Ey Kaledonya: Bazı çocuklar karanlıkta büyür

Yazı: Korcan Derinsu

Ey Kaledonya, Elspeth Barker’ın tek romanı olmasına rağmen gotik edebiyat dünyasında yankı uyandıran bir başyapıt olarak anılıyor. Okuyucusunu 20. yüzyılın ortalarında İskoçya’ya götüren roman, Aslı Anar çevirisi ve Everest Yayınları etiketiyle Türkçede.


Ne hakkında? Hikâye ne?

İskoçya kırsalındaki ıssız bir şatoda, 16 yaşındaki Janet merdiven başında ölü bulunuyor. Buradan geriye sararak, savaş sonrası yıllarda “tuhaf” denilen, hayvanları ve kitaplarıyla yaşayan, kalabalık içinde yalnız bir kız olan Janet’in neler yaşadığı anlatılıyor.

Zaman dilimi ve mekân

1950’ler başı, İskoçya. 

Ailenin yaşadığı eski kale (ve onu çevreleyen orman) metin için çok önemli çünkü kalenin yüksek taş duvarları ve bitmeyen rüzgâr sesi Janet’i daha iyi anlamamızı sağlarken atmosfere de katkıda bulunuyorlar. 

Okumadan önce bilmemiz gerekenler

Ey Kaledonya, uzun yıllar gazetecilik yapan Elspeth Barker’ın 1991 yılında yayımladığı ilk ve tek romanı. 

Yayımlandığı zaman ilgi görse de 2021’de, 30. yıl dönümü için yapılan tekrar baskıyla daha çok okura ulaşan roman şimdilerde bir İskoç edebiyatı klasiği olarak görülüyor. 

Barker tıpkı kahramanı Janet gibi Aberdeenshire bölgesinde bir kalede büyümüş.

Kitaba dair en çok neyi sevdim?

Cinayetle başlayıp polisiyeye dönmemesini ve gotik havasını çok sevdim. Baştan sona devam eden bir merak duygusu var ama odak “Kim yaptı?”dan ziyade “Bizi buraya ne getirdi?” sorusunda. Üstelik temelde bir büyüme hikâyesi olmasına rağmen bunu karanlık, gotik bir atmosferde anlatması, kara mizahla melankoliyi eşit derecede hissettirmesiyle de çok başarılı. 

En az neyi sevdim?

Sevmediğim bir şey olmadı. Keşke daha uzun olsaydı dedim ama bu da okuduğunu seven okur şımarıklığı. Yoksa uzunluğu da tam kıvamında.

Yazıma dair neler söyleyebilirsin?

Atmosfer çok ön planda olduğu için tasviri bol bir metin. Üstüne yer yer şiirsel de ancak bunlar herhangi bir hantallığa yol açmıyor. Kendine has ritmi çok iyi kurulduğu için akıp gidiyor. Yer yer film izliyormuşum hissine kapıldım. Bu da metnin canlılığına güzel bir örnek. 

Kısa sürede sürüklenerek mi okudun? Yoksa biraz sürünerek mi?

Birkaç günde bitirdim. Okurken tadını çıkarmak istediğiniz romanlar olur ya, Ey Kaledonya da onlardan biri. Atmosfer çekici olduğu kadar biraz sükunet de istiyor. O yüzden iki arada bir derede okumaktansa sakin sakin okumayı tercih ettim. Fena da yapmadım sanki. 

Çok etkilendiğin / dönüp tekrar okuduğun bölüm(ler) oldu mu?

Özellikle olmadı ama yatılı okulda Janet’in zorbalandığı bölümleri, şatoda tek başına yalnız kaldığı anlarda hüzünle mizahın birbirine eklendiği yerleri ve de Janet’in II. Dünya Savaşı’ında uzuvlarını kaybeden askerleri gördüğü bölümü zevkle okudum. 

Kitap, modunu nasıl etkiledi?

Modumu nasıl etkiledi bilmiyorum ama ilham verici olduğu kesin. Bir hikâyeyi anlatmanın sonsuz yolu olmasına kaç yaşına gelirsem geleyim şaşırmaya devam edeceğim sanırım. 

Kitabın ismi hakkında ne düşünüyorsun?

Kaledonya, İskoçya’nın Romalılar tarafından kullanılan eski ismi. Roman da Sir Walter Scott’ın 1805 tarihli şiiriyle başlıyor: “Ey Kaledonya, amansız ve vahşi; Şairane çocuğa göre bir sütanne.” Buradan ilhamını alan metin, kahramanın içinde bulunduğu coğrafyanın hem bir ağıta hem de âdeta bir savaş narasına dönüşmesini ve karakterin ruh hâlini nasıl da şekillendirdiğini anlatıyor. Bence harika bir seçim!

Bu kitabı seven şunları da sever

Bu romanı okurken aklıma en çok Jean Rhys ve Tezer Özlü geldi. Jean Rhys’ın Geniş, Geniş Bir Deniz romanı, Jane Eyre’dan ilhamını alan ve âdeta Janet ölmeseydi ne olurdu sorusuna verilen bir cevap gibi.Tezer Özlü’nün Çocukluğun Soğuk Geceleri de Janet’in hissettiklerine yakın şeyler hisseden karakteriyle ülkeleri aşarak, “aykırı” bir çocuk olmanın nasıl bir şey olduğunu gözler önüne seriyor.

Bir de İskoçya demişken Mogwai’yi anmamak olmaz. Özellikle Happy Songs for Happy People albümü romanın ruhuna çok uygun.

Yazara bir soru soracak olsan bu soru ne olurdu?

Güzel bir roman yazıp ikincisine teşebbüs etmemek çok “cool” değil mi? Bana öyle geliyor da!