Ethel Cain, Osees ve bu hafta başka ne dinlesek?
Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Tuğçe Hitay, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal - Fotoğraf: dollie kyarn
Haftanın yeni müzikleri: Ethel Cain, Osees, Salih Korkut Peker & Michael League, Anamanaguchi, Nazzan, Big Thief, Baba Sad, Phil Elverum & Arrington de Dionyso, Saintseneca, Kassa Overall ve dahası…
Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.

ALBÜM: Ethel Cain – Willoughby Tucker, I’ll Always Love You
(Daughters of Cain Records)
Hayden Silas Anhedönia ya da bildiğimiz ismiyle Ethel Cain, 2022 tarihli ilk albümü Preacher’s Daughter’da ele aldıklarını bir adım daha geriye götürüyor ve otobiyografik anlatısının daha yıkıcı, keskin ve sıkıntılı bir dönemini kurcalıyor yeni koleksiyonda. Hafızasının derinliklerine doğru bir kazı çalışması yaptığımız Cain, içerisine doğduğu Hristiyan değerlerine, çocukluk travmalarına, soluk geçmişine dair ürpertici vokaliyle itiraflarda bulunuyor. Bir yandan da gotik tınılarıyla büyük dalgalar yaratıp tüm kaçış hikâyesine dinleyiciyi de ortak ediyor. İsmi ise lisedeki aşkı Willoughby Tucker’a bir selam.
TEKLİ: Jens Lekman – Wedding in Leipzig
(Secretly Canadian)
Jens Lekman, dinleyeni türlü duygularla sarıp sarmalayan içten şarkılarla ördüğü diskografisine tam sekiz yıllık aranın ardından yeni bir albüm ekliyor. Bu kez tematik bir albümle karşımıza çıkacak İsveçli müzisyen, hayali bir düğün şarkıcısına dönüşerek yazmış yeni şarkılarını. İkinci tadımlığımız “Wedding in Leipzig”, 10 dakikayı aşan akışında hem kibar groove’larla sırtınızı okşuyor, hem dramatik kırılmalarla duygu çarpışmaları yaşatıyor, hem de Lekman’ın bir müzisyenden önce eşsiz bir hikâyeci olduğunu hatırlatıyor.

TEKLİ: Salih Korkut Peker & Michael League – Unuttukların Orman Olsun
(Gülbaba Records)
“Unuttukların Orman Olsun”, Salih Korkut Peker’in ikinci albümü Birazlar’dan dinlediğimiz ikinci tekli. Sözü ve müziği müzisyene ait olan parça, vokal ve ayak vurmadan ibaret olan eski usül blues şarkılarından ilhamla yazılmış. Gitarın yerini Peker’in çaldığı cümbüş alıyor; ortaya “Anadolu işi blues” olarak tanımlanabilecek bir kıvam çıkıyor böylece. Peker’e eşlik eden isim ise Snarky Puppy grubunun beyni Michael League üstelik. League, hem bas gitarda koma sesler elde eden hem de blues’un ruhunu koruyan çalımıyla şarkıya derinlik katıyor. Kapak fotoğrafı da oldukça anlamlı. 1984 tarihli karede, Salih Korkut Peker’in çocukluğu var. Fotoğraf, müzisyenin babası Sabahaddin Peker’in objektifinden çıkmış.
TEKLİ: Die Spitz – Pop Punk Anthem (Sorry for the Delay)
(Third Man Records)
Austin’in sınır tanımaz punk dörtlüsü Die Spitz, yaklaşan ilk albümleri Something to Consume’dan yeni bir tekliyle karşımızda. “Pop Punk Anthem (Sorry for the Delay)”, adını fazlasıyla hak eden, 2000’ler pop-punk damarını Black Sabbath’tan Nirvana’ya uzanan ilhamlarla harmanlayan, patlamalı – çatlamalı bir aşk hikâyesi. Vokalist / gitarist Ava Schrobilgen’in sözleriyle, “Pop Punk Anthem, hislerine karşılık vermeyen birine duyulan tutkunun insanı obsesif bir deliliğe sürüklemesini anlatıyor… Ama esasen büyük 2000’ler pop-punk efsanelerine bir selam duruşu.” Gitar riffleri, çığlık atan nakaratları ve gürültüyü kucaklayan prodüksiyonuyla da harekete geçirici. Will Yip (Mannequin Pussy, Turnstile) prodüktörlüğünde şekillenen Something to Consume için 12 Eylül’ü sabırsızlıkla bekliyoruz.

ALBÜM: Osees – ABOMINATION REVEALED AT LAST
(Deathgod Corp)
Geçen yılki SORCS 80 ve süpergrup Chime Oblivion’ın çıkışı ardından uzun süredir yürüttükleri “kaotik ama kontrollü” estetiğin bilenmiş versiyonuyla çıkageldi Osees. Akışı boyunca aynı dikkati verdirerek kendini dinleten ABOMINATION REVEALED AT LAST albümünde ortam sert ve gözdağı veriyor ama biraz olsun renk de var. Distorte gitarların ve hipnotik düzenlemelerin patlama içinde patlamalar yaratıp, çift davulun çığ gibi büyüttüğü devasa sound’da synth melodileri öncekilerden daha yüksek ve neredeyse içli denesi duygularda geziyor; sonlara doğru ise aşındırıyor, hatta yaratıklaşıyor. Ekibin ve Dwyer’in gündemden albüm çerçevesine toplayıp sonra dışarı geri kustukları, “Oh Sees” oldukları dönemki daha mitik çizgide çıkartmalarının kıyamet sonrası enerjileri bu sefer hiç olmadığı kadar oturaklı. “Sneaker” için Dwyer ile Delaney Schenker’in yazdığı post-apokaliptik paramiliterler arası Mad Max damarında misilleme hikâyesi aktaran videoya da bir bakılmalı.
TEKLİ: Niia – Throw My Head Out The Window
(Candid Records)
Amerikalı müzisyen Niaa, “Modern bir caz şarkıcısı olabilir miyim? Bu nasıl bir sese benziyor acaba?” sorularının yanıtını Bobby Deerfield’in devamı olarak ekim ayında çıkacak V albümüne bırakırken “Throw My Head Out The Window” teklisi bu oyunu büyüleyici synth katmanları, Jon Natchez’in trompetleri ve Nicole McCabeve’in saksafonun içine yerleşen pürüzsüz sesiyle cazın özgürleştiren tarafından sızarak içsel bir hâle getiriyor. Görsel eşlikçisine şuradan ulaşılabilir.

ALBÜM: Anamanaguchi – Anyway
(Polyvinyl Record Co.)
2000’lerin ortasında New York sahnesinden çıkıp 8-bit ses estetiğini gitar temelli rock formuna entegre eden gruplardan Anamanaguchi, altı yıllık arayı kapatan yeni albümünde üretim sürecini radikal biçimde tersine çeviriyor. Önceleri katman katman inşa edilen dijital yapıların yerine bu kez aynı ortamda birlikte çalmanın getirdiği doğrudanlık albümün ateşini yakıyor. Anamanaguchi diskografisinin en cazibeli işi değil muhtemelen ama en klişe ya da kolaya kaçan tabirle “olgunluk dönemi” çıktısı olduğuna şüphe yok. Albümün kaydedildiği mekânın, 2023’te Polyvinyl aracılığıyla yıkımdan kurtulan meşhur American Football evi olduğunu da belirtelim.
TEKLİ: Orcutt Shelley Miller – Four-door Charger
(Silver Current Records)
Harry Pussy’den gitarist Bill Orcutt, Sonic Youth’tan davulcu Steve Shelley ve Howlin Rain’in lideri Ethan Miller’ın oluşturduğu üçlümüz 5 Eylül’de gelecek ve kendi adlarını taşıyacak albümlerinden ikinci güzelliği de paylaştı. Kendilerini bir avant rock üçlüsü olarak tanımlarken, 60’lar ve 70’lerin deneysel soundlarını kılavuz belirliyorlar. Dedikleri gibi amaç “ham” olmaksa da bunu da iyi beceriyorlar. Yaklaşık 9 dakikalık yeni tekli gayet groovy havaların üzerine çekingen melodileri yapıp bozan gitarlarla oldukça eğlenceli bir şarkı. Artık kanıtlayacak bir şeyi kalmamış abiler eğleniyor, bize de keyfini çıkarmak düşüyor.

TEKLİ: Nazzan – Unut
(Mevzu Records)
İstanbullu shoegaze grubu hiçamahiç’in vokalisti Nazzan, 2024’te paylaştığı bir Fleetwood Mac cover’ının ardından 2025’te kendi bestelerini yayımlamaya devam ediyor. Yeni teklisi “Unut”, yarattığı sıcak atmosferle içine çeken bir düzenlemeye sahip. Sözleriyle de fazlalıklardan arınmanın, kaygılardan sıyrılmanın getirdiği özgürleştirici duyguya temas eden parçanın söz, müzik ve prodüksiyonu bizzat Nazzan’a ait. Selin Başaran imzalı video klibi de işte burada.
TEKLİ: Saintseneca – Sweet Nothing
(Lame-O Records)
Bu şarkıyı uzun yıllar süren bir yorgunluk sürecinin iyileşmek için olan ilk adımları gibi düşünün. 31 Ekim’e tarihlenen Highwallow & Supermoon Songs albümünün ikinci tadımlığı olan “Sweet Nothing”, Zac Little’ın saf ve duygu dolu vokaliyle kulaklardan zahmetsizce kayarak dinleyeni tanıdık, büyük hislere doğru folk ve pop esintili sesleriyle taşıyor. Tekliyi şöyle açıklamış Zac Little: “Yıllar önce balayımda, bu küçük riffi buldum. Bir yere gidiyor gibiydi ama kenarları hiçliğe doğru yuvarlanıyordu.”

EP: Baba Sad – Öfke Hediye
(Hexe Music)
Bağımsız müzik sahnesinde uzun zamandır pek çok farklı grup ve müzisyenle üretimlerini sürdüren Yağız Nevzat İpek, Efe Sanlav ve Dehan Kılınçarslan üçlüsünden oluşan Baba Sad, geçtiğimiz hafta yayımlanan iştah açıcının ardından Öfke Hediye adlı ilk EP’sini serbest bıraktı. İki yıl önce kaydedilen ve grubun “yayımlamak için kendini anca ikna ettiği” altı şarkılık koleksiyon, dinleyicilerin de olduğu bir ortamda canlı kaydedilmiş. Rock’n’roll’da kir ve pas arayan, freakoutlarla savrulmak isteyen dinleyicilere Baba Sad’ı canlı kanlı dinleme isteği uyandıracağına şüphe yok. Kapak fotoğrafı da Begüm Koçum’un kadrajından.
TEKLİ: Big Thief – Los Angeles / Grandmother
(4AD / GRGDN Müzik)
Eylül başında kavuşacağımız yeni Big Thief albümünden çift parça birden yayımlandı. “”Los Angeles” girişindeki sample’ıyla dinleyeni de gülümseten, her detayı ve saniyesiyle bir aşk şarkısı. Basçı Max Oleartchik’in grubu bıraktıktan sonra Big Thief’in yeni üçlü formasyonuyla yazdığı ilk parça olan “Grandmother” ise şifalı müzikleriyle tanınan Laraaji’nin geri vokalleri ve zitheriyle yeni yeni boyutlar kazanıyor. Big Thief’in sonik dünyasını spiritüellik ve mistiklik açısından genişleten şarkı, nesiller arası bağ ve sevgiye değiniyor.

TEKLİ: Kassa Overall – C.R.E.A.M.
(Warp)
12 Eylül’de salıvereceği -kısaltma noktaları hariç- aynı ismi taşıyan albümünden paylaştığı ilk tekliyle Digable Planets’ı selamlayıp Wu-Tang külliyatından bir klasiği yorumlayan davulcu, MC ve prodüktör, Cash Rules Everything Around Me epiğini kendi çılgın perküsyonu ve akışkan aranjmanıyla olduğundan daha da masalsı bir mertebeye getirmeyi başarmış. Aksak ritimli, esprili bir başlangıçtan sonra alışılmışın dışında yönlere savrulan parça, akışı süresince düşünceli fakat manik enerjisini muhafaza etmeye devam ediyor.
TEKLİ: Deftones – milk of the madonna
(Reprise Records)
“Feel the waves / Crash against the concrete from below / A new wine / Intoxicates you slowly out of time.” (Dalgaları hisset / Aşağıdan betona çarpıyor / Yeni bir şarap / Seni yavaşça, zamandan kopararak sarhoş ediyor.) Şarkı sözlerinde Chino Moreno’nun bahsettiği dalgalar, âdeta Stephen Carpenter’ın gitar rifflerine dönüşüp çarpıyor dinleyiciye. “my mind is a mountain” kadar çarpıcı anlara sahip bir parça değil belki ama Deftones’un kana çaktırmadan karışan şarkılar klasöründe yerini hızla aldığına şüphe yok.

ALBÜM: The Black Keys – No Rain No Flowers
(Easy Eye Sound)
Lafı çok uzatmayalım. The Black Keys’in yıldızı son on yıldır sönmeye yüz tutmuş durumda. Stüdyo işçilikleri hep belli bir kalitenin üstünde olsa da onlardan 2014’teki Turn Blue’dan beridir dişe dokunur bir albüm dinlediğimizi söylemek zor. İkilinin 13. albümü de bu süreci kıracak kapasitede gibi gözükmüyor maalesef. Kısa, öz ve popa göz kırpan şarkılar biraz aceleye gelmiş hissi veriyor. Arada “Down on Nothing”, “On Repeat” gibi R&B’ye yakın duran işler albümün en güçlü anları. Belki de bu kadar çok sık albüm çıkarmak yerine –2021’den beri dört albüm– biraz daha vakit tanımalılar kendilerine. Vokalist, besteci ve prodüktör Dan Auerbach’ın The Arcs gibi bir yan projesi çok daha manalı tınlıyor bu aralar.
TEKLİ: Cass McCombs – I Never Dream About Trains
(Domino / GRGDN Müzik)
Eski bir aşkı şarkılaştırdığı “I Never Dream About Trains”, Californialı bestecinin hikâyeci üslubunun altını çizen bir iş. Sözleriyle bir tür kişisel nostalji yağmuruna yakalanırken yaşanmışlıkların ağırlığını ve kabullenmenin dinginliğini de dinleyicisine pürüzsüz şekilde aktrabiliyor. Hatta sevdiğine, “Bilirsin, şarkılarımda asla yalan söylemem” diye sesleniyor. Yeni Cass McCombs şarkısı için Eugene Shakemup ve M. Arnoux tarafından çekilen lirik klip de hemen burada.

TEKLİ: Slothrust – Wildcard
(Bağımsız)
Besteci ve gitarist Leah Wellbaum ile davulclu Will Gorin’in güç birliği Slothrust, son albümünü 2023’te yayımlamıştı. Altıncı albüm hazırlıkları devam ederken paylaşılan bu yeni tekli de sürprizli düzenlemesine girift melodiler, destansı rock patlamaları ve çok sesli vokaller sığdırırken, umulmadık bir piyano sekansı ile dramatik bir final yapıyor. İkili parçayı şöyle özetlemiş “Günümüzde pek çoğumuzun hissettiği öngörülemezliğe kendini bırakmanın ne anlama geldiğini anlatan, topluluk için yapılmış çılgın bir yaz şarkısı.”
TEKLİ: Islandman – Cool Saz
(Rest in Space)
Tolga Böyük, Eralp Güven, Erdem Başer üçlüsü beşinci albüm için artık günleri sayıyor. Geçtiğimiz haftalarda paylaşılan “Adada” ve “Rüzgar”ı takip eden bu şarkı, kavurucu synth melodilerinin oluşturduğu bir havzada yoğun efektlerle işlenmiş sazın kesik melodileriyle ferahlatıyor dinleyeni. Islandman’le özdeşleşen hipnotik groove’lar ile dansa kaldıran “Cool Saz”, kayıtları Berlin’de gerçekleşeyen yeni albüm Island5 için merakı iyice kabartıyor.

ALBÜM: Field Medic – surrender instead
(Many Hats)
Kevin Patrick Sullivan, namıdiğer Field Medic, lo-fi folk’un türlü renklerini taşıyan diskografisine yeni bir parça daha ekliyor. Bu kez daha yenilikçi tarzlara kayan parçalar ve bir yandan da prodüksiyonda daha taze, daha farklı denemelerle karşımızda Field Medic. Açılışı yapan “tricks & illusions” düşler ve hayal kırıklığı arasındaki zikzakları anlatırken, “MELANCHOLY” tatlı-sert bir depresyon kabullenişi, “coffee in the morning” ve “simply obsessed” ise küçük gündelik anların içinde kaynayan duygusal fırtınaları yakalıyor. Bir yandan önceki albümlerden tanıdığımız sıcaklığa sadık, bir yandan da daha berrak bir sesle konuşan surrender instead, adının vaadettiği teslimiyet hissini baştan sona taşıyor.
TEKLİ: Oh Voyage – Aşk
(Bağımsız)
Rotterdam merkezli ikili Oh Voyage, hem geçmişten miras göçebe ruhunu hem de günümüzün modern gezginlerinin hikâyelerini taşıyor şarkılarına. Topluluk, Anadolu’ya özgü halk ezgilerini elektronik unsurlarla harmanlayarak kültürlerarası bir dinamik yaratıyor. Oh Voyage, şubat ayında ilk albümleri üzerine çalıştıklarını duyurmuştu. “Aşk” da yaklaşan uzunçaların habercisi aynı zamanda. Şarkı, doğu esintili melodiler ve duygulu vokallerle örülü; yavaş temposuyla da dingin bir atmosfer deneyimi sunuyor.

ALBÜM: Phil Elverum & Arrington de Dionyso – GIANT OPENING MOUTH ON THE GROUND
(P.W. Elverum & Sun)
The Microphones ve pek tabii Mount Eerie olarak yaklaşık 25 senedir kulaklarımızı şenlendiren Phil Elverum’un yeni albümü aslında yeni değil. Olay 2010 yılında Elverum’un dev bir gongu büyükçe bir subwoofer’a bağlamasıyla oluşturduğu bir “enstrümantal heykel” ile başlıyor. Mayıs 2014’te bir akşamüstü bu heykelin yaydığı “devamlı” sound’una; Washington’dan hemşerisi, deneysel müzisyen Arrington de Dionyso kontrabas, klarnet ve uzunca bir bambu flüt olan lalove ile eşlik etmesiyle oluşan kayıtlar 2024’te Elverum’un tekrar karşısına çıkıyor. Elden geçen performans 10 yıllık aradan sonra bizlere de ulaşıyor. Albümde özellikle gongun yaydığı “sonsuz” titreşimlere tanık olmak eşsiz bir tecrübe. Ses deneyimlerini sevenlere.
TEKLİ: Dust – Drawbacks
(Kanine Records)
Avustralyalı ekip Dust’ın yeni teklisi 10 Ekim’e tarihlenen ikinci stüdyo albümleri için heyecanımızı katbekat arttırıyor. Davullar başta olmak üzere; yüksek tempolu gitarlardan, tutkulu ve huzursuz vokallere ve grubun saksafoncusu Adam Ridgway’in hünerleriyle her elementiyle etkileyici ve yörüngesine alan bir güzellik. Vokalist Justin Teale’in âdeta nefes almadan fırlattığı sözler sosyal çevrelerde nasıl var olduğumuzla ilgili kaygılara adanmış: “Rahat hissetmeniz gereken sosyal ortamlarda utanç ve pişmanlık duyguları ve kafanızdaki sesleri bir türlü kafanızdan atamıyorsunuz. Sanırım bu şarkı, düşüncelerimle yaptığım gibi kendini beğenmiş görünmeden kendimle konuşmanın bir yolu. Vokal çok hızlı olduğu için, neredeyse kafanızda kendinize söylediğiniz şeylerin bir kelime kusmuğu gibi.”