Chat Pile, She Past Away ve bu hafta başka ne dinlesek?

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal

Haftanın yeni müzikleri: Chat Pile, She Past Away, Daphni, Ninush, Sihr, Charlotte Day Wilson, Beverly Glenn-Copeland, Sorry, Bill Orcutt ve dahası…

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


TEKLİ: Chat Pile – Masks / Sifting
(Dungeon Earth / Sub Pop)

Oklahomalı sludge metalcilerin Sub Pop Singles Club serisi kapsamında yaptığı çift yüzlü yayın, yeni parçalarının yanı sıra bir Nirvana cover’ı da barındırıyor. “Masks”te lo-fi bir introdan sonra sesi açıp leşşş gibi bir giriş yaparak yuvarlanan vuruşlar ve birbirine karışan riff kanallarıyla arkalardan var güç sesleniyor. Bleach’i basan Sub Pop’u ve etiketin memleketi Seattle’ı onurlandırmak için kolları sıvayan Chat Pile, “Sifting”de hem volümü hem sürtünmeyi artırırken, ritmi bir tık yavaşlatmış; bu da orjinalinin devinimine devinim katmış. Ensedeki tüyleri diken diken eden bir yorum.

TEKLİ: Sorry – Billy Elliot / Alone in Cologne
(Domino / GRGDN Müzik)

Geçen seneki Cosplay’le karanlık ve alaycı evrenlerine bir uzunçalar da ekleyen Sorry’den yeni şarkı birden. “Billy Elliot” ve “Alone in Cologne”u daha ilk dinlemede grubun hikâye anlatıcılığının yıllar içinde ne kadar uzun bir yol kat ettiği dikkat çekiyor. Şiirsellikleri ve tavırlarını korurken baştan sona takip edebileceğimiz, üzücü ama dürüst hikâyeler anlatıyorlar. İlk parça, ekibin psikedelik eğilimlerine sadık kalırken, “Alone in Cologne”da funk denizlerinde keşfe çıkıyorlar. Sözlerinde çok fazla tekrara başvurulan parça Sorry’nin bütün şüpheci duruşlarına dans melodilerini de sıkıştırabildiğinin güzel bir örneği.

EP: Ninush – The Flowers I See You In
(The Bird Records)

Boyuna uzanan yemyeşil çimlerin içerisine kendinizi bırakıp, güneşin sıcaklığına göz kırparken içinizdeki tatlı ve hoş duyguları besleyecek anları bir şarkı derlemesi ile eşleştirecek olsaydınız, bunu Ninush’un The Flowers I See You In EP’si karşılıyor olurdu desek yanlış olmaz. Adımlarımızı neşelendiren, yaşamın temposunu yumuşatıp mutlu anlara doğru götüren beş şarkı; nazik piyanosu, pop öğeleri ve minik elektronik unsurların bir araya geldiği sihirli bir değneği omzunuza kondurup rahatlatıyor.

ALBÜM: Puscifer – Normal Isn’t
(Alchemy Recordings)

Normal Isn’t, Maynard James Keenan’ın dostlarıyla birlikte şekillendirdiği Puscifer diskografisinde hem tanıdık hem de yer yer huzursuz edici bir eşiği andırıyor. Grubun uzun süredir kurcaladığı kimlik, normallik ve kontrol temalarını bu kez daha doğrudan ve sade bir dille ele alıyor. Steril bir parlaklıktan uzak duran prodüksiyonda Keenan ve Carina Round’un vokalleri ön planda olsa da duygusal patlamalar insan seslerinden ziyade enstrümantasyonda vuku buluyor. Bir belirsizlik hissi akış boyunca yakanızı bırakmayacak, baştan söyleyelim.

ALBÜM: She Past Away – Mizantrop
(Creature Comfort)

“Yerine geç. Sessizlik başlasın. Mizantrop seninle.” Dördüncü She Past Away albümü, “gerçekliğe adapte olmaktansa onu olduğu gibi görmeyi seçen bir ruh hâlinden türemiş. Ta pandemide şekillenmeye başlamış Mizantrop’ta Volkan Caner ve Doruk Öztürkcan motorik ritimler ve minimal melodileriyle inşa ettikleri atmosferin isyankâr melankolisini koruyarak bir yandan dansa davet etmeyi her zamanki gibi sürdürmekte. Hakan Tamar’ın sunucu koltuğuna oturduğu, Damla Es rejili klip eşliğine salınan albüm, grubun diskografisine 20 yıl içinde yarattığı kimliği onurlandıran bir girdi. Ayrıca ilkini Belirdi Gece (2012), ikincisini ise bir sonraki Narin Yalnızlık’ta (2015) işittiğimiz “İçe Kapanış” serisinin üçüncüsü de albümde sizi bekliyor.

TEKLİ: Bill Orcutt – Giving unknown origin / Unexpectedly heavy
(Palilalia)

Bu aralar, ne mutlu ki, sık sık bu sayfalarda karşılaştığımız Bill Orcutt, bu sefer 13 Mart’ta tarihlenen yeni solo albümü Music in Continuous Motion’dan iki tekliyle birden gündemimizde. 64 yaşındaki müzisyenin üst üste çaldığı dört gitarın melodilerinin bir araya gelerek oluşturduğu bütünlük tüyleri diken diken eden cinsten. Duygusu yoğun, çalımı daha serbest ama ustalıklı. Bir soundtrack gücü de var, aklınıza görsel öğeler canlandırabilen. Özellikle gitar bazlı müzikleri, post-rock tarzı işleri sevenlere rahatlıkla tavsiye edebiliriz.  

ALBÜM: Daphni – Butterfly
(Jiaolong)

Caribou olarak tanıdığımız Dan Snaith’in mahlaslarından biri olan Daphni, müzisyenin dans pistlerine yönelik işlerinin esas yöntemi. Bu isimle yayınladığı dördüncü albümü Butterfly da geleneği bozmuyor. Albümün ilginçliği âdeta sound olarak ikiye bölünmüş havası. İki farklı albüm dinliyor gibiyiz. İlk bölüm; net, ne istediğini bilen çok fazla yeni bir şey de vadetmeyen bir dans albümü. İşin ortalarına geldiğimizde ise Snaith’in elektronik müziğin farklı dönemlerine hakimiyetini kanıtlayan daha farklı şarkılar kendilerini belli etmeye başlıyor. Bu ikinci bölüm bizce albümün kalitesini yükselten tarafı. Ama her şekilde biraz hareket istediğinizde koyup baştan sona döndürebileceğiniz oldukça keyifli bir dans albümü.    

EP: Kavari – Plague Music
(XL Recordings / GRGDN Müzik)

Glasgowlu DJ / prodüktör Cameron Sofia Winters’ın ikinci stüdyo albümü Against The Wood, Opposed To Flesh’i (2023) takip eden EP’si. Gerilimi hat safhada. Endüstriyel, leftfield ve hipnotik prodüksiyonlara meraklı dinleyicilerin kısa süre içinde kendini evde hissedeceğine şüphe yok. “IRON VEINS” parçasının üç hafta önce yayımlanan kışkırtıcı klibi de dikkatlerden kaçmasın. Müzisyenin görsel dünyasının daimi ortağı Game Nova tarafından video buradan izlenebilir.

TEKLİ: Sihr – Boogieman
(INTERNET WEDDING) 

Hamburg’da yaşayan Arda Ersalan’ın solo projesi Sihr’in 2026’da yayımladığı ilk tekli, müzisyenin önceki işlerinden aşina olduğumuz gibi köşesiz bir dinleme deneyimi yaşatıyor. “Öcü” imgesini şarkılaştırdığı “Boogieman”de şarkı yazarlığının ne denli uçsuz bucaksız bir alana yayıldığını yine ispatlıyor Sihr. Son dönemde yayımlanan üç parça ile bir EP’yi tamamlayan “Boogieman”, yer yer konuşan bir tona bürünen vokallerinin ardındadiğer kayıtların dingin atmosferine kıyasla çok daha diri bir bas – davul groove partisi barındırıyor. 

ALBÜM: Thurston Moore – Guitar Explorations of Cloud Formations
(Bağımsız)

Thurston Moore, gökyüzüne bakarak kaydettiği yeni albümü ile geri döndü. Yalnızca Bandcamp üzerinden erişime açılan albüm, adından da anlaşılacağı üzere, bulutların geçici formlarından, dağılma hâllerinden ve atmosferin sürekli değişen ruhundan ilham alıyor. Altı parçadan oluşan koleksiyon, Moore’un elektrik gitarı merkezine alan, ritim makineleri ve minimal dokunuşlarla genişleyen bir ses alanı kuruyor. Parçalar; nimbostratus, virga, altocumulus lenticularis ve cirrus gibi bulut türlerinin adını taşıyor ve müzik de tıpkı bu formlar gibi sabitlenmekten kaçınıyor. 

EP: Charlotte Day Wilson – Patchwork
(Stone Woman Music / XL Recordings / GRGDN Müzik)

Kanadalı müzisyen; Saya Gray ve Yukimi gibi konukları da içeren kısaçalarını “kendine, kendi başına üretmeye, sonik ve spiritüel anlamda köklerine bir tür geri dönüş” olarak tanımlıyor. Wilson, iki yıl önceki uzunçaları Cyan Blue’yu takip eden EP’de biraz daha fütüristik dokular olmakla birlikte synth’ler, davul makineleri, derinlikle oynanan tatlı oyunlar minimal bir düzlemde takılıyor; bir yandan da sanki hafiften 80’leri çağırıyor. Şimdiye kadar ürettiklerinden daha dinamik ve bir o kadar incelikli beatler kulakları zinde tutarken sözler ise bu doğrudan yaklaşım yoluyla daha yakından yankılanıyor.

TEKLİ: EXEK – Arrivederci Back Pain
(DFA Records)

DFA Records’la iş birliklerini albüm haberiyle duyuran EXEK’ten üçüncü tekli geldi. İlk bakışta esprili isminden ne bekleyeceğimize emin olamadığımız tekli oldukça sakin, vaktini kullanan distortion ve synthlerle derinleşen puslu bir evren yaratıyor. Dinleyeni enerjisine ve dünyasına eforsuzca alan parça uçak yolculuklarının duygusal ve fiziksel yoruculuğunu konu ediniyor. Tekdüzeliğe düşmeden, bu yorgunluğu yansıtmayı çok iyi başarıyor Avustralyalı ekip.

ALBÜM: Mandy, Indiana – URGH
(Sacred Bones Records)

Yeni yılın en büyük merak uyandıran albümlerinden biri artık bizimle. Punk enerjisini dans pistiyle buluşturan Manchester çıkışlı dörtlü Mandy, Indiana’nın yeni albümünde mekanik ritimler ve insan çığlığını birlikteliği ön planda. Sürekli tetikte hissetmeniz kaçınılmaz ama gürültü estetiğine ilgi duyuyorsanız, kulak zarlarına çarpacak her bir gıcırtının 32 diş sırıtmayı da beraberinde getireceğine şüphe yok. Bazen bilinçli olarak çözümlemelerden uzak duran şarkı kurguları ve her köşesine kaos sinmiş hâliyle dinleyiciden kendini teslim etmesini isteyen bir albüm URGH.

ALBÜM: Alice Costelloe – Move On With the Year
(Moshi Moshi Records)

Londralı müzisyen Alice Costelloe’nin ilk albümü, bir büyüme hikâyesinin sancılarını ve duygusal kırılma anlarını samimi bir şekilde ele alıyor. Bunu yaparken korkusuz şekilde anne, baba ve kurulan ilişkilerden bahseden Costelloe, enstrümantasyonlar bağlamında ise her şeyin en minimalini seçmiş. Duygusal olarak sancılı fakat nihayetinde zarifçe var olan kişisel dinleti Move On With the Year; hatıraları karşılama, kurcalama ve kabullenme noktalarından geçerek sonunda indie pop sesleriyle sıcacık bir çerçevede hayat buluyor. 

ALBÜM: Ulrika Spacek – EXPO
(Full Time Hobby Music) 

Modern dünyanın yalnızlığını, dijital dünyanın hayatımıza etkisinden ayırmak maalesef pek mümkün değil. Ulrika Spacek dördüncü stüdyo albümünde bu karşı konulamaz izolasyonu enine boyuna inceliyor. Elektronik elementlere eskisinden daha çok yer veren ekibin ortaya çıkardığı bütünde akıl almaz melodilerin ve davul yürüyüşlerinin arasında maalesef umuttan ziyade karamsarlık buluyoruz. Bir yandan dünya ahvali ve kendi yalnızlığımızla ilgili düşüncelere dalarken bir yandan da albümün aranjmanları ve bestecilerine şükran duyuyoruz.

TEKLİ: Dua Saleh feat. Bon Iver – Flood / Glow
(Ghostly International)

Beş yaşında ailesiyle birlikte Sudan’dan ABD’ye, Minnesota’ya göçen müzisyen ve besteci Dua Saleh’in 15 Mayıs’ta yayımlayacağı ikinci solosu Of Earth & Wires’ın ilk şarkıları. Rap ve R&B sularında gezen kayıtların en büyük sürprizi Bon Iver’ın da oldukça belirgin katkısı. Hatta şarkılar direkt Bon Iver şarkısı olarak karşımıza çıksa çok şaşırmazdık. Nitekim bu da sound hakkında ipucu verecektir. Bir yandan da son dört – beş senedir biraz tekleyen Bon Iver’ın da son zamanlarda parçası olduğu en dinamik iş olduğunu söyleyebiliriz. Sevenleri mutlu olacaktır. Saleh’in de albümünü heyecanla bekliyoruz. Başlangıç böyleyse bu yılın görünür işlerinden biri olmaya aday.  

ALBÜM: Beverly Glenn-Copeland – Laughter in Summer
(Transgressive Records / GRGDN Müzik)

Laughter In Summer, Beverly Glenn-Copeland’ın kariyerinde hem kişisel hem de duygusal açıdan ağır bir dönemeçte duruyor. Glenn’in LATE olarak bilinen bir demans türüyle yaşamaya başlaması, albümün bağlamını örtük biçimde belirlemiş. Bu süreçte Elizabeth Glenn-Copeland ile birlikte kaydedilen albümdeki parçalar, anıları sabitleme ya da dramatize etme çabasına girmeden, birlikte geçirilen zamanın doğal bir uzantısı gibi ilerliyor. Albümün gücü de büyük cümleler kurmamasında saklı; hafızanın zayıfladığı bir dönemde bile bağın nasıl güçlü kalabildiğini gösteriyor. Sessiz, içten ve kalıcı bir kayıt.

TEKLİ: Maria BC – Night & Day
(Sacred Bones Records)

Maria BC’nin yoldaki albümü Maraton’dan paylaşılan ikinci tekli. Sahip olduğu ürpertici ve bir o kadar nazik hâl, kırılgan hislere kadifemsi vokaliyle iyice yakınlaşarak bir çeşit gevşeme hissiyle sarıyor. Ay ışığı altındaki adımlara iyi bir eşlikçi olabilecek parçanın duygu durumunu Maria BC şöyle açıklıyor: “Bunu bir tür yalnız kovboy şarkısı, geceye bir övgü olarak hayal ettim.” Zahmetsiz gitar tıngırtılarına kapanışa doğru Cole Pulice’in saksofonu eklemlenince süzülmek için alanı iyice genişleten parçadan aldığımız ipuçlarıyla beraber yoldaki albümü heyecanla bekliyoruz.

ALBÜM: Golden Hours – Beyond Wires
(Fuzz Club)

Hákon Aõalsteinsson, Wim Janssens, Tobias Humble ve Rodrigo Fuentealba Palavacino’dan oluşan Golden Hours’u ilk albümleriyle radarınıza almadıysanız, bu hafta düşen ikinci albümleri bunun tam zamanı. Aõalsteinsson ve Janssens’in vokalleri tam olarak yarı yarıya bölüştükleri koleksiyon hem müzisyenlerin ustalığıyla hem de çok organik bir şekilde kendi dünyasını yaratabilmesiyle cezbediyor. Distortion ve fuzz konularında elini korkak alıştırmayan grup, bir anlamda anksiyetelerimize tercüman oluyor. Beyond Wires Berlin’deki prova odaları ve Brüksel’de eski bir köşk arasında mekik dokuyarak kaydedilmiş ve özellikle köşkün sağladığını tahmin ettiğimiz ürpertici his grubun icrasına da güzelce karışmış. 

ALBÜM: Asher White – Jessica Pratt
(Joyful Noise Reordings)

14 yaşından beri albümler yayımlayan Asher White artık 26 yaşında ve tam 17. albümüyle (!) karşımızda. 2024’teki Here in the Pitch ile ortalığı sallayan Jessica Pratt’in 2012 tarihli ilk albümünü baştan sona yeniden yorumlamış bu kez White. Orijinal iş, 70’lerin folk geleneğinden gelme, bir akustik gitar ve Pratt’in sesiyle gücünü bulan bir çalışmaydı. White’ın yorumu ise çok daha yüksek sesli, indie rock diye tanımlayabileceğimiz bir alanda. Müzisyenin bütün enstrümanları çalıp, prodüksiyonunu da yüklendiği deneyim takdiri hak ediyor. Bu tarz “toptan albüm cover” işinin altından kalkması kolay değildir. Ama White, Pratt’in fikirlerini kendine ait kılabilmiş. Yılın ilk haftalarının dikkat çekici işlerinden.