Oyuncu Günlükleri: Selahattin Paşalı
Selahattin Paşalı bir senaryoyu ilk kez okurken nelere dikkat ediyor? Canlandırdığı karakterlerle nasıl bağlar kuruyor? Oyuncu olmasa ne olurdu?
Oyuncular Sendikası ile oyuncuların pratiklerini ve duygu dünyalarını kurcaladığımız soru-cevap serimizin konuğu, yakında Orhan Pamuk’un aynı adlı romanından uyarlanan yeni Netflix dizisi Masumiyet Müzesi’nde izleyeceğimiz Selahattin Paşalı.

Oyuncular Sendikası sizin için ne / neyi ifade ediyor?
Sendika bana yalnız olmadığımı hissettiriyor. Bu mesleği seven ve gerçekleştirmeye çalışan bir grup insanın dayanışması bana gücümüzü hatırlatıyor. Sosyal, ekonomik ve set hayatımızdaki haklarımızın savunucusu olması dolayısıyla varlığını çok kıymetli buluyorum. Sektörel düzen, “işçi” statüsünde gözükmememiz ve başka çeşitli nedenler sendikanın karşısına bir takım engeller çıkarsa da özellikle son yıllarda yarattıkları farkındalık ve birlik beraberlik çağrısının önümüzdeki günlerde daha iyi anlaşılacağını ve gücümüzün farkına varacağımızı düşünüyorum.
Hayatta yapmak istediğinin oyunculuk olduğunu ne zaman ve nasıl anladın?
Varoluşumun, zayıflıklarımın, “insan” yanlarımın, ruhumun ve bedenimin diğer bütün oyuncu arkadaşlarım gibi kendine özel olduğunu ve bunları kullanarak bir hikâye içerisinde yarattığım karakterin, seyircinin ruhuna dokundurabildiğimi hissettiğim zaman yapmak istediğimin oyunculuk olduğuna emin oldum.
Bugüne kadar canlandırdığın karakterler arasında sana en çok benzeyen hangisi? Neden?
Televizyonda oynadığım Ömer karakteri kendime en yakın karakterdi. Naifliği, din, örf ve adetlere önem gösteren bir aile yapısı, müezzinlikten ressamlığa dönüşümü bende de sporculuktan oyunculuğa, farklı dünyalara geçiş paralelliklerinden ötürü kendime en benzeyen karakterdi.
Bir rolü senin için çekici kılan unsurlar, senaryoyu okurken mutlaka dikkat ettiğin detaylar neler?
Öncelikle altından kalkabilir miyim acaba diye korkmam gerekiyor. “Korku” şart. Bu da beraberinde merak, araştırma, gözlem, çalışma, disiplin ve diğer gereken her şeyi getiriyor. Bunun dışında da karakterin bir dönüşüm hikâyesi olmasına önem gösteriyorum. A noktasından B noktasına varmaya çalışırkenki yolculuk beni heyecanlandırıyor.

Oyunculuğa dair algı kapılarını açan, yaklaşımını değiştiren bir söz? Nerede ve ne zaman duymuştun?
Bir Meisner atölyesinde yabancı bir eğitmen çokça sevgi içeren bir tonla: “Anne babalarından onay beklemiş yaralı ruhlar, hoşgeldiniz!” demişti. O günden beri dışarıdan onay beklemeyi bırakmakla savaşıyorum. Bazen yendiğimi sanıyorum ama içimdeki takdir edilme hazzını yenemiyorum. İtici bir gücü olduğu da yadsınamaz ama günün sonunda içten içe görülmek, sevilmek ve takdir edilmek istiyoruz. Maalesef.
Sence uzun soluklu bir kariyerin sırrı ne?
Henüz öyle bir kariyere sahip değilim ancak gözlemim; amaçlarını doğru belirlemek ve adanmışlık.
Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlarsın? Ritüelin, çalışan yöntemlerin var mıdır?
Özel bir ritüelim yok. Sadece müzik; duygu yoğunluğu yüksek olan sahnelerde içimin gitmesi gereken yere daha çabuk gitmesine yardım ediyor.
Az önce aradılar, biyografin çekiliyormuş. Seni kim oynasın?
Çekmeyin derim. Hem kendi hayatımı kutsallaştırmayı sevmediğimden. Hem de biyografi sevmediğimden.
Oyuncu olmasan mesleğin ne olurdu?
Muhtemelen Bodrum’da baba mesleğini devam ettirmeye adardım kendimi.
“Keşke bende de olsaydı” dediğin (ama olmayan) yetenek?
Şarkı söylemek.
Sinema, televizyon veya tiyatro farketmez; aklından çıkmayan üç oyunculuk performansı?
Merve Dizdar – Yutmak
Taner Birsel – Bir Zamanlar Anadolu’da
Funda Eryiğit – Fotoğraf 51

Oyunculuğuyla sana ilham veren üç isim?
Taner Birsel
Merve Dizdar
Cem Yiğit Üzümoğlu
“Neyi oynasa iyi oynar.” diyebileceğin üç oyuncu?
Erdem Şenocak
Funda Eryiğit
Öykü Karayel
“Ne zaman izlesem beni şaşırtır.” diyebileceğin üç oyuncu?
Hayat M. Van Eck