Yakında MUBI Türkiye kataloğuna eklenecek 4 Cannes filmi

Bütün sene konuşacağımız filmlerin peş peşe prömiyerlerini yaptığı 74. Cannes Film Festivali tamamlandı, jüri başkanı Spike Lee çeşitli potlarıyla kapanış törenine damgasını vurdu, dünyanın dört bir ucundan Croisette’i arşınlayan sinemacılar ödüllerini alıp ülkelerine dönüş yaptı. Şimdi akıllarda tek bir soru mevcut: “Biz bu filmleri ne zaman, nasıl izleyebileceğiz?”

Festivalin programında yer alıp dağıtım haklarını MUBI’nin elde ettiği, yakın zamanda MUBI Türkiye kataloğuna ekleneceğini işittiğimiz 4 yapıma kısa bir bakış attık. Üstelik aralarında Altın Palmiye’nin sahibi Titane da var!

Titane

Yönetmen: Julia Ducournau
Ana Yarışma – Altın Palmiye

David Cronenberg’i çağrıştıran sinema anlayışıyla övgülere boğulan Julia Ducournau, 69. Cannes Film Festivali’nden FIPRESCI ödülü ile dönen Raw’un (2016) ardından bir kez daha “body horror” türüne göz kırpıyor. Henüz 2. uzun metraj çalışmasıyla Ana Yarışma seçkisine girip, bir de büyük ödülü kazanması kıskanılası bir başarı tabii. Jüri başkanı Spike Lee’nin “dehanın ve çılgınlığın bir bileşimi” olarak ballandırdığı Titane; arabalara bir arzu nesnesi olarak yaklaşan Alexia ile 10 yıldır kayıp olan oğlunu arayan Vincent arasındaki bağdan güç alan, aşırılıklarla örülü bir çılgınlık olarak tanımlanıyor.

Lingui

Yönetmen: Mahamat-Saleh Haroun
Ana Yarışma

Geçtiğimiz senenin programında yer alsa da edisyonun iptal edilmesiyle gösterimi bu seneye sarkan yapımlardan Lingui, Çad asıllı veteran yönetmen Mahamat-Saleh Haroun’un 90’lardan bu yana sürdürdüğü köklü kariyerine eklenen son halka. Muhafazakâr bir coğrafyadaki kürtaj tartışmaları üzerinden kadın dayanışmasını ön plana çıkardığı söylenen filmi, 15 yaşındaki kızının hem hamile olduğunu hem de bebeğini aldırmak istediğini öğrenen Amina’nın yaşadığı inanç ve toplum kaynaklı ikilemleri odak noktası belliyor. Özellikle başroldeki kadın oyuncuların performanslarından övgülerle söz edilmekte.

Grosse Freiheit / Great Freedom

Yönetmen: Sebastian Meise
Belirli Bir Bakış bölümü – Jüri Ödülü

175. Madde, Alman Ceza Kanunu’nun 1871’den 1994’e kadar uygulanmaya devam eden bir hükmü. Eşcinsel eylemleri suç unsuru kabul eden bu madde kapsamında LGBTİ+’lar, özellikle Nazilerin hüküm sürdürdüğü 1933-1945 yılları arasında, soykırıma varan çeşitli zulümlere maruz bırakıldılar. Stillleben’dan (2001) anımsanabilecek Sebastian Meise, tarihteki bu dev kara lekeyi odağına yerleştiren son filminde 175. Madde nedeniyle ömrünün çoğunu parmaklıklar ardında geçiren Hans Hoffman’ın öyküsünü aktarıyor. Tüm yıldırma politikalarına rağmen Hans, son nefesine kadar aşk arayışına devam ediyor.

Lamb

Yönetmen: Valdimar Jóhannsson
Belirli Bir Bakış bölümü – Özgünlük Ödülü

Transformers, Fast & Furious, Star Wars gibi blockbuster serilerin görsel efektlerinde parmağı bulunan bir sinemacının ilk uzun metrajıyla Cannes’dan ödülle dönmesi, pek sık gördüğümüz bir manzara değil elbette. İzlanda menşeili yönetmen Valdimar Jóhannsson, Noomi Rapace başrollü bu mistik dramada, kendi ülkesinin tekinsiz kırsallarına çeviriyor kamerasını. Çiftlikte yaşayan María ile Ingvar, koyunların yaşadığı ahırlarında endişe verici bir keşifte bulunuyor. Halk masallarına saygıları sunan anlatı, kurduğu karanlık atmosferin ortasında, doğanın iradesine meydan okumanın sonuçlarını incelikle ele almaktaymış.

Yazı: Merdan Çaba Geçer