Fişekhane Ekolojik Pazar ve sürdürülebilirlikte organik beslenmenin gerekliliği

Bir gıda ürünü tedarik edilene dek hemen her aşamada, atmosfere sera gazlarının salınmasına ve iklim değişikliğinin daha hızlı gerçekleşmesine sebep oluyor. Öyle ki küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 26’sından bu sürecin sorumlu olduğu söylenmekte. Tarımla ve hayvancılıkla başlayan, ürünlerin işlenip depolanmasıyla devam eden ve tüketiciye ulaşım aşamasıyla nihayete eren yolculuk, yüksek oranlarda karbon ayak izi oluşturuyor.

Advertisement

Ortadaki tablo böylesine ciddiyken, bireysel eylem ihtiyacı hiç olmadığı kadar acil elbette. Peki gezegenimizin geleceği için nasıl sorumluluk alabilir, çevreye olan zararımızı minimum düzeye indirebiliriz? Hem bireysel hem ekolojik anlamda fark yaratabilmek isteyenler için, beslenme pratiklerini değiştirmek en işlevsel adımlardan biri. Doğanın dengesine ve besin zincirine saygı besleyen bir anlayıştan hareketle, organik ürünleri olabildiğince tüketmek, sağlıklı bir yaşam için de gerekli öte yandan.

Fişekhane; güvenilir, doğal ve organik gıdaya ulaşmak bu kadar önemliyken kolları sıvadı ve Türkiye’nin farklı noktalarından en doğal ürünlerin bir araya geldiği Fişekhane Ekolojik Pazar hayata geçirdi. Pazar, adından da anlaşılacağı gibi -Anadolu’nun pek çok noktasındaki bilinçli butik üreticileri bizlerle buluşturan- Datça Murat Çiftliği’nin işbirliği ile hayata geçiriliyor.

Burada mevsimine özel üretilen doğal ve taptaze gıda seçeneklerinden çiçekçilere, ekolojik yaşamı destekleyen atölyelerden alanında uzman isimlerle gerçekleştirilecek söyleşilere ve çeşitli müzik dinletilerine dek pek çok etkinlik yer alıyor. Üstelik sadece gıda değil, sağlıklı yaşamı destekleyen farklı kategorilerde ürünler de bulunmakta. Her cumartesi ve pazar günü ziyaret edebilir, etkinliklerin tamamından haberdar olmak için Fişekhane’nin Instagram hesabını takip edebilirsiniz.

Fişekhane’nin ekolojik pazarından ilhamla: Sürdürülebilirlik için beş tavsiye

Karbon ayak izini hesaplama girişimi olarak bildiğimiz Giki Zero’nun ekolojik anlamda fark yaratmak, sürdürülebilirliğe katkıda bulunmak ve gezegeni korumada üstüne düşeni yapmak isteyenler için beş tavsiyesini; Fişekhane’nin ekolojik pazarından ilhamla aktarıyoruz:

* “Kendi etkinizi anlayın. Çevresel konularda ne kadar bilgili olursanız olun, iş kendi yaşam tarzınızı incelemeye geldiğinde genellikle sürprizlerle karşılaşırsınız. Doğrudan etkiye sahip olduğunuz kilit alanlar eviniz, nasıl yediğiniz, nasıl seyahat ettiğiniz ile satın aldığınız mal ve hizmetlerdir; bunların her biri için önce etkinizi anlamanız ve ardından ne gibi değişiklikler yapabileceğinizi belirlemeniz gerekir.”

* “Küçük başlayın. Büyük küresel meselelerle ilgili sorun, bunaltıcı ve erişilmez hissettirmeleridir. Bazı değişiklikler kolay, diğerleri ise daha zordur: Örneğin artık uçak yolculuğu yapmamaya karar vermek, bazıları için çok zorlu bir yaşam tarzı değişikliğidir; bir başkası için en zoru yeni bir diyet benimsemek olabilir. Yani bu bir öncelik meselesi. Farklı bir markadan alışveriş yapmak gibi küçük adımlarla başlayın ve ardından elektrikli araca geçmek gibi daha büyük adımlara geçin.”

* “Eğitin ve etkileşim kurun. Daha çevreci bir operasyon yürütmek isteyen bir işletme sahibiyseniz, eylemlerinin neden bu kadar önemli olduğunu anlamalarında personele yardımcı olmak çok önemli. Etkilerini ne kadar çok insan öğrenirse, eylemlerle de o kadar meşgul olurlar.”

* “Katılın. Ekolojik anlamda fark yaratmaya yönelik ‘yeşil sektörde’ çalışmakla ilgileniyorsanız harekete geçin. Politika, bilim, iletişim, pazarlama, ekonomi veya finans; neyle ilgileniyor olursanız olun, çok sayıda fırsatı olan devasa ve büyüyen bir endüstri.”

* “Daha büyük bir resmin parçası olduğunuzu bilin. Şüphe yok ki bir şeyleri yapma şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor. (…) Küresel ısınmayı bir buçuk santigrat derece ile sınırlama hedefinde bireysel eylemler önemlidir fakat politika değişikliği ve işletmelerin sürdürülebilir şekillerde faaliyet gösterme ihtiyacı da öyle. Bu üç alanın tek başına var olması zordur, en iyisi birlikte olmalarıdır.”