Bir koleksiyon yola çıkarsa: Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu Türkiye’yi dolaşıyor
Fotoğraf: Özlem Özçelik
Bir müze koleksiyonunun sergi salonlarından çıkıp yola koyulması nadir görülen bir şey. İş Sanat’ın Temmuz 2025’te başlattığı Herkes İçin Sanat: Anadolu Sergileri programı tam olarak bunu yapıyor: Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan seçkiler, banka şubelerini geçici sergi mekânlarına dönüştürerek şehir şehir dolaşıyor. Uzman sanat tarihçilerinin anlatımıyla gerçekleşen sergilere çeşitli çocuk atölyeleri eşlik ediyor.
Ortaya çıkan şey klasik bir “gezici sergi”den ziyade Türkiye resim tarihinin farklı uğraklarını yeniden yerlerine iade etmeye çalışan bir rota gibi okunabilir. Temmuz 2025’te başlayan Anadolu Sergileri, yakında 12. durağıyla Samsun’un Çarşamba ilçesine uğrayacak. Yolculuğun bugüne dek nerelere ve hangi değerlere ya da konu başlıklarına temas ettiğine dönüp bakıyoruz.

Programın ilk durağı, Denizli’nin Çal ilçesiydi. İbrahim Çallı’nın 143. doğum gününde düzenlenen ve Çallı, Doğum Gününde Çal’da adını taşıyan seçki, sanatçının yaşadığı dönemden izler taşıyan natüralist ve figüratif işlerini coğrafi bir hafızanın parçası olarak yeniden düşünmeye açıyordu.
Bir sanat geleneğini anlatmanın en pratik yollarından biri, bir hoca ile öğrencisinin eserlerini aynı mekânda buluşturmak olabilir. Milas’taki Hocalar ve Öğrenciler başlıklı sergi tam da böyle bir karşılaşmayı mümkün kıldı. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Turan Erol ve Yalçın Gökçebağ’ı tek bir anlatı hattında buluşturan sergi, Türkiye resminde kuşaklar arası aktarımın nasıl işlediğine yakından bakma fırsatı sundu.

Gelibolu’daki Mavinin İzinde seçkisi odağına deniz peyzajlarını alıyor gibi görünse de aslında Türkiye resminde kıyı manzarasının nasıl bir tarihsel arka plan taşıdığını kurcalıyordu. Mehmet Ali Laga’dan Elif Naci’ye, Hikmet Onat’tan İbrahim Safi ve Ercümend Kalmık’a uzanan serginin en çarpıcı işlerinden biri, Feyhaman Duran’ın Kalpaklı Atatürk portresiydi.
23-24 Ağustos’ta Kocatepe’de, Büyük Taarruz’un 103. Yılına özel olarak hazırlanan Büyük Zafer seçkisi, Koleksiyondaki Atatürk portreleriyle Cumhuriyet’in erken dönem portre geleneğiyle daha geç tarihli yorumlar arasında sessiz bir sürekliliği görünür kıldı. Feyhaman Duran’ın portreleri başta olmak üzere Ayetullah Sümer, Nusret Karaca, Rahmi Pehlivanlı, Mehmet Aksoy ve Ziya Duru’nun çalışmaları, Atatürk imgesinin farklı dönemlerde nasıl yeniden üretildiği üzerine bir düşünme pratiği olarak da okunabilir.

Antakya’daki Aşina Yüzler sergisi de koleksiyondan portre odaklı seçkiyi bir araya getirdi. Adnan Çoker’den Nuri İyem’e, Semiha Berksoy’dan Ergin İnan’a uzanan seçki, portre geleneğini kişisel hikâyeler, toplumsal dönüşümler ve estetik kırılmaların kesiştiği bir yüzey olarak ele alarak yüzün bireysel olduğu kadar ortak bir hafıza taşıyıcısı olduğunun altını çizdi.
Türkiye resminde çarşı ve pazar sahneleri çoğu zaman yalnızca kalabalık kompozisyonlar değildir; üretim, dolaşım ve karşılaşmanın resimdeki karşılıklarıdır. Midyat’ta ziyarete açılan Çarşı-Pazar sergisi de bu sahneleri bir tür toplumsal hafıza arşivine dönüştürdü. Gündelik hayatın resimde nasıl bir karşılık bulduğunun izini süren seçkide İlhami Demirci, Eren Eyüboğlu, Ülkü Uludoğan ve Mehmet Pesen gibi isimlerin eserleri bir aradaydı.

Kasım ayında Edremit’te açılan Ege Havası’nın odağında kıyı, zeytinlik, balıkçı ve kasaba imgeleri üzerinden resim geleneği vardı. İbrahim Çallı’nın Balıkçılar’ından Elif Naci’nin Kayık’ına, Fikret Mualla ve Orhan Peker’in Ayvalık yıllarına uzanan işler; Ege’yi Türkiye modern resminin renk duygusunu değiştiren bir eşik olarak ele aldı.
2026’daki ilk durak olan Mersin’de Narenciye Mevsimi sergisi ziyarete açıldı. Bir natürmort konusu olduğu kadar iklim, emek biçimi ve bölgesel mirasla da ilişkilendirebileceğimiz portakal ve limon etrafında farklı kuşaklardan sanatçılar tarafından kurulan görsel dünyayı aynı mekânda buluşturan seçki, elbette Akdeniz’in renk paletini kutlamaya bir davet işlevi de gördü.

Saip Tuna’dan Melâhat Üren’e, Hüseyin Avni Lifij’den Abidin Dino’ya, Fikret Muallâ’dan Şükriye Dikmen’e uzanan Hayatın Renkleri seçkisi de Lüleburgaz’da izleyiciyle buluştu. Türkiye resminde figürün nasıl değiştiğini izlemeye açılan küçük bir panorama olarak değerlendirilebilecek sergi, farklı dönemlerde figüratif resim geleneğinin önerdiği farklı bakış biçimlerini bir araya getirdi.
Odağını yeniden limanlara, balıkçı teknelerine, ufuk çizgisine çeviren Kıyıdan Bakmak, 4-5 Nisan’da Amasra’daydı. Karadan denize, içeriden dışarıya, yerelden uzağa doğru kurulan bir görüş hattını takip eden seçkide Halil Paşa, Namık İsmail, Elif Naci ve Ercümend Kalmık gibi farklı dönemlerden sanatçıların tabloları bir aradaydı.
Rotanın bir sonraki durağı ise 16–17 Mayıs’ta Samsun’un Çarşamba ilçesi olacak. İlk Adım 107. Yılında başlıklı yeni seçki, Cumhuriyet tarihinin simgesel başlangıç anlatılarından birine gönderme yaparak programın tarihsel referanslarla kurduğu ilişkiyi sürdürecek. Şimdiye kadar 6 binden fazla ziyaretçiyi ağırlayan Anadolu Sergileri, MarCom, Sardis, Toplumsal Fayda Ödülleri ve İstanbul Marketing Awards platformlarının farklı kategorilerinde ödüllere layık görüldü. Anadolu Sergileri, ortak kültürel mirasımızı doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmayı sürdürecek.