Arşivden: Her sakallıyı deden sanma – Bearded Brutes

Arşivden: Her sakallıyı deden sanma –  Bearded Brutes

İngiltere çıkışlı fotoğraf ve film sanatçısı Mark Leeming’in toplumsal cinsiyet normlarını pembe bir çiklet balonu gibi küstahça suratımıza patlattığı sim, sakal ve stil dolu portrelerinden oluşan Bearded Brutes serisinin şekerli tadı, bakanın gözünde kalıyor.

Röportaj: Yetkin Nural
Bant Mag. No:57, Mayıs-Haziran 2017

Yola bir sosyal medya sansasyonu olarak başlayan Bearded Brutes serisi şimdi bir sergi olarak dünyayı geziyor. Bize her şeyin nasıl başladığını anlatır mısın, serinin fikri nasıl gelişti?

Geçen yılın sonlarına doğru sosyal medyada sakallarını simle süsleyen karakterler ortaya çıkmaya başladı ve sürekli ıvır zıvırın peşinde biri olarak benim hemen dikkatimi çekti. Parlak ve ışıldayan her şeye çekilen biriyim, çocukken de her pazar günü annemin mücevher kutusunu boşaltıp içindekileri incelerdim.

Bu karakterleri gördükten sonra erkek arkadaşlarımın portrelerini çekerek denemeler yapmak istedim ve işi büyütüp tam bir yüz makyajı uygulamaya karar verdim. Feminen ve maskülen tanımlarını belirleyen klişelerle oynama fikri baya hoşuma gitti. Ve bu yüzden internette makyaj uygulaması üzerine videolar izlemeye başladım. Proje başladığında yeni öğrendiğim makyaj becerilerimi modellerimde uygulayacak seviyeye gelmiştim. Sonunda proje renkli, kitsch, toplumsal cinsiyetle alay eden bir portre serisine dönüştü. Her bir portrenin arkasında kendine özel bir hikâyesi var ve bu hikâyeler de seçilen modeli yansıtıyor.

Amerika’da yayınlanan “drag queen” yarışması Ru Paul’s Drag Race bu serinin ilham kaynaklarından biri. Ben de seriyi başından beri takip ediyorum ve büyük hayranlarından biriyim. Şov senin bu seride yarattığın estetiği nasıl etkiledi?

Drag Race serinin ortaya çıkmasına büyük bir etkisi var aslında. Şov bu sektörde zaten var olan yaratıcı isimlere ve bu dünyanın bir parçası olmak için cesaret arayanlara oldukça etkili bir platform yarattı.

Ben şovu sık sık izliyorum ve birçok arkadaşımı da bağımlı hâle getirdim. Artık her cuma birinin evinde toplanıyoruz. Şovun her ayrıntısı hoşuma gidiyor, performanslar, makyaj, peruklar ve tabii ki drama! Ben gençlik yıllarımda biraz “drag” yaptım (aslında bu dünyaya ayağımın ucunu soktum diyebilirim) ama bunu ciddi ve düzgün bir biçimde denemek istiyordum. Bu nedenle makyaj videoları izlemeye başladım ve aslında öğrendiklerim Bearded Brutes serisinde vücut buldu.

Şimdi akşamları dışarı çıkarken kendime bir elbise seçmek veya makyaj yapmak konusunda hiçbir problemim ve çekincem yok. Bir geceliğine başka birine dönüşmekten büyük bir keyif alıyorum, bir fantezi, bir karakteri oynamak, nihayetinde saf ve yaratıcı kaçış aslında.

bb1 bb2

Bearded Brutes serisi sosyal medyada büyük popülerlik yakaladı, iyisiyle kötüsüyle nasıl tepkiler alıyorsun?

Bu süreçte öğrendiğim en önemli şeylerden biri tüm sanatın, hangi formda olursa olsun, tamamen öznel olduğu. Hiçbir zaman herkesi mutlu edemezsin ve insanlar kendi fikirlerine sahiptirler. Sıkı bir tasarım estetiği oluşturmadan, oldukça organik bir şekilde hareket ettim ve bu sanatçı olarak özgürleşmemi sağladı. Gerçekten serinin ne zaman biteceğini ve beni nereye götüreceğini bilmiyordum.

Genele baktığımda hep olumlu tepkiler aldığımı söyleyebilirim. İnsanlar bu seriyi eğlenceli, kitsch ve özgürleştirici buldular. Benim için de yeni maceralara kapı açtı ve içeriği ve cazibesi olan işler üretmem için bir platform yarattı.

Aldığım en kötü eleştiri aslında beni baya güldürdü. “Makyajlı erkekler, kusucam.” gibi çok basit bir yorumdu. Herkesin fikri kendine dediğim gibi.

Bearded Brutes çekim sürecini anlatır mısın? Modelin seçiminden son imaja varana kadar, nasıl bir çalışma söz konusu?

Her model benim tarafımdan seçildi veya Bearded Brutes ailesinin bir parçası olmak için kendileri ortaya çıktılar. Ancak tek kriterim sakal değildi; karakterleri, stilleri ve yaratıcılıkları üzerine de düşündüm.

Sonuç olarak seçilen her model simli 24’ün bir parçası olmaktan ve tüm süreçten büyük keyif aldı. Bu konuda benim gibi tutkulu olmayan birini asla kullanmazdım zaten. Portrelere baktığınızda da bu karakterlerin ne kadar eğlendiğini anlıyorsunuz zaten.

Her modelin makyaj ve genel tasarımı modellerle çekim öncesinde ve sürecinde yaptığım, onların karakterlerini anlamama yardımcı olacak diyaloglar sonrasında ortaya çıktı. Onların neyin heyecanlandırdığı ve yükselttiğini, bir sakallı güzel olarak nasıl gözükeceklerini düşündüklerini öğreniyorum.

Ayrıntı seviyesine göre makyaj süreci iki ila beş saat arasında sürüyor. Çoğu modelin makyaj ve tasarımı organik bir şekilde bir gün içerisinde ortaya çıktı ve bu işleyiş şeklini korumak benim için önemliydi. İstediğimde bir şeyleri değiştirebilmek çok keyifliydi. Bazı modellerin evrimini izlemek muhteşemdi.

Çekimler ise en fazla yirmi dakika sürdü. Mizansen oldukça basit gördüğünüz gibi, ama imajları editleme süreci… O başka bir hikâye. Portrelerde hissettiğiniz hiper-gerçekçi hissi yakalamak için bir ton dokunuş ve dijital manipülasyon gerekti. Sanıyorum her bir portrenin son aşamaya gelmesi için ekran başında sekizer saat geçirmişimdir.

bb3

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:57’ye ulaşabilirsiniz.

Benzer yazılar