Müzisyenlerden mektuplar: Padme

Bant Mag. No:74’te müzisyenlerin farklılaşan hisleri, gerçeklikleri ve deneyimlerine kulak verelim istedik. Pandemi ve yaşanan türlü gelişmeler müziğe olan yaklaşımlarını nasıl değiştirip dönüştürüyor? Yeni üretimlerinde nasıl izler sürülebiliyor? Neler onları motive ediyor? Neler öğreniliyor? Neler çok can sıkıcı? Neler “devam” dedirtiyor? Sorularımızı Türkiye ve dışarıdan pek çok müzisyene, DJ’e yolladık. Yanıt alabildiklerimizden size mektuplar topladık. 

The Fine Line Between Being Conscious and Self Harm isimli son albümünü Mayıs 2020’de yayımlayan İstanbullu punk grubu Padme yanıtlıyor.

“Bir gün önce omuz omuza durduğun insanların hapsedildiğini görmek insana birçok şeyin meşruluğunu ister istemez daha da içten sorgulatıyor.”

“Pandemi öncesi aslında bayağı aktiftik. İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir’de aktif olarak sahne alıyorduk, hiçbir ay boş geçmemiş oluyordu. Turne yapmaya da nispeten yeni başlamıştık. 2019’da iki Avrupa turnesi yaptık; 2020’in başında da bir mini Yunanistan turnemiz olmuştu. 2020 başında nisanda da son çıkardığımız albüm olan The Fine Line Between Being Conscious and Self Harm’ın turnesini ayarlamıştık, gidemedik. 2020 Ağustos’ta da çocukluğumuzdan beri dinlediğimiz gruplarla ‘Punk Rock Holiday 2020’de sahne alacaktık. Onun turnesini ayarlıyorduk en son ama ona da gidemedik dolayısıyla. Distopik dünyanın etkilerini iyiden iyiye hissederken (gerek salgın, gerek ivmelenerek artan faşizmin etkilerini hissetmek) bunlar da bizi biraz üzdü. Ama sanırım en çok konser öncesi ve sonrası arkadaşlarımızla takılmayı özlüyoruz. Konser düzenlemeyi konserlerde sahne almak kadar özledik diyebiliriz sanırım. Arada Ankara’ya, İzmir’e falan gidip oradaki arkadaşlarımızı görme bahanemiz oluyordu, artık bunları da yapamıyoruz. Her şey daha da sıkıcılaştı, evlere tıkılıp kaldık, kafayı yiyoruz.”

“Çok sıkıldıkça enstrümanlara ve şarkı/söz yazımlarımızı gözden geçirmeye yöneldik biraz daha. Zaten hepimiz yakın arkadaş olduğumuz için sık sık takılıyorduk; yeni şarkılar ortaya çıktı, tarzımız biraz daha özgünleşti gibi hissediyoruz aslında. Henüz yayınlamadık pandemi sürecinde yazdığımız şarkıları. Ama yayınladığımızda bu sıkıcı ve distopik sürecin izlerin belli olabileceğini düşünüyoruz. Temel motivasyonumuz hayal kurmak sanırım. Başka bir motivasyonumuz olduğunu düşünmüyorum. Hayatta kalmaya çalışıyorduk, hâlâ daha hayatta kalmaya çalışıyoruz, fakat bunu farklı bir çevre ve ortamda gerçekleştirmeye çalışıyoruz.”

“Haziranda çok yakın bi arkadaşımızı kaybettik. [Hedonistic Noise grubundan Orçun Özdemir.] Ondan beri hiçbir şey gerçek gelmiyor gibi hissediyorum. Pandeminin yarattığı absürt ortamın üzerine daha farklı, daha ağır bir absürtlük eklendi. Orçun’suz dünyaya hâlâ alışamıyoruz.”

“Bu bahsettiğimiz unsurlar dışında bu coğrafyada yakın zamanda gerçekleşen Boğaziçi Üniversitesi eylemleri kesinlikle bizi derinden etkiliyor. Gruptaki 5 kişiden 3’ü gerek kampüs içi gerek kampüs dışı, bu eylemlerde aktif olarak yer alıyor, sürekli bir şeyler yapıyor. Kampüsü, kampüsün çevresini ve İstanbul’un geri kalanını gördükçe; polis devletinin sınırını ne kadar zorlayabildiğine tanık oldukça ara ara umutsuzluğa düşüyoruz, fakat ara ara da umut doluyoruz. Çünkü patriyarkinin yarattığı bu sistemin getirdiği dayatmalara ve bu dayatmalara rağmen özgürce sesini çıkarmaya çalıştığın, bir gün önce omuz omuza durduğun insanların hapsedildiğini görmek insana birçok şeyin meşruluğunu ister istemez daha da içten sorgulatıyor, ve çevremizdeki genel bıkkınlığı ve bu bıkkınlığın getirdiği yılma istememe arzusunu görmek de insana gerçekten güç veriyor. Herkes ister istemez bu olayların saçmalığını kabul ediyor sonuçta; hukuğa ve devletin meşruluğuna olan inanç da günden güne azalıyor. Bu da insana ayrı bir devam etme gücü veriyor sanırım. ‘Nereye gidecekse gitsin’ modunda olmak insanı her gün tazeliyor artık. Bu da aslında bizi bu deneyimlerden bahsetmeye itiyor. Polisin çok yakın arkadaşlarımızı yerden yere sürüklediğine, bu insanları gerek eve, gerek hapislere hapsetmesine tanık olduktan sonra; süreci sorgulamak, kovalamak, her gün söylemlerimizi sırtlanmaktan başka bir şansımız kalmıyor çünkü.”

“Nasıl günler bu günler: Müzisyenlerden mektuplar” dosyasının tamamını okumak için buradan Bant Mag. No: 74’e ulaşabilirsiniz.

Yükleniyor...