Steve McQueen’in Siyahların hak mücadelesine dair tarih dersi sürüyor

Akademi ödüllü yönetmen ve yapımcı Steve McQueen’den 3 yeni belgesel önümüzdeki haftalarda Amazon Prime’da yayımlanacak. 5 bölümlük antoloji serisi Small Axe, bir televizyon projesi olmasına rağmen 2 filmiyle geçtiğimiz sene Cannes seçkisinde yer bulmuştu. McQueen benzer tema ve konulardan yola çıktığı belgesellerle dönüş yapacak.



Hepsi 17 Eylül’de, Amazon Prime’da prömiyer yapacak olan Uprising, Black Power: A British Story of Resistance ve Subnormal: A British Scandal’ın yapımcı kadrosunda bulunan McQueen; Uprising’de James Rogan ile birlikte yönetmen koltuğunda.

Uprising

Uprising, Birleşik Krallık’taki ırk ilişkilerinin tanımlanması konusunda tarihi öneme sahip 3 trajik olay ve sonrasında yaşananlarla ilgileniyor. 3 saatlik 3 bölümden oluşan seri, her bölümde farklı bir olayı masaya yatıracak. İlk bölüm, Ocak 1981’de New Cross adında bir mahallede 13 Siyah gencin hayatını alan ev kundaklaması hakkında. 2. Uprising bölümü ise Mart 1981’de, 20 bin kişinin katıldığı,Siyahların İngiltere’de ilk kitlesel protestosu olma özelliği taşıyan Black People’s Day of Action; son bölüm de “The Front Line” olarak bilinen, 10-12 Nisan 1981’deki Brixton isyanı hakkında.

Belgesel dizi bu 3 olayın birbirleriyle bağlantısına ve ırkçılığın bir jenerasyonda nasıl karşılık bulduğuna odaklanıyor. Yönetmen Uprising’den söz ederken, bu devlet mekanizmasında hayatta kalanların, araştırmacıların ve aktivistlerin tanıklıklarıyla böyle bir işi yapmış olmaktan gururlu olduğunu da ekliyor. Taptaze fragmanı burada

Black Power: A British Story of Resistance

1966’da sivil haklar mücadelesi için önemli bir figür olan James Meredith’in vurulmasının ardından patlak veren; Black Power Hareketi’nin nasıl başladığına ve mücadeleye odaklanan Black Power: A British Story of Resistance’ın yönetmeni ise 2017’deki BAFTA adaylığıyla hatırladığımız George Amponsah. Belgesel, Black Power Hareketi’nin dönemin siyasi ve kültürel atmosferini nasıl şekillendirdiğini araştırırken, polis şiddetine ve mevcut ırkçı düzene karşı verilen mücadeleyi de detaylandırıyor. Bunun yanı sıra Martin Luther King, Malcolm X ve Stokely Carmicheal gibi önemli tarihi kişiliklerin Birleşik Krallık’taki eylemlerine dair arşiv görüntülerini de içeren 90 dakikalık film, seyircisine güçlü bir izlek sunuyor. Fragmanı buradan izlenebilir.

Subnormal: A British Scandal

Son olarak Lyttanya Shanon’ın yönettiği Subnormal: A British Scandal ise utanç dolu bir eğitim skandalını anlatının eksenine yerleştiriyor. Yapım, 60 ve 70’li yıllarda Siyaj çocuklara normalin altında bir zeka seviyesine sahip oldukları ön kabulüyle eğitim vermiş İngiliz sistemini ifşa ederek seyircisini ırkçılığın korkunç başka bir yüzüyle daha karşı karşıya getiriyor. Bir saatlik belgesel, genel olarak bu ayrımcılığa maruz kalmış çocukların travmalarına ve anlatılmamış hikâyelerine odaklanıyor. Ayrıca yapım, bahsi geçen adaletsiz eğitim sistemine karşı duran Siyah ailelerin, öğretmenlerin ve aktivistlerin de mücadelesini anlatıyor. Fragmanı izlemek isteyenleri şöyle alalım.

Siyahlara ve göçmenlere yapılan ayrımcılığa karşı durma motivasyonunu sinemada bulan yönetmen, İngiliz film ve televizyon yapımcılarını da bu anlamda bir iş gücü istihdam etmede “utanç verici” bir başarısızlıkla suçlayarak öfkeli bir kınama başlattı bu arada. Ülkenin Siyah, Asyalı ve etnik azınlık nüfusunu temsil etmede ABD’nin “çok gerisinde” olduğu görüşünde. Observer’a verdiği röportajda sadece İngiliz film sektörünü değil, tüm kültür endüstrisini değişmesi gerektiğine dair şunları söylemişti:

“Evet, bıktım. Bir daha kimsenin ‘Ah evet, bu korkunç’ dediğini duymak istemiyorum. Bin kere duydum. Hepsi hemfikirdir, ancak hiçbir şey yapılmaz. İstediğim şey değişimi görmek, mazeret duymak değil. Bu sağlıklı değil, yanlış. Yine de, sektördeki birçok insan, normal bir şeymiş gibi aynı tutumu sürdürüyor. Körü körüne, açıkça yanlış. Bu apaçık ırkçılık ve ben de bu hakikatle büyüdüm.”

Yazı: Cerensu Bartu, Zeynep Kıymacı