetiğe hizmet etse de ayrıksı baharatları ne zaman nerede katmayı iyi biliyor. Her bir üyesinin enstrümanının erbabı olduğu Pan-Detroit’te Don Was’ın başkanlığını yaptığı Blue Note ailesinden saksafoncu Dave McMurray, Eminem’le olan uzun iş birliğiyle de bilinen klavyeci Luis Resto, şehrin en efsanevi house girişimlerinden Inner City üyesi Steffanie Christ’ian gibi isimler mevcut.

ALBÜM: dust – Sky Is Falling
(Kanine Records)

Avustralyalı beşli dust, ilk albümü Sky Is Falling’de post-punk, shoegaze ve indie rock’ı beklenmedik saksafon dokunuşlarıyla bir araya getiriyor. Kimi anlarda beşlinin belirgin ilham kaynakları şarkıları yönlendiriyor gibi hissettirse de albüm boyunca grubun tınılarını kendi hâlinde duymak mümkün. Gitarın gürültüsü arasında kaybolmayan bir hüzün taşıyan albüm, hem huzursuz hem de dingin anlarla dolu. Vokalist Justin Teale albümün temasını şöyle açıklıyor: “Kendini rahat hissetmen gereken sosyal ortamlarda utanç ya da pişmanlık hissetmek… Ve kafandaki gürültüden bir türlü kurtulamamak. Etrafımdaki insanları seviyorum, onlardan çok ilham alıyorum. Sosyal ortamlarda nasıl davrandıklarını, nasıl iletişim kurduklarını izliyorum; onları gözlemleyip inceleyen biriymişim gibi hissediyorum.”

TEKLİ: Hav Hav! – Duvarlar
(Bağımsız)

Yeni Hav Hav teklisi keyfi yerinde bir indie rock güzelliği gibi duyulsa da sözlerinde muhtemelen birçoklarımıza tanıdık bir karamsarlık mevcut. Bu modu şarkının ismiyle müsemma “Duvarların üstümüze üstümüze gelmesi hâli” olarak da anlatabiliriz. Çoğunluğunda gitar ve synth ağırlıklı olan parçanın son düzlüğünde bir trompet sürpriziyle sanki bu müşterek depresifliği kutlar gibi bir hâl alıyor şarkı. “Duvarlar”ın tam da bu hislerinin hepsine tercüme olan, sanki geceyi dört duvar arasındaki bir partide geçirmişiz hissi veren klibini de buraya bırakıyoruz.

ALBÜM: The Necks – Disquiet
(Northern Spy Records)

Avustralyalı avangart caz üçlüsünün tam üç saat dokuz dakika süren dört şarkıdan oluşan yeni albümü, kesinlikle huzur vadetmeyen bir meditasyon. Sabır istediği aşikâr ama söz konusu The Necks olduğunda dinleyicinin kendini teslim etmesi pek de uzun sürmüyor. Grubun doğaçlamacı tavrıyla her parçada titizlikle kurulan, ardından aşınıp dağılan motifler ve her daim The Necks evreninin parçası olmuş boşluklar arasındaki denge, Disquiet’ın etkisini kesinlikle artıran unsur. Üçlünün kasım ayında Salon İKSV’de olacağını da hatırlatalım.

ALBÜM: SOHN – Albadas (Dawn Songs)
(APM Records)

“Haber akışında olup bitenler göz önüne alındığında, kelimeler ve şarkılar bir şekilde yersiz gelmeye başlamıştı ve duygularımı beni tatmin edecek bir şekilde ifade etmekte gerçekten zorlanıyordum. Gün başlamadan önceki ruh hâlimi ve düşüncelerimi kayda almak için sabahları doğaçlama yapma alışkanlığı edindim,  Kelimelerin beni yarı yolda bıraktığı bir zamanda, bu şafak şarkıları imdadıma yetişti.” Besteci ve prodüktör SOHN, tamamı enstrümantal kayıtlardan oluşan yeni albümünün nasıl bir pratik ve motivasyonla ortaya çıktığını bu sözlerle özetlemiş. Albümün görsel eşlikçisi, Katalan sanatçılar Carla Cervantes Caro ve Mònica Figueras Domènech imzalı bir kısa film. İkilinin kendi şafak ritüelleri sırasında çekilen ve albümle aynı ismi taşıyan film buradan izlenebilir.

TEKLİ: Gorillaz – The Manifesto (feat. Trueno and Proof)
(Kong)

Her albümünde tematik bir anlatı kurgulayan Gorillaz, 20 Mart’ta yayımmlanacak The Mountain ile dümeni Hindistan’da geçen bir hikâyeye kırıyor. Prodüktör koltuğunda Damon Albarn ile birlikte James Ford, Samuel Egglenton, Remi Kabaka Jr. ve Bizarrap’in yer aldığı albüm konuk listesiyle de bir festivali andırıyor: Sparks, IDLES, Anoushka Shankar, Johnny Marr, Asha Puthli ve dahası… Koleksiyondan dinlemeye açılan ikinci parça da Trueno ve 2006’da hayatını kaybeden D12 rapçisi Proof’un kayıtlarını barındırmakta.

ALBÜM: Hannah Frances – Nested in Tangles
(Fire Talk)

Amerikalı avant-folkçu Hannah Frances’in pek övgü alan 2024 tarihli Keeper of the Shepherd’dan sonraki denemesi 28 yaşındaki müzisyenin verimli bir ilham noktasında olduğunu kanıtlıyor. Farklı gitar akordu denemeleri, doğanın entropisini görselleştirmenizi sağlayan melodilerle, aranjmanlarıyla oldukça maceracı, deneysel folk ve cazın birleştiği o hassas noktayı bulan bir çalışma. Geçmiş aile travmalarını illa bir affetme olmadan geride bırakmayı, iyileşmeyi umut eden sözlere de sahip. Müziğin yoğunluğu herkese göre değil belki ama şarkı yapılarına yaklaşımının kalburüstü olduğunu söylemeli. Ayrıca bu aralar geri dönüş hazırlığında olan Grizzly Bear’den Daniel Rossen’ın da iki şarkıda ona destek attığını hatırlatalım. 

ALBÜM: Deniz Mahir Kartal – KafaNar II
(Gülbaba Records)

Multienstrumentalist Deniz Mahir Kartal’ın ikinci solo albümü KafaNar II, müzisyenin kendi anlatımıyla Berlin’in elektronik müzik geleneğini Anadolu’nun kadim enstrüman ve tınılarıyla bir araya getiriyor. Albümde kaval, ney, duduk, sipsi, çağlama ve divane gibi duymaya çok alışık olmadığımız nefeslilere yer veren Mahir elektronik altyapılarla birlikte mistik bir hikâye anlatıcısına bürünüyor. Doublemoon ekolünü sevenlerin de ayrıca dinlemekten keyif alacağı bir albüm.

TEKLİ: Oklou & FKA Twigs – Viscus
(True Panther)

Fransız müzisyen Oklou’nun ilk albümü Choke Enough şubatta yayımlandığında kendisi de bu kadar ilgi göreceğini beklemiyordu muhtemelen. Sofistike popun oldukça kaliteli bir örneği olan çalışma yılın da en iyi debütlerinden biri oldu. Oklou şimdi de albümün 30 Ekim’de gelecek deluxe edisyonu için, yine bu yıl Eusexua ile zirveye oynayan bir geri dönüş yapan FKA Twigs ile yaptığı düet ile karşımızda. Biraz Bon Iver’ı hatırlatan, melankolik havadaki şarkı ikisinin de muzdarip olduğu kronik mide ağrılarına bir ağıt gibi. Şarkının ismi de karın bölgesindeki iç organ demek zaten. Oklou’nun yeteneği ortada, geleceği heyecan verici.  

ALBÜM: The Autumn Defense – Here and Nowhere
(Yep Roc)

Bu albüm tam tadında bir melankolinin içinden çıkan rahatlatıcı, hafif, sıcak sesler bütünü. Açılış parçası “The One” ile bu hislere bir alan açarak başlayan Here and Nowhere, The Autumn Defense’in 10 yıllık aradan sonra içleri ısıtan bir karşılaması olmuş diyebiliriz. Yani anlayacağınız bu koleksiyonda yaylılar, üflemeliler, vokaller, her şey tüm zarifliğiyle akıp gidiyor, hüzünlü olma hâlini en tatlı esintilere bırakıyor.

ALBÜM: Perturbator – Age of Aquarius
(Nuclear Beast)

Parisli müzisyen James Kent’in tavizsiz synth bloklarıyla endüstriyel ve dark wave çarpılmaları yarattığı Perturbator diskografisinin altıncı stüdyo albümü. Gerek sinemada gerek edebiyatta yaygın olarak karşılaşılan “kıyamet sonrası” tasvirine seslerle hayat veriyor Age of Aquarius. Ulver eşlikli açılış şarkısının ismi zaten bunun habercisi niteliğinde: “Apocalypse Now”. Alcest ve Greta Link gibi konukların da kimi duraklarına eşlik ettiği akışın zirve noktası muhtemelen “12th House”; mümkünse kulaklıkla ve son ses dinleyiniz.

TEKLİ: Bade Nosa & Can Güngör – Çağrı
(Mudita Records)

İkinci albümü Şiir Eski Suç Ortağımız için geri sayımda olan Bade Nosa, bu kez Can Güngör’le birlikte seslendirdiği bir parçayla karşımızda. Şair Gülten Akın’ın aynı adlı şiirine, Bade Nosa ve Emre Can Sarısayın’ın yaptığı beste; sözlerdeki kucaklayıcı hüznü ustalıkla taşıyor. Yoldaki albümün tamamı Gülten Akın ve Behçet Necatigil şiirlerinden oluşuyor ve parçası da bir düet olacak. Can Güngör’ün yanı sıra Nilipek. Birsen Tezer, Bülent Ortaçgil ve Ceylan Ertem de Bade Nosa’nın şiir kulübüne uğrayanlar arasında.

ALBÜM: Cemiyette Pişiyorum – ENDÜSTRİ
(Bağımsız)

İstanbul’un punk veteranları Tolga Can Saygılı ve Ali Özdemir, yani Cemiyette Pişiyorum yeni bir albümle aramızda. Grup, bu kez punk enerjisinden ödün vermeden daha içe kapanık, daha melankolik ve daha kasvetli bir şekilde karşımızda. Tolga Can Saygılı’nın hem yorgun hem isyankâr vokalleri şarkıların duygusal yükünü taşırken, zaman zaman alaycı bir ton ediniyor. Çiğ punk enerjisini bir tür duygusal seansa dönüştüren albüm, yalnızlığın her formuna dokunuyor olsa da tüm bu karamsar hâline rağmen tuhaf biçimde coşkulu, hatta umutlu. Davulda Emre Yıldız’ın ikiliye eşlik ettiği albümün prodüksiyonunu da grup üyeleri üstlenmiş. 

ALBÜM: Roméo Poirier – Off The Record
(Faitiche)

Ne dinliyoruz? Bu bir prova mı? Bir performans, kolaj bir ses enstalasyonu mu? Stüdyoda kazara kayda girmiş her çeşit konuşmadan 14 minyatür çıkaran ve kayıt mekânlarının arka yüzünü kulaklara sunan Belçikalı ses tasarımcısı; stüdyo sürecinin boşverilmiş ya da üstüne düşünülmemiş kısımlarını çalıp bize ve kendine izlenimsel bir arşiv yaratmış. Enstrümanların olaya girip çıktığı, mekânın, burada konu olanların, şakaların ve gelişen ilişkileri bu şekilde soyutlayarak kayıt almak denen süreci betimliyor. 

ALBÜM: Hollie Cook – Shy Girl
(Mr Bongo)

Hollie Cook’un beşinci albümü olarak, tropikal pop ve reggae salınımlarının kesiştiği bir groove banyosu. Genellikle düşük perdelerde dolaşan vokaller, albümün dokusal yapısının en belirleyici katmanlarından biri tabii ki. Üç yıllık bir zaman diliminde Londra, Los Angeles, New York ve Vejer de la Frontera arasında gerçekleşen kayıtlarla hayat bulan Shy Girl parçaları, müzisyenin uzun zamandır birlikte çalıştığı The General Roots Band ile yazılmış. 

TEKLİ: Fcukers – I Like It Like That
(Ninja Tune / GRGDN Müzik)

Kenneth Blume (namıdiğer Kenny Beats) prodüktörlüğünde kaydedilen yeni Fcukers teklisi, son yılların dans müziğindeki en heyecan verici çıkışlarından birini yapan ekibin artık dümeni iyiden iyiye anaakıma kırdığının sinyallerini veriyor. Yoğun basların yine başrolü üstlendiği altyapı üstüne Shanny Wise’ın vokalleri, umursamaz bir tavırla söylediği tekerleme kıvamını alıyor. Bu kokteylin iyi sonuç verdiği daha önce de kanıtlanmıştı, yine şaşırtmıyor. Önümüzdeki haftalarda Tame Impala ile turneye çıkacak ikilinin yeni parçası için çekilen klip de buradan izlenebilir.