Şarkı şarkı: Lil Zey ve “Kara Tiyatro” albümü

Gerçek karakterler, gerçek mekânlar ve gerçek yaşanmışlıkları hikâyeleştirdiği teklileriyle yerli hip hop sahnesinde büyük yankı uyandıran Lil Zey, ilk stüdyo albümü Kara Tiyatro’yu Universal Music Türkiye etiketiyle yayımladı. Kendine özgü stili, anlaşılması kolay olmayan flowları ve merak uyandıran lirik kurgusuyla pür dikkat kesilinesi bir dinleme deneyimi yaşatıyor albüm.

10 şarkıdan yola çıkarak 10 soru sorduk. Lil Zey’in şarkı yazma motivasyonlarını ve müzikle kurduğu ilişkiyi gözler önüne seren yanıtlarını Vardal Caniş resimledi.

Avaz Avaz

“Önemi kalmaz artık kim düşman kim dost.”
İlk albümünün açılış şarkısı, sanki bir kişisel hesaplaşmaya sahne oluyor. Bu his albüm kapağındaki görsellikte de bir nevi yankılanıyor. Albümün hazırlık, yazım veya kayıt sürecinde kendine dair keşfettiğin en önemli şey ya da kendine çıkardığın en büyük ders ne oldu?

Hem teknik hem içsel açıdan kendimi daha iyi tanımak açısından ders dolu bir sene olduğunu söyleyebilirim. Mesela şunun farkına vardım: Bazen haklı olsan da salman gerekiyor. İnsanların seni sen gibi anlamalarını, “ben böyle düşünememişim, sen haklısın” demelerini beklemek -benim yaptığım-, biraz faşistlik oluyor. Over-explanation yaptıkça, yani karşındakine kendini üst üste, detaylarıyla açıklamaya çalıştıkça bu hem ters tepiyor hem de kelimeler anlamlarını yitiriyor bir süre sonra. Albüm öncesi ve sonrası olarak düşündüğümde, albümün bende böyle bir değişim izi bırakmasını isterim. Nasıl bu şarkılarda anlaşılma kaygım yoksa, gerçek hayatta da kimseden böyle bir beklentim olmamalı. Bundan böyle sadece bir gözlemci olmak istiyorum. Müdahale etmeden, herkesin kendi rengini göstermesini bekleyeceğim artık. Gücüm yetiyorsa kendimi değiştireceğim, bir başkasını değil. 

1 gr eksik

Müziğinle yeni tanışanlar kendine has söyleyişinin çok kolay anlaşılır olmadığı yönünde yorumlar yapabiliyor. Gerek lirikleri gerek görsel eşlikçisiyle sembolik bir anlatısı var bu şarkının. Anlaşılır olmak şarkı yazarken zihnini kurcalayan bir konu mu? 

Hayır, hiç değil. Zaten aklımı kurcalayan bir şey olmuş olsaydı, tüm dizeleri anlaşılır bir şekilde okurdum. Benim için duyumumda estetik önde geliyor. Bazen kirli okuyuşlar daha çok his veriyor. Tekniğe takılıp hissiyatı harcamak istediğim bir şey değil. Ayrıca küçüklüğümden kalan yerleşmiş bir şey olsa gerek, ben gerçek hayatımda hiç laftan anlamayacak adamlara çok dil döküyorum. Şarkılarda yaptığım mumble, hep bir şeyleri birilerine açıklamaya çalıştığım gerçek yaşamımla çok zıt. Mumble benim için bir empowerment (güçlendirme). Dediklerimin anlaşılıp anlaşılmayacağını takmadığım tek o an ve baktığınızda en çok o zaman anlaşılıyorum; hem de milyonlar tarafından. Hayatımdaki en espirili ironilerden, güçlü hissettiren anlardan biri sanırım bu.

Piç Ettim

“Biliyorum her yerde bulur bu şarkılar seni, evet. Kafanda çalacak bu da er ya da geç.”
Seni benzer şekilde yakalamış, zihninde sürekli yankılanan bir şarkı? Ne zaman ve nasıl bulmuştu seni?

Dinlerken kendimi bulduğum, hatta “keşke bu şarkı benim olsaymış” dediğim şarkılar var tabii. Mesela Erykah Badu – “Appletree”, Lauryn Hill – “Doo Wop”, Kanye West – “Welcome To Heartbreak” bende yer etmiş zamansız şarkılardan birkaçı. 

Baltalı Hano

Türkiye’nin ilk kadın kabadayısı olarak anılıyor 1800’lerin sonlarında yaşayan Hanzade, nam-ı diğer Baltalı Hano. Hikâyesiyle nasıl karşılaşmıştın? Bu şarkıya nasıl ilham verdi?

Liseden beri Osmanlı tarihine hep ilgim vardı. Tam net hatırlamıyorum ama Baltalı Hano’nun hikâyesini çok önceden okuyup etkisi altında kalmıştım. Yıllar sonra hikâye bir gün aklıma geldi, öylesine Muerte’ye attım, albümün prodüktörlerinden kendisi. “Vayy, fena hikâye, bu kadına bir şarkı yapmalısın” demişti o da. Muerte’ye teşekkürler bunu aklıma getirdiği için. Rap piyasasında anlam veremediğim ego ve çıkar çatışmaları süregeliyor. Bu benim müziğe bakış açımla tamamen zıt. Piyasa kendi içinde bölünmüş bir şekilde; stil ve tarz farklılıklarını hoşgörüyle karşılayıp, saygı duyup, kendi işlerine bakacaklarına, birçoğu farklı olana karşı zorbalık taslıyor. “Bi’ furya geçse bir başkası başlar hep peş peşe, olmuycak artık ateşkes”; kendi önüne bakamayan, rap piyasasındaki bu müzik zorbalarına ithafen yazılmış dizeler. 

Kara Tiyatro

Albüme adını veren parça fişek gibi bir giriş yapıyor. Sana göre iyi rap’i tanımlayan başlıca unsurlar neler? Olmazsa olmazların neler? 

Ben melodik parçalar yapıyorum, bu bazen daha çok şarkı söylemek gibi duyuluyor, bazen rap gibi. İyi rap’i bilmem ama genel konuşabilirim. Olmazsa olmazım inandırıcılık ve hissiyat. Her parçayı birine söylüyorum, bu kendim de olabilir. Ama kayıt aldıktan sonra kendimi dinleyip şu soruyu soruyorum: Bu kadına inanıyor muyum? Dürüstlük, insanların sağ duyusuyla fark edebilecekleri bir şey. Buradaki ilk kriterim kendi yaptığıma benim inanmam. Dinleyici koltuğuna oturduğumda da ben  buna dikkat ediyorum. “Yaptığı şeye ne kadar inanmış?”, bu duyuluyor. 

Peygamber Sabrı

Sabırlı biri misin? Sabırlı olmanın müzik yapmaya ve şarkı yazımına nasıl etkileri olduğunu düşünüyorsun?

Asla sabırlı biri değilim. Hatta üzerine çalıştığım bir konu bu. Hayatın hiçbir alanında sabırlı değilim, yalnızca şarkılara karşı sabırlıyım. Bir günde ortaya çıkan parçalar da vardır elbet, ama bu albümdeki hiçbir parça öyle hızlı ortaya çıkmadı. Bir şarkı tamamlanırken geçirilen her aşamanın üzerinde çokça durduk, sindire sindire ilerledik. Her şarkının ilk taslağına yaşayan, soluk alan bir organizma, büyümekte olan bir çocukmuş gibi yaklaştım. Böyle değişik bir hayal gücüm var kafamda. Emek, sevgi ve işlenmek ister her ilham. O yüzden şarkılara karşı sabrım var. Bir tek onlara karşı ama. 

Vuslat

Kara Tiyatro’nun belki de duygu yoğunluğu en yüksek şarkısı. “Vuslat”ın fitili nasıl bir ortamda ve ne zaman yakıldı?

Pandemi zamanı, geçen sene mayıs ayının başlarında yakıldı fitili. EEI, bir araya geldiğimiz ilk gün çalışırken buldu “Vuslat”ın riffini ve hemen kaydetti. Muerte davullarını daha sonra ekledi ve en son ben girdim parçaya. Sevmeyi, güvenmeyi, paylaşmayı özlemiş olduğum bir dönemde ortaya çıkmış oldu bu da. Bana atmosfer olarak “Zor II”yi hatırlatır. Ama “Vuslat” benim için daha kişisel, bende duygusal yeri olan bir şarkı. 

Olamam İflah

Bu parça bir Khontkar düeti. Kariyerinin devamında, sonraki albümlerinde konuk etmenin hayallerini süslediği müzisyenler kimler?

Türkiye’de beraber çalışmak isteyeceğim birçok yetenekli isim var. Ama bunları şu an açıklamak işin heyecanını ve sürprizini kaçırabilir diye düşünüyorum. Yurt dışından Young Thug, Lil Keed, Gunna gibi isimlerle birlikte çalışmak çok isterim. 

Zor

“Burda nefes almak çok zor. Canlı kalmak çok zor.”
Lil Zey umudu nerede buluyor? Yazma, söyleme ve yakalama gücü nereden geliyor?

İçsel ve çevresel tüm faktörler… Bazen bir beat, bir melodi ya da bir gitar riffi beni heyecanlandırıyor. Bazen yeni duyduğum bir şarkı ya da izlediğim bir film. Kendimi sınırlandıracağım bir yer değil orası. İçimden ne gelirse, kalbimde ne varsa olduğu gibi anlatabileceğim tek yer. 

Zor II

Gerçek kişiler, mekânlar ve olaylar şarkılarında yankılanıyor. Bu hikâyeleri şarkı yapmasaydın hangi yollarla anlatırdın?

Büyük ihtimalle sanatın başka bir dalından yardım alırdım. Anlatımımın şarkılarımdaki gibi yoğun ve gerçekçi olabileceği, müziğe en yakın sanat dalının sinema olduğunu düşünüyorum. 

Röportaj: Cem Kayıran – İllüstrasyon: Vardal Caniş

Bant Mag. No:75’e buradan ulaşabilirsiniz.


Yükleniyor...