Bant Mag. No:37’den // Müziğin içinde dönemleri duymak: Kronovox Archives

Çok-yönlü müzik adamı Sarp Keskiner’in yerli sahneye en büyük armağanlarından biri olan Kronovox Archives’ı masaya yatırıyoruz!

Röportaj: Cem Kayıran – Fotoğraf: Thomas Keydel

1990’lı yılların başından bu yana müziğin çeşitli türleriyle ilgilenen Sarp Keskiner, sadece üretmekle yetinemeyen müzik tutkunlarından biri. İstanbul Blues Kumpanyası’ndan Saska’ya, Noksan’dan Moe Joe’ya, Great Republic of South’tan Red Abizianas’a sayısız müzik projesiyle karşımıza çıkmış olan Keskiner’le bu sayı için bir araya gelişimizin sebebiyse Kronovox Archives.

Sarp Keskiner’in çeşitli şehirlerden, çeşitli zamanlardan ve çeşitli ekiplerden bugüne kadar kendi arşivinde toparlanmış olan kayıtları dinleyicilerle en kolay şekilde paylaşmak için bulduğu metot diyebiliriz Kronovox için. İsmi “Kronos” ve “Vox” , zaman ve ses kelimelerinin kesişmesiyle ortaya çıkan oluşumun temelleri 2003 yılında atılmış. O dönem aklından geçenleri şöyle özetliyor Keskiner:
“Mevcut dönemin müziklerinden ziyade daha önceki dönemlerin müziklerini, daha deneysel kayıtları basabilecek bir plak şirketi kurmak istiyordum.”

Arşivcilik, Sarp Keskiner’in müzik tutkusunun en coşkulu katmanlarından biri. Ortaokul yıllarından bu yana plak koleksiyonculuğu yapan Keskiner, kaset, dergi ve fanzinleri de toparlayarak zaman içinde epey geniş bir arşive ulaşmış. 2000’li yılların başlarında da Kayıt kültürü ve ses tasarımı alt başlığı ile yayınlanan REC dergisinde çalışan Sarp Keskiner, dergiye gönderilen bir dolu ev kaydıyla arşivini genişletmiş. Bundan önce de Açık Radyo’da yapılan kayıtlar ve Radyo’ya bırakılan kayıtlar, yine Keskiner’in yerli müzik sahnesinin gizli köşelerinden müzikleri kendi arşivinde biriktirebilmesini sağlamış. MySpace’in internetteki en önemli müzik platformu olduğu kısa süre içerisinde de kendi ses koleksiyonunu epey genişletmiş Keskiner. O dönemi hatırlarken, kayıtlarını ücretsiz olarak edindiği ve hâlâ dönüp dönüp dinlediği birçok grubun bugüne kadar gelemediğini üzülerek dile getiriyor. Arşivciliğin kanına nasıl girdiğiniyse şu sözlerle kısaca özetliyor Sarp Keskiner:
“İnternette hiçbir şeyin kolay kolay bulunamadığı bir dönemden geliyoruz. Her şeyi kaydedelim, aman kaybolmasın, yarın öbür gün yine dinleyebilelim diye düşünürdük. O yüzden arşivcilik benim için çok önemli.”

sarp-keskiner_03

Kronovox Archives’ın en önemli çıkış noktalarından biri dinlenilen müzikler hakkında künye bilgilerinin günümüzde çok fazla önemsenmemesi, internet ortamında bu bilgilerin yavaş yavaş yok olması ve müziğin sadece bir ses dosyası haline gelmiş olması. “Benim sana mail yoluyla gönderdiğim bir şarkı, binlerce MP3 arasında yerini alıyor ve ‘Track 01’e dönüşüyor, kayıtlar el değiştirdikçe izleri kayboluyor” diyor Keskiner. Anlattıklarından yola çıkarak Kronovox Archives’ın künye bilgilerini belgeleştirmeyi kendisine birincil görev edindiğini söylemek mümkün. Dinlenilen müzik ne zaman, nerede, nasıl, kimlerle, hangi ekipmanlarla kaydedildi? Kronovox Archives’ın ilgi alanı ve dinleyiciye yeniden kazandırmaya çalıştığı kültür bu. Müziğin hızlı anonimleşmesine karşı bir çaba demek mümkün.

Eski bir koleksiyoncu olarak, müziği dinlemenin yanısıra kapağını elde tutmayı, müzisyenlerin içine yazmayı tercih ettiği şeyleri okumayı, müzisyenleri bu kapaklar ve künyelerle tanımayı, müziğini daha derinlemesine algılamayı kendisine alışkanlık haline getirmiş birisi Sarp Keskiner. Ve bunun kendisi için ne kadar büyülü bir şey olduğunu da anlatırken yaşadığı heyecandan anlamak epey kolay. Bir de müzisyenin seyrini takip edebilmedurumu var. Onu da Keskiner’in kendi sözleriyle anlatalım:
“Çok fazla grup kuruluyor, insanlar bir sürü farklı projeler yürütüyor. Bir kısmı bir seferlik, bir kısmı zamana yayılıyor. Eskiden olduğu gibi bir grup 15-20 sene devamlılık gösteremiyor. Çok nadir bir durum o. Öyle olduğu zaman mesela bir müzisyenin önceden bir gruptayken sonra nerelerde kimlerle nasıl çaldığını takip etmek ilginç oluyor. Müzisyenin kendi seyrini merak edenler için harika bir şey. Eskiden böyle bağlantılar kurmak heyecan verirdi. İnsanların üretirkenki zihin yapılarını takip edebiliyorsun. Bu iyi müzik dinleyici için çok önemli bir şey.”

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:37’ye ulaşabilirsiniz.