Sinemada “Call Me By Your Name” izlemek için 8 neden

21 Şubat’ta Kadıköy Sineması’nda vizyon galası gerçekleşecek Call Me By Your Name’in gösteriminin ardından aynı akşam Melikşah Altuntaş ve Sadi Güran’ın DJ kabininde olacağı kutlama partisi de Bant Mag. Havuz / Bina’da olacak. Gösterim öncesinde bu nefis filmi, ne yapıp edip beyaz perdede görmeniz için geçerli sekiz nedeni sıraladık.

2017’nin en çok ödül ve övgü sahibi birkaç filminden biri olan ve Bant Mag.’in yılın filmleri listesinde de ilk sıraya yerleşen Call Me By Your Name, 23 Şubat’ta Türkiye’de vizyona giriyor. Bu nefis filmi, ne yapıp edip beyaz perdede görmeniz için geçerli sekiz neden ise şöyle:

İllüstrasyon: Sadi Güran

1. Gizemli, tuhaf, tanıdık, yakıcı ya da daha birçok başka şeye tekabül eden, yüksek tansiyonlu bir ‘ilk aşk’ öyküsünün etkisi altına girip, nostaljik bir his yolculuğuna çıkmak ve 1983’ün güneşli bir İtalya kırsalında, çevresi sanat tarihi, müzik ve edebiyatla sarılmış iki alakasız karakterin, tutku dolu bir yasak aşkın pençesinde kıvranışı ve muazzam hazza ulaşmasını gözyaşları içinde izleyebilmek için.

2. Andre Aciman’ın 2007’de yayınlanan, aynı adlı romanının (Adınla Çağır Beni, Sel Yayıncılık) muazzam ruhunun, beyaz perdeye ne kadar incelikli taşındığına şahit olmak için.

3. İçine düşülen yoğun bir aşkı, itiraf edip etmemek konusundaki potansiyel kararsızlıkları, filmin Söylemek mi daha iyi, yoksa ölmek mi? gibi replikleriyle, yeniden gözden geçirip, kendi içinizde tartışmak için.

4. Sufjan Stevens imzalı harika şarkıları ve baştan sona büyük bir zevkle örülmüş muhteşem müziklerini filmden sonra da haftalarca dinlemeye devam edebilmek ve sinema tarihinin en gerçekçi ve sarsıcı finallerinden birinde koltuğunuza mıhlanıp kalmak için.

5. Şimdiden, kuir sinemanın 21. yüzyıldaki en parlak birkaç örneğinden biri olarak anılan bu filmi, geçen yılın Oscar fatihi Moonlight ile kıyaslayanların tartışmasında taraf olmak için.

6. Daha önce I Am Love ve A Bigger Splash gibi filmlerinde, insan bedenini saran ve adeta tehdit eden tutku durumlarını, benzersiz doğa fonlarında, büyük bir yetenekle karşımıza getiren Luca Guadagnino’nun rejisi ile kuir sinemanın en incelikli eserlerinden bazılarına yazar ve yönetmen olarak katkı sağlamış James Ivory’nin ödüllü senaryosundan ne kadar parlak bir sonuç çıktığını görmek için.

7. Armie Hammer ve Michael Stuhlberg’ün epey övülen ve bolca ödül kazanan performansları bir yana, başrolde tüm zamanların en etkileyici ‘yetişkinliğe geçiş’ performanslarından birini veren ve yıl boyu kazandığı çok sayıda ödülün yanına yenileri eklemeye hazırlanan, yılın tartışmasız en parlak yeni yıldızı Timothee Chalamet’in, nasıl olup da Gary Oldman, Daniel Day Lewis ve Denzel Washington gibi ustalar kadar Oscar’a yakın olduğunu anlayabilmek için.

8. Dünya prömiyerini gerçekleştirdiği, geçen yılki Sundance Film Festivali’nden bu yana neden yılın en iyi filmi olarak anıldığını anlamak, En İyi Film dahil 4 dalda aday olduğu Oscar’ların tümünü hak edip etmediğine kendiniz karar vermek için.