Z Raporu 2025: Banu Karakaş
Buenos Aires’te yaşayan çevirmen Banu Karakaş, 2025 boyunca gündemimizde yer tutan pek çok kitabın çevirisine imza attı. Bu yıl yayımlanan işleri arasında Nocilla Laboratuvarı (Agustín Fernández Mallo, Harfa), Postrestant (Cynthia Rimsky, Epona Kitap), Kasvetli İnsanlar İçin Güneşli Bir Yer (Mariana Enriquez, İthaki Yayınları) ve Kıştan Sonra (Guadalupe Nettel, Livera Yayınevi) yer almakta.

Banu Karakaş, 2025’i kurcalayan anketimizi yanıtladı: 2025 bir film olsaydı hangi film olurdu? Bu yıl öğrendiğin bir kelime? En çok vakit geçirdiğin kitap?
2025’in sana öğrettiği çok önemli bir şey?
Yaklaşık üç sene önce girdiğim derin bir sorgulama sürecinin son ayağı oldu 2025. Benim kabuğuma çekilip kendimi dinlediğim seneler olur zaman zaman. Bu sene o seneydi. Evde çok vakit geçirdim, kendimle uzun süre baş başa kaldım. Pek çok sayfayı kapatıp kaldırdım. Çok eskilere gidip köklü değişiklikler yapmam icap etti. Gerçek bir değişim senesiydi, bedenim bile anladı bunu, çok hasta oldum bu kış mesela (bizim Güney Amerika kışında). Ama temizlendiğimi hissediyorum. Şehirlere, insanlara, ilişkilere veda etmek zor, yasın türlü biçimi var ama bu sene anladım ki insan en çok geçmişindeki kendisiyle vedalaşırken zorlanıyor. 2025 bana bunu öğretti.
2025 bir film olsaydı hangi film olurdu sence?
Kesinlikle The Banshees of Inisherin.
Benim hayatımın plan projesi arzu, özgürlük ve hakikat ekseninde şekilleniyor. İçerik değişiyor ama yapının özü bu. Bu filmde de arzularından kopuk iki adamın kendi trajik sonlarını nasıl getirdikleri anlatılıyor. Üç sene önce hiçbir şeyden habersiz, tesadüfen izlemiştim, bu üç yılda bana eşlik etti. Sonra bu sene bir dersimin finali için makalesini de yazdım, böylece taşlar iyice yerine oturdu. Daha uzun yıllara meydan okuyacak bir başyapıt bu film. Döner döner izlerim. Hayat dersidir bir yerde. İleride açtığım her derste müfredata koyacağım bir film.

Bu yıl öğrendiğin bir kelime?
İspanyolcada “hornero” çömlekçi kuşu demekmiş, bunu epey sevimli buldum.
Bu yıl en çok vakit geçirdiğin kitap?
Bu yıl İspanyol yazar José Luis Sampedro’nun La sonrisa etrusca adlı klasik romanını çevirdim ve İtalya’dan, hatta özellikle Kalabriya bölgesinden çok referans kullanıldığı için yoğun araştırmalı bir süreç geçirdim. Zannediyorum bu sene üzerine çalıştığım işler arasında en uzun vakit geçirdiğim eser bu. Bir de her sene Don Quijote ile epey vakit geçiriyorum ama o zaten hep yaptığım bir şey.

2026 seni neden heyecanlandırıyor?
2026 beni pek çok sebepten heyecanlandırıyor. Ben içindeki coşkuyu ve çocuksu merakı dizginleyemeyen biriyim. Yaşadıkça bilmediğim ne çok şey olduğunu anlıyorum ama yapmayı bildiğim bir şey varsa o da kendimi yeniden yaratmak. Her sene bunun heyecanıyla başlarım ben yeni yıla. Yaşamak istediğim hayatı yaşadığım için hayatın serüveni beni yormuyor sanırım. Yeni alacağım derslere, tanışacağım insanlara, ilham alacağım kadınlara, sadece üç beş kişinin okuyacağı ve asla çevirmeyi beceremeyeceğim muhteşem yeni şiirlere, yeni direnme biçimlerine, orta yaşlılığa doğru önümde yeni yeni baş gösteren yola, genel olarak dünyanın büyüsüne karşı epey heyecanlıyım her zaman olduğum gibi. 🙂