Yaşa Takılanlar: Fugazi - Steady Diet of Nothing
Yazı: Deniz Bankal
Fugazi diskografisinin fan favorisi albümlerinden Steady Diet of Nothing, artık tam 35 yaşında.
İlk dinleyişten bu yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa takılanlar açtı ve yeniden dinledi.
Fugazi
Steady Diet of Nothing
1 Temmuz 1991
Çok mühim albümdür çünkü…
Steady Diet of Nothing, Fugazi’nin prodüksiyonunu tamamen kendi üstlendiği ilk ve tek stüdyo albümü. Her işini kendi yapmayı seven bir grup için bu tam anlamıyla bir özgürlük denemesiydi. Fakat o özgürlük, beklenmedik bir yan etki de yarattı. Ian MacKaye ve Guy Picciotto yıllar sonra, miks sürecinde birbirlerine yeterince itiraz edemediklerini ve bu yüzden albümün beklediklerinden daha “demokratik” duyulduğunu anlatacaktı. Belki de bu yüzden Steady Diet of Nothing, yalnızca dinleyici için değil; onu yapan grup için de hayli mühim bir albüm. Çünkü her albüm, sevdiğimiz müzisyenlerin tamamen özgür bırakıldıklarında nasıl düşündüklerini, nasıl karar verdiklerini ve o kararlarla yıllar sonra nasıl hesaplaştıklarını bu kadar açık göstermiyor.
İlk dinleyişte hissettirdikleri vs bugün hissettirdikleri
İlk anda daha kuru, daha temkinli ve daha az gösterişli duyuluyor. Ama tam da bu geri çekilme, albümün en ayırt edici özelliğine dönüşüyor. Gitarların bıraktığı boşluklarda Joe Lally ile Brendan Canty’nin ritim örgüsü belirginleşiyor; tekrarı ve istikrarı seven Fugazi, öfkesini dışarı taşırmak yerine içeride dolaştırıyor. Yıllar geçtikçe grubun öfkesinden ziyade o öfkeyi taşıma biçimi daha çok dokunuyor insana. Exit Only, Long Division, Reclamation ve KYEO ise 90’ların başındaki dünyanın gürültüsünü büyük sloganlara ihtiyaç duymadan kayda geçiriyor.
Bunu biliyor muydunuz?
1987 ile 2003 arasında Fugazi, dünyanın dört bir yanında ve ABD’nin 50 eyaletinin tamamında binden fazla konser verdi. Daha ilk konserlerden itibaren grubun ses mühendisleri neredeyse her performansı kaydetmeye başladı. Bugün bu kayıtların 800’den fazlası grubun kendi canlı arşivinde erişime açık.
Bu arşivi özel kılan yalnızca büyüklüğü değil. Kayıtlar restore edilmiyor, hatalar temizlenmiyor; amfi arızaları, sahnedeki aksaklıklar ve yanlış notalar olduğu gibi bırakılıyor. Konser nasılsa öyle. Grubun dürüstlük anlayışı arşive de taşınmış durumda. Üstelik tüm kayıtlar “istediğin kadar öde” modeliyle erişime sunuluyor.
Zamanla bu arşiv punk tarihinin en kapsamlı belgelerinden birine dönüştü. Her konserin sayfasında biletler, afişler, fotoğraflar, nadir video kayıtları ve hem grubun hem de dinleyicilerin düştüğü notlar yer alıyor. Bir akşam kendinizi “1993’te Tokyo’da kimlerle aynı sahneyi paylaşmışlar?” diye araştırırken buluyor, oradan daha önce hiç duymadığınız yerel gruplara ulaşıyorsunuz. Arşiv, konserleri saklamakla kalmıyor; dönemin bağımsız müzik ağını da görünür kılıyor.
Ian MacKaye, insanların Fugazi’yi bir nostalji nesnesi ya da “efsane grup” olarak değil; çalışmış, üretmiş ve iz bırakmış bir topluluk olarak hatırlamasını istediğini söylüyor. Canlı arşivin neden herkese açıldığını ise tek cümlede özetliyor: “Dolapta duran kayıtların kimseye faydası yok.”
İşte mevzubahis arşivden bazı görselller:




