Bant Mag. arşivinden: Beş çemberli mülksüzleştirme hikâyeleri – Yıkım için sıkı fırsat

Olimpiyat nişanesine en son nail olan şehir yoksul mahalleleriyle meşhur Rio de Janeiro. Olimpiyat ve beraberinde gelen mülksüzleştirme ve kentsel rant hamlelerinin tarihine Rio’da biten kısa bir yolculukta bakıyoruz.

Yazı: Ulus Atayurt – İllüstrasyon: Sadi Güran

(2012 Londra Olimpiyatları yaklaşırken, “Stadın Dışındaki Olimpiyat” konusunu ele aldığımız Mayıs 2012 tarihli Bant Mag. No: 7’den alınmıştır.)

“Biz daha çok istediğimiz için kazandık” diyordu Brezilya Olimpiyat Komitesi Başkanı Carlos Roberto Osório. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nce 2 Ekim 2009’da yapılan oylamada, 12 milyonluk Rio de Jenerio metropolünün, 2016 yılının olimpiyat şehri seçilmesinde en çok pay sahibi olanlardan biri de dönemin Brezilya devlet başkanı Luiz Inácio Lula da Silva. En güçlü rakip Chicago için ABD başkanı Barack Obama sadece iki dakikasını ayırırken, yanına efsanevî futbolcu Pele, dünyaca meşhur yazar Paulo Coelho gibi starları alan Lula, seçimin yapılacağı Kopenhag kentine iki gün önceden gitmekle kalmamış, aynı zamanda komitenin 106 üyesinin her birine özel mektup göndermeyi de ihmal etmemişti. R. T. Erdoğan’ın olimpiyat söz konusu olduğunda belediye başkanlığından beri gösterdiği 17 senelik inada yaklaşan bir azimdi bu. Ayrıca Lula’nın karşısında “No Games Chicago” gibi Olimpiyatların ne menem sonuçlar verdiğini bilen ve bu yüzden sıkı bir örgütlenme ile kent halkının yüzde 84’ünün Olimpiyat’ın kamu fonu kullanmasına hayır demesine neden olan bir örgüt de yoktu. O yüzden zafer kolay geldi

Bu diplomatik zaferin ardından Brezilya cephesinden gelen açıklamalarsa Olimpiyat Oyunları tarihinde benzerlerine çok rastladığımız türdendi: Başkentliği Brazil’e kaptırdığından beri düşüşte olan Rio’nun yıldızı parlayacaktı; şehrin altyapısında önemli iyileştirmeler yapılacak, turistik yatak kapasitesi ikiye katlanacak, yeni konut alanları oluşturulacak, kısaca devlet tarafından öngörülen 14 milyar dolarlık bütçeye, beklenen 50 milyar dolarlık dolaylı yatırım da eklediğinde Rio’nun gençleşmesinin yolu açılacaktı.

Oysa yakın zaman olimpiyat tarihinde yapılan kısa bir gezinti bu süslü lafların şehirlerin yaşamında neye tekabül ettiğini görmeye yetiyor da artıyor. Gelin hep beraber, Konut Hakkı ve Tahliyeler Merkezi COHRE’nin dünya olimpiyat şehirleri hakkında yerel araştırmacılara yaptırdığı bir dizi rapora göz artalım.

Olimpiyat = Toplumsal yıkım

Diktatörlüğün sultasında başlayıp, 1987’de demokrasi için gerçekleşen ayaklanmaların gölgesinde devam eden 1988 Seul Olimpiyatları hazırlıkları, Güney Kore’in en büyük kentini bir finans merkezi yapmak için maharetle kullanıldı. 1983-1988 yılları arasında 48 bin bina yıkılıp yaklaşık 270 bin kişi zorla evlerinden tahliye edilirken, toplamda ortadan kaldırılan mahalle sayısı 95’e ulaştı. Altyapı namına üç metro hattı devreye girerken, bu hatların orta-üst sınıf mahallelere uzanması ve yeni inşa edilen olimpiyat köylerinin orta-üst sınıflar için geniş otoyollarla donatılması şehrin ulaşım alışkanlıklarında köklü değişiklikler yarattı.

1992’de Barcelona’nın, başta Poble Nou işçi mahallesi olmak üzere, bir dizi semtini tekrar tasarlayan “olimpiyat ruhu”, doğrudan tahliyelere pek soyunamasa da kent kültüründe köklü değişikliklere neden oldu. 600 kadar aile günümüzde bile alışamadıkları çeper mahallelere taşınırken, esas sorun hazırlık sürecinde ev fiyatlarının yüzde 240, kiraların ise yüzde 145 artmasından kaynaklandı. Olimpiyatlar sonunda 59 bin aile barınma giderlerini karşılayamadıkları için şehri terk etmek zorunda kalırken, kamu-özel ortaklığına dayalı inşa edilen olimpiyat konutları oyunlar sonrası inşaat şirketlerine devredildiğinden emlâk spekülasyonu tetiklendi. Olimpiyat köyü etrafına yapılan ring yollar trafiğe ayrıca yük getirdi.

1996 Atlanta Olimpiyatları kentin yoksul kesimini ayıklamak için bir fırsat olarak kullanıldı. 2000 sosyal konut yerini özel sitelere bırakırken, çoğu fakir siyahlardan oluşan 30 bin kişi konut hakkını kaybetti. 1990 yılında ABD’nin en ayrımcı dördüncü şehri seçilen Atlanta’da, Olimpiyatlarda vaka-ı adiyeden olan özel yasalarla güvenlik güçleri fazladan yetkilerle donatıldı. Sadece 1996’da 9 bin evsiz tecrit edilirken, Olimpik Vicdan Grubu gibi aktvist örgütlenmelerin girişimleriyle yaklaşık 2 bin evsiz özgürlüğüne kavuşabildi.

Rio’yu neler bekliyor?

Yumuşak soylulaştırmanın yaşandığı 2000 Sydney Olimpiyatları ise şehrin 26 bin 676 evsizine kâbus yaşatmaktan geri durmadı. Boş alanlar ve parklar özelleştirilirken, kamu alanlarında uyumak ya da uzun süre dinlenmek yasaklandı. Yüzde 53’ü kiracı olan 4 milyonluk kentin New South Wales bölgesinde mukimlerin yüzde 59’u barınma giderlerini karşılayamaz hâle gelirken hazırlıkların sürdüğü altı yılda ev fiyatları ikiye katlandı. Sonuç olarak 160 bin aile şehir merkezinden ayrılmak zorunda kaldı. Bu arada başta yerli haklar örgütleri olma üzere onlarca toplumsal örgütün önceki olimpiyatların şedit sonuçlarını fark edip sürüsüne bereket protesto düzenlemesi anti-olimpiyatçılığın mihenk taşlarından bir olarak tarihe geçti.

2004 Atina Olimpiyatları’nın başat mağdurları ise Romanlardı. 2 bin 700 Roman evsiz kalırken, aslında olimpiyat süreci ile alâkası olmadığı sonradan anlaşılacak Asypropyrgos gibi Roman mahalleleri oyunlar bahane edilerek yıkıldı. Dünya emlak stoğunun şişmesinin yansımaları Atina’da da yankı bulurken, spekülatörler ev fiyatlarını ancak yüzde 62 arttırabildi. İşçi Barınma Örgütü’nün çabalarıyla olimpiyat köyünün 3 bin dairesi sübvanse edilen işçi konutlarına çevrildi. İlk aşamada 17 bin 800 yoksul aile bu konutlara başvursa da, oyunlar sonrası ulaşım zayıflatıldığı, çöp hizmetleri verilmediği ve gündelik alışveriş imkânları tesis edilmediği için kurayı kazanan aileler haklarından feragat etmeye başladı.

2008 Pekin Olimpiyatları ise, her alanda olduğu gibi evsizleştirme konusunda da Çin ölçeğini dünyaya tanıttı. 3,6 milyonu sözleşmeli göçmen olan 16 milyonluk megapolde Olimpiyatlar bahanesiyle 1,5 milyon kişinin evi yıkıldı. Şehir nüfusunun yüzde 10’u toplu ulaşımın zayıf olduğu ücra köşelere aktarılırken, bütçenin bir kısmı zengin mahallelere 150 kilometre hafif metro hattı döşenmesine harcandı.

Rio’nun geçmişten ders almadığı, nüfusunun altıda biri yoksulluk sınırının altında bulunan, yüzde 40’ı altyapı yatırımlarına muhtaç favelalarda yaşayan Cariocasların (yani Rioluların) 2016 Olimpiyat Oyunları yüzünden cezalandırılmaya başlamasından anlıyoruz. Olimpiyat kompleksinin yapılması düşünüldüğü, son yirmi yılın yükselen değeri alışveriş merkezleriyle dolup taşan Barra Da Tijuca üst sınıf mahallesini, turist cenneti Ipanema’ya bağlamak için bir metro ve 13,5 kilometrelik bir otoyolun planları merkezi bütçeyi epey deleceğe benziyor. Ayrıca senede 2 bin cinayetin işlendiği megapolü daha güvenli bir olimpiyat köyü hâline getirmek için 2009 Ekim’inde güvenlik bütçesinin arttırılmasına karar verilmişti. Bu isabetli kararın etkileri de müteakip iki yılda gözüktü. Mahallelerin direnişi yüzünden istenilen miktarda muhit “temizlenemedi”. Sadece 6 bin kişi evinden oldu. Yıkımlara karşı direnişte 30 kişi güvenlik güçlerince katledildi. Daha Olimpiyat’a dört yıl olduğuna göre “stat dışı” mücadele olanca vahşetiyle devam edecek gibi gözüküyor.