Teftiş: 27 Şubat Guillaume Perret & The Electric Epic, 28 Şubat Melt Yourself Down ve 1 Mart Caz Ağacı "Louis Armstrong" @Salon IKSV

Şubat ayında Garanti Caz Yeşili durağı Salon İksv idi. Bu hafta Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında Salon İksv’de yapılan üç konserle İstanbul’lu müzikseverler caza doydular kuşkusuz. Bunlardan ilki Fransa caz sahnesinin yükselen yıldızı Guillaume Perret & The Electric Epic’ti. Hafta içi iş yoğunluğundan, okul yoğunluğundan kendini uzaklaştırmaya çalışanlar sahnenin etrafını sarmıştı.


Vakit yaklaştıkça caz sıcaklığını hissetmek isteyenler salonu doldurdu ve diğer konserlerinden de alışık olduğumuz gibi önce sahneye bir karanlık çöktü. İlk olarak gölgelerin arasından saksafonuyla Guillaume Perret göründü. Daha sonra takım arkadaşları The Electric Epic’de yerini alınca resim tamamladı. Yine beklediğimiz gibi adeta tükenmeyen bir nefes izlenimi veren on dakikalık bir saksafon dinletisinden sonra Electric Epic’in de katkılarıyla konserin içine girdik. Brutalum Voluptuous adlı ilk albümleri için iki yıl boyunca derin bir çalışma içine giren ve John Zorn’un derinlikli çalışmalarının etkilerinin buram buram bağırdığı bu albümün incelikliliği konser içinde kulakların içine işledi. Hızlandırılmış tüm jazz melodileri konser içinde yükseldikçe yükseldi. Ethiopic Vertigo’yla baş döndürücü bir dalgalanma yaratan Guillaume Perret saksafonunu çalmaya başlayınca Salon’a kuşkusuz farklı bir enerji yayıldı. Sahip oldukları dinamizmle jazz, rock ve metal füzyonunun nasıl yaratıldığını tekrar tekrar ortaya koydular. Shoebox, Circe gibi ilk albümün akıllara takılan parçalarını da çalan bu jazz dörtlüsü “elektirikli müzik” dedikleri tınılarla seyirciye bir buçuk saatlik bir keyif yaşattılar.

TLG_0775


Ertesi gün tekrar Salon İksv’nin yolunu bu kez Melt Yourself Down için tuttuk. Acoustic Ladyland, Polar Bear gibi gruplardan tanıdığımız İngiliz saksafoncu Pete Wareham öncülüğünde kurulan Melt Yourself Down’un kadrosu oldukça kalabalık ve farklı gruplardan hatırlayabileceğimiz isimler taşıyor. Sons of Kemet, Heliocentrics’den hatırlayacağımız saksafoncu Shabaka Hutchings yine Sons of Kemet’den davulcu Tom Skinner ki kendisi Mulatu Astatke ile de çalışmıştı, vokallerde Zun Zun Egui’den hatırlayacağımız Kushal Gaya, Acoustic Ladyland’dan Ruth Goller basta, perküsyon da ise Broadway müzikali Fela! dan hatırlayacağımız Satin Singh gibi isimler konsere dair heyecanımızı kat ve kat arttırmıştı. Melt Yourself Down’da çok bekletmeden sahnede yerini aldı ve konser 2012 yılında çıkardıkları kendileriyle aynı adı taşıyan tek albümlerinden “We Are Enough” la son derece hızlı bir şekilde başladı. Konser boyunca Kushal Gaya şarkıları seyircilerin arasında söyledi, kimi zaman onlarla dans etti ve enerjisini hiç kaybetmedi. İlk albümden saksafon sesleriyle ve yine Gaya’nın heyecanlı vokalleriyle adeta kendinden geçtiği “Release” biraz daha politik bir yapısı olan ve albümün funk yanının parıltısı “Fix My Life” gibi şarkıları duyduk. Enerjileriyle şaşırtan ve göz dolduran Melt Yourself Down daha sonra yapacaklarının da takip edilmeye değer olduğunu göstermiş oldu.

TLG_1244


Üç günlük Caz serüveninin son gecesi ise dört senedir devam etmekte olan Caz Ağacı etkinlikleri bugüne kadar Billie Holiday, Nina Simone, Ella Fitzgerald, Frank Sinatra, Ray Charles, Antonio Carlos, Cole Porter, George Gershwin, Duke Ellington ve Miles Davis’den sonraki konuğu Louis Armstrong oldu. Miles Davis gecesinde en son Sibel Köse, Ece Göksu ve Elif Çağlar’ın vokallerini izlemiştik ki 1 Mart gecesi karşımızda üç güzel kadın Meltem Ege, Başak Yavuz ve Şirin Soysal vardı. Dünyanın en iyi trompetçisi sayılarn Louis Armstrong’un efsane olmuş parçalarının yeniden yorumlarını dinlemek için Salon İksv’yi dolduran seyirciyi çok bekletmeden seri bir şekilde konser başladı. Vedat Özdemiroğlu’na sunuculukta eşlik edecek olan Gonca Vuslateri biraz geç kalmış olup ufak tefek aksaklıklar olsa da eğlenceli tavrıyla durumun altından kolayca kalktı. Louis Armstrong’ın ölümsüz müziğini Şenova Ülker (trompet), Selen Gülün (piyano), Erdal Akyol (kontrbas), Cengiz Baysal (davul)’dan dinledik. Şirin Soysal’ın “Cabaret” ile giriş yaptığı gecede Başak Yavuz’dan “I Get Ideas”, Meltem Ege’den “Heebie Jeebies” gibi klasikleri dinledik. Üç kadın vokalinde seslerinin ve sahnelerinin gücünün en az şarkıların ağırlığı kadar seyirciyi etkisi altına aldığını söylemeden geçemeyeceğiz. Böylesi gecelerin aslında ne denli önemli vokallerimizin olduğunu ve desteklenmeleri gerektiğinin de altını çizmesi bakımdan da muhim olduğunun altını çizmeliyiz.
Son olarak üç gece üst üste Salon İksv sahnesinde caza doyduk ve birbirinden farklı caz geçişleri içinde kimi zaman rock, funk ve avant-garde tonlarda olan bu gruplar sayesinde ne kadar uçsuz bucaksız bir deniz içerisinde yüzdüğümüzü gördük, mutlu olduk.