Little Simz, Olof Dreijer ve bu hafta başka ne dinlesek?

Yazı: Cem Kayıran, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar

Haftanın yeni müzikleri: Little Simz, Olof Dreijer, Second, Aldous Harding, Croz Boyce, Cheap Genes, Laurie Anderson with Sexmob, Alabaster DePlume, Loraine James ve dahası.

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


EP: Little Simz –  Sugar Girl
(AWAL Recordings)

Her yayınıyla kalp atışlarını hızlandıran Little Simz, yine yapmış yapacağını. Sometimes I Might Be Introvert’ün sinematik ihtişamı, No Thank You’nun içe kapanık berraklığı ya da Lotus’un ağır duygusal yükü burada yok. Ama bu, EP’nin “hafif” olduğu anlamına gelmiyor; daha çok, Little Simz’in bu kez kendini daha spontane bir akışın içine bırakmasıyla açıklanabilecek bir durum. Bir anlamda kusursuzluk peşinde olmadığını hissettiriyor. Parçalar ortak bir tonal merkezden ziyade farklı üretim mantıkları arasında dolaşıyor. Dört parçanın üçünün düet olmasının da bunda payı vardır muhtemelen. Ambient katmanlar da minimal ritmik yapılar da daha doğrudan pop-rap formları da akışta bir arada.

ALBÜM: Lucky Break – made it!
(Fire Records)

lucky break, 90’ların alternatif müzik mirasını modern indie pop dokularıyla harmanlayan ferahlatıcı bir ses. New York doğumlu ve San Francisco merkezli müzisyen, Fire Records ile imzaladığı anlaşmanın ardından merakla beklenen ilk albümünü yayımladı. Şarkılar genç jenerasyonun deneyimlerine açık, büyümenin belirsizliklerini kurcalayan anlatılar barındırıyor. Müzisyen ilham havuzunu şöyle özetlemiş: “Albümün soundunu, büyürken dinlediğim her şeyi harmanlayarak oturttum. Pop ve country müzikten, 90’ların alternatif indie rock sahnesinden Pavement ve Liz Phair gibi isimlere kadar uzanan etkiler; ayrıca Lucinda Williams, John Prine ve Joni Mitchell de albüme bir şekilde sızdı.” 

Lucky Break, geçtiğimiz haftalarda Gizli Mixtape serimiz için hayatında yer etmiş şarkıları bizimle paylaşmıştı, buradan okuyabilirsiniz.

TEKLİ: Second – Bana Hiç Gerek Yok
(Dammit Records)

“Bana Hiç Gerek Yok” hızlı başlıyor ve hiç durmuyor. Second üyeleri şarkıyı “kendini toplumda ve duygusal ilişkilerinde gereksiz ve 1 fazla hissedenlere” ithaf etse de karamsar ya da kafası düşük bir atmosfer söz konusu değil. Yine hep bir ağızdan söylenesi liriklerdeki eriyen buzullar ve yer bulamayan fok metaforları, insanın dünyaya yük h line gelmesi fikrine temas ediyor. Prodüksiyonu Taner Yücel, miks ve mastering işlemleri ise Luc Tellier imzalı. Kapak tasarımı ise Utku Şahin’den.

TEKLİ: Kurt Vile – Zoom 97
(Verve)

Artık bir Philadelphia ikonuna dönüşen Kurt Vile, 10. solo albümüne Philadelphia’s been good to me adını verirken bunun memleketine bir ağıt olacağı açıktı zaten. Kendi stüdyosunda kaydettiği, “son albümüymüş gibi” yaklaştığı ve 29 Mayıs’a randevu verdiği çalışmadan gelen ikinci tekli  ilkine göre daha groovy ve daha hipnotik bir tonda. Artık ustalık dönemini yaşadığını rahatlıkla söyleyebileceğimiz müzisyenin vokalleri ve gitar işçiliği üst düzey. Vile severleri tüm yaz oyalayacak ve çok mutlu edecek bir albüme hazır olalım. 

ALBÜM: Cola – Cost of Living Adjustment
(Fire Talk)

Cola, üçüncü albümü Cost of Living Adjustment’ta alıştığı post-punk formülünün köşelerini yumuşatıyor. Minimal ve gergin yapılar üzerine kurulu önceki kayıtların aksine, bu şarkılarda Tim Darcy’nin farklı vokal denemeleri ve zengin gitar tonlarıyla bir farklılık yaratmış. Grubun “maksimalist” olarak tanımladığı yaklaşım da büyük bir karmaşadan çok, parçaların hiçbirinin birbirini tekrar ediyormuş gibi hissettirmemesiyle ilgili. Albümün isminde hissedilen ekonomik sıkışmışlık duygusu, sözlerin içine de sinmiş durumda ama Cola bunu doğrudan anlatmıyor. Gündelik kaygıları, şehir yorgunluğunu ve yabancılaşmayı bulanık bir atmosferin içine taşıyor. Post-punk’ın mekanik tarafını biraz geri çekip daha organik bir alan açtıkları bu albüm, grubun şimdiye kadarki en sıcak işi gibi duruyor.

ALBÜM: Broken Social Scene – Remember The Humans
(Arts & Crafts / City Slang)

Kanada’nın Arcade Fire’dan sonra en çok tanınan indie rock kolektifi diyebileceğimiz Broken Social Scene, dokuz yıl aradan sonra yeni bir albümle karşımızda. Grup verdiği bu aranın pasını çok hissettirmiyor ve imzası olan kalabalık sound cümbüşleri tüm gücüyle ortaya koyuyor kendini. Daha önce de beraber çalıştıkları prodüktör David Newfeld’in modern, keskin ve parlak yaklaşımının bu cümbüşü yönetmede işe yaradığını söyleyebiliriz. Özellikle bir 10-15 yıl öncesinin soundlarına ilginiz varsa bu albüm size kaliteli bir örnek sunacaktır.

TEKLİ: Cheap Genes – Cenazeme Geç Kaldım
(Bağımsız)

Yalnızca 90 saniye süren yeni Cheap Genes şarkısı, heyecanla beklenen ilk albüm FFFFFELAKET öncesindeki ısınma turlarının son durağı. G. Ananas’ın nakarattaki isyankâr ve geri kalan kısımlardaki donuk üslubu arasındaki tezat, parçada kendi cenazesine geç kalan karakterin yaşadığı kafa karışıklığıyla da uyumlu çalışıyor. Basın bülteninde “insanın kendi sonunu bile umursamayacak kadar dağıldığı o yer” tanımı yapılmış, altını biz de çizelim. Tam gaz riff’inin iki kulak arasında uzun süre dönüp duracağını da baştan söylemeli. Grubun en yakın konseri, 23 Mayıs’ta, Jakuzi eşliğinde IF Performance Hall Beşiktaş’ta. 

TEKLİ: Kelela – linknb
(Warp Records)

new avatar adını taşıyan üçüncü Kelela albümünde shoegaze ve grunge dokularını, müzisyenle özdeşleşen kalıp dışı R&B yaklaşımıyla iç içe geçmiş şekilde duyacağız. Bu ikinci tekli, müzisyenin kırılgan ama kontrollü anlatımının yeni bir halkası. Oscar Scheller’in prodüksiyonunu üstlendiği kayıt, bulanık gitar katmanları ve sürükleyici ritim örgüsüyle albümün geri kalanı için merakı kabartıyor. İki dakikadan kısa süren “linknb”nin New York sokaklarında çekilen ve izlerken nefes nefese bırakan klibini de buradan izleyeblirsiniz.

ALBÜM: Croz Boyce – Croz Boyce
(Domino)

Croz Boyce, Animal Collective üyeleri Avey Tare ve Geologist’in ilk kez bu isim altında bir araya geldiği merak uyandıran bir proje. Sakinleştirici akustik gitar melodileri; uğultu gibi elektronik dokular ile gölgeleniyor. Neredeyse tamamen enstrümantal ilerleyen albümde, Avey Tare’in gitar melodileri sıcak bir folk kaydı gibi duyulurken Geologist’in synth müdahaleleri ve efektleri huzuru yavaşça bozan küçük çatlaklar açıyor. Birbirlerinin etrafında dolaşıp sürekli şekil değiştiren sesler sayesinde Croz Boyce, baştan sona hipnotik bir koleksiyon.

TEKLİ: Lambchop – Weakened
(Merge / City Slang)

Dört yıl aradan sonra yeni bir Lambchop albümüne kim hayır diyebilir ki? Hatta eğer bu albümde Justin Vernon (Bon Iver) da varsa? Nashville’in efsane grubunun 21 Ağustos’ta yayımlanacak 17. albümü Punching The Clown, onlar için bir öze dönüş olacak gibi. 2010’ları daha deneylere açık; autotune’lu, elektronikli işlerle geçiren grubun en ulaşılabilir, klasik şarkılarından biriyle karşı karşıyayız. Kurt Wagner’ın vokali harika, banjoyu çalan Vernon’un etkisi de kolayca fark ediliyor. Zaten albüm de sadece üç günde, Vernon’un April Base isimli stüdyosunda kaydedilmiş. Ayrıca albümün en güçlü hamlesi de şarkıların altı kişilik korolarla desteklenmesi. “Weakened” mükemmel bir başlangıç, gerisini de heyecanla bekliyoruz. 

ALBÜM: Laurie Anderson with Sexmob – Let X=X
(Nonesuch Records)

Bu yıl sadece bir tek canlı albüm dinleyecekseniz sanırız Laurie Anderson’un 2023-2024 yıllarında Amerikalı caz dörtlüsü Sexmob ile çıktığı turnenin kayıtlarını içerien Let X=X bunun için en makul aday olabilir. Kenny Wollesen, Tony Scherr, Steven Bernstein gibi kariyerlerinde John Zorn’dan John Lurie’ye birçok önemli müzikal ortaklıklarda bulunmuş, artık enstürmanlarının en önde gelen isimlerinden desek abartmış olmayacağımız isimlerden oluşan Sexmob’un, ABD avangart müziğinin yol gösterici isimlerinden Laurie Anderson’ın kariyerinden şarkılara getirdikleri yorumlar bir yana; bunların canlı aktarımları son derece zihin açıcı ve en önemlisi oldukça eğlenceli de. Kayıtlar da son derece temiz. Anderson kariyerinin özeti için daha iyi bir yol seçemezdi. 2026’nın bize en güzel hediyelerinden. 

TEKLİ: Father John Misty – The Payoff
(Sub Pop)

Father John Misty’nin (veya gerçek adıyla Joshua Tillman’ın) bestelediği “The Payoff” isimli yeni teklisi, akılda tutması kolay sözleriyle, anlamını kurcalayarak bulabileceğimiz bir işitsel atmosfere sahip. Geleneksel rock sesleri ve başroldeki parlak gitar yürüyüşleriyle hafif puslu bir ruh hâline göz kırpan parçanın, sanki bir çeşit mezarlığı resmeden kapak görseli de bu hislerin ipucunu veriyor. Prodüktör koltuğunda Misty’nin kadim dostu Drew Erickson var. 

ALBÜM: Aldous Harding – Train On The Island
(4AD)

Yeni Zelandalı müzisyen ve besteci Aldous Harding, tüm güzel tuhaflıklarını, kapıldığı hafif tedirgin ve hayal gücüne bulaşmış hislerini on parçadan oluşan yeni uzunçaları aracılığıyla dinleyiciye ulaştırıyor. Müzisyenin hem yumuşak hem derinlerden gelen vokalleriyle eşlik ettiğimiz bu yolculukta içe dönük düşünceleri, belirsiz ruh hâllerini, çözümlenemeyen ama varlığını kabul ettiğimiz duyguları, rüya ve gerçeklik arasında bir yerde salınır biçimde buluyoruz. Yaklaşık 40 dakika boyunca şekil değiştiren Harding’in yer yer rahatlatıcı yer yer bilinmez icrası, piyanosu ve sade enstrümantasyonu ile sessiz anlarda dinlemelik bir iş olmuş.

TEKLİ: Jane Remover – yes, yes, no, yes, no 
(Bağımsız)

Jane Remover’dan en son, 2026’nın ilk haftasında paylaştığı “Headbanger”ı duymuştuk. Glitch’li prodüksiyonlar, hiperaktif ritimler ve öfkeyle taşan vokallerle şekillenen o kaotik enerji; yeni parça “yes, yes, no, yes, no”da da  devam ediyor. Bu kez neredeyse çıldırmış gibi kahkaha atan bir karaktere dönüşen Jane Remover, parçanın içinde rapçi skaiwater ile açık açık dalga geçiyor. Şarkı boyunca taşkın beatler ve kontrolsüz gibi görünen ama bilinçli ilerleyen bir gürültü öne planda. Şimdilik bu parçaların yeni bir albüme evrilip evrilmeyeceği ise belirsiz.

ALBÜM: Olof Dreijer – Loud Bloom
(dh2)

The Knife’ın bir yarısı olarak 2000’lerin başında İsveç’ten kendini duyuran Olof Dreijer, hem The Knife ile hem de kardeşi Karin’in pek sevdiğimiz projesi Fever Ray’e attığı desteklerle yakından takip ettiğimiz bir isimdi. Artık elli – ağızlı bir solo albümü olmasının vakti geliyor, geçiyordu bile. Loud Bloom’un kendine özgü; Latin, Afrika, Karayip etkili organik ve sıcak melodileri, İsveç’in soğuk elektronikleriyle buluşturduğu soundunu 14 şarkılık, uzunca çalışmada bir arada tecrübe etmek çok değerli. Albüm baştan sona çok tutarlı bir gidişata sahip; belki dans müzikten daha başka, daha deneysel sulara gitmesini de diliyor bazen insan ama yine de Dreijer elektronik müziğin yaşayan en yaratıcı isimlerinden, Loud Bloom da başımız üstüne. Ayrıca albümdeki şarkılarda Nijeryalı yazar ve görsel sanatçı Akwaeke Emezi’nin etkisinin olduğunu da belirtiyor Dreijer. 

ALBÜM: Loraine James – Detached From The Rest Of You
(Hyperdub)

Detached From The Rest Of You, Loraine James’in bugüne kadar yaptığı en “yakın plan” kayıt olabilir. Kariyerinin başından beri kırık ritimler, dağınık melodiler ve kişisel ses kayıtlarıyla çalışan James, burada ilk kez bu parçalı dili daha doğrudan şarkı formlarına yaklaştırıyor. Yeni koleksiyonunu “IDM popstar albümüm” diye tanımlayan Loraine James, bu kez vokalini daha merkezi bir yere koyduğunu söylüyor: “Sesimi çok daha fazla kullanıyorum ve genelde yaptığımın aksine miksin içinde daha yukarı taşıyorum. Sanırım biraz özgüven kazanıyorum.” Yolculuğa ortak olan müzisyenler arasında Tirzah, Alan Sparhawk, Miho Hatori, Sydney Swan, Le3 bLACK ve Fyn Dobson var.

EP: Alabaster DePlume – Dear Children of Our Children, I Knew: Epilogue
(International Anthem)

Manchester çıkışlı saksafoncu, müzisyen, besteci ve prodüktör Alabaster DePlume, sahip olduğu sorgulayan tutumunu, kolektif bir bilinç hâline çevirerek, dünyada olup bitenlerin arka planındaki ilişkisellikleri işitsel yollarla aktardığı Dear Children of Our Children, I Knew: Epilogue’da basçı Shahzad Ismaily ve davulcu Tcheser Holmes ile bir araya geliyor. Enstrümantal parçalardan oluşan kayıt, 2025 tarihli A Blade Because a Blade Is Whole koleksiyonunun devamı ve anlatılan hikâyenin de son adımı. Kapak görselindeki 13 yaşında Gazzeli bir çocuğun çizdiği bir resim ise albümün atmosferini ve müzisyenin düşünsel sürecini tamamlayan nitelikte. 

TEKLİ: Yard Act – Redeemer
(Island Records)

Leeds çıkışlı alternatif rock grubu Yard Act, üçüncü albümü You’re Gonna Need a Little Music’i duyurdu. İlk tekli “Redeemer”, grubun son dönemde iyice sivrilen o sinirli ama oyunbaz damarı; konuşur gibi akan vokaller, marşvari ritimleri ve giderek kabaran bir kaos hissiyle bir gerilim yaratmış. 17 Temmuz’da yayımlanacak albümün prodüktör koltuğunda Justin Meldal var.