Is This Thing On?: Orta yaş for dummies
Yazı: utkan çınar
Bradley Cooper’ın yönetmenliğini yaptığı üçüncü uzun metraj Is This Thing On? vizyonda. Cooper, senaryoyu Will Arnett ve Mark Chappell ile birlikte kaleme almış. Film, İngiliz komedyen John Bishop’ın yaşamından esinlenmiş bir hikâyeyi orta yaş, kimlik arayışı ve ilişkiler temasında New York’a taşıyor
Başrollerde Will Arnett ve Laura Dern var; Arnett, evliliği çözülürken orta yaş krizini yaşayıp stand-up sahnelerinde yeniden var olma arayışına giren Alex’i canlandırıyor. Dern ise Tess rolünde, ailesi ve geçmişi için yaptığı fedakârlıklarla yüzleşen bir karaktere hayat veriyor. Andra Day, Ciarán Hinds, Sean Hayes, Christine Ebersole ve Cooper’ın kendisi de oyuncu kadrosunda yer alıyor.
Bu yazı, henüz Is This Thing On? filmini izlememiş olanlar için bazı sürprizleri bozabilir.

Zaman dilimi ve mekân
Günümüz, New York.
Konu nedir?
Liverpoollu stand up’çı John Bishop’ın komedi kariyerine başlamasının öyküsünden ilhamını alan film; 20 yıllık evliliği bitmek üzere olan, iki çocuklu Alex Novak’ın tesadüfen stand up yapmaya başlaması, onun ve eşinin hayatlarıyla hesaplaşmasını konu alıyor.
İzlemeden önce bilmemiz gerekenler
Bishop’ın bir mekâna giriş parası vermemek için adını stand up’çı listesine yazdırmasının ardından hayatının nasıl değiştiğini Will Arnett’e anlatmasıyla film fikri ortaya çıkıyor. Yönetmen Bradley Cooper, 2018’deki ilk denemesi A Star is Born’un gişe başarısının ardından iki sene önce Leonard Bernstein’in hayatını konu alan Maestro ile büyük zar atmış ama karşılığını çok da alamamıştı. Bu sefer daha kendi hâlinde, evlilik dinamikleri üzerine indie-vari bir film ile karşımıza çıkıyor.
En çok neyi sevdin?
Will Arnett ilk ciddi başrolünde, filmdeki birçok tutarsızlığa rağmen hakikaten oldukça iyi bir iş çıkarıyor. Filme hazırlanırken ilk defa stand up yapmayı deneyen oyuncu bu konuda da yetenekli. Cooper, yer yer yüzlere fazla odaklansa da el kamerasını iyi kullanmış. İster istemez Louie’den feyz aldığını düşündüren yaklaşımıyla makul bir ton tutturmuş.
En az neyi sevdin?
Film gayet oturaklı omurgası ve iyi cast’ına rağmen zaman ve olay çizelgesinin ağırlık dağılımı dengesiz, karakterlerin tepkilerini yerinde tutturamayan bir yerde. Will Arnett elinden geleni yapsa da 25 yıllık ilişkisi biten bir adamın hızlıca kendine bu kadar kolay bir kariyer edinmesi ve sosyalleşip, kendini toparlaması inandırıcı değil. Hem o hem de Laura Dern’ün canlandırdığı eşinin sanki boşanma konusunda hiç konuşmadığı, sanki sadece sevdikleri işlere, tutkularına odaklansalar her şeyin çözüleceği gibi basit bir noktayı görmemeleri gibi saçma bir yere bağlanıyor iş. “Seninle mutsuz olmak istiyorum” gibi beylik diyaloglardan daha sofistikesini bekliyorsunuz. Arnett’in stand up setleri oldukça zayıf, çok iyi komedi yazarlarıyla dolu ortamda daha iyi espriler de bulunabilirdi. Böylece sahnedeki eğlence ile filmin kalanının depresifliğindeki tezat daha güçlü vurgulanabilirdi. Cooper kendi oynadığı karakteri de başkasına verebilirmiş. Maalesef kamera önünde olduğu zamanlardaki saldırgan performansı, karşısındaki rol arkadaşlarının da filmdeki en zayıf anlarını geçirmesine neden oluyor. Film daha bağımsız bir dil tutturabilir, daha sessiz olabilirmiş gibi. O bastırılamayan Hollywood coşkusu ve zorlama mutlu son ciddiye alınmasını zorlaştırıyor maalesef. Ritim de problemli, başta geri planda kalan Laura Dern yavaş yavaş ön plana çıkıyor ama siz o gelene kadar Arnett’in karakterinin hikâyesine odaklanmış bir film olarak ilerlemesine yatırımınızı yapmış oluyorsunuz. Çocuklar da başta ön plandayken sonra tamamen ortadan yok oluyor. Yine Alex’in stand up gibi oldukça zor bir meşgaleye hemen adapte olması da sorun. Is This Thing On?, vakit ayırması gereken yerleri hızlı geçerken bazı noktaları gereksiz uzatıyor. Alex’in anne babası, ki baba rolünde usta isim Ciarán Hinds’ı görmek her zaman güzel, son derece klişe tiplemeler. Gerekli hissettirmiyorlar. Arkadaşlıkları da inandırıcı değil. Hatta burada son zamanların modasına uyarak eğitimli olmayan oyuncular kullanılabilse, daha gerçekçi bir atmosfer yaratılabilirmiş diye de düşündüm. Yine de şarkıcılığıyla bilinen ve oyunculuğa yeni yeni adım atan Andra Day’in fena iş çıkarmadığını söylemeliyim.
En çok hangi sahneye yükseldin?
Vefalı bir Liverpool taraftarı olarak, Arnett’in tuvaletteki duygusal anında, “Allez Allez Allez” isimli tezahüratımızı söylemesi tabii ki.

Modunu nasıl etkiledi?
Filmi izlerken, keşke İngiltere çekilmiş bağımsız bir yapım olsa diye düşündüm. Biraz Baby Reindeer’in sahip olduğu gerilimi de hatırlatan bir şekilde belki. Çok daha etkileyici olacağına inanıyorum. Hollywood’un o bütün dertleri çözen feel-good damarı hikâyenin ciddiyetini azaltıyor. Bradley Cooper’ı da bundan sonra dikkatli yaklaşmam gereken bir sinemacı olarak not alıyorum.
Kimler sever?
Her şeye rağmen belli bir yaş üstü kitle için keyif alabilecekleri, yakın bulabilecekleri şeyler var filmde. 45 yıldır Manhattan’da var olan ve birçok efsane komedyenin ilk çıkışını yaptığı Comedy Cellar’daki çekimler ve atmosfer ilgi çekici, orada daha çok vakit geçirmek istiyorsunuz. Stand up’a ilgisi olanlar için işin perde arkasına küçük bir bakış atma şansı veriyor.
Bunu seven şunları da sever
Konu Will Arnett olunca, hâlâ izlemeyen varsa, Bojack Horseman’ı direk yazalım. Film boyunca onu düşünmeden edemiyorsunuz. Arnett’in kariyerinin en belirleyici parçası olmaya devam edecek. The Marvelous Ms. Maisel da benzer damardan keyifli bir örnek.

Soru işaretleri / varsa açtığı tartışmalar …
Evlilik, orta yaş ve ayrılıklar üzerine filmler, diziler yapılması iyi bir şey. Tarihin boşanma oranlarının ve yalnız yaşayanların sayılarının en yüksek olduğu dönemlerdeyiz. Yaygın olarak ilişkilerde bir kriz yaşandığı açık. Bu konu üzerine yapımların beraber yaşama psikolojisi üzerine daha derinlikli olmasını da talep edebiliriz.
Yazara / yönetmene bir soru soracak olsan ne olurdu?
Bazı sahnelerde Will Arnett ve Laura Dern’ün neden birbirlerine bu kadar yakın durduklarını sorardım? Hâlâ birbirilerini sevdiklerini anlatmaya çalışıyorsa bile pek garipti.