2025: En iyi 10 bilim kurgu / fantastik dizi
Huzur kaçıran akıllı ev sistemleri, dünyayı etkisi altına alan virüsler, nesiller boyu aynı kasabaya dadanan şeytani varlıklar… 2025’in bilim kurgu ve fantastik dizi dökümünde öne çıkanlar arasında Avrupa, Asya ve Güney Amerika yapımları dikkat çekiyor. Seçkide yalnızca ekran macerasına 2025’te başlamış dizilere yer verildiğini belirtelim; sıralama alfabetik.
Yazılar: Biçem Kaya, Burcu Teker, Elif Yılmaz, Meltem Demiraran, Utkan Çınar

Alien: Earth (FX / Disney+)
Güvenlik, ölümsüzlük gibi mefhumların birer yanılsamadan ibaret olduğunun güçlü bir anlatısı olan Alien evrenin son halkası, ikinci sezonunu iple çektiren bir yapım. Serinin tonunu ve estetiğini belirleyen 1979 tarihli ilk filme yakın atmosferiyle, mekân tasarımı ve görsel dili açısından son derece tatmin edici. Özellikle eski klasiklerin devam hikâyeleriyle tüketildiği bu dönemde, tazeleyici bir nefes.

Bon Appétit, Your Majesty (Netflix)
Tam anlamıyla “Ne izliyorum ben?” dedirten ama bırakması kolay olmayan o yapımlardan… Modern zamanların gastronomi yıldızı Yeon Ji-yeong’un zamanı büküp Joseon Hanedanı’na düşmesiyle başlayan hikâye, kraliyet mutfağında pişen yemeklerle birlikte beklenmedik bağlar, kırılgan aşklar ve bolca kültürel çatışmayla ilerliyor. Hem kostüm tasarımı hem de tabak sunumlarıyla tam bir görsel şölen. Ama en ilginç yanı, zamanın akışını bir sos gibi üzerine döküp karakterlerin kaderini yeniden tatlandırması.

Cassandra (Netflix)
Retro tasarımın gölgesinde yükselen psikolojik bir gerilim ve küçük bir ailenin yok oluşa giden yokuşu. Almanya yapımı bu mini dizide 1970’lerin ortaya koyduğu ilk akıllı ev sistemini yeniden harekete geçiyor; evin asistanı Cassandra’nın insanlardan çok şey beklediğini kısa sürede fark ediyorsunuz. Altı bölümde yoğun, sürükleyici ve merak uyandırıcı bir anlatı sunuyor Cassandra.

Common Side Effects (Adult Swim)
Geçtiğimiz yılın eleştirmen favorilerinden olan animasyon dizi; neredeyse her hastalığı tedavi etme potansiyeline sahip bir mantar türü keşfeden Marshall Kusso’yu merkezine konuşlandırıyor. Çok geçmeden, nüfuzlu kimselerin dikkatini çekiyor bu mucize tedavi ilginç olmayan biçimde. Bol hicve bulanmış şekilde gerilim türüne de göz kırpan dizi; sağlık, etik ve güç gibi günümüzde ikilemde kalmış kavramları irdeliyor.

Devil May Cry (Netflix)
Malum, gamerların da onayını alan sinematik uyarlamalarla karşılaşmak çok sık yaşadığımız bir durum değil. Hızlı temposu, çarpıcı görsel dili ve karakter dinamikleriyle Devil May Cry, klasik oyun enerjisini anime estetiğiyle harmanlamak konusunda bundan sonraki denemeler için rehber olabilecek nitelikte. Adi Shankar’ın yaratıcı vizyonuyla hayat bulan dizi, Dante’nin iblislerle dolu dünyasında yüksek seviyede aksiyon ve isabetli mizah anları arasında kurulan denge takdire şayan.

The Eternaut (Netflix)
Héctor Germán Oesterheld ve Francisco Solano López’in kült mertebesine erişen 1957 tarihli çizgi romanından uyarlanan Arjantin yapımı bu altı bölümlük mini seri, gergin bir hayatta kalma öyküsü sunuyor. Kaynak materyalin aksine günümüz Buenos Aires’ini mesken tutan ve kasvetli kar fırtınaları ve apokaliptik tehditler dolup taşan dizi; herkesin ilişki kurabileceği, karakter odaklı bir bilim kurgu hikâyesi anlatabilmesiyle öne çıkıyor.

It: Welcome To Derry (HBO Max)
Pennywise’ın orijin hikâyesine tanıklık etmeye hazır mıyız? Kült Stephen King romanı uyarlamasında, tüm bu dehşetin nasıl başladığını keşfe çıkmak üzere 1962 yılında, Derry kasabasındayız. Sosyoekonomik çalkantıların doğurduğu kasvet yetmezmiş gibi bir de her 27 yılda bir kasabaya dadanan şeytani varlık kendini yeniden göstermiş. It: Welcome To Derry; klasik bir korku ön hikâyesini atmosfer inşası başarılı bir dönem dramına dönüştürerek, yılın en iddialı yapımları arasına adını yazdırdı. Külliyatta yeniden yepyeni bir dönem başlatan Muschietti Kardeşler ve oyuncularla röportajımız da burada.

The Mighty Nein (Prime Video)
Critical Role’un yeni işinde The Legend of Vox Machina’nın yaklaşık 20 yıl sonrasında ve yine Exandria’dayız. Gerçekliği yeniden şekillendirme gücüne sahip esrarengiz bir obje yanlış kişilerin eline geçtiğinde, krallığın kaosa sürüklenmesini engelleyebilecek yegane kişiler olan birbirinden uyumsuz bir grup suçluyu takip ediyoruz. Kaderin ya da başkaca tuhaf rastlantıların cilvesiyle yolları kesişiyor ve klasik bir fantastik anlatının olmazsa olmazı gibi, birlikte yola devam etmekten başka çareleri kalmıyor. Fantastik türün klişelerini taze bir enerjiyle yeniden yorumlayan The Mighty Nein, yılın en sürükleyici işlerinden…

Murderbot (Apple TV)
Cinayet ve robot kelimeleri yan yana gelmişse içinden ya bir distopya çıkacaktır ya da çok iyi bir şaka. Martha Wells’in kült romanlarından uyarlanan Murderbot, bu ikisini tatlı tatlı harmanlıyor ancak bu dalgalı tonun herkese göre olmadığını da söylemeli. Bir sahnede poliamori şakası yapılıyor, hemen ardından bir karakter ölümcül şekilde yaralanıyor, sonra her şey yeniden uzayda geçen bir pembe diziye evriliyor… Belki de bu kararsızlık, Murderbot’un insanlığı anlamaya çalışırken yaşadığı kafa karışıklığının doğrudan bir yansıması olarak görülmeli, kim bilir…

Pluribus (Apple TV)
Vince Gilligan yine tasarımıyla, sinematografisiyle, kadrajlarıyla, montajıyla, dekoruyla, renk kullanımıyla, diyalog yazımıyla neden bu kadar önemli bir yetenek olduğunu kanıtlıyor. Yılı tanımlayan yapımlardan olan Pluribus, insanlığı bir mutluluk yumağına dönüştüren virüse karşı bağışıklığı olan Carol ve çırpınışlarını konu alıyor. Bu ani, yeni gerçekliğin içinde allak bullak olmuş Carol’ın tek istediği, her şeyin eskisi gibi olması. İzlemesi büyük bir zevk… Gilligan’ın Better Call Saul‘da da çalıştığı Dave Porter’ın yer yer 90’lar Hollywood işlerini hatırlatan müziklerine de dikkat!