James Blake, YĪN YĪN ve bu hafta başka ne dinlesek?
Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal
Haftanın yeni müzikleri: James Blake, YĪN YĪN, Katie Tupper, Arctic Monkeys, Hav Hav!, Fabiano do Nascimento & E Ruscha V, more eaze, Mertcan Mertbilek, Lightning Bolt ve dahası…
Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.

TEKLİ: James Black – Death of Love
(Good Boy Records)
Anksiyetelerimize anksiyete katmaya geliyor “Death of Love.” Yeni James Blake teklisinde sakin bir altyapı ilerlerken, müzisyenin kesik / keskin vokalleri ve arka plandaki koro ürpertici bir tezat yaratıyor. Sanki iki spesifik insanın arasındaki aşkın ölümünden değil de bir konsept olarak aşkın ölümünden bahsediyor Blake. Yalnızlık korkusuyla ilgili küçük bir yüzleşmeye ihtiyacınız varsa “Death of Love”ı birkaç kez döndürün. Parçada duyduğumuz London Welsh Male Voice Choir ile Blake’in şarkının soğuk hislerine tercüman olan soğuk bir ofis odasındaki canlı performansı da naçizane önerimiz. Müzisyenin İlk defa bağımsız olarak yayımlayacağı yeni albümü Trying Times için 13 Mart’a tarih verdiğini de not düşelim.
TEKLİ: TVAM – Powder Blue
(Invada Records)
TVAM, yoldaki albümünden paylaştığı yeni tekli “Powder Blue”da 80’ler ruhlu, parlak bir gitar cümlesini merkeze alırken; peşinden gelen bas hattıyla parçanın tansiyonunu adım adım yükseltiyor. Alt-rock, coldwave ve post-punk etkili karanlık atmosfere sahip TVAM dünyasının içinden beklenmedik derecede melodik, akılda kalıcı ve hipnotik bir an çıkmış. TVAM’ın üçüncü albümü Ruins, 27 Şubat’ta dinlenebilecek.

ALBÜM: YĪN YĪN – Yatta!
(Glitterbeat Records)
Güneydoğu Asya ezgilerini, psikedelik synthler ve funk motifleri içerisinde büküp, kaygan bir zemin yaratan Hollandalı dörtlü YĪN YĪN, yine coşkusuyla sarmalıyor dinleyeni. Hem sesler hem beden için sürekli genişleyen kozmik bir hareket alanı sağlayan Yatta! felsefi olarak Yin Yang fikrine dayanan ilhama eklemledikleri 70’lerin psikedelik tonuyla organik ve keşif dolu bir iş olmuş. Başlığı Japoncada “başardık” anlamına gelen albüm, “Her dışın bir içi, her için de bir dışı var. Farklıdırlar, evet; yine de birlikte var olurlar.” sözleriyle ilk kıvılcımı yakarak, gerisini dinleyiciye bırakıyor. Ritimler zihninizin içinde konfeti patlamışçasına dağılıyor.
TEKLİ: Arctic Monkeys – Opening Night
(War Child Records / Domino / GRGDN Müzik)
İlk albümlerinin 20. yılında ve dağılacakları söylentileri arasında Arctic Monkeys sürpriz bir tekli ile geri döndü. 2013’teki pek başarılı AM’den sonra albümlerinin arası açılan ve denedikleri yeni soundlarla biraz da tökezleyen grubun Abbey Road’da kaydettiği yeni teklisi eski günleri hatırlatan kısa ve vurucu şarkı konusundaki yeteneklerini anımsatan bir şarkı. Akıbetleri ne olur bilinmez ama bu son işleriyse gayet saygın bir veda olacaktır. Şarkının dâhil olduğu toplama Help(2) ise yaşı yetenlerin hatırlayacağı, 1995’teki Help toplamasının devamı. War Child isimli ve savaş bölgelerindeki çocuklara yardım amaçlı yayınlanan albüm, Blur’den Portishead’e, Massive Attack’tan Orbital’a döneminin birçok önemli ismini bir araya getirmişti. 30 yıl aradan sonra, buna maalesef de diyebiliriz, tekrar edilen toplamada da bu sefer Arctic Monkeys’in yanı sıra Cameron Winter, King Krule, Sampha, Bat For Lashes, Fontaines DC gibi isimler yer alıyor. Albüm 6 Mart’ta geliyor.

ALBÜM: Katie Tupper – Greyhound
(Arts & Crafts)
İlk albümünde 2000’lerin bağımsız alternatif damarını da dingin R&B tınısını da yaşatan Kanadalı müzisyen, piyano odaklı baladlar ve groove’lu hafif boplar arasında seyrediyor. Aranjmanları kimi zaman country ve folk’a da kulak veriyor. Alto vokalin Towards The End (2022) ve Where To Find Me (2023) EP’lerini takip eden çıkış albümünü beraber turnelediği müzisyenler Justice Der and Felix Fox ile birlikte kotarmışlar. Onu ilişkileri ve dünyada nasıl davrandığı hakkında düşündürmüş, tazı köpekleri ve önlerine konan, onlar tuzağa yaklaştıkça daha hızlı koşsunlar diye hızlandırılan tavşan kuklalar arasındaki ilişkiden esinli başlığın metaforunu Tupper, “Ben genellikle hem tazı hem de yem oluyorum. Ulaşılamayan bir şeyi kovalıyorum ve yakalanamayan şey oluyorum. Şarkıların çoğunda bu döngü ve kovalamaca teması var.” sözleriyle açıklıyor.
TEKLİ: Wendy Eisenberg – Meaning Business
(Joyful Noise Recordings)
Brooklyn çıkışlı Wendy Eisenberg bir gitar virtüözü olmasının yanı sıra büyük bir David Lynch hayranıymış. Eisenberg, yönetmenin ölümünden sonra yazdığı “Meaning Business”ta onun özellikle ustaca anlattığı travma ve travmadan iyileşmenin yer yer halüsinatif hissettiren hâline odaklanıyor. Kendi yaşantısındaki travmayı cesurca karşısına alan müzisyen, şarkısında o dehşeti yaşamış olan “küçük hâlimi bulmaya ve sonunda onu o anının içinde sıkışıp kalmaktan kurtarmaya çabaladım” diyor. “Meaning Business”, kulak dolduran gitar yürüyüşü ve parçaya barok bir hava katan kemanlarla dinledikçe ilginçleşen bir deneyim yaşatıyor.

ALBÜM: Sunset Images – Oscilador
(Dedstrange)
Feedback’e gömülmüş gitar dokularına zaafı olanlar, sesi açın! Meksikalı üçlü Sunset Images, krautrock’ın serbest akışı, punk’ın yıkıcılığı ve shoegaze’in sisli duyarlılığına selam duruyor ama bu referansları kırıp geçirip kendi kaotik evrenine hapsediyor. Çiğ olduğu kadar çarpıcı, dürüst olduğu kadar şiirsel bir albüm Oscilador. Konfor bulduğunuzu sandığınız anda hoparlörünüzün kondisyonu hakkında endişelendirecek bir kırılma ile tepetaklak olabilirsiniz.
TEKLİ: Gooooose – Relay
(SBVKVLT)
19 Şubbat’ta salacağı EP’si Wriggle’dan ilk tekliyi paylaşan Gooooose veya kendi adıyla Han Han, bu parçada fütüristik bir atmosferi detaylandırırken sert olduğu kadar incelikli ritmik deneylerle parçayı olduğundan daha uzun hissettiren bir olay örgüsü yaratmış. Son uzunçaları Rudiments (2023) ve Mixmag China için derlediği Palette 007 (2025) miksini takip edecek kulüp odaklı EP, Şangaylı DJ, görsel sanatçı ve yazılımcının techno ve IDM’i mesken edinirken ambient hassasiyetlerini konuşturmayı sürdürdüğü bir iş olacak gibi.

TEKLİ: Hav Hav! – Uyutmuyor Beni
(Bağımsız)
Hav Hav!’ın üçüncü albümüne doğru geri sayım başlamış gibi. Henüz albüm hakkında net bir fikrimiz olmasa da “Polaroid Platonik” ve “Duvarlar” ile yeni bir dönemin kapısını araladıklarının sinyallerini veren dörtlü, “Uyutmuyor Beni”de rotayı hafifçe dertli sulara kırıyor. Mert Tugen’in kimi zaman fazlasıyla gerçekçi, kimi zaman da hislerimize cuk oturan soyut benzetmelerle örülü sözleri, içe işleyen gitar tonları ve akılda kalan rifflerle birleşince parça da adının hakkını veren bir uyku tutmama sebebi ve duygu seli yaratıyor. Hav Hav!’ın yıllar içinde inşa ettiği sound’un belki de en rafine hallerinden biriyle karşı karşıyayız. Parçanın prodüksiyonu Taner Yücel’den, mastering işlemleri ise Görkem Karabudak’ın elinden.
TEKLİ: Courtney Barnett – Site Unseen ft. Waxahatchee
(Fiction Records)
Avustralyalı müzisyen Courtney Barnett, kariyerinin 10. yılını devirirken 5. albümünün müjdesini Waxahatchee ile ortak bir tekliyle veriyor. 27 Mart’ta Creature of Habit adıyla yayımlanacak çalışmadan gelen ilk şarkı Barnett’ten ne bekliyorsanız o. Belki külliyatının biraz pozitif ve enerjik tarafında. Kariyerine ilk başladığında orijinal bir etkileyiciliği olan Barnett’in biraz, özellikle de sound olarak, kendini tekrar etmesinden şüphelenmeye başladık. Bakalım gerisi nasıl gelecek.

ALBÜM: Erik Hall – Solo Three
(Western Vinyl)
Solo Three, Erik Hall’un biçimsel titizliğini sürdüren ve Amerikan minimalizmini yeniden yorumlayan kişisel bir ses laboratuvarı. Glenn Branca’dan Laurie Spiegel’e, Charlemagne Palestine’den Reich’a uzanan bir çağdaş klasik seçkisini yeniden inşa ederken, sesin tekrarlar ve küçük farklarla nasıl hem içe hem dışa akabileceğini gösteriyor. Müzisyenin mutlak kontrol ve mutlak teslimiyet arasında kurduğu hassas denge gözettiği albümü günün ilk saatlerinde deneyimlemenizi tavsiye ederiz.
TEKLİ: Wulfer – Who Am I Holding?
(Many Hats)
İki yıl önce Berklee’nin gitar bölümünden mezun olmuş Ashleigh Wulf’un müziği böyle mektepli bir bünyeden bekleyeceğiniz gibi değil. 2024’te ilk EP’sini yayımlayan müzisyen, Alex G ve Julien Baker hayranlığını saklamıyordu. 6 Şubat’ta gelecek albümü I Love My TV’den üçüncü teklisi, önceki kayıtlarının modern çiğliğinden farklı bir yola girdiğimizi gösteriyor. Daha 90’ları hatırlatan, daha alt. rock bir yola. Wulf akustik gitarını şarkısının temeli yaparken çok da komplike bir yaklaşımı yok. Besteye ve vokaline daha çok önem veriyor. Albümü de merak ederken, yolu açık olsun diyoruz.

TEKLİ: Baalti & Lapgan – Lime Tikka
(Azal / FADER Label)
Chicaholu hip hop prodüktörü Lapgan ve Hindistanlı ikili Baalti, hafızayı kulüp kültürlye iç içe ören bir albüm için güçlerini birleştirdi. Güney Hindistan’da kutsal kabul edilen ve tapınak törenlerinde çalınan nadhaswaram adlı nefesli çalgıyı merkezine yerleştiren ilk teklimiz “Lime Tikka”, prömiyerini geçtiğimiz yıl Paris Fashion Week’te podyumda yapmıştı. Hem topraklı hem fütüristik bir kokteyl sunan şarkının yaklaşık dokuz dakika uzunluğunda ve psikedelik bir masal tadındaki görsel eşlikçisi de yılın ilk ayında izlediğimiz en çarpıcı kliplerden. Rounak Maiti ve Karanjit Singh imzalı video hemen burada.
ALBÜM: Hot Face – Automated Response
(Speedy Wunderground / GRGDN Müzik)
Londralı ekip Hot Face’in ilk stüdyo albümü aslında üç günlük bir canlı kayıt planı yapılırken prodüktör Dan Carey’dan son dakikada gelen Abbey Road Studios’da yer açıldığı haberiyle tek seferlik bir kayda dönmüş. Stüdyoda, dinleyiciler eşliğinde baştan sonra durmaksızın kaydedilen Automated Response, Hot Face’in enerjisine hayran bıraktırırken bir yandan bu enerji patlamasının içine alıyor. Yeni bir grup, yeni bir ses için heyecanlanmak şu günlerde sık yaşadığımız bir şey değil ama bir garage-rock deliliği yaratan Hot Face’i radarımıza aldık.

ALBÜM: Fabiano do Nascimento & E Ruscha V – Aquáticos
(Music From Memory)
2025’ten sonra enstrümental ortaklıklarda ihya olmaya devam ediyoruz. 2 hafta önceki Pullman yayınından sonra sonra bu kez Brezilya soundunun elektroniklerle ustaca birleştiği heyecan verici bir albüm var elimizde. Brezilya doğumlu ABD’de yerleşik gitarist Fabiano do Nascimento ile ambient ve downtempo konusunda 15 yıldır kalburüstü örnekler veren E Ruscha V’nin (Eddie Ruscha) ortak çalışması oldukça uyumlu, her iki müzisyenin de güçlü taraflarını yansıtan bir iş. Ama albümün yıldızının Ruscha’nın kendine has organik elektronik dokunuşları olduğunu söyleyebiliriz. Zevkiniz ne olursa olsun kış günlerinize kaliteli bir eşlikçi olacağı kesin.
TEKLİ: Etienne Jaumet – Cortex/Iris
(Versatile Records)
Zombie Zombie’nin tuşlu çalgılar departmanından sorumlu Etienne Jaumet, son solo albümünü (kimi iş birliklerini saymazsak) sekiz yıl önce yayımlamıştı. Her daim kendine özgü soyut bir gerilim yaşayan synth kompozisyonlarından oluşan yeni albümü için 6 Mart’ı işaret etmesi mutluluk verici. “Cortex/Iris” yoldaki koleksiyonunu açılışını yapıyor ve Jamuet’den alıştığımız vintage trans hâline neredeyse hiç çaba sarf etmeden ortak ediyor.

ALBÜM: Victoryland – My Heart Is A Room With No Cameras In It
(Good English Records)
New Yorklu Julian McCamman’ın projesi Victoryland, My Heart Is A Room With No Cameras In It’te ev kaydı hissiyatını koruyan lo-fi estetiğiyle bazen sade bir gitarla içe kapanan, bazen synthlerle hafifçe açılan dünyasında odak, büyük anlatılardan çok gündelik duygularda. Belli bir türe sığdırması mümkün olmayan sesler, McCamman’ın kendi dünyasının bir yansıması gibi; dağınıklığı bile kişisel bir dokunuş gibi hissettiriyor. Albümün anlatısının odağı kalp kırıklığı ve yalnızlık gibi konulara tiye alan ama dürüstlüğünden ödün vermeyen bir tavırla, dramatize etmeyen cümlelerle dokunuyor.
ALBÜM: Julian Lage – Scenes From Above
(Blue Note)
Basta Jorge Roeder, davulda Kenny Wollesen ve klavyede John Medeski’den oluşan fiyakalı yeni orkestrasıyla stüdyoya giren caz gitaristi Julian Lage, babasına adadığı dokuz bestesini Scenes From Above adlı albümde bir araya getirdi. Kimi duraklarında Patrick Warren’ın da çeşitli enstrümanlarla ekibe eşlik ettiği koleksiyon, belki yeni keşifler yapmıyor ama dinginleştirici ve pürüzsüz bir akış vadediyor.

TEKLİ: Mertcan Mertbilek – Bir Yaz Günü Dedem ve Ben
(Ortaçağ)
Bir yaz günü ne kadar özel ve ne kadar sıradan: masadaki kavun, rakı ve kanayan dizler, dedeler, anneanneler ve torunları. Mertcan Mertbilek’in yeni teklisinde değindiği her detay hem seneler öncesini özletiyor hem de zaman bir önce geçse de yaza gelsek dedirtiyor. Kapak görseli ve reverb’e boğulmuş gitarlarıyla müzisyenin lo-fi melankoli havuzunda güzelce yerini alıyor “Bir Yaz Günü Dedem ve Ben”.
TEKLİ: more eaze – the producer
(Thrill Jockey)
Multi-enstrümantalist more eaze, 20 Mart’a tarihlediği sentence structure in the country albümünden ilk teklisiyle bizimle. Yalın seslerden aldığı ilhamla oldukça kırılgan duygulara yaslanıp akustik dokular içerisinde süzülen tekli, Mari Maurice Rubio’ya göre albümdeki “en kırılgan” parça.” Nostaljik vokaliyle duygusal bir bağ kuran “the producer”ın ince ince işlenmiş prodüksiyonu ortaya enerjisi hafif bir güzellik çıkarmış.

ALBÜM: Sazakan – Earth Is Alive
(Lin Records)
New York’ta yaşayan davulcu, handpan ve yerel flüt icracısı Ömercan Şakar, İstanbul’dan gitar ve elektroniklerle Ali Deniz Kardelen ve Berlin merkezli saksafoncu Martin Seiler’dan oluşan Sazakan’ın ilk albümü. Hareket ve duruş, ses ve sessizlik, güç ve hafifliğin tek bir soluk gibi iç içe geçtiği Earth Is Alive, Anadolu’nun köklü ses mirasını çağdaş ritim anlayışıyla buluşturan, herhangi bir kalıp ya da beklentiden uzak duran bir akışa sahip.
TEKLİ: Lightning Bolt – CLOUD CORE
(Thrill Jockey)
Lightning Bolt ve OOIOO, deneysel rock dünyasının iki ayrıksı ismi, ortak bir split LP için bir araya geliyor. The Horizon Spirals / The Horizon Viral, Thrill Jockey etiketiyle 24 Nisan’da yayımlanacak kayıt hakkında Lightning Bolt davulcu-vokalisti Brian Chippendale, “OOIOO ‘The Horizon Spirals’ ile tonu belirledi ama biz ‘Spiral’ temasına çok takılmadık. Biz daha çok ‘Viral’ız ama ikisi de sizi bir tavşan deliğine atabilir ve biz tavşan deliklerini seviyoruz.” demiş. İlk tekli “CLOUD CORE”, uzun uzun aynı cümlenin varyasyonlarıyla beyin damarlarınızı esnettikten sonra bir serbest düşüşle silkeliyor dinleyiciyi.

ALBÜM: Searows – Death In The Business of Whaling
(Last Recordings on Earth)
Şimdiden belirtelim ki şu sıralar üzüntünün çevresinde dolanan bir ruh hâliniz varsa, Death In The Business of Whaling o duyguyu esnetip büyütecek bir atmosfere sahip. Melankolinin kapısından adımlarımız bu sefer Pasifik Kuzeybatısı’nın dalgalı denizlerine doğru atılıyor çünkü. Suya karşı tüm korku, yalnızlık ve aşk itiraflarınızı söyleme girişiminizin, dalgalarla tekrar yüzünüze çarpmasıyla sonuçlandığını düşünün. Bu koleksiyon da vokal melodileri, sözleri ve enstrümanlarıyla tam olarak bunu yapıyor. Ürpertici, çekici ve dürüst.
TEKLİ: Snail Mail – Dead End
(Matador Records / GRGDN Müzik)
2021 çıkışlı, umut ve umutsuzluğun bir arada dans ettiği ikinci albümü Valentine’ın ardından ses tellerinden ameliyat olan ve yoğun bir konuşma terapisi sürecinden geçen Snail Mail (ya da gerçek ismiyle Lindsey Jordan), beklenen yeni albüm haberini nihayet verdi. Ricochet adını taşıyan koleksiyon 27 Mart’ta yayımlanacak. Çıkış teklisi “Dead End”, 90’lar alternatif rock nostaljisi yaşatan bir havaya sahip. Parçanın video klibi de müzisyen ve Elsie Richter ortaklığıyla Kuzey Carolina’da çekilmiş.