“O hayalde, biz de masadaki herkes gibi pek keyifliyiz”: YeniDünya 

Röportaj: Metin Akdemir

Son dönemde yakın çevremde sürekli bir Akyaka “güzellemesi” duyuyorum. Bir yandan “küçük Cihangir” diye küçümseyenler de yok değil. Azmak’ın buz gibi suyundan Space’in ortamına, Kite Beach’in yakışıklılarına övgüler dizilirken; “her yer aftercılarla doldu, burayı da bozdular, 5 yıla su da kalmayacak” diyen seslerle liste uzayıp gidiyor. Arkadaşım Ayşesu son iki yıldır Akyaka’da yaşıyor, ben de onu bu yaz sıkça ziyaret ettim. YeniDünya isimli oluşumun “orman yangınları” ve “gıda” temalı lezzetli, birleştirici, öğretici sofralarına katıldıktan sonra iyi hissettim, umutlandım, meraklandım.


Akyaka’da yeni bir hayalin peşinden giden YeniDünya ile beni tanıştıran Ayşesu’ya, ekipten Ayşem’e ve Gökçe’ye merak ettiklerimi sordum. 

Merhaba YeniDünya! Nasılsınız? Bize kısaca biraz bahseder misiniz, nedir bu YeniDünya?

Memnuniyetle. YeniDünya’yı sofraların birleştiriciliğine inanan; bir masa etrafında paylaşmak, üretmek ve tanışmak için buluşan bir sosyal kulüp olarak tanımlıyoruz. Sofra buluşmaları düzenleyen bu yetişkin kulübünde buluşma konusu ile ilişkili olarak davet ettiğimiz kişiler için etkinlikler düzenliyoruz. Bu buluşmaları hem YeniDünya’nın içinde olmak isteyen ilgili kişiler için hem de farklı meseleler konuşmak adına bir araya gelmek isteyen kurum ve topluluklar için hizmet sağlayıcı olarak organize ediyoruz.

Biz fark ettik ki birlikte yeniden inşa edebileceğimiz bir dünya hayali bizi heyecanlandırıyor. Ortak dertlerimizi ve heyecanlarımızı paylaşarak yaratım gücü oluşturabiliriz, gönülden inanıyoruz. YeniDünya bu yaratma gücünü somutlaştırmak için çok keyifli bir araç oldu hayatlarımızda. 

Amacımız her birinde farklı bir konuyu ele aldığımız sofra buluşmalarımızda yeni dünyanın değişen dinamiklerini birlikte resmetmek, tartışmak ve tanış olmak. 

Peki birbirinizi nasıl buldunuz? Ekip nasıl bir araya geldi? Farklı alan/disiplinlerden gelen bir geçmişiniz var sanırım…

Birbirimizi bulmaktan daha çok buluştuk diyebiliriz. Bambaşka hikâyeler ile geldiğimiz Gökova coğrafyası buluşturdu bizi. Muğla bölgesindeki orman yangınları için çalışan Akyaka Afet Gönüllüleri toplantılarında tanıştık. Ortak bir dert için, doğa adına ancak bir araya gelerek çözüm bulabiliriz diyen üç orman gönüllüsü olan bizlerin tanışma sebebi YeniDünya’nın kuruluş misyonu oldu. Anlayacağın bu hikâyeyi bir yangın afeti doğurdu. 

Biz; Ayşem, Ayşesu, Gökçe. Bizim hem mesleki anlamda hem eğitim anlamında deneyimlerimiz apayrı. Üçümüzün arasında farklılıklarımızdan ve birbirimizi anlamak için olan merakımızdan gelen bir ahenk var. Bu da bizi çok yönlü düşünen ve birbirini tamamlayan bir ekip hâline getirdi. 

Bu yöntemi/formatı nasıl oluşturdunuz? Sofranın gücünden mi başladı tasarım yoksa çemberin samimiyetinden mi?

Bize ne iyi geliyor, dedik önce. Birbirimizden öğrenmek, birbirimizi farklı yönleri ile tanımak, paylaşmak, birlikte üretmek ve tüm bu süreçlerde keyif almak bizlere yaşam enerjisi veriyor. Bu yanıtlar ve yanıtların bizi götürdüğü araştırmalar ile sofra buluşmalarını tasarladık.

İnsan psikolojisi açısından birlikte yemek yemek çocukluğumuzdan öğrenmeye başladığımız, hem mutluluğumuzu hem de hayattan aldığımız hazzı arttıran birleştirici bir eylem. 2017 yılında Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada sosyal beslenme ile bireysel mutluluk arasındaki korelasyona bakılıyor. Sonuçlar birlikte yemek yemenin sosyal bağları güçlendirdiğini, kişinin sağlıklı hissetmesine katkı sağladığını ve kişinin yaşadığı yere veya içinde olduğu sosyal çevreye olan bağını artırdığını gösteriyor.

Her bir buluşmada önce birbirimizi daha yakından anlamak için tanışma çemberi oluşturuyoruz, sonrasında yerel bir şefin elinden çıkan yemek sofrasında hep birlikte yemek yiyoruz. Ardından buluşma konusuyla ilgili deneyimi olan kişiler kendi hikâyelerini paylaşıyor. Hem midemiz doyuyor hem zihnimiz. Soruyoruz, sorguluyoruz, öğreniyoruz; muazzam bir etkileşim ortamı.

Gün geçtikçe etrafımızdaki umut/suzluk sarmalı daralırken, YeniDünya dünyamızın geleceğine dair umudun kaynağını nerede görüyor?

Büyük şehirlerden Gökova’ya göçmüş insanlar olarak; umudu burada beraber inşaa ediyoruz diyebiliriz. Buralısı, yeni yerleşeni, sıkça ziyaret edeniyle tanıştığımız her insanın hikayesi, farklı alandaki bilgisi ve hayalleri bize ilham veriyor. Yaşadığı yerle bağları kuvvetli, birbirini tanıyan, birlikte üreten lokal komüniteler geleceğin olumlu senaryosu bizce. Bu, büyük şehirler ya da global ağlarla bağını kesmek demek değil tabii. Buraya göçen insanları özgün yapan, hem o ağların içinde olup hem de burada üretme ve yaratma arzuları… Bunu yaparken de burada uzun zamandır yaşayanların bilgisi ve deneyimi olmazsa olmaz tabii. 

Yaz biterken üçüncü konumuzu da bu çerçevede konuşmak istiyoruz, fırsatını bulmuşken ilgilenenleri de davet edelim. 11 Ekim’de Bostanova’da olacağız. “Şehirle yani merkezi üretim ve bilgi ağlarıyla bağları sürerken buralı olan “yeni lokaller” kimler? Yaşadığımız coğrafya ile ondan beslenip hem de onu beslediğimiz nasıl bir ilişki kurabiliriz? Gökova ve benzeri yerlerde yaşayanlar olarak birbirimize nasıl destek olabiliriz, nasıl dayanışma içinde yaşayabiliriz?” gibi soruların yanıtlarını konuşacak, birlikte düşüneceğiz.

Peki nerelerde var YeniDünya? Kimler YeniDünya ile çalışabilir birlikte etkinlikler düzenleyebilir?

Doğa ve insan için daha iyi bir gelecek için çalışan, bir konu etrafında konunun aktörlerini bir araya getirmek, meselelerin farklı paydaşlarına etkileşimi alanı açmak isteyen, çalıştığı sektör içinde aracı rolünü üstlenen kurum ve oluşumlarla birlikte çalışabiliriz. Dönüşüm içinde olan her konu ve sektörle çalışma heyecanımız var.. Üçümüzün ortak özelliği bitmeyen bir merakımız oluşu; farklı konular etrafında bir araya gelmek bizi çok heyecanlandırıyor. 

Nasıl bir geleceği var YeniDünya’nın; bu birliktelik nereye evrilirse, ilerlerse ve dönüşürse mutlu eder sizi?

Günübirlik buluşmaların yanında, doğa içinde birkaç günlük deneyimler tasarlamak istiyoruz. Günlük hengameden uzaklaşıp; beraber hayal kurabileceğimiz, üreteceğimiz deneyimler hayal etmeye başladık bile. Bolca paylaşılmış, üretilmiş, öğrenilmiş yoğun bir günün ardından yeni ve eski dostlarla sofraya oturduğumuz bir sahne canlanıyor gözümüzde. O hayalde, biz de masadaki herkes gibi pek keyifliyiz.