/dergi/no-57/richard-mosseun-merceginden-sicak-soguk-dalgalari-ve-multeci-kamplari/
192251

Mülteci krizini görüntülemek için termal kamera kullanmayı seçen Mosse, fotoğraflarına bakan insanlarda acıma ve kasvet hislerinden çok, bu insanlık dramına uzaktan bakarak suç ortaklığı ve empati hislerini uyandırmayı amaçlıyor.


Image
Idomeni Kampı, Yunanistan, 2016. Metalik kağıda dijital c-print baskı
Image
Larissa Kampı, Yunanistan, 2016. Metalik kağıda dijital c-print baskı

İrlandalı fotoğrafçı ve video sanatçısı Richard Mosse, ordu teknolojisi aygıtlarıyla kendi estetiğini aynı kadrajın sınırlarında buluşturduğu yeni projesi Heat Maps fotoğraf sergisi ve Incoming videosuyla geçtiğimiz kış aylarında tekrar huzurumuzdaydı. 2009 yılında yayınladığı Irak ve 2011-2013’te yayınladığı Demokratik Kongo Cumhuriyeti savaş fotoğraflarıyla kendinden söz ettiren Mosse, bu sefer Kuzey Afrika-Orta Doğu-Avrupa havzasındaki mülteci krizine odaklanıyor. Kullandığı sıradışı görüntüleme teknikleriyle insan biyolojisinin çıplak gözle göremediğini görünür kılmaya çalışan Mosse, sıcak çatışma alanında uzaktan düşman tespit etmek ya da ulus devlet sınırlarını gözetim altında tutmak için geliştirilen ordu teknolojilerini kendi estetik ve siyasi gündemi için farklı bir amaç doğrultusunda kullanıyor.

Richard Mosse, 2 Şubat-11 Mart 2017’de New York’ta sergilenen Heat Maps fotoğraflarını çekmek için türünün son örneği bir termal kamera kullanmış. Uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ağır silah kategorisinde değerlendirilen bu termal kameranın üretici firmasını açıklamayan Mosse, aynı çokuluslu savunma ve güvenlik firmasının uzun menzilli savaş füzeleri ve dronelar da geliştirip üreten bir firma olduğunu söylemekte yetiniyor. 6 ile 30 kilometre uzaklıktaki kişileri, bedenlerinden yaydıkları ısı dalgalarını görüntüleyerek tespit edebilen bu kamera, Mosse için Avrupa’nın çeşitli noktalarına yayılmış mülteci kamplarını fotoğraflamak adına yeni bir teknolojik platform ve hikâye anlatımı kanvası sunmuş.

Geçtiğimiz üç sene boyunca 22 kilogram ağırlığındaki termal kamerayı, kameranın iki katı çeken tripod üzerinde üç kıtaya yayılmış mülteci rotaları boyunca taşıyan Mosse ve ekibi, ağır silah teknolojileri ve güç-iktidar çatışmalarının yollara düşürdüğü insan kafileleri ve onları çevreleyen, kuşatan modern devlet düzeneklerini bizlere siyah beyaz formatta birer ısı dalgası indeksi olarak sunuyor.

Richard Mosse, bir önceki projesinde de askeri teknolojileri kendi görüş moduna yontarak kullanmış bir fotoğrafçı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti-Ruanda sınırında 2000’lerin başından beri devam eden silahlı çatışmaları görüntülediği The Enclave video enstalasyon (2013) ve Infrared fotoğraf serisi (2011) için, türünün son örneği dijital bir askeri termal kamera yerine, 2009 yılında kullanımdan kalkmış analog bir kızılötesi askeri kamera kullanmış. Richard Mosse, ilk tasarımı İkinci Dünya Savaşı sırasında yapılmış olan Kodak Aerochrome’u, aslında daha çok Jimi Hendrix’in Are You Experienced (1967) ve Frank Zappa’nın Hot Rats (1969) albüm kapaklarıyla birlikte düşünmeyi tercih ediyor. Kodak Aerochrome’u son dönemde kullanan bir diğer sanatçıysa, True Detective‘in ilk sezon yönetmeni olarak akıllarımızda yer eden Cary Fukunaga. Fukunaga’nın Netflix için çektiği, İdris Elbalı Beasts of No Nation‘daki meşhur kırmızı filtreli sahne, Mosse’un film yayınlandıktan sonra Fukunaga hakkında intihal suçlamaları yapmasına neden olmuştu.

Image
Image
Image

“Incoming” filminden kareler, 2016. Metalik kağıda dijital c-print baskı.

2015 yılından beri giderek kötüleşen mülteci krizini kendine dert edinen birçok foto muhabiri ve sanatçı olduğunu biliyoruz. Bunlardan ilk akla gelen, 2015 yazı sonunda Bodrum’dan Kos Adası’na geçmeye çalışırken boğulan üç yaşındaki Kobaneli Alan Kurdi’nin akıllara kazınan fotoğrafı. Daha sonrasında Ai Weiwei, Doğan Haber Ajansı muhabiri Nilüfer Demir tarafından çekilen bu fotoğrafı yeniden canlandırdığı siyah beyaz fotoğrafıyla çok tartışma yaratmıştı. Sanatçının Instagram hesabını takip edenler, Ai Weiwei’nin o dönem Doğu Akdeniz havzasından başlayarak Avrupa’nın içlerine kadar mültecilerle birlikte hareket ettiği paylaşımları hatırlayacaktır. Weiwei, en son bu sene mart ayında Prag’da açılan sergisindeyse dev bir kurtarma botu içine yerleştirdiği bir örnek siyah insan maketleriyle Akdeniz kıyıları ve Avrupa’da devam eden mülteci krizini gündeminde tutmaya devam ediyor.

Ai Weiwei’nin fotoğraf ve kısa videolarından bildiğimiz insanlık dramı görüntülerinin tersine, Richard Mosse’un fotoğrafları daha çok Weiwei’nin kurtarma botu enstalasyonundaki kimliği belli olmayan soyut bedenlerle konuşuyor sanki. Mosse’un termal kamerasından bize görünen insanların yüzlerini seçmek bir hayli zor, mültecilerin her biri bedenlerinden dışarıya ışıyan birer ısı dalga grafiğinden ibaret çoğu zaman. Mosse, geçtiğimiz aylarda verdiği röportajlarda, mülteci bedenlerini özellikle bu kışkırtıcı, insanı rahatsız eden estetikle temsil etmek istediğini ve mülteci krizleri ve silahlı çatışmaları bu çatışmaları uzaktan medya yoluyla takip eden insanların maruz kaldığı çeşitli duygulara doymuş imgeler yerine siyah-beyaz formatta, sıradan insan gözünün göremediği ama ordu teknolojilerinin görünür kıldığı bu soğuk formatı kullanarak, savaş fotoğrafçılığının sınırlarını zorlamak, yeniden tanımlamak, hatta kimi zaman paramparça etmek istediğini söylüyor. Zamanında Susan Sontag’ın, “bir silahın süblimleşmiş, bilinçaltına ateş eden hâlidir” dediği fotoğraf makinesi, Mosse’un Heat Maps projesiyle hakikaten ağır silah kategorisinde bir aygıtın dijital merceğine dönüşüyor. Mosse için bu tarz bir fotoğraf makinesi kullanmak bilinçli bir seçimin sonucu ve fotoğraflarına bakan insanlarda acıma ve kasvet hislerinden çok, bu insanlık dramına uzaktan bakarak suç ortaklığı ve empati hislerini uyandırmayı amaçlıyor.

Richard Mosse, mülteci krizini görüntülemek için bu termal kamerayı kullanma fikrini BBC Planet Earth belgesel kameramanı arkadaşı Sophie Darlington’la sohbet ederken akıl etmiş. Kızılötesi dalgaları yakalayan gece görüşü kameraları zaten BBC doğa belgesellerinde bir süredir kullanılmakta. Bunun en son örneğini Planet Earth 2’nin Çöller bölümünde izlediğimiz bir yarasayla akrep arasında bir gece vakti geçen o yakın temas sahnesinde izlemiştik. Ama termal kamerayla çekilmiş gece karanlığında hareket eden beden görüntüleri, Balkanlar’dan Avrupa içlerine hareket etmeye çalışan mültecilerin görüntüleriyle de 2015 sonbaharında İngiliz ana akım medyasında karşımıza çıkmıştı. 24 Ekim 2015’te BBC ve Daily Mail‘in haber sitelerine düşen görüntüler, Slovenya-Hırvatistan sınırında hareket eden mültecileri gece görüşlü termal kameradan çeken Sloven polis helikopterinin merceğinden dış dünyaya gösteriyordu. Bu görüntüleri izledikten sonra Richard Mosse’un Heat Maps fotoğraflarına tekrar bakınca, aslında fotoğrafçının BBC belgesellerine estetik açıdan öykünmekten çok bu tarz tabloid mülteci haberlerini yeniden yorumlamaya çalıştığını düşünmek mümkün.

Heat Maps fotoğraflarının yanı sıra, Mosse’un mülteci krizi hakkındaki projesinin bir diğer ürünü Incoming, 15 Şubat-23 Nisan 2017 tarihlerinde Londra, Barbican’da bir video enstalasyonu formatında sergilendi. Mosse, Incoming‘in yapım aşamasında İzlandalı besteci Ben Frost ve Amerikalı sinematograf Trevor Tweeten’le çalışmış. Aynı termal kamerayla çekilen video görüntülerinin bir montajından oluşan 55 dakika uzunluğundaki Incoming‘e, Şubat-Nisan arası Londra’da Barbican’a gidebilenler dışında kimsenin erişimi yok şu an için. Ama, Richard Mosse’un vimeo sayfasından, 6 dakika 53 saniye uzunluğundaki Grid (Moria)‘yı izlemek mümkün. Video, Midilli Adası’ndaki Moria mülteci kampını bize uzaktan yüksek çözünürlüklü bir görüş açısına sahip bir böcekmişiz gibi dikizletiyor. Olsa daha fazlasını izlermişiz gibi geliyor kareler birbirini sağa doğru iteledikçe. Donna Haraway’in görme sürerliği (persistence of vision) diye adlandırdığı görüş modunda, askeri teknolojinin bize sunduğu imkânların ve yüksek çözünürlüklü merceğin bizlere nasıl da doymak bilmeyeceğimiz günah dolu bir dikizcilik (voyeurism) festivali sunabileceğini düşünüyoruz videoyu izledikçe.

©Richard Mosse – Tüm görseller sanatçının ve New York Jack Shainman Gallery’nin izniyle kullanılmıştır.

Image
Image
“Incoming” filminden kareler, 2016. Metalik kağıda dijital c-print baskı.
  1. Her sakallıyı deden sanma: Bearded Brutes

    İngiltere çıkışlı fotoğraf ve film sanatçısı Mark Leeming’in toplumsal cinsiyet normlarını pembe bir çiklet balonu gibi küstahça suratımıza patlattığı sim, sakal ve stil dolu portrelerinden oluşan Bearded Brutes serisinin şekerli tadı, bakanın gözünde kalıyor.

  2. Bir tür “tasarlanmış sinestezi”: Lewis Heriz

    Başta Sofrito ve Soundway olmak üzere birçok plak şirketinin görsel kimliğinin oluşmasında önemli rol üstlenen Lewis Heriz’le albüm kapakları üzerine zihin açıcı bir sohbet.

  3. A’dan Z’ye: Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band

    Müzik tarihine yön veren albüm, 1 Haziran’da 50. yaşını kutluyor!

  4. Kendrick Lamar ve 'mütevazı' iş birlikleri

    Terrace Martin’den BadBadNotGood’a, The Alchemist’ten Rihanna'ya; Kendrick Lamar’ın geçtiğimiz haftalarda yayınlanan yeni albümü DAMN.’de bir araya geldiği isimlere göz atıyoruz. 

  5. Fikirler arası kozmik bir yolculuk: Jane Weaver

    İngiliz müzisyen Jane Weaver, Fire Records etiketiyle yayınlanan yeni albümü Modern Kosmology’nin perde arkasını anlatıyor.

  6. Tuhaf ve orijinallerin evi: Fire Records

    “Muhtemelen duymamış olduğunuz müziklere ışık tutmak bizi heyecanlandırıyor.”

  7. Nostalji ya da değil: 1990’lar shoegaze sahnesinin tam takım dönüşü

    Peşi sıra gelen yeni The Jesus And Mary Chain, Slowdive ve Ride albümleri üzerine...

  8. Teftiş: Bu ay ne dinlesem?

    Yakın zamanda keşfettiğimiz, etkilendiğimiz ve paylaşmak istediğimiz müziklerden bir seçki.

  9. Sadece bir kahve içecek vakti olanlara: Rakamlarla Twin Peaks

    Nefis bir zaman yolculuğu vadeden yeni Twin Peaks sezonu için geri sayımın sonuna gelmiş bulunuyoruz.

  10. Akıl uçuran tüm filmleriyle: Danny Boyle

    İngiliz sinemasının nevi şahsına münhasır yönetmenlerinden Danny Boyle’un, Trainspotting’in efsane karakterlerini 20 yıl sonra geri döndürmesi şerefine, filmleri arasında nostaljik bir yolculuğa çıkmanın cazibesine kapıldık.

  11. Her şeye rağmen dimdik: Derdo Ana ve Ceviz Ağacı

    İstanbul Film Festivali’nde En İyi Belgesel kategorisinde birinciliğe layık görülen Derdo Ana ve Ceviz Ağacı’nı, yönetmeni Serdar Önal ve filmin yapımcısı Nagehan Uskan’dan dinledik.

  12. Bir duygunun yolculuğu: Murtaza

    Özgür Sevimli’yle, yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı ilk filmi Murtaza’yı ortaya çıkarırken peşinden gittikleri, kullanmayı seçtiği yöntemleri, motivasyonları ve tutkularını konuştuk.

  13. Cannes Film Festivali tarihinde 8 büyük olay

    Bu yıl 17-28 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek 70. Cannes Film Festivali, önce Photoshoplu posteri, sonra Netflix filmleriyle ilgili bir başka tartışmayla çalkalandı. Ancak bunlar, dünyanın en ünlü festivalinin ilk skandalları değil elbette.

  14. Richard Mosse’un merceğinden: Sıcak-soğuk dalgaları ve mülteci kampları

    Mülteci krizini görüntülemek için termal kamera kullanmayı seçen Mosse, fotoğraflarına bakan insanlarda acıma ve kasvet hislerinden çok, bu insanlık dramına uzaktan bakarak suç ortaklığı ve empati hislerini uyandırmayı amaçlıyor.

  15. Bağımsız, uçuk ve özgün: Milenyumda öne çıkan 10 LGBTİ+ dergi

    Şimdi sizi 2010’lardan bu yana birçok yaratıcı fikre ev sahipliği yapan, ilham verici LGBTİ+ dergilerle dolu bekleme odasına alalım...

  16. Gerçekle kurgu arasında, yapay doğa manzaraları: Burcu Perçin

    Şehrin farklı noktalarında yaratılan yapay peyzaj kurgularını irdelediği çalışmalarını x-ist’te açtığı Yeşili Doldurmak adlı bir sergide bir araya getiren Burcu Perçin’le üretim süreci, doğa-insan ilişkisi ve dahasını konuştuk.

  17. Plaja banyo havlusu serenlerin kitabı: Anne, kız harikasın!

    Elif Türkölmez’le sadece güçlü ve sade anlatımıyla değil aynı zamanda içindeki yemeklerle de iştah kabartan öykü kitabı Anne, Kız Harikasın’ı konuştuk.

  18. Açılmaya cüret eden kalpler ve bir performans olarak aşk: biriken

    Mayıs ayında Kıyamete Kadar Kapattım Kalbimi oyununun son sezon gösterimlerini gerçekleştiren ve Sharjah Bienali’nin İstanbul ayağı için yeni bir iş hazırlayan biriken’le sanal ortamda buluştuk.

  19. Künye