Bugün vizyona giren ”Lost River”ın şerefine, 5 filmiyle Ryan Gosling!

Oyunculuğun dışında müzikle de ilgilenen Ryan Gosling’in ilk senaristlik ve yönetmenlik denemesi Lost River, bugün vizyona giriyor. Biz de çok yönlü oyuncunun 5 filmini masaya yatırıyoruz. 

Hazırlayan: Zeynep Naz İnansal

8809_2_screenshot The Notebook (2004) Hepimizin Gosling’le tanışma sebebi olan The Notebook, alışıldık bir zengin kız – fakir erkek hikayesinden daha fazlası. Gençliklerinde bir yaz aşkı olarak başlasalar da, araya giren yıllara, savaşa ve diğer insanlara rağmen birbirlerini bir türlü atlatamayan ikilinin genç ve yaşlı hallerine tanık oluyoruz. Başta izlememek için direnip izlemeye başladıktan sonra kendimizi ağlarken bulabileceğimiz film, Gosling’in oyunculuk potansiyelinin de habercisi. lars03 Lars and the Real Girl (2007) Senaryosu Six Feet Under’ın senaristlerinden Nancy Oliver’ın elinden çıkma Lars and the Real Girl, babasının ölümünden sonra dış dünyaya kendini tamamen kapamış Lars’ın hikayesini anlatıyor. Abisinin garajında yaşayan utangaç Lars, internetten bir bebek sipariş edip onu çevresindeki herkese sevgilisi Bianca olarak tanıştırıyor. İlk başta herkes afallasa da bir süre sonra Lars’ı üzmemek adına herkes bu oyunun bir parçası haline geliyor. Bu oldukça garip karakteri, hem inandırıcı hem de sempatik kılan Gosling, kariyerinin en ilginç performanslarından birini sergiliyor. 71gQm56Qc8L._SL1500_ Blue Valentine (2010) Bir çiftin tanışıp aşık olma ve ayrılma zamanlarını flashbacklerle iç içe geçiren film, ilişki, evlilik ve hamile kalmak konularını çok sert bi şekilde masaya yatırıyor. Filmin bu alışılmadık kurgusu sayesinde çiftin ilk öpücüklerinin ardından son kavgalarını, ilk sevişmelerinin ardından korkunç son sevişmelerini görüp birebir karşılaştırma yapmış oluyoruz. Gosling, aşık olduğu kadınla evlenen ve o ilerlerken yerinde sayıp ne yapacağını bilemeyen Dean’i canlandırıyor. Aynı zamanda filmde Gosling’in sesinden bir şarkı dinlediğimizi de hatırlatalım. maxresdefault (1) Drive (2011) Nicolas Winding Refn’in elinden çıkma bu pop-noir’da Gosling, donuk ve sakin bir dublörü canlandırıyor. İsimsiz karakterimiz aslen hayatını, soygunlarda sürücülük yaparak kazanıyor. Soygun bittiği andan itibaren yalnızca 5 dakikalığına arabayı kullanan ve sonra ne olursa olsun park edip inen karakterimiz, komşusuna yardım etmeye karar verince tüm hayatı alt üst oluyor. Gosling’in ikonik bir karakter yaratmayı başardığı filmin diğer güçlü yönleri de müthiş soundtrack’i ve sanat yönetimi. lost-river Lost River (2014) Bu sefer Gosling’i yönetmen koltuğunda gördüğümüz Lost River için gotik bir masal tanımını kullanmak doğru olacaktır. Terrence Malick’ten David Lynch’e, Gosling’in tüm ilham kaynaklarına göndermelerle dolu filmin kafasının karışık olduğu bir gerçek olsa da, müthiş görsellere bezeli filme bir şans vermeye değer. Aynı zamanda Gosling’in bu karanlık masal denemesi oldukça ilham verici. Cannes gösteriminin ardından oldukça kötü eleştiriler alan Gosling’in, filmi tekrar kurgulayıp vizyona sokmayı tercih ettiğini de ekleyelim.