/dergi/no74/kriz-halinde-kulturlere-sefkatle-yaklasmak-dunyadan-muzik-basini-manzaralari/
201946

Dünyanın farklı noktalarındaki birkaç editörden, geride kalan yılın değerlendirilmesine yönelik sorularımıza yanıtlar aldık. Bazıları oldukça kurumsal yayınlarda çalışıyor, bazıları müzik kültürünün geleceğe en adil şekilde nasıl taşınabileceğine kafa yoruyor, hatta aralarında bu ortamda yeni dergi çıkarmaya karar vermiş olanlar da var. Müzik basını neye yarar? Yaramalı mıdır? Krizlerin kültür üzerindeki çok katmanlı yıkıcı etkilerine karşı nasıl aksiyonlar alınabilir? Devam etmenin bir yolu baştan başlamak mı? Hangi yapılar en çok, hangileri en az etkilendi? Yeni müzikleri kutlamanın arkasında nasıl motivasyonlar var? Gelinen noktadaki dijital komünite fikri acaba ileriki dönemleri nasıl etkileyecek? Düşünmelik bir dolu soru var. Buyurunuz.  

MÜ Magazine

Merkez: Londra
Format: Basılı dergi.
İçerik: Müziği yaratıcı yazarlık, şiir, edebiyat, sanat gibi farklı alanlara kesiştiriyor. Sanatçı ve blogger Lisa Azarmi’nin yanı sıra kurucular arasında Killing Joke grubunun basçısı Youth da var. 
Ne zamandır var?: MÜ Magazine pandemi döneminde hayata geçirildi, ilk sayı Aralık 2020’de çıktı.

“Genel Yayın Yönetmenimiz Limor Tevet, Azorlar’da çalışan bir psikolog!”

Lisa Azarmi (Sanat Editörü ve Lifestyle Direktörü):MÜ Magazine’i çıkarmaya başlamak için bizi motive eden pandeminin kendisi oldu. Pandemi ve etrafa saçılan dünyanın küllerinden bir anka kuşu misali yükselen South London Arts Lab (SLAB) bizi harekete geçiren faktörlerdi. Brexit ve Trumpçılık dönemleri çok daha fazla insanın milliyetçiliği benimsemesi anlamına geldi. Çoğu insanın bencil, vurdumduymaz ve ayrık hareket ettiği bir “ben kuşağı” gibi hissedildi. Biz var gücümüzle birlikteliğe, eşitliğe, kapsayıcılığa inanıyoruz ve buna ulaşmanın en iyi yolunun yaratıcılıktan geçtiğini düşünüyoruz. MÜ Magazine de bunun bir nevi kutlaması.”

“Farklı insanları bir araya getiren bir kolektif kurma ve 60’ların Arts Lab hareketini yeniden alevlendirme fikri Youth’tan (Martin Glover) gelmişti. Biz de tam olarak bunu yaptık. Brixton, South London’daki bir pub’ın üst katında ayda bir buluşmalar düzenlerdik. Her buluşmanın bir teması olurdu, insanlar gitarını çalar, şiir okur, şarkı söyler, resim malzemelerini getirirdi. Hep birlikte bir şeyler üretirdik. Etkinlikler düzenledik ve fanzinler yaptık. Çok keyifliydi. Birbirimizle çok yakınlaştık bu süreçte. Koca ve çatlak bir aile gibiydik!”

“Karantina sürecinde buluşmalara çevrimiçi devam etme kararı aldık. Aramızda Zoom’un ne olduğunu bilen tek kişi Maryann’di sanırım. O da kurucu ortaklardan biri, fotoğrafçımız ve her şeyi düzelten gurumuz. Haftalık Zoom buluşmalarından çevrimiçi ve büyük başarı yakalayan iki sanat  ve müzik festivali çıktı. Dergi de bu şekilde doğmuş oldu.”

“SLAB halen haftalık buluşmalarını sürdürüyor. Birçoğumuz için pandemi sürecinde yaşam kaynağı oldu. Halen 600 üyemiz var!”

“Pandemiye adaptasyon sürecimizin çok başarılı geçtiğini düşünüyorum çünkü bildiğimiz şey zaten bu. Komünitemiz iyi niyetle işliyor, bir şeyleri ‘oldurabilen’ bir ekibiz. Kar amacı gütmeyen bir girişim bu ve ilk sayının ön satışından itibaren kendimiz fonluyoruz.”

“Ayrıca müzik her ne kadar içeriğinde önemli bir rol oynasa da MÜ’nün sadece bir müzik jurnali olmadığını da eklemeliyim. Yaratıcı insanlar arasındaki geçişlerden; harika müzisyenlerin aynı zamanda harika aşçılar, şairler ya da ressamlar olmasından çok etkileniyoruz. Hatta kimisi inanılmaz örgü örebiliyor örneğin!”

“MÜ Magazine yaratıcılığın her halini kapsıyor. Heyecan verici, taze, çeşitlilik sahibi ve gelişen bir yapımız var. Böyle de devam edeceğiz. Biz geliştikçe okuyucularımızın da peşimizden geleceğini umuyoruz. Ne kadar çok insan bu dünyadaki sıra dışı yeteneklere dair fikir sahibi olursa o kadar iyi olur, diye düşünüyoruz. Bu gibi bilgiler sosyal değişim ve nihayetinde kapsayıcılık için çok önemli. Her iki meselede de biz önemli bir role sahibiz.”

“İlk sayımız neredeyse tükenmek üzere ve şu sıralar ikinci sayımızı hazırlıyoruz. Basılı bir yayın olmayı sürdüreceğiz ama online üyeliğe de başlayacağız. Harika fikirlere sahip insanlarla hazırladığımız görsel sanat, bahçecilik, yemek, moda, felsefe, şiir, kısa hikaye, eleştiri gibi düzenli köşelerimiz var. Tüm ekibimiz kendi alanlarında tam zamanlı çalışan kişilerden oluşuyor ve dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdalar. Genel Yayın Yönetmenimiz Limor Tevet, Azorlar’da çalışan bir psikolog! Pandemi dergiye davet ettiğimiz konuklarla fiziksel olarak buluşamayacağımız anlamına geldi tabii. Ama yeni normale döndükçe bunun değişeceğini ve derginin daha da heyecan verici ve çeşitli bir hale geleceğini umuyoruz.” 

Ma3Azef 

Merkez(ler): Tunus, Kahire, Ramallah 
Format: Online müzik dergisi ve internet radyosu
İçerik: Dil, stil ve söylemsel açıdan; Arap kültürüne ait eleştirel müzik içerikleri.
Ne zamandır var?: 2012’de kuruldu.

“2012’de kurulduğumuzda bölgede uzun süre önce kaybolmuş olan eleştirel müzik yazma geleneğini yaygınlaştırmayı amaçlıyorduk. Bugün de Arap dilindeki tek tük aktif müzik yayınından biri olmayı sürdürüyoruz.”

Ammar Mnla Hasan (Genel Yayın Yönetmeni): “2020’nin başlarında sekiz yıl boyunca operasyonumuzu online olarak yürütmemizin ardından Tunus’a taşınmayı ve Ma3azef’in ilk fiziksel ofisini açmayı planlıyorduk. Bu ofis aynı zamanda Ma3azef’’in kısa süre önce yayına başlayan online radyosunun ana stüdyosu da olacaktı. Kahire ve Ramallah’ta iki stüdyomuz daha var. Elbette bu birlikte ve bir çatı altında çalışma planlarımız askıya alınmış oldu.” 

“Bununla beraber, pandeminin getirdiği kısıtlamaların neticesinde uzun vadede planladığımız radyomuzu hayata geçirebilmiş olduk. Aynı zamanda bölgede alternatif ve bağımsız bir online medya olarak operasyonumuzu test etme şansını da bulduk.” 

“Seyahat kısıtlamaları ve karantinalar internetin derinliklerinde daha çok gezinebilmemize sebep oldu. Yeni ve heyecan verici plak şirketleri keşfettik (AVANT!, Seagrave, Hypermedium, [a+w]) ve bir Prömiyerler bölümü ekledik. Artık Doğu Avrupa gibi bölgelerden takipçilerimiz olması da bizi heyecanlandırıyor. Okuyucular saklı güzellikleri keşfetmek için web sitemizi araştırıyor ve Google Çeviri kullanarak prömiyerleri takip edebiliyor.”

“Bunun dışında bölgede müzik prodüksiyonu öğrenen on binlerce gence yönelik olarak çevrimiçi dersler geliştirdik. Dünyanın farklı noktalarından partnerlerimizle birlikte çeşitli streaming ve belgesel kürasyonları yaptık.”

“Ma3azef 2012’de kurulduğunda bölgede uzun süre önce kaybolmuş olan eleştirel müzik yazma geleneğini yaygınlaştırmayı amaçlıyorduk. Bugün de Arap dilindeki tek tük aktif müzik yayınından biri olmayı sürdürüyoruz. Temel motivasyonumuz dil, stil ve söylemsel olarak buraya ait eleştirel içerikler üretmek. İdeal bir Ma3azef eleştirisi başka bir dile / kültüre kolay kolay çevrilemez. Ama öte yandan müzik yayıncılığına dair süren global diyaloğun aktif parçası olmayı da önemsiyoruz.”

“Proje üzerine düşünmeye, 2011’de Arap Baharı devrimleriyle başlamıştık. O günden beri de siyasi çalkantılar standartımız oldu. Editöryel alanda her zaman politik meselelere düşündürücü ve anlamlı bir üslupla işaret etmek istiyoruz. Bu da her zaman kolay sınıflandırılabilir olmuyor. Birinin yalnızca hangi tarafta olduğunu belirtmek bizce yeterli olmuyor. Biz var olanları sorgulama ve politikayı domine eden ikili sistemin dışına çıkan yeni fikirler önermenin peşindeyiz.”      

The Wire

Merkez: Londra
Format: Basılı ve online dergi.
İçerik: Alternatif, underground, anaakım dışı müzikleri kovalıyor.
Ne zamandır var?: 1982’de kuruldu.

“Kısaca durum şöyle: üstesinden geleceğiz!”

Chris Bohn (Genel Yayın Yönetmeni): “Açılışı The Grateful Dead ile yapmam Wire’daki çalışma arkadaşlarımı pek etkilemeyecektir ama şunu söylemeliyim ki bu geçtiğimiz sene gerçekten de ne kadar uzun ve tuhaf bir yolculuk oldu! Mart 2020’den beri ekipçe dergiyi uzaktan; izolasyonda ve evlerden hazırlıyoruz. En azından önümüzdeki birkaç ay daha da ofise dönemeyeceğiz gibi gözükmekte. Müzik dükkanları ve venülerin de bu sürenin çoğunda kapalı olduğunu hesapa katarsak pandeminin kültüre etkisi hem sosyal hem de ekonomik anlamda katastrofik oldu. Kimi dükkanlar hayatta kalabiliyor, hatta kimileri online satışlarla çok iyi bir dönem geçiriyor. The Wire da fiziksel satıştan online sipariş ve dijital üyeliğe geçiş sürecini başarıyla atlatmış görünüyor. Her ne kadar derginin içeriğini sanatçılarla yüz yüze bir araya gelmemek gibi fiziksel koşullara uyarlamamız gerekse de… The Wire’ın tarihsel olarak köklerinin dayandığı emprovize ve deneysel müzik sahneleri aslen varlıklarını koruyor. Ertelenen ya da iptal edilen birçok festival etkinliklerini çevrimiçi livestreaming’lere dönüştürdü. Bu gelişmeler paradoksal olarak yazarlarımız ve katılımcılarımızın normalde erişemeyecekleri etkinlikleri sanal bir şekilde deneyimlemesine olanak sağlıyor. Bu süreçte bir de Invisible Jukebox adlı köşemizi güncelledik. Konuğumuzla ondan çalan müziklerin ne olduğunu bilmesini istediğimiz ve bu ilgili müzikler üzerine bir sohbete oturduğumuz köşemiz, telefon ya da Zoom gibi araçlarla yapması pek mümkün olmayacak bir söyleşi formatıydı. Biz de onun yerine söyleşiyi birlikte yaşayan, partner olan sanatçıları davet ederek geliştirdik. Birbirlerinin müzik bilgilerini sınıyorlar. AGF ve Vladislav Delay, Moor Mother ve Rasheedah Phillips, Femi ve Made Kuti, Gudrun Gut ve Thomas Fehlmann gibi isimlerin konuk olduğu formattan harika neticeler aldık. İş anlamında yayıncımız ve direktörümüz Tony Herrington pandemi krizi koşullarına karşı mucizeler yaratıyor. Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çıkması gümrük işleri ve belgeler bakımından bürokrasimizi karıştırıp karmaşıklaştırdı. The Wire’ın sınırlardan iki yönlü geçişi artık bize açık değil. Ama kısaca durum şöyle: üstesinden geleceğiz!”

Okay Africa

Merkez(ler): Johannesburg, Los Angeles ve New York.
Format: Dijital medya platformu.
İçerik: Afrika müzikleri, kültürleri ve politikalarını kapsayan geniş içerik.
Ne zamandır var?: 2011’den beri.

“Pandemi sürecinden önce ortamı rekabet halinde olan birtakım bölgesel bağlılıklar şekillendiriyor gibiydi. Bir şeylerin nasıl hareket edip nasıl tüketileceğine dair bir sürü fikir ortaya atılıyordu. Ama sınırların kapanması ve seyahat kısıtlamalarının gelmesiyle ‘global komünite’ fikrinin yerini ‘global dijital komünite’ aldı ve bu ortam en büyük gerçekliğimize dönüştü.” 

Rachel Hislop (Editör): “Pandemi sürecinde şükrettiğimiz bir konu olduysa o da New York, Los Angeles ve Johannesburg’da merkezlerimiz olduğu için iş iletişimimizin çoğunu zaten uzaktan yürütüyor olmamızdı. Adapte olmak adına hızla yalnızca birkaç şeyi yoluna koymamız gerekti. Zaten sonrasında da bu durumun çok uzun bir sürecin başlangıcı olduğunu anladık. Bu adaptasyonların çoğu konuk ettiğimiz sanatçılarla nasıl daha yaratıcı iletişimler kurabileceğimize; bilgileri ve formatları okuyucularımıza nasıl ulaştırabileceğimize yönelikti.” 

“Sürecin çoğu ilerledikçe yeni şeyler öğrenerek ve içeriğimizi buna göre uyarlayarak geçti. Her şey bu kadar belirsizken geleceği planlamak gerçekten çok zordu. Sürecin başında COVID-19’a dair korkunç haberler alırken bir anlığına gerçekten de normalde işlediğimiz konuları nasıl işlemeye devam edebileceğimiz konusunda afalladık. Bizler de herkes gibi iş dışındaki bu gerçeklikler ve korkularla baş etmeye çalışırken insanlara müzik ya da eğlence haberleri sunmak ya da birtakım şeyleri öne çıkarmak çok tuhaf hissettirdi. İlk karantinanın ardından diğer pek çok müzik platformu gibi biz de takipçilerimiz için evden izleyebilecekleri canlı ve dinamik eğlence ortamları kurmaya yöneldik.” 

Kam Tambini (Müzik Editörü): “Müziğe olan yaklaşımımız bu süreçte kısmen değişti kısmen de değişmedi. İnsanların halen, ve özellikle de pandemi ortamında, bir kaçış olarak müziğe ihtiyacı var. Biz de düzenli müzik haberlerimiz ve Afrika’dan haftalık/aylık müzik değerlendirmelerimizle bunu sağlayabilmekten ötürü memnunuz. Değişen ise işlediğimiz müzisyenlerin, prodüktörlerin ve sanatçıların kendi üretimleri oldu. Fiziksel kapanma ve içe dönme birçok şarkının meselesi olarak kendini gösteriyor. Bu bağlamda müzisyenlerle yaptığımız söyleşiler (ve onların verdiği yanıtlar) pandemi sürecinde olma haline yönelik oldu.” 

Rachel Hislop (Editör): “Tüm ekip olarak, yaptığımız işe her gün, okuyucularımızın kültürle ve eğlenceyle etkileşimini öğrenerek sürdürebilmelerini sağlayacak içeriği onlara sağlama motivasyonuyla yaklaşıyoruz. Dijital erişimimizi artırmak istiyoruz; takipçilerimiz için en yenilikçi sanatçıları keşfettikleri ve onlara aşık oldukları mecra olmayı sürdürebilmek istiyoruz. Geride kalan bir yılda da şunu anladık ki tek yükümlülüğümüz takipçilerimize. P“Pandemi sürecinden önce ortamı rekabet halinde olan birtakım bölgesel bağlılıklar şekillendiriyor gibiydi. Bir şeylerin nasıl hareket edip nasıl tüketileceğine dair bir sürü fikir ortaya atılıyordu. Ama sınırların kapanması ve seyahat kısıtlamalarının gelmesiyle ‘global komünite’ fikrinin yerini ‘global dijital komünite’ aldı ve bu ortam en büyük gerçekliğimize dönüştü. Biz de Okay Africa ile bu alana en iyisini sunma konusunda kararlıyız.” 

Electronic Beats 

Merkez: Berlin
Format: Basılı ve online dergi.
İçerik: Deutsche Telekom AG’nin kapsamlı müzik programının dergi ayağı. Elektronik müzik ve uluslararası kulüp kültürü odakta. 
Ne zamandır var?: 2005’ten beri. 

“Elektronik müzik değişip duran bir endüstri olmayı sürdürüyor ve şimdiden ırk ve cinsel eşitlik anlamında sahnenin aktif olarak yol aldığını görebiliyorum.”

Whitney Wei (Genel Yayın Yönetmeni): “Açıkçası işimi kolaklıyla online düzende yürütebildiğim için çok şanslıyım. Pandemiden hemen önce, ocak ayında, dergide genel yayın yönetmenliği görevini devraldım. Yani her yer kapanmadan ve dijital iletişime mahkum kalmadan önce yeni çalışma arkadaşlarımın çoğuyla düzenimizi ve dayanışmamızı kurabilmeyi başardım. Daha öncesinde ise beş yıl boyunca freelance gazeteci olarak çalıştım. Dolayısıyla evimdeki masamda ve bilgisayar başında tecrit halinde olmanın ne demek olduğuna aşinayım. Hatta zaten hayatta bildiğim başka bir yol yok!”

“Editöryal işlerimizin çoğu da freelancerlarımızla online iletişim üzerinden yürüyor. Dolayısıyla o anlamda bir sorun yaşamadık. Bizi esas vuran kısmı elbette içeriğimizi temellendirdiğimiz müzik ve kulüp etkinlikleri oldu. Durmuş bir kültür hakkında içerik üretirirken daha yaratıcı olmamız gerektiğini keşfettim. Örneğin geçtiğimiz senenin sonunda “Ölüm Nasıl Hissettirir” başlıklı bir yazı yazdım. Bu şiddetli ve öngörülemez değişimlerin sonucu olarak kişilerin ve genel anlamda endüstrinin yaşadığı acı dolu sosyal ölüm ve egosal ölüm meselesini kelimelere dökmeye çalıştığım bir yazıydı. Editörümüz Caroline Whiteley de bir sürü prodüktörün müzik yapmayı bırakıp kendilerine alternatif gelirmek yaratmak için grafik tasarım ve görsel tasarıma yönelmesi üzerine bir yazı yazdı. Gece hayatını önceden yaptığımız gibi dar bir pencereden, düz bir mantıkla işleyemeyecek olsak da bu ‘adaptasyon’ süreci ekibimizi daha yaratıcı olmaya; daha meraklı olmaya ve okuyucumuzun ilgisini çekecek daha farklı sorular sormaya itti. 

“Kendi adıma benim talebim takipçilerimizi haberdar kılmaya, onların kültürel dünyaya bakışını sorgulamaya ve onlara ilham vermeye devam etmek. Başından beri editör olarak vizyonumu şekillendiren bu oldu. Pandemiden önce bile. Dolayısıyla bu sürecin müziğe yaklaşımımda farklar yarattığını söyleyemem. Ama kriz halindeki bir sahneye şefkatle yaklaşmanın ne kadar önemli olduğunu fark ettiğimi söyleyebilirim. İnsanlar bir konuda emin olamadıklarında ya da güvensiz hissettiklerinde genelde Google’da arama yaparlar. Ben de bir noktada makalelerimizin böyle amaçlara hizmet edebileceğini düşünmek istiyorum. İyi müzik yazıları genellikle empati kurar, düşünülmüştür ve tereddütsüz bir şekilde insancıldır. Bitkin düştüğümüz bir yılın ardından hepimize iyi gelebilecek bir krem gibi.”

“Electronic Beats’in ne yazık ki içerideki öngörülemez yeniden yapılanma nedeniyle web sitesi içeriği çok aza indirildi. Bununla birlikte benim yaklaşımım her zaman nüanslı hikaye anlatıcılığı ekseninde olacak. Tüm kariyerim boyunca underground sanatçıları, beyaz olmayan sanatçıları, LGBTİ+ sanatçıları ana akım medyaya taşımaya çalıştım; onların genellikle mücadele ve travmalar üzerinden düzleştirilen anlatılarına karşı hikayelerini heyecanla ele aldım. Bu geçtiğimiz sene ırkçılık karşıtı çalışmaların ve cinsel şiddete karşı farkındalığın yeniden yükselmesiyle işimizin daha bitmediğini anlıyorum. Elektronik müzik değişip duran bir endüstri olmayı sürdürüyor ve şimdiden ırk ve cinsel eşitlik anlamında sahnenin aktif olarak yol aldığını görebiliyorum. Bu, müzik medyasına da yansıyor. Yani geçtiğimiz yılın başlıca değişimleri,  elektronik müziğin Siyah öncülerine hak ettikleri saygının teslim edilmeye ve endüstrideki kadınların (Mixmag ve Resident Advisor’daki Annabel Ross imzalı Derrick May raporlarında altı çizildiği gibi) cinsel şiddete karşı korunmaya başlanmasıydı. Electronic Beats’in içeriği bu ve daha fazlasına; Polonya’daki LGBTİ+ ve kadın mücadelelerine, Brezilya’da pandeminin suçunun baile funk sahnesine atılması gibi meselelere temas ediyor. Geride kalan yılın başlıkları ağırdı ve gerilim her daim çok yüksekti. Ama eminim ki sahne, deneyimlediğimiz her karanlıktan daha bilinçli ve ileri bir şekilde çıkıyor.” 

Louder Than War 

Merkez: Manchester
Format: Basılı dergi ve online platform. Ama pandemi dönemiyle dergiyi basmayı durdurdular. 
İçerik: Alternatif müzik ve kültür haberleri, eleştirileri, röportajlar. 
Ne zamandır var?: 2010’dan beri.

“Eğer kaostan çıkacaksak ve kova çağına gireceksek bir şeyleri ciddi anlamda yeniden düşünmemiz şart!”

John Robb (Genel Yayın Yönetmeni): “Her şey tam anlamıyla tepetaklak oldu. Sonu gelmeyen turne seyahatleriyle şekillenen hayatım bir anda evimdeki arka odaya ve Manchester’ın zaman zaman terk edilmiş bulduğum merkezindeki günlük bir saatlik koşulara sıkıştı. Teknoloji tam bir kurtarıcıydı ve Zoom gibi araçlarla yaptığımız iki boyutlu sohbetler milyonlarca olasılığa kapı araladı. Zaman çok hızla geçti. Geçtiğimiz sene iki kitap yazdım. Biri yeşil geleceklere dair, diğeri ise goth müziğin tarihiyle ilgili. Şu anda ise otobiyografim ve onun yanı sıra sürreel bir roman üzerine çalışıyorum. Ayrıca devasa bir eğitim programı başlattım ve film gibi farklı projeler üzerine de kafa yoruyorum. Eskiden olduğu gibi sürekli müzik dinliyorum ve laptop’umda müzik yazıyorum. Grupla stüdyoya giremesek de birçok yeni şarkı yazdım. Acaba bu süreç müziğin tınısını ve dokusunu değiştirecek mi, merak ediyorum.”

“İnternet ve teknoloji her şeyi değiştirdi, bir anda beş yıl ileriye atlamışız gibi hissediyorum. 2021’deyiz ve tüm dünya önümüzdeki ekranlarda. Louder Than War’da da canlı performans eleştirisi artık yazamadığımız için odağımızı albüm tanıtımlarına ve fikir yazılarına taşıdık.” 

“Virüsün ülkelerin nüfusuna ve yöneticilerine ayna tuttuğunu düşünüyorum. Pandemiyle birlikte birçok farklı mesele de yüzeye çıktı ve derinleşti. İnsanların düşünmeye zamanı oldu ve dünya daha da kutuplaşmış bir noktaya geldi. Bunun arkasında hem pandeminin yarattığı stres hem de sosyal medyanın yapısındaki ‘herkes bağırıyor ama kimse dinlemiyor’ durumu etkili. Elbette bunun çok olumlu yansımaları da oluyor. Ama eğer kaostan çıkacaksak ve kova çağına gireceksek bir şeyleri ciddi anlamda yeniden düşünmemiz şart!”

  1. Evet, bu bir müzik sayısıdır

  2. Zamanın görsel hafızasına dair: 3 müzik fotoğrafçısını dinliyoruz

    Ebru Yıldız, Jenn Five ve Pooneh Ghana’ya sorduk: Canlı müzik ve yakın temastan uzak bu dünya onları ne şekillerde etkiliyor; neler yaşıyor, neler hissediyorlar?

  3. Nasıl günler bu günler: Müzisyenlerden mektuplar

    Sorularımızı Türkiye ve dışarıdan pek çok müzisyene, DJ’e yolladık. Yanıt alabildiklerimizden size mektuplar topladık.

  4. “Hep aynı araçlara güvenemezsin”: Matana Roberts ve Moor Mother

    Hem ilişki kurulabilecek hem de dersler çıkarılabilecek detaylarla dolu bir zihin egzersizi için söz ilham verici müzik insanları, Matana Roberts ve Moor Mother’da.

  5. Kriz halinde kültürlere şefkatle yaklaşmak: Dünyadan müzik basını manzaraları

    Dünyanın farklı noktalarından editörler nasıl süreçlerden geçtiklerini paylaşıyor. Bazıları oldukça kurumsal yayınlarda çalışıyor, bazıları müzik kültürünün geleceğe en adil şekilde nasıl taşınabileceğine kafa yoruyor, hatta aralarında bu ortamda yeni dergi çıkarmaya karar vermiş olanlar da var.

  6. Sözlerin ruhu çıksın: Batuhan Mutlugil ve Gülinler

    Kariyerinin ilk solosunu paylaşan Duman gitaristi Batuhan Mutlugil’i, şu sıralar kendi solosunu hazırlayan ve bir diğer Duman üyesi Ari Barokas’a canlı performanslarında eşlik eden Gülinler aldı karşısına.

  7. Noga Erez’in kendiliğinden çiçek açan şarkıları

    Noga Erez’in pandemi sürecinde, kendi tabiriyle, en iyi hâline getirilen şarkılarında hem fiyakalı bir tavır hem de çocuksu bir naiflik var. City Slang’den çıkardığı yeni albümü “KIDS”i kendisinden dinledik.

  8. Günün gerçeklikleri ve olası yollar: Söz plak şirketlerinde

    Türkiye'den ve dünyadan, 2020'yle birlikte çeşitli süreçlerden geçen çok farklı ölçekler ve farklı motivasyonlardaki plak şirketlerine sorduk.

  9. Ekstrem bir klasik müzik: Ozan Akyol ve Kutay Soyocak

    Vox In Rama adını verdiği black metal projesiyle karşımıza çıkan Jakuzi solisti Kutay Soyocak ve metal müziğe dair referansları KALT’taki mizahına da serpiştiren Episode 13 üyesi Ozan Akyol’u aynı masada buluşturduk.

  10. Şeytan odamızdan çıkmasın: Palmiyeler

    Palmiyeler, son konserini Şubat 2020’nin son günlerinde ABD turnesinin finali olan Buffalo’da çaldığından bu yana yaşantılarımız epey değişti.

  11. Dayanma gücünün sınırlarından nereye?: Müzikli mekânlar yanıtlıyor

    Mikrofonu Ankaralı esnafın örgütlediği Kafe-Bar-Restoran Çalışanları ve İşletmecileri Dayanışma Platformu KABARE’ye; İzmir’den ve İstanbul’un farklı semtlerinden bazı müzikli mekânlara uzattık.

  12. Aklımdakiler: Melike Şahin

    Sanatçı, yazar, müzisyen dostlarından Melike Şahin’e sorular var. Merhem, yatıştırdı mı, iyileştirdi mi? Müziğinde arabeskin izi nasıl sürülebilir? Referans hikâyeler ve duygu durumları neler?

  13. Zebra misali, sessiz ve derinden: Charles Pasi ve Boran Kuzum

    Boran Kuzum’un Charles Pasi ile bu sohbeti geçmiş zamanda; çatal kaşık sesinin es verdirdiği, araba gürültüsünün fona yerleştiği, sigara dumanı ve kahve kokusunun ruhlara işlediği bir Paris kafesinde yüz yüze başladı ve hayatlarımızın normale dönmesini iple çektiğimiz bu günlerde, Charles Pasi’nin yeni albümü Zebra’nın yayımlanması vesilesiyle ses sese tamamlandı.

  14. Temel motivasyon dünya ahvali: Lara Di Lara ve Kamufle

    Lara Di Lara ve Kamufle, pandemi günlerinde hayat verdikleri beş şarkılık EP için gün sayarken...

  15. Şarkı şarkı: Black Country, New Road ve “For the first time”

    Muazzam bir ilk albüm, altı soru, altı cevap, altı illüstrasyon.

  16. Sancılı süreçler, çıkan dersler, yenilenen gözler: Festival ve turne sektörüne bakış

    İstanbul Caz Festivali, Pozitif, Arter Yeni ve En Yeni Müzik Festivali, Soundports, Bozcaada Caz Festivali, Epic Fair ve Hollanda’dan Le Guess Who? yanıtlıyor.

  17. Tek başınalık ve hurafeler: Taner Yücel ve Görkem Karabudak

    Bu sohbette "Cemil Şov" filminin müziklerinin sorumlusu Taner Yücel ve “Akılsız Başın Sürgünü” isimli ilk şarkısını yayımlayan Görkem Karabudak buluştu.

  18. Kapamak yerine kapıları açmak: Deniz Cuylan ve Durul Taylan

    Los Angeles’ta komşuluk eden Deniz Cuylan ve Durul Taylan’ın; yeni başlangıçlar, sürekli değişimler, “Daimon”lar ve son üretimleri üzerine muhabbeti.

  19. Ergenlik Yılları: Nükhet Duru

    Müzisyenlerin büyürken dinlediği müzikleri ve bu müziklerin üzerlerinde bıraktığı tesiri kurcaladığımız Ergenlik Yılları köşemizde memleket popüler müzik tarihinin divası Nükhet Duru var.

  20. Çizgi hikâye: SOPHIE (1986 - 2021)

    Tematik üretimleri ve özgün yaklaşımıyla pop müziğin seyrini değiştiren SOPHIE için çizgiler eşliğinde bir anma.

  21. “Hollow Shell” ve ardındakiler: Cava Grande

    2000’lerde yerli müziğin seyrine renkli dokunuşlar yapan Tan Tunçağ’ın son yıllarda meşgul olduğu solo projesi Cava Grande, ikinci stüdyo albümünü yayımladı.

  22. "İnternet ruhumu ezip geçiyor": Ashnikko

    Ashnikko’yla; 2021’in ilk günlerinde yayımladığı DEMIDEVIL isimli 10 parçalık koleksiyonunu, Kelis sevgisini ve yarattığı alter-egosu “Daisy”yi konuştuk.

  23. Aklımdakiler: BaBa ZuLa

    Hayvan Gibi’den hareketle, BaBa ZuLa’dan Murat Ertel’e, dost meclisinden gelen soruları yönelttik.

  24. Ses büyüsün, çoğalsın, yayılsın: İnternet radyolarına bağlanıyoruz

    Noh Radio, Root Radio, Radyo Modyan, Year Zero, 2021’in başında Ortak Kanal başlığıyla bir hareket planını hayata geçirdi. Oops! Radio ise DJ Style-ist’in yakın dönem projesi.

  25. Hayal etmeye devam: Deniz Taşar

    Şarkı yazarlığını “kendini ve müziği keşfetmek” olarak tanımlayan Deniz Taşar, ortak duygularda buluşma vadeden albümünün detaylarını ve üretim sürecini anlatıyor.

  26. Koca bir müzik havuzunda: Altın Gün ve “Yol”

    Son yıllarda ünü dünya haritasının dört bir ucuna uzanan Hollandalı topluluk Altın Gün, Glitterbeat etiketiyle yeni albümü Yol’u yayımladı.

  27. Müşterek paydalar, güvenli alanlar: Çeşitli kolektifler anlatıyor

    Queerwaves, Algorave İstanbul, Club Coweed, Hood Base, Lordlar Sofrası ve Life From İstanbul’a sorduk: Bu dönemin ekonomi, sosyal güvence, kültür ya da yalnızlaşma adına etkileri nasıl değerlendirilebilir?

  28. Takibe alın: Son dönemde tanıştığımız bazı yeni sesler

    Üretme motivasyonlarının temelini ne oluşturuyor? Müziklerinin dinleyicide nasıl hisler uyandırmasını hayal ediyorlar? Yakın gelecek planları neler?

  29. Arlo Parks’a kulak verin, iyileşin

    İlk albümün ardında yatanları, şair kimliğini besleyen unsurları ve üretme misyonunu Arlo Parks’dan dinliyoruz.

  30. Grazia’nın 1978 çıkışlı ilk, tek ve benzersiz albümü

    Ladies on Records ile kadınların anlattığı hikâyelerin izini süren Kornelia Binicewicz, son derlemesi “A Drop of Luck”ta yer alan sanatçılardan Grazia’nın saklı albümünü, İsrail merkezli plak şirketi Fortuna’nın kurucularından Zach Bar’dan dinliyor.

  31. Her şey boş bir sayfa ile başlar: Vincent De Boer

    Vincent De Boer’le “The Stroke”un üretim süreci ve Ill Considered’la yakaladıkları uyumun detaylarını konuştuk.

  32. Künye