Wavves için her konser zar atmaya benziyor

Röportaj: Tuana Özcan

Wavves, 2025 tarihli albümü Spun’da akılda kalıcı vokal melodileri, distortion yüklü gitarlar ve taşkın, sersem melankolik hikâyelerle bilindik Wavves formülünü sürdürüyor. Spun, Nathan Williams’ın 17 yıldır devam eden projesinin son durağı. Albüm, Wavves’in zaten iyi bildiği alanın çok uzağına savrulmadan ilerlerken, yer yer risk almaktan da çekinmeyen bir ruh hâline sahip. Williams hâlâ “fazla düzgün” olana mesafeli; kontrolü gevşetmek ve sesin kenarlarını açık bırakmak işinin ana noktalarından biri.

Surf punk, gürültülü pop ve alternatif rock arasında yıllardır rahatça dolaşan Wavves, İstanbul’da  başlayacağı turnesinin ve İstanbul’daki ilk konserlerinde kaosu kurcalayacakları gecede açılışı Hav Hav! yapacak. Saf adrenalinle yüklü bu buluşma için biletler burada. Konser öncesi Nathan Williams sorularımızı yanıtladı.


İlk döneminizdeki lo-fi sound, estetik bir tercihten çok bir mecburiyet gibiydi. “Kusursuzluğa” ulaşmanın çok kolay olduğu bir çağda, bir Wavves şarkısının ne zaman fazla “pürüzsüz” olduğuna nasıl karar veriyorsun?

Çok didiklememeye çalışıyorum ama işin aslı, sanatçıyla prodüktör arasında sürekli bir itiş kakış hâli bu.

Spun’da Travis Barker’la (Blink 182) birkaç parçada birlikte çalıştın. Bu ortaklık nasıl hayata geçti?

Daha önce Blink 182 İle turneye çıkmıştık, o yüzden iş birliği baya doğal gelişti. Travis’le irtibatı koparmamıştım; ona bir demo yolladım, kafamdaki fikri anlattım. O da epey gaza geldi. Sonra stüdyosunda birkaç gün ayarladık ve olaylar gelişti.

Spun yer yer daha temiz bir prodüksiyona sahip. Wavves’in geleceğini hayal ederken “parlaklık” ile “hamlık” arasındaki dengeyi nasıl görüyorsun?

Bu canımın ne ne zaman ne istediğiyle ilgili. Hem pırıl pırıl, stüdyoda cilalı bir şey yapmak istiyorum hem de sanki çöp bidonunun içinde kaydedilmiş gibi duyulan bir şey. Kimse bana ne yapacağımı söyleyemez. Bir kalıba sokulmak istemem.

Tür etiketleri senin için hâlâ bir şey ifade ediyor mu, yoksa daha çok başkaları için mi varlar?

Müziği etiketlemenin kötü bir tarafı yok; sonuçta bir sound’u anlatmaya çalışma biçimi. Ama bana kişisel olarak bir şey ifade ediyor mu? Pek sayılmaz.

Hideaway’i Fat Possum’dan yayımladıktan sonra Spun’la kendi etiketiniz Ghost Ramp’e geri döndünüz. Bu beraberinde farklı bir özgürlük hissi getirdi mi?

Özgürlük tarafı eğlenceli ama oyunu bağımsız oynamak aynı zamanda stresli. Müzik ortamı gerçekten bir “endüstri” ve işin içinde bolca politika var.

Sahne, müziğin için ne kadar dönüştürücü bir alan? Sadece ses olarak değil; duygusal ve kavramsal anlamda da.

Açıkçası çok derinine inmiyorum. Wavves’deki herkesin karakteri o kadar farklı ki her gece ne olacağını görmek başlı başına eğlenceli. Wavves biraz kumarhane gibi; her konser zar atıyorsun ve sonucu asla bilemiyorsun.

Yaklaşan turnenizin ilk durağı İstanbul. Bu ilk ziyaretin olacak; buradaki dinleyicilerinize bir mesajın var mı?

Gelin, bu kumarı bizimle oynayın!