Yaşa Takılanlar: Soundgarden - Down on the Upside

Yazı: Deniz Bankal

Soundgarden’ın beşinci stüdyo albümü Down on the Upside, artık tam 30 yaşında.

İlk dinleyişten bu yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa takılanlar açtı ve yeniden dinledi.


Soundgarden 
Down on the Upside
21 Mayıs 1996

Çok mühim albümdür çünkü…

Grunge’ın çoktan kendi ikonografisine kabuk bağladığı, kirli flanelin bile steril bir vitrin nesnesine dönüştüğü bir eşikte, Soundgarden bu formu icraatın içinden çözmeyi seçer. Down on the Upside, türün ağırlığını sırtından atmaz ama onu içten içe sınıyor gibi davranır. Riffleri parçalayarak yeniden birleştirir, yapıları esnetir, gerilimi doğrusal bir tırmanış olmaktan çıkarıp kendini sabote eden, biraz ironik bir deneyselliğe teslim eder.

İlk dinleyişte hissettirdikleri vs bugün hissettirdikleri

İlk temas, daha açılışta “Pretty Noose”un o ağır wahlı, neredeyse akışkan gitar introsunun üzerimize çökmesinin ardından, Cornell’in ağzını açtığı anda havayı ortadan ikiye ayırmasıyla kurulur. Fakat albüm ilerledikçe parçalar birbirine kilitlenmek yerine aralarında boşluklar bırakmaya, gevşemeye başlar. Bu, belli ki Superunknown sonrasında gelen bir çözülmenin kaydıdır. Kolektif bir gücün bireysel yönelimlere doğru ayrıştığı, grubun kendi mitolojisini ufak parçalara ayırdığı bir kayıt. Bugünden bakıldığında “grunge’dan sonra hayat var mı?” sorusunun cevabını aradıklarını düşündürüyor.

Bunu biliyor muydunuz?

Geç 90’ların görsel estetiğini temsil eden albümler desek, akla ilk gelen imgelerden biri bu kapak olurdu. Plak şirketlerinin “kapakta grup görünmeli” ısrarının geçer akçe olduğu bir zamanda, analog fotoğrafın deneysel şakacılığını kullanarak figürleri neredeyse grafik birer forma indirger. Bu yüzden kapak, teşhir ettiği kadar sakladığıyla da çalışırak bir artwork’e dönüşür. Yıllarca “hangisi hangisi?” diye bakıp durduğumuz o muammayı ise, 20 küsur yıl sonra fotoğrafçı Kevin Westenberg netleştirir: Soldan sağa Kim Thayil, Chris Cornell, Ben Shepherd ve Matt Cameron.

CD kapağındaki albüm kredilerinin en sonunda ise şu küçük bir cümle durur: “Hey Kids, buy this gear! Mesa Boogie, Ayotte, Zildjian, Vic Firth, Remo and Ernie Ball.” Bugün olsa, o cümlenin sonuna kaçınılmaz olarak şunlar eklenirdi: #reklam #işbirliği.