British Crime mevsimi başladı: Karanlık, sisli ve çok sürükleyici 10 yeni dizi

Yazı: J. Hakan Dedeoğlu

Günler kısalıyor, hava erken kararıyor, yapraklar dökülüyor ve elbette içimizdeki British Crime sevgisi kabarıyor. Yılın suç dizisine gömülme mevsimi geldi ve işin üstadı İngilizlerin elinde şu sıralar neler var diye bakalım dedik.  


THE GUEST

Netflix’in küçük çaplı hit dizilerinden biri olan Fool Me Once’ın yapımcılarından, “Mansion Tension” diye adlandırabileceğimiz gerilim dolu bir dizi. Bir malikaneye temizlikçi olarak giden Ria, karizmatik ve zengin ev sahibesiyle giderek derinleşen bir dostluk kurar. Dostluk zamanla sırlara, sırlar da zamanla gerilimlere ve akıl almaz olaylara evrilecektir.  

LYNLEY

2002 – 2008 arasında BBC’de yayımlanan dedektif dizisinin yeniden yapımında Vikings ve Sanderton gibi dizilerden tanıdığımız Leo Suter başrollerde. Dizinin ekseni aristokrat bir geçmişe sahip dedektif Lynley ve işçi sınıfı geçmişiyle konulara başka bir açıdan bakan yardımcısı Havers üzerine kurulu. Klasik, tatmin edici bir dedektif dizisi klasiği. Ancak genel kanı orijinal yapımın daha iyi olduğu yönünde. 

BLUE LIGHTS (3. sezon)

Ada’dan suç dizisi severlerin sıkı sıkıya sarılması gereken, son yılların en iyi ama gözden kaçmış olması muhtemel yapımlarından biri Blue Lights, üçüncü sezonuyla döndü. Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta polisliğe yeni adım atmış çaylak memurların hem sokaklardaki suçla hem de kişisel hayatlarındaki zorluklarla başa çıkışını konu alan bu diziyi ısrarla öneririz.   

THE HACK

Suç dizilerinden çıkamayan David Tennant’ın başrollerde olduğu bir suç dizisi daha. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan The Hack, Rupert Murdoch’a ait bir gazetede telefon dinleme skandalını gün yüzüne çıkaran Nick Davies isimli gazeteciyi ve 1987 yılında öldürülen Daniel Morgan isimli bir özel dedektifin cinayet soruşturmasını konu alıyor. Konular birbirinden bağımsız gözükse de zamanla hikâyeler birbirine dolanıyor. Bu arada dizinin kadrosu İngiliz dizilerinin sevilen yüzleriyle dolu: Rose Leslie, Toby Jones, Robert Carlyle, Kevin Doyle gibi, belki adları bir sima çağrıştırmasa da gördüğünüzde sizi mutlu edeceğine emin olduğumuz oyuncular. Bir de tabii senaryonun Adolescence yaratıcısı Jack Thorne’un ellerinden çıktığını da belirtelim.

MURDER BEFORE EVENSONG

En sevdiğimiz kombinasyon, İngiltere kırsalında bir suç dizisi hem de bir bestseller’dan uyarlama. Richard Coles’ın aynı isimli romanından uyarlanan dizi 1988 yılında geçiyor. Kilisesinde işlenen cinayetin ardından papaz Canon Daniel Clement kendini katili bulmaya adıyor ama bu yolculukta cemaatin iç yüzü ve sırlarla yüzleşmesi gerekiyor. 

C.B. STRIKE (6. sezon)

Aslında altıncı sezonuna girmiş, 2017’den bu yana devam eden bir dizi. Son sezonu ise bu yılın başlarında yayımlandı ama bu vesileyle tekrar anmak istedik zira bilmeyen, duymayan varsa muhakkak gündeminize almak isteyebileceğiniz, son yılların en güzel suç yapımlarından biri. Uyumsuz ama karizmatik özel dedektif Cormoran Strike ve etkileyici yardımcısı Robin Ellacot’un her sezon farklı bir maceraya sürüklendiği bu dizinin ana arteri ikili arasındaki toksik çekim. Yedinci sezon da 2026 kışında bizlerle. 

SLOW HORSES (5. sezon)

Apple TV+’ın bol ödüllü, Gary Oldman’lı enfes polisiye serisi beşinci sezonuyla şu sıralar adından söz ettiriyor. Paspal, aksi ve hayata muhalif Jaskson Lamb’ın İngiliz istihbarat servisinin gözden çıkardığı, başarısız memurları resmî olmayan tehlikeli görevlere sürüklediği bu eğlenceli, girift ve heyecan dolu dizi meraklısı olduğunuz tüm tuşlara basmasıyla öne çıkıyor. Henüz izlememişler için bir define!  

REUNION

Tipik suç dizilerinden biraz farklı, draması yüksek bir yapım Reunion. İşlediği bir cinayetten ötürü hapis yatan sağır bir adam, özgürlüğüne kavuştuğunda eski hayatının yerinde yeller estiğini görür. Eski travmalar ve değişen hayatlar arasında sıkışan Daniel Brennan zamanla işlediği cinayetin arkasındaki sırları da açığa çıkarmak zorunda kalacaktır. Dizi büyük beğeni ve biraz da hüsranla karışık yorumlar aldı.  

DEPT. Q

Netflix’in bu yüksek puanlı dedektiflik dizisi mayıs ayında gösterime girdi. Kıdemli dedektif Carl Morck ağır yaralandığı bir silahlı saldırıdan sonra görevine dönmüştür. Antisosyal ve ukala biri olarak pek sevilmese de işinin piri bir dedektif olarak kapanmamış dosyaları çözmek üzere yeni bir departmana atanır. Danimarkalı yazar Jussi Adler-Olsen’in romanından İskoçya’ya uyarlanan dizi yakın zamanda ikinci sezon onayını da aldı. 

THE GIRLFRIEND 

Kesinlikle tipik İngiliz yapımlarından değil. Zira bu Prime yapımı dizinin hem başrol hem yapımcı ve yönetmen koltuğunda Robin Wright bulunuyor. Ama mekânımız Londra ve tabii bol bol tanıdık İngiliz oyuncular da mevcut. Londra’da yaşayan Amerikalı zengin bir çiftin yakışıklı doktor oğulları yeni kız arkadaşını ailesiyle tanıştırır; kıskançlıklar, acabalar, şüpheler ve giderek artan gerginliklerle dolu olaylar zinciri başlar. Robin Wright ve Olivia Cooke’un “el mi yaman bey mi yaman”lı nefes kesen mücadelesini anlatan dizi şu sıralar güzel tatmin eder ama “ben ne izledim az önce!” de dedirtmez.