Mélanie Pain: Teenage Kicks

Birçoğumuzun hayatına 2000’lerin ilk yarısında Nouvelle Vague grubunun sesi olarak giren Fransız müzisyen ve besteci Mélanie Pain, kariyerinin dördüncü solo albümü How and Why için geri sayımda bugünlerde. 24 Eylül’de dinlemeye açılacak Duman’ın meşhur şarkısı “Senden Daha Güzel”e yapılan cover da albümün akışında yer alacak. Şarkının hem Türkçe hem Fransızca versiyonları kaydedilmiş üstelik.

Sade düzenlemelerle samimi bir folk-pop yaklaşımı benimseyen Mélanie Pain, 27 Eylül’de bu sene ilk kez düzenlenen Pulse Festival’ın konuğu olarak JJ Arena’da sahne alacak. Festival programında Mind Enterprises ve Nouvelle Vague da var, biletler hemen burada.

Yaklaşan Türkiye konseri öncesinde Mélanie Pain, müzisyenlerin büyürken dinlediği albümleri ve bu müziklerin üzerlerinde bıraktığı tesiri kurcaladığımız Teenage Kicks serimize konuk oldu.


Yaş 13-15

O zamanlar en sevdiğin iki albüm neydi?
The Smiths – The Queen is Dead
Pulp – Different Class

Bu müziklerle nasıl tanışmıştın?
Ablam Londra’ya taşındığında onu bir hafta ziyaret ettim ve Britpop’a hemen kapıldım! Birlikte her türden konsere gittik; Blur, Inspiral Carpets ve The Charlatans da bunlara dâhildi.

Üzerinde nasıl bir etki bıraktıklarını düşünüyorsun?
The Smiths bana hikâye anlatmayı ve esprili, keskin sözlerin doğrudan kalbe işleyebileceğini öğretti. Genel olarak Britpop, bana melodiyi ve özellikle Pulp ile gelen, benzersiz ve teatral olan İngiliz mizahını ve tuhaflığını sevdirdi.

Şu an dönüp baktığında hayatınının nasıl bir dönemini temsil ediyorlar?
Beni doğrudan ergenlik yıllarıma götürüyorlar. Duygu fırtınası içinde, her şeyin aşırı hissettirdiği; coşkulu zirveler, yıkıcı düşüşler ve sürekli gidip gelen o dalgalanmaları temsil ediyorlar.

Hayatının bu döneminde senin için önemli olan diğer şeyler nelerdi?
19. yüzyıl Fransız edebiyatına merak salmıştım: Stendhal, Flaubert, Maupassant, Balzac. Romantikler, realistler; hepsi insanın çelişkilerini yazıyordu.


Yaş 16-18

O zamanlar en sevdiğin iki albüm neydi?
Nick Cave – Let Love In
Sonic Youth – Dirty

Bu müziklerle nasıl tanışmıştın?
Özel bir Katolik lisesine başladığımda anaakımın dışında bir şey bulmaya çok hevesliydim. Nirvana patlama yaşamıştı ve ben de grunge dünyasına daldım. Oradan Sonic Youth’u keşfettim ve Nick Cave de bunun doğal bir uzantısı gibiydi; daha karanlık, daha romantik, daha şiirsel.

Üzerinde nasıl bir etki bıraktıklarını düşünüyorsun?
Ham enerjilerini çok seviyordum ama aynı zamanda içlerindeki hassasiyeti de. Grunge acımasız ve sertti, ama aynı zamanda melankoli ve kırılganlıkla doluydu. Punk’ın aksine politik değildi; derinlemesine kişiseldi. Bu da bana gerçekten çok şey ifade etti.

Şu an dönüp baktığında hayatınının nasıl bir dönemini temsil ediyorlar?
Bana liseyi hatırlatıyor; grubumuzla bir garajda gizlice prova yaptığımız günleri. Kırmızı Doc Martens giyiyor, saçımı kınayla turuncuya boyuyordum ve kendimi bir kabileye ait hissediyordum.

Hayatının bu döneminde senin için önemli olan diğer şeyler nelerdi?
Canlı müzik benim takıntım olmuştu; konserler için aylar önceden plan yapıyor, gitmek için tüm paramı biriktiriyordum. Marsilya’da Nick Cave’i ilk kez izlediğim an neredeyse kutsal bir deneyim gibiydi.


Yaş 19-20

O zamanlar en sevdiğin iki albüm neydi?
Portishead – Portishead
Elliott Smith – Either/Or

Bu müziklerle nasıl tanışmıştın?
O zamanki erkek arkadaşım sayesinde. Kendi kendine gitar çalmayı öğreniyordu ve Elliott Smith’i keşfetti. İkimiz de onun büyüsüne kapıldık.

Üzerinde nasıl bir etki bıraktıklarını düşünüyorsun?
Elliott Smith üzerimde çok büyük bir etki bıraktı; hâlâ onu en büyük ilham kaynaklarımdan biri olarak görüyorum. Şarkıları melodik duyarlılığımı şekillendirdi. Onu sürekli dinleyerek kulağımı eğittiğimi düşünüyorum; o melodiler âdeta içime kazındı.

Şu an dönüp baktığında hayatınının nasıl bir dönemini temsil ediyorlar?
Üniversitedeki ilk yıllarımı, siyaset bilimi okuduğum zamanı. Bir anda dünyanın karmaşıklığını kavramaya başladığımı hissettim. O dönemin kültürel, entelektüel ve duygusal seliyle birlikte.

Hayatının bu döneminde senin için önemli olan diğer şeyler nelerdi?
Seyahat etmek. California ve Meksika’ya gittim, ilk büyük yolculuklarımdı. Bu bana yeni dünyaların kapısını açtı. Aynı zamanda ilk kez Amerikalı yazarları okumaya başladım: Raymond Carver, Bret Easton Ellis, John Fante. Steinbeck’in Cennetin Doğusu romanına âşık oldum, sanırım dört kez okudum.