Oyuncu Günlükleri: Başak Daşman
Başak Daşman bir senaryoyu ilk kez okurken nelere dikkat eder? Canlandırdığı bir karakterle nasıl bağlar kurar? Onunla çatışmalar yaşar mı? Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlar?
Oyuncuların pratiklerini ve duygu dünyalarını kurcaladığımız soru-cevap serimizin konuğu, 5 Kasım’da prömiyer yapacak Mim Kolektif oyunu Bobik Nerede?’de izleyeceğimiz Başak Daşman.

Hayatta yapmak istediğinin oyunculuk olduğunu ne zaman ve nasıl anladın?
Okula girdiğim ilk yıl Engin Alkan’ın dersinde Macbeth oynuyordum. Kılıcı çıkarıp yere sapladığım bir an vardı. Bir şey oldu, toz zerresine dönüşmüş ve salona yayılmışım gibi hissettim. O an “Ben bu işi hep yapacağım galiba” dedim.
Bugüne kadar canlandırdığın karakterler arasında sana en çok benzeyen hangisi? Neden?
“Bu karakter bana ne çok benziyor” dediğim bir rol karşıma çıkmadı henüz. İnsanın kendine benzeyeni oynaması da zordur. Ben yazdım bir metin. Umarım yakında onu çalışırım.
Canlandırdığın karakterlerle çatışma yaşadığın oluyor mu? Bu durumda nasıl metotlara başvuruyorsun?
Tiyatro ve sinema gibi kapalı metinlerde olmuyor. Ancak dizi senaryolarında oldu. Bu karakter bunu yapmaz demem ben ama “o şeyi” nasıl yaptığı önemli. Yapış şeklini içselleştirdiğim karakter gözünden canlandıramadığımda çatışma yaşıyorum tabii.
Bir rolü senin için çekici kılan unsurlar, senaryoyu okurken mutlaka dikkat ettiğin detaylar neler?
Bir çok farklı unsur var. Ancak ben genelde oyuncu gibi değil; yönetmen gibi bütünsel bakarım senaryolara. Bütün olarak içime sindiyse ve anladıysam, karakter olarak içinde yolumu bulurum çünkü. Tabii her seferinde her dalda istediğimiz işlerde olmadığımız olabiliyor. Ekonomik sebepler başta olmak üzere başka faktörler de mevcut.
Oyunculuğa dair algı kapılarını açan, yaklaşımını değiştiren bir söz? Nerede ve ne zaman duymuştun?
Öyle bir söz duyduğumu hatırlamıyorum. Ancak ben kendime arada sırada “Hıh, çok biliyorsun!” derim. Katı kuralların, sabit fikirlerin algımı ele geçirmemesi için. İnsanı tam olarak kavraymayacağını hep aklında tutman gerekir.
Sence uzun soluklu bir kariyerin sırrı ne?
Çalışkan olmak başta elbette. Onun için de işler ne kadar vasat giderse gitsin -senin dışında özellikle- sıkılmamanın, vazgeçmemenin ve eğlenebilmenin bir yolunu bulmaya devam edebilmek.
Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlarsın? Ritüelin, çalışan yöntemlerin var mıdır?
Fiziksel olarak kendimi rahatlatacak şeyler yaparım; spor, meditasyon ve cilt bakımı gibi. Bedenim stresli olunca role girmeme -mesela onu üzmeme- direniyor. Keza, ağır bir sahne çekerken plan değişimlerinde de onu ödüllendirecek şeyler yiyip, içmem; çikolata, tatlı gibi. O zaman da rahatlıyor ve tekrar o strese girmek istemiyor.

Karaktere girmek kadar ondan çıkmak da bazen zorlayıcı olabilir. Sende böyle bir etki bırakan bir rol oldu mu?
Kırmızı Oda’da beş yaşındaki kız çocuğu tacize uğrayan bir anne oynamıştım. O sahneyi çektikten sonra bir haftaya yakın üzgün dolaştım. Onun dışında ağır roller oynayınca “Bu benim duygum değil” diye kendimle konuşur, hemen gülecek bir şeyler bulurum.
Az önce aradılar, biyografin çekiliyormuş. Seni kim oynasın?
James McAvoy. 🙂 Onu ilk izlediğimden beri erkek hâlim olduğuna inanıyorum, neden bilmiyorum. Onun dışında Rene Zellweger tercihini kullanabilirim. 🙂

Oyuncu olmasan mesleğin ne olurdu?
Farklı disiplinlerinde çalışıyorum sektörün. Yazmak, seslendirmek, eğitimcilik gibi. Dışında düşünürsem, psikoloji ya da sosyoloji dalında akademisyen olmak isteyebilirdim. Bu da çok dışında olmadı gerçi. 🙂 Tamamen dışında düşünürsem okyanus kıyısında dalga sörfçüsü olup kumsal barı işletmek isterdim.
“Keşke bende de olsaydı” dediğin (ama olmayan) yetenek?
Caz gırtlağı dediğimiz yetenek ben de olsun çok isterdim.
Yakın gelecekteki projelerine dair verebileceğin ipuçları var mı?
Netflix’te yayına girecek Sonra Gözler Görür dizisi için setteyim ve 5 Kasım’da Mim Kolektif çatısı altında prömiyer yapacak Bobik Nerede? oyununda Çehov’un Masha’sını oynuyorum.
Metot oyunculuğu hakkında düşüncelerin neler?
Metot oyunculuğu dediğimiz zaman, birçok kuramcının ayrı metotlarından teknikler alıp kendi metodunu bulmayı anlıyorum. Ancak siz Daniel Day Lewis’inki gibi olanı soruyorsunuz anladığım. İzlemesi harika onu mesela. Ancak ben günler, aylar boyunca başkasının penceresinden hayata bakmayı beceremem sanıyorum, karakterim bu kadar ağır bir işi kaldıramaz.
Oyunculuğuyla sana ilham veren üç isim?
Tilda Swinton, Steve McQueen, Bülent Emin Yarar.
Sinema, televizyon veya tiyatro farketmez; aklından çıkmayan üç oyunculuk performansı?
Steve McQueen (Papillon), Charlize Theron (Monster), Hilary Swank (Boys Don’t Cry)