Jean-Pierre Jeunet sinemasında yeni durak: Bigbug

Le fabuleux destin d’Amélie Poulain ve Delicatessen gibi hafızalara kazınmış işleriyle tanıdığımız yönetmen Jean-Pierre Jeunet, uzunca bir aranın ardından bilim kurgu ve komediyi harmanladığı yeni filmiyle yeniden yönetmen koltuğuna oturuyor.


Netflix etiketi taşıyan Bigbug, yapay zekânın hâkim olduğu 2050 yılını zaman belliyor. İnsanlığın tüm ihtiyaçları ve arzuları için yapay zekâya güvendiği bir dönemde, evlerinde çalışan robotlar tarafından rehin alınan bir grup insanın hikâyesi anlatılacak.

Yayımlanan ilk fragmanda tanıdık izlere rastlamak mümkün. Yönetmenin görsel haz yaşatan sinematografisi ve alışılagelmemiş karakter galerisi gibi… En masum görünenlerden, tamamen gelişmiş yapay zekâlara kadar geniş bir yelpazedeki robot kullanımıyla dikkat çeken fragman; yaklaşan bir isyanın da sinyalini veriyor. Bu da yönetmenin 21. yüzyıldaki yaşam tarzı üzerine bir eleştiriyle geleceğinin habercisi.

Filmin oyuncu kadrosunda yönetmenin neredeyse tüm filmlerinde yer almış Dominique Pinon başta olmak üzere François Levantal, Isabelle Nanty, Elsa Zylberstein, Youssef Hajdi ve Alban Lenoir gibi isimler var. Senaryo yazımında ise daha önceki iş birlikçilerinden Guillaume Laurant, Jeunet’ye eşlik ediyor.

Bigbug, 11 Şubat’ta Netflix kataloğundaki yerini alacak. Jean-Pierre Jeunet her ne kadar dünyada adını Amélie ile duyurmuş olsa da filmografisinin gözden kaçırılmaması gereken üç durağını daha anımsadık bu bahaneyle.

Delicatessen (1991)

Yiyecek stoğunun tükendiği post apokaliptik bir dünyada geçen Delicatessen, müşterilerini beslemek için insan eti kullanan kasap Clapet’i ve harap bir apartmanın sakinlerini konu alıyor. Yönetmen koltuğunda kendisine Marc Caro’nun eşlik ettiği film, Jean-Pierre Jeunet’nin ilk uzun metrajı olmasına rağmen kült statüsüne erişen yapımlarından. Yamyamlık ve intihar gibi karanlık kavramların mizahla ustalıkla harmanlanması, içine çeken görsel-işitsel tasarım, filmin etkileyici unsurları arasında sayılabilir.

La cité des enfants perdus (1995)

Ölümle savaşmak için son çareyi hayal kurma becerilerini çalma amacıyla iki çocuğu kaçırmakta bulan bir bilim insanının hikâyesini anlatan La Cité des Enfants Perdus, grotesk atmosfere sahip bir peri masalı. Yönetmenin sıra dışı anlatılarını, göz kamaştıran görsellikle izlediğimiz yapımda; Marc Caro yeniden Jeunet’nin eşlikçisi oluyor.

Un long dimanche de fiançailles (2004)

Sebastien Japrisot’nun aynı isimli romanından uyarlanan Un long dimanche de fiançailles’de Audrey Tautou, Jean-Pierre Jeunet ile yeniden bir araya geliyor. Yönetmenin romantizmin sularında gezindiği film; I. Dünya Savaşı sırasında kayıp nişanlısının peşine düşen Mathilde’in umut dolu arayışını konu alıyor. Jeunet’nin alışılagelmiş dokunuşları, kendine has estetiğiyle beraber büyüleyici bir yolculuğa dönüşüyor.

Yazı : Ezgi Oğraş