Spider-Man: No Way Home, The Hand of God ve bu hafta başka ne izlesek

Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde evrenlerin birbirine karışıp tanıdık simaların anlatıya dâhil olduğu Spider-Man: No Way Home, Paolo Sorrentino’nun en kişisel filmi olduğunu söylediği The Hand of God, Maggie Gyllenhaal’un bir Elena Ferrante romanından uyarlayıp rejiye de el attığı The Lost Daughter, A Clockwork Orange filminin faşist Franco hükümeti tarafından 35 yıl yasaklı kalışının öyküsü La naranja prohibida ve Sesame Street’in mutfağındaki yaratıcı ekibe yakından bakan Street Gang: How We Got to Sesame yer alıyor. İlk kez gösterileceklerle birlikte dijital servislere yakın zamanda eklenmiş, hâlâ izlememiş olabileceğiniz yapımlar da seçkide.


VİZYONDA NE İZLESEK
Spider-Man: No Way Home
(17 Aralık)

Nedir: Marvel sinematik tarihinde Peter Parker’ın kimliği ilk kez ayyuka çıkıyor fakat bu, çözmesi gereken problemlerden yalnızca bir tanesi. Spider-Man evrenleri birbirine karışmış; Peter’ın Doctor Octopus, Green Goblin ve Electro’nun da aralarında bulunduğu “Sinister Six”i alt etmesi gerekmekte. Peki o meşhur teori doğru çıkacak ve sinema tarihinin üç Spider-Man’i Tobey Maguire, Andrew Garfield ile Tom Holland’ı yan yana görebilecek miyiz? Öğrenmeye az kaldı.

Neye benzer: Alternatif evrenlerden kahramanları buluşturan bir Spidey anlatısı… Hmmm, Spider-Man: Into the Spider-Verse?

Kimler var: Serinin ilk iki filmine de el atmış yönetmen Jon Watts ve senaristler Chris McKenna ile Erik Sommers yerli yerinde. Tom Holland, Zendaya ve Jacob Batalon’dan oluşan, muhtemelen son kez izleyeceğimiz çekirdek kadroya bu kez Benedict Cumberbatch, Alfred Molina, Willem Dafoe ve Jamie Foxx eşlikçi.

PRÖMİYER YAPANLAR
The Hand of God
(Netflix, 15 Aralık)

Nedir: İlhamını bu kez kendinde, köklerinde bulmaya karar veren Paolo Sorrentino; en kişisel hikâyesini anlatmak için ait olduğu topraklara geri dönüyor. 80’li yılların Napoli’sinde, izdüşümü olan Fabietto Schisa karakteri, “Gerçekliği sevmiyorum artık. Gerçeklik berbat.” diyor. Sinemadan, futboldan, aileden, şehirlerden, aşktan ve kayıplardan bahsediyor. Filme adını veren Maradona’nın hayatına gireceğinden ve kendisini şok edici bir kazadan kurtaracağından haberi yok henüz.

Neye benzer: The Hand of God, taşıdığı otobiyografik öğeler nedeniyle Amarcord, Au Revoir Les Enfants, Roma ve The Souvenir gibi harikaları barındıran bir listeye giriş yapıyor.

Kimler var: Başroldeki Filippo Scotti’nin yanı sıra yönetmenin favori oyuncusu Toni Servillo da göze çarpıyor. Geniş kadrodaki isimlerden bazıları: Teresa Saponangelo, Marlon Joubert, Luisa Ranieri, Renato Carpentieri ve Massimiliano Gallo.

BUNLAR DA VAR! 
Gözden kaçmasın

The Lost Daughter (İKSV Galası: 15 Aralık)

Oyuncu kimliğiyle tanıdığımız Maggie Gyllenhaal’un bir Elena Ferrante romanından uyarlayıp ilk kez kamera arkasına geçtiği The Lost Daughter, Venedik ve Gotham gibi film festivallerinden eli boş dönmeyerek ödül sezonuna hızlı bir giriş yapmıştı. Yönetmenin anneliğin ezici sorumluluğu, cinsellik, kadınlık ve arzu hakkındaki gizli gerçekler hakkında olduğunu söylediği filmi, yolları bir yaz tatiline kesişen karakterler ekseninde, psikolojik dram sularında yüzen bir anlatı inşa ediyor. İKSV galasının ardından 17 Aralık’ta vizyona girecek.

Street Gang: How We Got to Sesame (HBO, 13 Aralık)

Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan Street Gang; ülkenin dört bir yanında yaşayan çocuklara ulaşabilecek, eğitici bir çocuk programı yapma misyonuyla hareket eden Sesame Street’in mutfağındaki yaratıcı ekibi yakın plana alıyor. Belgeselde programın yapımında rol almış 20’yi aşkın yazar, oyuncu ve ekip üyesiyle yapılan röportajlara ve daha önce karşımıza çıkmamış arşiv görüntülerine yer verilmiş.

La naranja prohibida (HBO Max, 17 Aralık)

Stanley Kubrick filmografisinin en sevilen duraklarından olması ve bir başyapıt kabul edilmesine rağmen A Clockwork Orange acımasız bir iç savaşın ardından ülkeyi 35 seneyi aşkın bir süre boyunduruk altına alan faşist Franco hükümeti tarafından uzunca bir dönem yasaklı kaldı. Malcolm McDowell’ın sesiyle hayat bulan belgesel, sansürün düşündürdüklerinin yanı sıra şu soruya yanıt arıyor: “Bir film dünyayı değiştirebilir mi?”

MacGruber (Peacock, 16 Aralık)

Saturday Night Live’ın çok sevilen skeç serisine dayanan, Will Forte‘nin 80’li yılların popüler serisi McGyver’dan ilhamla yarattığı “Amerikan kahramanı” MacGruber için dönüş zamanı. Kötü Tuğgeneral Enos Queeth’in ABD için tehdit hâline gelmesiyle, dünyayı kurtarmak üzere yeniden göreve çağrılıyor. Kristen Wiig, Billy Zane, Laurence Fishburne ve Sam Elliott’ın da bulunduğu kadro beklentileri yükseltmekte. 

Swan Song (Apple TV+, 17 Aralık)

Oscar ödüllü kısa Stutterer’ı da yönetmiş Benjamin Cleary’nin ilk uzun metrajı, ölümcül bir hastalık teşhisi konan ve ailesini kederden korumak için alternatif bir çözüm yolu bulan Cameron hakkında. Sevdiğimiz insanlara daha mutlu bir yaşam sağlamak için ne kadar ileri gidebileceğimiz üzerine bir anlatı inşa ediyor Cleary. Performansı övgülere boğulan Mahershala Ali ile Naomie Harris’i Moonlight sonrası yeniden buluşturan filmde ayrıca Awkwafina ve Glenn Close da rol alıyor.

South Park: Post Covid: The Return of Covid (Paramount+, 16 Aralık)

Her daim gezegenin gerçek gündemine kafa yoran içeriklerle karşımıza çıkan South Park, küresel pandemiyi ilk kez, martta yayımlanan “The Vaccination Special” bölümünde işlemişti. 14 filmlik Paramount+ anlaşmasının ikinci durağında, birer yetişkine evrilmiş Kyle, Kenny, Stan ve Cartman’ı South Park: Post Covid’de bıraktığımız noktada buluyoruz.

Tell Me Your Secrets (BluTV, 14 Aralık)

Oyuncu performanslarıyla öne çıkan Tell Me Your Secrets’ta, her biri gizemli bir geçmişe sahip üç karakter merkezde: Bir zamanlar tehlikeli bir katille burun buruna gelmiş olan Emma, geçmiş günahlarından kurtulma konusunda umutsuz John ve kayıp kızını bulmaya kararlı kederli Mary. Onlar geçmişlerini deştikçe, kurban ile fail arasındaki sınırlar da belirsizleşiyor.

Aggretsuko – 4. sezon (Netflix, 16 Aralık) 

Beyaz yakalılığın getirdiği modern kölelik anlayışını, esprili bir dille ve hayvanların dünyası üzerinden anlatan anime serisi Aggretsuko’yu özleyenler el kaldırsın. Takdir edilmediği işinden bunalan Kızıl Panda Retsuko, ofisten çıkıp gittiği karaokede bağıra çağıra death metal söylemeyi, böylece gündelik zorlukların üstesinden gelmeyi sürdürüyor. 

Station Eleven (beIN CONNECT, 17 Aralık)

Emily St. John Mandel’in aynı adlı romanından uyarlanan post apokaliptik seri, ölümcül bir grip sonrası hayatta kalanların, pandeminin yıkıcı etkisinden kurtularak dünyayı yeniden inşa etme çabalarını merkeze alıyor. Tanıdık geldi, değil mi? Neyse ki ortaya çıkan tabloda umut duygusu varlığını sürdürüyor. Tiyatrocu Kirsten’in başını çektiği karakterler her şeye rağmen hayal kurmaya, dünyayı yeniden inşa etmeye niyetliler.

Voyage of Time (MUBI, 17 Aralık)

Gezegenimizin geçmişine yönelik bir keşif, insanlığın geleceğine dair bir arayış. Terrence Malick, yıldızların ve galaksilerin kökenlerini araştırırken, yeryüzünde yaşamın başlangıcına ve farklı türlerin geçirdiği evrime kadar uzanan bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Brad Pitt’in anlatıcılığını üstlendiği, yeryüzünün başlangıcından dinozorların hüküm sürdüğü döneme ve ötesine uzanan, 46 dakikalık özel bir deneyim.

* Kumbara (Vizyon: 17 Aralık)

* The Witcher – 2. sezon (Netflix, 17 Aralık)

* Rumble (Paramount+, 15 Aralık)

* Firebite (AMC+, 16 Aralık)

* Dead Asleep (Hulu, 16 Aralık)

* Mother/Android (Hulu, 17 Aralık)

* 1883 (Paramount+, 19 Aralık)

* With Love (Amazon Prime, 17 Aralık)

Tystnaden
Hâlâ izlemediyseniz

* Tystnaden (MUBI, 16 Aralık)

* Kimi no na wa (MUBI, 14 Aralık)

* Plaza (BluTV, 16 Aralık)

* İki Dil Bir Bavul (MUBI, 19 Aralık)

* The Gentlemen (BluTV, 15 Aralık)

* Bab’aziz (MUBI, 13 Aralık)