“No Ordinary Man”, trans caz müzisyeni Billy Tipton’ın anısını onurlandırıyor

Billy Tipton, 20. yüzyılın ortalarında grubu The Billy Tipton Trio ile birlikte çeşitli turne ve kayıtla örülü saygın bir kariyer geliştirmiş, ABD asıllı bir caz müzisyeniydi. 80’lerin sonunda vefat ettiğinde atanmış cinsiyetinin kadın olduğunun duyurulması büyük yankı uyandırdı; hayat öyküsünün detayları medya organları tarafından türlü dezenformasyona uğratılarak yeniden şekillendirildi. 



Trans sanatçıların kamera önüne, trans yazar ile yönetmenlerin yer aldığı yaratıcı ekibin ise kamera arkasına geçtiği, prömiyeri geçtiğimiz yılın Toronto Film Festivali’nde düzenlenen belgesel No Ordinary Man; Billy Tipton’ın yaşamını, kariyerini, göğüs gerdiklerini ve mirasını onurlandırırken hakkında üretilmiş yanlış bilgileri düzeltme fırsatı sunuyor, ikonun portresini hak ettiği adalete kavuşturarak yeniden çiziyor. 16 Temmuz’da ABD sinemalarına teşrif edecek yapımdan ilk fragman hemen şurada.

No Ordinary Man için Tipton’ın oğlu Billy Jr. ile yaratıcı ekip, “Görünürde saklanan, ancak umutsuzca görülmek isteyen birinin öyküsünü nasıl anlatırsınız?” sorusunu kaynak belleyip harekete geçmişler. Yönetmenler Aisling Chin-Yee ile Chase Joynt, müzisyenin hareketli görüntüleri olmadığı için, trans erkek oyunculardan Tipton’ı canlandıracakları “hayali seçmelere” katılmalarını istemiş. Oyuncular bu seçmeler esnasında Tipton’ın deneyimlerini kendi perspektifleri üzerinden yeniden yorumlamış ve ona nasıl hayat verebilecekleri üzerine kafa yormuşlar.

Sinema yazarı Brian Tallerico’nun “Trans temsiliyetine dair gördüğüm en iyi filmlerden biri. Dokunaklı ve güçlendirici; ne kadar ilerlediğimiz ve ilerleyecek daha ne kadar yolumuz olduğuna dair bir hatırlatıcı.” sözleriyle övgülere boğduğu yapım; işlediği meseleleri sansasyona boğmayan yapısıyla, trans anlatıları içinde örnek bir model olarak gösteriliyor. Belgeselde trans topluluğundan Marquise Vilsón, Scott Turner Schofield, Susan Stryker, C. Riley Snorton ve Thomas Page McBee gibi isimlere rastlamak mümkün.

Trans deneyim üzerine erişilebilir 12 belgesel

A Year In Transition
Yönetmen: Lorne Clarkson

20 yaşındaki, Arap asıllı Amerikalı bir trans erkeğin uyum sürecinin ilk yılını takip ediyor; hormon aldığı ilk günlere, ameliyat sürecine ve trans topluluğunda kendi yerini bulma serüvenine ortak oluyoruz. İzlemek için hemen şuraya.

Being Marcus
Yönetmen: Cathy Heffernan

İşitme engelli trans erkek Marcus’un deneyimlerine bakış sağlayan gözlemsel bir belgesel. Şuradan izlenebilir.

Disclosure
Yönetmen: Sam Feder

Önde gelen trans sanatçı ve düşünürlerin fikirleri üzerinden, Hollywood’da transların görünürlüğüne, nasıl tasvir edildiklerine ve bu durumların onların hayatlarını ne şekillerde etkilediğine dair. Netflix kataloğundan erişilebilir.

Gender Diversity & Identity in Queertopia
Yönetmen: Nirit Peled

Transların, ikili cinsiyet dışındakilerin ve intersekslerin deneyimleri üzerine. “Cinsiyet çeşitliliği ve cinsiyet kimliği ne anlama geliyor?” diye sorulurken; temsiliyet, toplumsal baskı ve dilin cinsiyet bağlamında dinamikleri hakkında beyin fırtınası yapılıyor. İzlemek için buraya.

Hala
Yönetmen: Veysel Akşahin

2012 yapımı belgesel, anne ve babasını kaybettikten sonra doğduğu köye tekrar dönen bir transın hikâyesini anlatıyor. 7.Datça Film Festivali ve 5. Erciyes Film Festivali’nden En İyi Belgesel Film Ödülüyle ayrılan film Kuirfest’in Vimeo hesabından izlenebilir.

I Am They: A Non-binary Transgender Love Story
Yönetmen: Fox Fisher

İkili cinsiyet dışındakilerin yüzleştiği sorunları keşfederken; Owl ile Fox isimli iki âşığın öyküsünü takip ediyoruz.Cinsiyetlerin yasal olarak tanınması önündeki engeller hakkında farkındalık yaratmak amacıyla “protest bir düğün” düzenliyor ve benzer deneyimleri yaşayan dostlarıyla bir araya geliyorlar. İzlemek için tık.

Leitis In Waiting
Yönetmenler: Dean Hamer, Joe Wilson, Hinaleimoana Wong-Kalu

Güney Pasifik’te Tonga Krallığı’nda köktendincilik ve hoşgörüsüzlükle savaşan bir grup yerli trans kadını merkeze alan yapım, gelenekler tarafından yönetilen bir toplumda farklı olmanın ve kim olduğunuzdan vazgeçmeden kabul edilmenin ne anlama geldiğini sorguluyor. İzlemek için buraya.

Lala’s World
Yönetmen: Aurelie Harp

Beyaz Saray’a davet edilmiş ilk beyaz olmayan trans kadın ve Trans Topluluğu derneğinin baş organizatörü olan LaLa Zannell’ın yolculuğu; medyadaki “kurban anlatısı”ndan farklı olarak bir sevgi ve destek öyküsü. Şuradan izlenebilir.

My Prairie Home
Yönetmen: Chelsea McMullan 

Rae Spoon isimli müzisyenin eğlenceli, meditatif ve bazen de melankolik dünyasına tanıklık. Filmde yer alan çeşitli performanslar, röportajlar ve müzikal sekanslarla Rae Spoon’un sanatçı ve trans kimliği üzerinden portresi ortaya koyuluyor. İzlemek için tıklamak yeterli.

Scum Boy
Yönetmen: Allison Swank

Z kuşağının bir üyesi Scum Boy. Güney Afrikalı, Yahudi bir trans erkek olan bu vizyoner 3D sanatçısı aracılığıyla; kendini ifade etme ve kabul etmede önceki nesillere ders veren bir jenerasyonun portresi sunuluyor. Hemen şuradan seyredilebilir.

Southern Comfort
Yönetmen: Kate Davis

Yumurtalık kanseri teşhisi konan trans erkek Robert Eads, son günlerini, trans komünitesinden oluşan seçilmiş ailesi ve “Onlardan nefret etmiyorum. Ama beni en çok üzen, muhtemelen doğru şeyi yaptıklarını düşünüyor olmaları.” dediği biyolojik ailesi arasında bir denge kurarak geçiriyor. İzlemek için buraya.

Transgender Experiences in School
Yönetmen: Ben Saunders

İngiltere’nin kuzey batı bölgesinde konumlanan, trans ve ikili cinsiyet dışındaki gençler, eğitim hayatlarındaki deneyimlerini röportajlar aracılığıyla aktarıyor. Okullarının anlayış ve eğitimden yoksun politikalarına, durumun mental sağlıklarına olan etkilerine değiniyor; şartların iyileştirilebilmesi için neler yapılmasını talep ettiklerinden bahsediyorlar. Şuradan izlenebilir.